Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkey/Denizli 

                      

BOŞLUK, UZAY UÇUŞLARI TALEPLERİNE OLUMSUZ ETKİ ETMİŞ OLABİLİR Mİ?

TEORİ VE DENEYLERİN GÖRÜNÜMÜ?

 

H.E. Puthoff, Ph.D.

(bu raporun orijinali NASA Breakthrough Propulsion Physics Workshop'ta sunulmuştur.

NASA Lewis Research Center, Cleveland, OH, 12-14, Ağustos, 1997)

ÖZET

Boş uzayın (boşluk) sıfır-nokta enerjisi (ZPE) olarak bilinen çok geniş bir artan enerjiye sahip olduğunu kuantum teorisi açıklamış ve deneyler kanıtlamıştır. Başlangıçta küçük üzüntülerin atomik emisyon süreçlerine yaptığı gibi böyle belirli bir kesime hitap eden meseleler için önemli olması gerektiği düşünülmüştür. Şimdi teknolojistlerin ilgilendiği büyük-terazi fenomeninde bir rol oynadığı biliniyor. Böyle kendiliğinden olan emisyonların çekingenliği gibi. Kısa-sıra üretimi cazip etkileri (the Casimir force) ve sonoluminescence fenomeni için hikayenin olabilirliği. ZPE konuları temel ilkelerden (ataletin geldiği yer, kontrol edilmiş olabilir mi?) kaynaklanan uzay uçuşu uygulamalarının menzili için, laboratuar çalışmaları yoluyla kullanılabilir enerjiyi boşluk inip çıkmalarından (ZPE uygulamalı kullanım için “benim” olabilir mi?) çekmek için bilimsel olarak yerleşmiş tahminler “olumsuz etki yapan boşluk” ile ilgilidir. (“warp-drive” uzay itici güçleri bilimsel bir olabilirlik mi?) Araştırmalardaki son gelişmeler tüm bu alanlardaki potansiyel uygulamaların ZPE’nin gösterdiği olabilirliğin altında yatan fiziktir.

ÖNSÖZ

“Olumsuz etkisi olan boşluk” konusu ilk olarak Nobel Laureate T.D. Lee tarafından 1988 yılında Particle Physics and Introduction to Field Theory adlı kitabında ortaya atıldı. Kitapta ifade edildiği gibi: “Deneysel metod, boşlukun, boşluk mühendisliği diye kabul edilmesinin özelliklerini değiştirmek içindir... Eğer gerçekten boşluku değiştirme gücümüz varsa, o halde bazı tamamen beklenmedik olan yeni fenomenleri karşılaştırabiliriz.” Son araştırmalar aslında bu durumun olduğunu göstermeye devam ediyor.

Uzayın itici gücünü göz önünde bulundurursak, olumsuz etki eden boşluk bunu az ve öz bir biçimde yapmış olabilir ile ilgili soru: “Boş uzay kendi kendine çözümü sağlayabilir mi?” Şaşırtıcı şekilde, yeterli potansiyel yardımın “boş uzay” dediğimiz boşlukun dışını tamamen ortaya çıkarabileceğinin işaretleri var. Kuantum teorisi bize boş uzayın gerçekte boş olmadığını söylüyor, fakat daha doğrusu geleceğin uzay seyahati için etkileyici anlamlara sahip olabilen sayısız enerjik kuantum oluşumları merkezidir.bu anlamları anlamak için ve boş uzayın ne oluşturduğu bilimsel görüşünün tarihsel gelişmesi yeniden incelemek için bize hizmet edecek.

Yunan filozofların zamanında, Democritus boş uzayın gerçekten de boş olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Yoksa atomların hareketi için yer olmazdı. Aristotle, diğer taraftan, eşit olarak güçlüce boş uzayın gerçek bir plenum (madde ile dolu bir arka plan)olduğunun göründüğünü savundu. Isınmadığı ve ışığın bazı araçlarla yerini değiştirmesi, seyahat etmesi için mi?

