Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkey / Denizli 

Füzeler

Lagari Hasan Çelebi’nin barutla çalışan roketinden, bir teknoloji harikası olan Satürn-5 füzesine...

İnsanoğlunun Ay’a, gezegenlere gidebilmesi için, Dünyanın çekim kuvvetinden kurtulacak kadar güçlü ve hızlı araçların yapılması gerekiyordu.Teorik olarak bu hıza ulaşmanın artık mümkün olduğu da anlaşılmıştı.Uzmanlar çalışmaya koyuldular.Bilgi ve tecrübe birikiminden yararlanarak insanoğlunu Ay’a, yıldızlara götürecek hız aracını yaptılar.

Bu hız aracına ‘‘FÜZE’’ diyoruz.Fakat füzelerin bugünkü güce ulaşmaları da öyle birdenbire ve kolayca olmadı.Lagari Hasan Çelebi’nin 50 okka barutla çalışan füzesinden, Satürn-5 füzesine kadar pek çok safhalardan, denemelerden geçildi.

Füzenin tarihçesi

Füze ile uçtuğu ve sağ olarak yere indiği bilinen ilk insan, daha öncede söylediğimiz gibi Lagari Hasan Çelebi’dir.Ama, en ikel şekliyle barutlu füze  çok eski zamanlarda Çinliler tarafından bilinmekteydi.M.Ö.479 da plataini kuşatmasında kullanılan ve Bizanslılar tarafından geliştirilen Rum Ateşi  de füzenin ilk örneklerindendir.

Fakat füzeyi gerçek manada askeri amaçla ilk kullananlar Çinliler olmuştur.Tarihlerin belirttiğine göre, Çinliler, İmparator Vi-Tey devrinde ve 85 yılında Türklere karşı yaptıkları bir savaşta, barutlu fişeği kullanmışlardır.

Onbirinci yüzyıldan itibaren Uzak Doğu’dan Yakın Doğu’ya ve Avrupa’ya getirilen uçan füzeler uzun süre fazla ilgi görmedi.Ta 19. yüzyılın başlarında bir İngiliz topçu subayı olan William Congreve 200 metre menzilli füzeler imal etti.1903’te Rus  Tsiolkovski, füzelerin uzay uçuşunu sağlayacak araçlar olabileceğini anladı ve yapılmalarını teklif etti.1907’de Fransız Robert Esnault –Pelterie, füzelerin ateşlenmesi ve uçurulmasıyla ilgili bilimsek esasları tespit etmiş ve bunlarla atom enerjisinin kullanılmasını bile mümkün görmüştü.Aynı yıllarda Amerikalı Goddard ve Alman bilgini Oberth de bu konuda incelemeler yapmışlardı.İkinci Dünya Savaşı sırasında füzelerde  barut yerine katı, sıvı veya gaz maddelerden meydana gelen bir karışım kullanılmaya başlandı. 

V-1 ve V-2 Roketleri

Almanlar  1944’de sıvılı füzeyi askeri amaçla kullandılar ve ses duvarını aşan bir hıza kavuşturdukları V-1, V-2 roketleriyle Londra’yı, Paris’i bombaladılar.Bu roketlerin yapılmasında ve fırlatılmasında, meşhur füze ve uzay bilgini Wernher von Braun’un katkıları başta gelir.V-1, V-2 roketlerinde atom bombası yoktu.Onun için Londra’ya yüzlercesi atıldığı halde bunların tahribatı fazla olmadı.Fakat, tahrip gücü yüksek olan bombaları artık kıtadan kıtaya fırlatma imkanını  bu füzelerin geliştirilmesi verecekti.Atmosfer dışına çıkmayı mümkün kılacak güç de yine bunlarla sağlanacaktı.Çünkü, 12,5 ton ağırlıkta olan V-2 füzesi saatte 5630 kilometrelik bir hıza ulaşmıştı ve bir ton ağırlıktaki harp başlığını 322 kilometre uzağa taşıyabiliyordu.

Savaştan sonra Amerikalılar ve Ruslar birçok malzeme ile birlikte Alman roketlerİni de ülkelerine götürdüler, incelediler ve geliştirdiler.Ünlü bilgin Von Braun da Amerika’ya giderek roket ve uzay çalışmalarına orada devam etti.Amerikalıların ilk yapma uydusunu yapacak ve insanoğlunu  Ay’a götürecek Satürn-5 füzesini geliştirecek olan da o idi.

Füze nasıl çalışır

Füzenin çalışması tepki esasına dayanır.Atmosferde de, uzay boşluğunda   da büyük bir hızla çalışan füzede sıvı yakıt, sıvı oksijen veya onun yerine nitrik asit kullanılır.Bunlar yanma odasına   püskürtülür ve ateşlenmek suretiyle tepki sağlanır.