Tartışma geri gitti ve 4. Yüzyıldan, Maxwell’in parlak eter (luminiferous ether) teorisinin düzenlenmesine kadar, elektromanyetik dalgalarla taşınmış bir plenum, ışık da dahil olmak üzere, su üzerindeki dalgalar gibi. Girişimler bu eterin özelliklerini veya yeryüzünün süratini bu eter yoluyla ölçmek içindi. Bununla birlikte başarısızlıkla sonuçlandılar. İzafiyetin doğuşu ile bahsetmek istenmedi böyle bir substrate altında yatan. Einstein 1905’te sonuç verici olarak uzayın gerçek bir boşluk oluşturduğu konusunda eterden bahsetmedi. 10 yıl sonra , her nasılsa Einstein’ın genel izafiyet teorisinin kendi gelişimi eğrilmiş uzay konusuyla ve biçimi bozulmuş geometri O’nu geri gitmeye ve uzay zamanı metriğini tanımlamanın altında bağışlanmış görkemli bir plenumu yeğlemeye mecbur etti.

Bu modern kuantum teorisinin varış noktasıydı, yine de kuantum boşluku tesis edildi ve çok aktif bir yer gibi, boş uzay olarak anılmaya başlandı. Ortaya çıkan ve kaybolan zerreler ile, gerçek bir plazma ve sürekli bir şekilde sıfır taban sayı değerleri konusunda yükselip alçalan alanlar. Enerji sıfır puan enerjisi olarak adlandırılan oluşumları birleştirdi, mutlak sıfırda bile böyle hareket kalıntıları gerçeğini yansıtıyor.

BİR POTANSİYEL ENERJİ KAYNAĞI OLARAK BOŞLUK

Kuantum boşluğunun, Feynman ve Hibbs (1965) tarafından nükleer enerji yoğunluğu veya daha önemlisinin intizamı içerisinde olması için enerji yoğunluklarıyla tutucu bir şekilde değerlendirilen kullanılmayan enerjinin çok geniş bir sarnıcı olduğunu şimdi kavrıyoruz. Bu nedenle soru şu, ZPE pratik kullanım için “mayınla döşenmiş” olabilir mi? Eğer öyleyse, nerdeyse her yerde olan enerji teminini, uzay itici gücü için tam bir “Holy Grail” enerji kaynağı oluşturacak.

Ütopya gibi böyle bir olasılık, fizikçi Robert Forward (1984) Hughes Araştırma Laboratuvarlarında göstermiş olduğu prensibin kanıtı (proof-of-principle) kağıtta “Boşlukdan İletkenlerin Yapışması (kohezyon) tarafından Çeken Elektriksel Enerji” gibi görülebilir. Geleceğin yaklaşan olağanüstü başarısına The Casimir Effect denmiştir. Aralarında yakın boşluklar bulunan metal plakaların çekici kuantum gücü, onu Hollanda Philips Laboratuarlarında keşfeden H.G.B. Casimir (1948)’in ismini aldı. Casimir gücü, son zamanlarda S.K. Lamoreaux (1997) tarafından Washington üniversitesinde yüksek doğruluk payıyla ölçüldü. Plakaların iç bölgesinin bölümsel kalkanını, boşlukun elektromanyetik alanının sıfır-noktası iniş çıkışları arka planından elde etti. Los Alamos teorisyenleri Milonni et al tarafından görüldüğü gibi. (1988), Bu koruyuculuk, dengesiz ZPE radyasyon baskısı neticesinde beraber itilmiş plakalarda sonuçlanıyor. Sonuç, boşluk enerjisinin ısı gibi farklı diğer formlara doğal olarak değişimidir. Kanıt olaraksa şu söylenebilir. Böyle bir oluşumun bozulması ve termodinamik kısıtlamalar “Çekip Çıkaran Enerji ve Boşlukdan Gelen Isı” (Extracting Energy and Heat from the Vacuum) adı altında bir meslektaş ve benim tarafımdan (Cole ve Puthoff) bulunmuş olamazdı. Casimir’den yararlanmak için olan girişimler ve boşluk enerjisi değişimleri ile ilgili sonuçlar laboratuarlarımızda ve diğer yerlerde devam ediyor. Gerçek; onun potansiyel uygulaması, uzayın itici gücünün onun FY-1986 Savunma SBIR Programına olan önerilerin talebinde görülebilen Hava Gücü (Air Force) tarafından habersizce gitmemesi içindir. AF86-77 girişinin altında, Hava Gücü Roket İtici Gücü Laboratuarı (AFRPL) Başlığı: Bulduğumuz uzlaşımsal olmayan itici güç konularının ifadesi: “Cesur, yeni uzlaşımsal olmayan itici güç konuları ısrarla rica edildi.... AFRPL’deki özgül alanlarla ilgilenilmesi dahil... (6) Esoterik enerji kaynakları, boşluk boşluğunun sıfır noktası kuantum dinamiği enerjisi dahil olmak üzere itici güç içindir.”

Birkaç            deneysel ZPE kullanım formatı labaratuarlarımızda araştırma altındadır. İlgi kaynağının biri, Casimir pinch (sıkıştırma) efektinin fikri ile nötr plazmalarda esas alındı. Temel olarak, bir plazma Forward’ın elektromekanik ayarlanmış tabak düşüşünün eşdeğeridir. (Puthoff, 1990) fiziğin altında yatanlar benim ve bir meslektaşım tarafından yayımlanarak ileri sürüldü. (Puthoff & Piestrup, 1997) Açıklayıcı şu; piyasaya çıkan birçok patentin ilki labaratuarımızın bilirkişisi içindi. K.R. Shoulders (1991) tanımlayıcı sözcüklere sahipti. “...enerji sağlandı... ve bu enerjinin en büyük kaynağı boşluk devamlılığının sıfır noktası (zero point) radyasyonu olduğu görünüyor.”

Bir diğer ilgi çekici olasılık sonoluminescence olayınca sağlandı. Şiddeti nedeniyle eşlik eden bir ultrasonik sıvının içinde çöken kabarcıklar, nano saniyenin altındaki hafif radyasyon. Jürinin halen ışık üretim mekanizmasını desteklememesine rağmen, nobel ödüllü Julian Schwinger (1993) Casimir yorumunu kanıtlamaya çalışmıştı. Belki E-Quest Sciences tarafından hazırlanmış EPRI rapounda, (George & Stringham, 1996) ilgili deneysel kanıt ultrasonik çukur içindeki ağır su ile aşırı ısı üretimi iddia edildi. Nükleer bir mikro füzyon oluşumunun nitelenmesine karşın. Bu iddianın kopyalanıp kopyalanamayacağını görmek için laboratuarımızda çalışmamız sürüyor.

En son patentte ZPE soyu için henüz başka bir öneri olmadı. (Mead ve Nachamkin, 1996). Yaklaşık öneriler şöyle; yankılanan dielektrik kürelerin kullanımı, herbirinden biraz uyumsuz, ZPE’nin daha fazla enerjik yüksek frekans parçalarıyla daha kolay yakalanmış biçimlerin aşağıya doğru değişen bir vuruş frekansı sağlamak. Birlikte çalışmanın mümküniyetini tartışıyoruz böyle bir yaklaşımın makul olup olmayacağı kararını vermek için.