Tepki gücünün ne olduğunu anlamak için şu basit denemeyi yapabiliriz:

Bir balonu şişirip ağzını sıkarak veya bir iple bağlayarak kapatalım.Şişen balonun içindeki hava basıncı iç kısmın her noktasında eşit ölçüde olduğu için, balon dengede ve hareketsiz durur.Ama, balonun ağzını birden açıp elimizden   bırakırsak, ağzının aksi yöne doğru hareket ettiğini görürüz.Çünkü balonun içinde hava basıncının eşitliği bozulmuş, sıkışık hava açılan ağızdan püskürürken, ağzın aksi yönünde basınç artmış ve balon o tarafa itilmiştir.Balon içindeki sıkışık hava bitinceye, yani basınç düşünceye kadar, balon hareket eder, sonra düşer.

Füzenin yapısı

Önce, tepki esasına dayanan jet motoru ile aynı esasa dayanan füze arasındaki çok önemli bir farkı belirtmemiz gerek: Jet motorunda, yakıtı yakan havadaki oksijendir.Onun için bu motorlar havasız yerde, mesela atmosfer dışında çalışamaz.Oysa füzelerde yakıtın yanmasını sağlayan oksijen füzenin içine depo edilmiştir.Onun için füzeler uzayda da çalışır.Füzeyi  sıradan askeri roketlerden ayıran da bu özelliğidir.Katı yakıtlı ve sıvı yakıtlı olarak ikiye ayrılan füzeler arasında menzil bakımından da büyük farkla rvardır.Katı yakıt daha çok yer kaplar.Bu yüzden fazla yakıt yüklenmesi mümkün olmaz ve bunun için menzilleri kısadır.Sıvı yakıtlı füzeler daha geniş bir hareket sahasına sahiptirler.Tercih edilmelerinin, daha çok kullanılmalarının sebebi budur.

Sıvı yakıtlı füzeler  beş ana bölümden oluşur:

1-Yanma odası, 2—Sıvı yakıt ve sıvı yakıtı yanma odasına aktaran enjektör, 3- Sıvı oksijen deposu, 4-Eksoz borusu, 5- Soğutma boşluğu

Füze fırlatılınca sıvı yakıt ve sıvı oksijen yanma odasına püskürtülür.Burada yüksek bir ısı meydana gelir.Bu ısıyı düşürmek için soğutma düzeni hemen harekete geçer ve odanın duvarı durumunda olan madeni kısımların erimesi önlenir.Tek kademeli bir füzenin yakıtı çabuk tükenir, bu yüzden de menzili kısa olur.Onun için artık çok kademeli füzeler kullanılıyor.Bu kademelerin her birinde ayrı yakıt depoları ve yanma odaları vardır.Yakıtı biten bölüm gövdeden ayrılıp düşer, öteki katlar tutuşur ve füze yükselmeye, ilk hızın üzerine yeni bir hız eklendiği için hızını arttırmaya devam eder.

Uzay yarışı başlıyor

İkinci Dünya Savaşından sonra Amerikalılar ve Ruslar, Alman roket tesislerini de, Alman roket bilginleirini de ülkelerine götürdüler.Kendi uzmanları ve füze konusunda bilgi ve tecrübe birikimleri ile füzelerin geliştirilmesine çalıştılar.

İlk hedef, daha büyük hız, daha büyük menzil idi.Büyük hız ve uzun menzil, askeri amaçlar için de,  uzay yolculuğunu başlatabilmek için de gerekli idi.

1947’de Amerikan Hava Kuvvetleri, Roket Geliştirme Merkezinde, insanlı uçuşa öncülük edecek ilk denemeyi yaptı: İçinde bitkiler bulunan bir yüksek irtifa balonunu uçurdu.Bir yıl sonra, sesten hızlı uçan Roket-Uçak Bell-XS başarıyla denendi.Bu uçak geliştirilerek X-15  roket uçağı yapıldı.1948’de, geliştirilmiş bir V-2 füzesi ile, 4,5 kg. ağırlığında bir maymun yüksek atmosfere fırlatıldı.Aynı yıl, başka bir V-2 roketi, 375 km’lik bir menzile ulaştı.1949’un sonlarına doğru Amerikalılar ilk büyük füze olan Viking’i fırlattılar.Bundan sonra Aerobee füzesi ile bir maymun ve 11 fare gönderdiler.Bu füze 7000 metre yükseğe çıktı.

Amerikalılar 1956’da Atlas füzelerini geliştirmeye başladılar.Bunların itme gücü öncekilere göre daha fazla idi.

Fakat bunların hiçbiri yörünge uçuşu yapabilen bir yapma uydu niteliğinde değildi.

Alıntı: Tercüman Gençlik Yayınları -Uzay Ansiklopedisi-  / Sayfa: 163-164-165

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 - Turkiye / Denizli 

Ana Sayfa /Index /Roket bilimi / E-Mail /Astronomy/  

Time Travel Technology /UFO Galerisi  /UFO Technology/

Kuantum Teleportation /Kuantum Fizigi /Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy)  /