Sonuçta, küçük oyuk tekniğinin incelenmesi yeryüzü dengesi atomik hidrojenini karıştıracağından laboratuarlarımızda gözden geçirilmektedir. Temeli bana ait 4. Hipotezdeki notlardan hareketle ışınsız doğal ortamın yeryüzü durumu radyasyon yayan ve hızlanan elektronla ZPE’den absorbe edilen yeryüzü durumu hareketini karşılayacağını savunuyor. Ve bu hipotez doğruysa QED (cavity quantum electrodynamics) denen sistemin uygulanmasıyla enerji üretimi mümkün hale gelecektir. Cavity QED’de hareketli atomlar oyuk şeklindeki Casmirlerden geçerler, yer durumları ve atom hareketleri arasındaki engellenmiş yapıdaki elektromanyetik modlar halini alırlar. Sonuç ''spontaneus'' adı verilen ve çıkarma zamanı oldukça uzatılan (örneğin 10 dan fazla) durumdur. Bunun sebebi herşeyden önce çıkarma işleminin kendiliğinden olamamasıdır. Boşluk değişimleri buna sebebiyet verir ve söz konusu durum ortaya çıkar. Modları yok etmekle sıfır noktasındaki değişmeyi yok edersiniz böylece hareketli durumunun durdurulması veya yok edilmesi azalır. Scientific American dergisinde (Haroche&Raimond 1993) ifade edildiği üzere ''hareketli bir atom genellikle yayılabilir fakat yayılımlarını uyaracak değişimleri olmayan photon bunu yapamaz...'' Bu uygulamayla enerji üretimleri yok etme veya durdurma modları, dinamik yerdurumları çekme-yayılma balansının enerji bırakılması (salınması) hipotezini altüst edilmesi anlamına gelir. Örneğin faal boşlukların olumlu kullanılmasının sonuçlarından söz edilmesinin model göstergeleri ZPE meslektaşları olan A.Rueda (California State Universty) ve D.Cole (IBM) tarafından açıklanmıştır. Yayınlanan Astrophysical Journal da varsaydıklarına göre gezegendeki boşluğun muazzam seviyede sınırsızlığı ZPE nin nükleik hareketi için ideal çevre olduğunu ve böylece kozmik ışınların güçlenmesini sağlayacağı savunulmuştur. Modelin detayı kozmik boşluk olgusunda olduğu gibi diğer fenomen olgularada uygun açıklama getirmiştir. Bu yayılmayla alt-kozmik ışınların kullanılabilmesi hareketli protonların cryogenically-cooled  ve collision-free boşluk tuzağı ve böylece bu mekanizmanın boşluk  değişimleriyle enerji çıkarılması elde edilebileceği savunulmuştur.

BOŞLUĞUN KAYNAĞI OLARAK YERÇEKİMİ VE SÜREDURUM

Bir gezegen gezintisi yapsak Yerçekimi ve Süredurumun temel güçlerinin nasıl üstesinden gelebiliriz? Kendi sonuçlarını açıklayan (tanımlayabilen) fenomonolojik teorilerimiz var (örneğin Newton yasaları ve onların bağıl genellemeleri) fakat tüm bunların kaynağı nedir? Bu fenomenin ilk temelini oluşturan izi ünlü Rus fizikçi Andrei Sakharov tarafından ders kitaplarına giren “takip edilebilen köklerin değişmeleri (yükselme-alçalma)” adlı temel araştırmasıdır. Einstein’ın fenomonolojik denklemi ''Genel Görelilik'' den farlklı olarak Sakharov 'daha fazla değişmeyeni' kullanarak genel göreli fenomeno ya son halini vermiştir. Bu fenomeno ile boşluğun dalgalanma enerjisi varlığının son şeklini almıştır. Böylece bu görüş doğrultusunda Yerçekiminin çekim gücü Coulomb karesi kadar ters orantıda Casimir gücüne benzer olmaktadır. Spekülatif olmakla beraber gerek Sakharov hipotezleri vegerek benim kişisel katkılarımla (kuantum dalgalanmalarının yerçekimine neden olmasına yönelik) literatürün halihazırda devam etmesine ve zenginlik kazanmasına katkı sağlamıştır. Bunun neticesinde literatür ''derinlik gücü'' ile ilgili derin anlayışlar kazanmaya devam ediyor.

Boşluğa  yer çekimi ve sıfır noktası arasında belli bir derin bağlantı sağlayan bağlantı aynı boşluğun dalgalanmaları ile süredurumdada mevcut olmalıdır, durum böyledir çünkü fenomenanın altında yatanlar çok ayrı şeyler olsada deneysel olarak yerçekimi ve süredurum kütlesi benzer değere sahiptirler. Neden mi? Örneğin hızlanan bir vücutta dayanma-direnç ölçüsü olamalıdır. Yerçekiminin hangi alanında olursa olsun vücutlar arasındaki yerçekiminin çekimi aynı değerdemidir? Kesinlikle.. Eğer bir tanesi boşluk değişimiyle tespit edilmişse mutlaka diğeride tespit edilebilir. Süre durumun özüne inersek ve bu durumu spesifik bir örnekle açıklarsak, Bir trenin perondan sarsıntıyla ayrıldığını bir anda kendimizi oluşan sarsıntıyla yerde bulduğumuzu varsayalım, peki o anda sizi yere yıkan güç neydi, görünüşe göre ortada bir şey de yoktur bu gücü size uygulayacak ... Bu fenomen fizikçileri en uygun nitelendirmesiyle Süredurum (intertia) dır. Bu, evrenin gözle görülemeyen önemli bir parçası ve Newton dan Einstein a fizikçilerin kafasını allakbullak eden bir fenomendir.

Örnekte kullanılan “ani hareketten” dolayı oluşan rahatsız edici ve beklenmeyen dengesizlik sonuçları ''sabit yıldızlara'' göre görelilik gösterir. Bu önemli kanıtta Avustralya lı filozof bilimadamı Ernst Mach önemli roloynamış ve şimdilleri Mach Prensibi olarak adlandırılan teoriyi ortaya atmıştır. Bununla birlikte mekanizma, yıldızların yapması gerektiği işle ilgili açıklamayı da inandırıcı bulmuştur (yıldızların zımbalanmış gibi durduklarına ilişkin..)

Konuya ek olarak, süredurum anlayışı bağlamında sıfır noktasına 'Lorenz Gücü' olarak bakılırsa iş ortağım ve ben Süredurum probleminin araştırılması ve bunun Mach Prensibinin ZPE boşluk özelliklerinin aşamalarında başarılı olduk (Haisch, Rueda&Puthoff, 1994). Bircümleyle, tek olarak vücudu hareket ettirmek 'vücudu çekme' deneyimi olarak değerlendiririlmesede (Lorenz değişmezliği) boşluk değişimleri hızlandırılmış vucüt dayanıklılığını ivmeyle orantılı hale getiriyor. Hızlandırılmışla kastettiğimiz şey zımbalanmış gibi duran yıldızlara oranla tabiki hızlandırılmış bir göreliliktir. Bu arguman uzak madde yapılarının yerel boşluk değişimlerinin değişim miktarının düzenlenerek dönüşmesine neden olabilir. Böylece tren örneğinden hareketle zımbanın boşluk değişimlerine oranla durağan yıldızlara  yardımcı (vekil güç) olarak harekete teşebbüs ettirmesi de düşünülebilir. Gezegen gezintisinin altında yatan şey oyuk QED alanındaki kanıtların genelleştirilmiş bir şekli olarak, deneysel kanıt olarak boşluk değişimleri (geçişleri)’nin teknolojik araçlar yardımıyla değiştirilebileceği gerçeğidir. Bu da Prensibin sonucu olarak Yerçekimi ve Süredurum kütlelerinin de değiştirilebileceğini gösteriyor. Kütlelerinin değişiminin mümkünlüğü bağlamında gelecekteki uzay gemilerinin enerji yükünün hafifletilmesi savı Edwards Hava Gücü Üssündeki İlerlemiş Kavramlar Ofisi’nin (Advanced Concepts Office) Philip Labaratuarında ciddi olarak dikkate alınmıştır.. Yerçekimi araştırmacısı Robert Forward bu konuyu araştırmakla görevlendirilmiştir. Araştırma sonuçları çok genel olmakla beraber, konu olarak çok ince ayrıntıları ve tüm dünya üzerindeki deneysel süredurum çalışması sonuçlarının incelenmesini ve hakkında tahkikat yapılmasını gerektiriyordu. Bir yıllık araştırma sonunda Forward araştırmasını tamamladı ve Kütle Değişimi Deneyi Çalışması (Mass Modification Experiment Definition Study) adı altında hava üssüne sundu...

''....21.yüzyılın çoğu fizikçileri boşluğu temel malzeme olarak görürler, Çoğu boşluğu yararlanılabilir, sonsuz enerji ihtiyacını karşılayabileceğine inanırlar. Bu raporla Haisch Deneyinin test edilmesini HRP varsayımının kütle ve sürebilim kütlelerinin neden olduğu etkiyle boşluk enerjisinin miktar değişimine yol açtığı özetlenmektedir....'' Elimizdeki kanıtlar bunu kanıtlasın yada çürütsün Süredurum kütlesi miktarının boşluk çevresi kütlesinde değişiklik yapabileceğine ilişkin bir deney yapılabilirliğini gösteriyor.

ENGINEERING THE VACUUM FOR ''WARP DRIVE''

(eğrik sürüş için boşluk düzenlenmesi)

''Alcubierre Warp Drive ''(Alcubierre, 1994) diye adlandırılan durum muhtemelen en spekülatiflerinden olmakla birlikte bilimsel dayanıklılığı vardır. Bilimsel şartlarda “warp drive”ın yıldızlara uzun yolculuk iddasını belirlemek bilimsel ''olabilirlik'' olabilir. Galler Üniversitesin de İzafiyet Teoristi Miguel Alcubierre kendisine görev olarak Standart Teori sınırları içinde ışık hızından hızlı ulaşımın olabilirliliğini seçmiştir. Standart Teoride hernekadar mümkün görünsede durum düz aralığın ''özel görelilinde'' çok net değildir. Genel  İzafiyet ancak değişen gezegen metriklerindeki imkanların yada olabilirliklerin öncelikli noktasına olanak tanımaktadır. Alcubierre in ileri sürdüğü yaklaşımlar talepler dahilinde kabul edilir çözümleri ''zaman ağı'' kavramını bozmadan gerçekleşebilir görüyor. (gezegenin herhangi bir yerinde kahvaltı yapıp, öğlen yemeği için Alpha Centauri, akşam yemeği için karınız ve çocuklarınızla evde geçirmeyi seçebilirsiniz hemde hiç yaşlanmadan ve uzay gemisinde otururken ani hareketlerin etkisiyle kafanızdaki meydana gelebilecek hacimsel değişimleri yaşamadan...)

Alcubierre 1994 de Classical and Quantum  Gravity adıyla yayınlanan bütün bu çözüm çalışmalarını birleştirdi ayrıca ''gezegen zamanı'' anlayışını bulmasıyla uzay gemisi çalışmalarına da katkı sağlamış oldu. Esas olarak ,gezisinin gidiş ayağını tamamlamış olan bir uzay gemisi Dünya dan ayrılarak Gezegen in uçsuz bucaksız ''yerel''genişliğinde istediği en uzak varış noktasına varabilecektir. Geniş bir bakış açısıyla tamamlayacak olursak ''Metrik Düzenleme'' (metric engineering) consepti Physics Essays’daki bir deneme yazımda da bahsettiğim üzere (Puthoff,1996).... Gerçekten düzenleme ihtiyaçları (mühendislik açısından) makroskobik jenerasyonu  gerekli kılması yeterince ilginç, negatif enerji sıklığı, Casimir (daha önce boşluk miktarında bahsettiğimiz durum) ne yazıkki bu ihtiyaçları karşılamak beklenmedik büyük buluşların gerçeklerşmesi durumunda ulaşılabilecek bir durumdur. Tabiki durumlar arasında bağlantı noktasında genel göreliliğin ''wormholes''lara olanak tanıdığı ortadadır. Prensip Topolojik Tünellerle evrenin uzak bölümleriyle bağlantıyı mümkün kılıyor. (Kozmik alt geçitler ise tıpkı konuşma işlevi gibi). American Journal of Physics de yayınlanan Morris ve Thorne Teorileri (1998) birinci taslakta çapraz warmholes’ların prensipte Casimir lere (boşluk durumundaki negatif enerji yoğunluğu) girebilmelerinin olabilirliliğini varlığını bulmuşlardır. Bu literatüre zenginlik katarak son olarak Washington Üniversitesi St Luis’den Matt Viser tarafından kitabında özetlenmiştir (1996). Yineleyecek olursak teknolojik ihtiyaçlar geleceğin görülebilirliliğini erişilmez kılıyor. Belki halihazırdaki yeni tekniklerle  ZPE boşluk değişimlerinin enerji ihtiyaçları ile uyuşması sağlanabilir.

SONUÇ

Bu tartışmaya bir soruyla başlamıştık: “boşluk uzay uçuşu uygulamalarına neden olmuş olabilir mi?” Cevap şudur: “prensip olarak evet.” Bununla birlikte, bu alanda ilerlenmesi gereken uzun bir yol var. Basmakalıp söze bakılırsa “ 1000 millik bir yol ilk adım ile başlar”. Bizim ilk adımları laboratuarda atacağımız da çok nettir. Casimir ve ilgili efektlere bakıldığında boşluk iniş çıkışlı ZPE içindeki artan enerji gözleniyor ve QED çukurunda göstermek, kuantum sistemlerindeki heyecanlı durumların doğal emisyonlarının çekingenliği gibi böyle makroskobik teknolojik efektler üretmek için manipule (beceriyle kullanmak) edilmiş olabilen ZPE tayfının paylaşımıdır. Bu ilk adımların yanında yolun görülebilirliği anlaşılacaktı. Bu, kendi kendini beceriyle yönetebilen bir çevre gibi boşlugun özellikleri için yerçekimi, süredurum ve warp drive ilişkisinin yeni ortaya çıkan (newly-emerging) konularla birleşmesidir. Mümkün olan teknolojik gelişmeler, arzu edilen sonuçları üretmek adına boşluk iniş çıkışlarının mühendisliğinin mümkünlüğü için beklenmedik hücumları göz önünde tutarak istemesine rağmen henüz ileri gidemedi.

Bu bizi nerede bırakıyor? Yerçekimimizin derinliğinden gökyüzüne dikkatle baktığımız gibi, önce gezegenlere sonra yıldızlara olan uzay yolculuğumuzu karşılayacak biraz sihir çözeltisi umuyoruz. Arthur C. Clarke’ın “yüksek-ilerlemiş teknoloji aslında sihirden ayırt edilemez” sözünü hatırlatırız. Şükür ki, içinde yaşadığımız kuantum boşlukunun bizim derin anlayışımızın kanatlarında bekliyor olması adına fazla sayıda sihir görünüyor.

 

REFERANSLAR

·        Lee, T.D. (1988) Particle Physics and Introduction to Field Theory, Harwood Academic, London.

·        Feynman, R.P., and Hibbs, A.R. (1965) Quantum Mechanics and Path Integrals, McGraw-Hill, New York.

·        Forward, R.L. (1984) "Extracting electrical energy from the vacuum by cohesion of charged foliated conductors", Phys. Rev. B, Vol. 30, No. 4, pp. 1700-1702.

·        Casimir, H.G.B. (1948) "On the attraction between two perfectly conducting plates", Proc. Kon. Ned. Akad. van Weten., Vol. 51, No. 7, pp. 793-796.

·        Lamoreaux, S.K. (1997) "Demonstration of the Casimir force in the 0.6 to 6 µm range", Phys. Rev. Lett., Vol. 78, No. 1, pp. 5-8.

·        Milonni, P.W., Cook, R.J., and Goggin, M.E. (1988) "Radiation pressure from the vacuum: Physical interpretation of the Casimir force", Phys. Rev. A, Vol. 38, No. 3, pp. 1621-1623.

·        Cole, D.C., and Puthoff, H.E. (1993) "Extracting energy and heat from the vacuum", Phys. Rev. E, Vol. 48, No. 2, pp. 1562-1565.

·        Puthoff, H.E. (1990) "The energetic vacuum: Implications for energy research", Spec. in Sci. and Tech., Vol. 13, No. 4, pp. 247-257.

·        Puthoff, H.E., and Piestrup, M.A. (1997) "On the possibility of charge confinement by van der Waals/Casimir-type forces", subm. to Phys. Lett. A.

·        Shoulders, K.R. (1991) "Energy conversion using high charge density", U.S. Patent No. 5,018,180, issued May 21, 1991.

·        Schwinger, J. (1993) "Casimir light: The source", Proc. Natl. Acad. Sci., Vol. 90, pp. 2105-2106.

·        George, D.R., and Stringham, R.S. (1996) "Technical report on the demonstration of new technology producing heat and nuclear products via cavitation induced micro-fusion in the E-Quest Sciences Mark II research device", EPRI Project Final Report, Work Order #3170-28, Palo Alto, CA, May 1996.

·        Mead, Jr., F.B., and Nachamkin, J. (1996) "System for converting electromagnetic radiation energy to electrical energy", U.S. Patent No. 5,590,031, issued Dec. 31, 1996.

·        Puthoff, H.E. (1987) "Ground state of hydrogen as a zero-point-fluctuation-determined state", Phys. Rev. D, Vol. 35, No. 10, pp. 3266-3269.

·        Haroche, S, and Raimond, J.M. (1993) "Cavity quantum electrodynamics", Sci. Am., April 1993, pp. 54-62.

·        Rueda, A., Haisch, B. and Cole, D.C. (1995) "Vacuum zero-point field pressure instability in astrophysical plasmas and the formation of cosmic voids", Astrophys. J., Vol. 445, pp. 7-16.

·        Sakharov, A. (1968) "Vacuum quantum fluctuations in curved space and the theory of gravitation", Sov. Phys.-Dokl., Vol. 12, No. 11, pp. 1040-1041.

·        Puthoff, H.E. (1989, 1993) "Gravity as a zero-point-fluctuation force", Phys. Rev. A, Vol. 39, No. 5, pp. 2333-2342; Vol. 47, No. 4, pp. 3454-3455.

·        Haisch, B., Rueda, A., and Puthoff, H.E. (1994) "Inertia as a zero point field Lorentz force", Phys. Rev. A, Vol. 49, No. 2, pp. 679-694.

·        Puthoff, H. E. (1989, 1991) "Source of vacuum electromagnetic zero-point energy", Phys. Rev. A, Vol. 40, No. 9, pp. 4857-4862; Vol. 44, No. 5, pp. 3385-3386.

·        Forward, R.L. (1996) "Mass modification experiment definition study", J. Sci. Exploration, Vol. 10, No. 3, pp. 325-354.

·        Forward, R.L., and Miller, L.R. (1967) "Generation and detection of dynamic gravitational-gradient fields", J. Appl. Phys., Vol. 38, No. 2, pp. 512-518.

·        Alcubierre, M. (1994) "The warp drive: Hyper-fast travel within general relativity", Class. Quant. Grav., Vol. 11, pp. L73-L77.

·        Puthoff, H.E. (1996) "SETI, the velocity-of-light limitation, and the Alcubierre warp drive: An integrating overview", Phys. Essays, Vol. 9, No. 1, pp. 156-158.

·        Pfenning, M.J., and Ford, L.H. (1997) "The unphysical nature of ‘warp drive’", subm. to Class. Quant. Grav.

·        Morris, M., and Thorne, K.S. (1988) "Wormholes in spacetime and their use for interstellar travel: A tool for teaching general relativity", Am. J. Phys., Vol. 56, No. 5, pp. 395-412.

·        Visser, M. (1996) Lorentzian Wormholes, AIP Press, Woodbury, NY.

      E. Puthoff, Ph.D.
Institute for Advanced Studies at Austin
4030 W. Braker Lane, Suite 300
Austin, TX 78759-5329
Voice (512) 346-9947, Fax (512)346-3017
E-mail: puthoff@aol.com

Alıntı: nidsci.org/articles/spaceflight.html

Çeviri: Çetin BAL

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 - Turkiye / Denizli 

Ana Sayfa /Index /Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası 

Time Travel Technology /UFO Galerisi  /UFO Technology/Duyuru

Kuantum Teleportation /Kuantum Fizigi /Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy)  /Astronomy