HAARP Zamanı değiştirebilir mi ?

Flash forward dizisinde yaşanan olayın bir benzerini her an yaşamamız mümkün olabilir.

Brezilyalı fizikçi Fran de Aquino göre bu durum HAARP özelliği ile artık yapılabiliyor. Zamanı elektromanyetik dalgalar ile değiştirmek mümkün olabiliyor. Bu durumu açıklamak içinde Philadelphia Deneyini örnek olarak gösteriyor.

Yaşanan bölgelerde vortex oluşumu izleniyormuş...

 

Brezilyalı bilim adamları HAARP in zamanı manipüle edilebileceğini iddia ediyor.

Brezilyalı fizikçi Fran de Aquino göre, askeri proje HAARP, deprem ya da kasırga oluşturmak için kullanılabildiği gibi alternatif seyahat için zaman boyutunu değiştirmek içinde kullanılabilecek.

Fizikci Fran de Aquino HAARP konusunda yaptığı çalışmalar ile tanınıyor. Dünya en tehlikeli fizikcisi olarak gösteriliyor.

Bugünlerde gökyüzünde görülmeye başlanan vortex lerin HAARP sinyallerinde zaman kargaşası karıştırma ve zamanı manipule etme çalışmalarının oluştuğunu ispatlıyor.

 

Zamanı manipüle  etme girişimlerini bazı dizilerde izlemiştik. Yapılan toplumsal bir olay mı yoksa kişisel bazda değişimler mi söz konusu  bunu anlamak için vakit henüz erken.

Ancak geçen sene böyle bir olay yaşandığını gün dönümü zamanında birçok ülkede zaman atlaması olduğu ve ” Flash forward ” olduklarını okumuştuk.

Haberleri takip ettiğimizde bu yönde bazı ilginç gelişmeler var. Uçak uçuşları sonrasında zaman kayması yaşayanların garip davranışları oluşuyor.

Fizikci Fran de Aquino olayı şu şekilde açıklamış :

 Bir  geminin  okyanusda  yol  almakta olduğunu öngörelim. Çelikten yapılmış gemi, Üniform bir ELF elektromanyetik alana maruz kaldığında, ELF nin şiddeti(amplitüd, genlik
) ve sıklığı (frekans) ile başka zamana geçiş yapacak.

Bu elektromanyetik alan, düzgün olmasının yanı sıra, yeni zamana geçiş sırasında gemi ile aynı yerde kalmalıdır. Bu aynı yerde değilse, geminin her parçası gelecekte farklı zamanlara geçişler gerçekleştirir.

Gemi ile kalmasını sağlayan elektromanyetik alan için, bu alanın tüm parçaları, gemi içinde kalmak zorundadır. Kendi iletkenlikleri ve yoğunlukları farklı olduğundan kişiler gelecekteki farklı zamanlara geçişler yapacaktır. Bu gemi içinde kalan herkes için geçerlidir.

Bu durum yıllardır üzerinde tartışılan ” Philadelphia deneyi – 1943 ” açıklamış olacak.

 

Bu konuyu birçok defalar datalarda görmüş olmamız bunun açıklanmasını beklediğimizi söylememiz lazım. Birçok kaynakta belirsiz şekilde iyonosfer ısınmasının olduğu alanlarda zaman kayması yaşanmakta.

Bundan sonraki haberlerde bu konuyu özellikle aramaya devam edeceğiz. Sizlerde zaman kayması yaşarsanız bilgi olarak yazabilirsiniz.


"Fizikçi Fran De Aquino göre nesneler enerji soğurdukları zaman kütle kaybederler. Bizi çevreleyen boşluktan enerjiyi çekebildiğimiz an ağırlıktan da kurtulmuş olacağız. Bu da yerden havalanma yani kütle çekimini yenmek anlamına geliyor. Burada en önemli soru boşluktan enerjiyi nasıl çekeceğimizdir ve bu konudaki çalışmalar son hız devam etmektedir."

[Soğurma (Absorbsiyon) Nedir?

Fizikte soğurma daha çok elektromanyetik ışınım ve ses enerjisinin bir cisim, madde ya da ortamca emilmesi anlamında kullanılır. Soğurma, elektromanyetik ışınımın değişik bir biçime dönüştürülmesidir. Örneğin kızılötesi ışınım bu yolla atom ya da molekülleri uyararak doğrudan doğruya ısıya dönüştürülebilir. Işık (görünür ışınım), soğurma sonucunda elektronların yörünge değiştirmesine, X ışınları ve morötesi ışınım da maddede iyonlaşmaya neden olabilir.
]

De Aquino HAARP’ın daha ileriye giderek yerel yerçekimi dalgalarını bloke ederek, hatta kontrol ederek yerçekimini değiştirebileceğini, zamanı çarpıtarak (?) zaman genişlemesine yolaçtığını söylemektedir.


Bu durumun aynısı Fringe dizisinin en çok beğenilen bölümü olan white tulüp bölümünde işlendi. Bölümde bir profesör zaman makinası yapıyordu ama bu makinayı vücudunun içerisinde yapıyordu. vücudunda bunu aktive ettiğinde etraftaki her canlının enerjisi çekiliyordu çünkü adam bu atlamayı gerçekleştirebilmek için muazzam bir enerjiye ihtiyaç duyuyordu. Bunu da etraftan alıyordu.

Enerjiyi aldığında giderek madde formundan enerji formuna dönüp silikleşiyordu.

Ki burda bahsedilen konu tamamen bilimseldir. Yani dizi deyip geçmemek gerek. Gerçekten de Fran De Aquino'nun da dediği gibi enerji alan cisim kütle kaybeder. Bunu görelilik teorisinden de biliyoruz.

Haarp'a bağlayacak olursak haarp gibi teknolojiler enerjiyi yönlendirme konusunda uzman. Sadece küçük bir silah yaparak uzaktan derinizin altındaki suyu kaynatmayı başarabilen bir cihazın atmosferdeki enerjilerle neler yapabileceğini siz düşünün...

Bu yazılanları anlatan bir film var, Quiet Earth. Filmde HAARP ın bir projesi sonucu dünyada zaman kayması yaşanıyor. Daha fazla ayrıntı vermeyeyim. İzlemenizi tavsiye ederim…

SESSİZ DÜNYA - THE QUIET EARTH - (1985)


Yönetmen: Geoff Murphy
Yıl: 1985
Oyuncular: Bruno Lawrence, Alison Routledge, Pete Smith, Anzac Wallace, Norman Fletcher, Tom Hyde
Türler: Dram, Gizem, Bilim-Kurgu

Konu:
Zac Hobson (Bruno Lawrence), Flashlight Projesi üzerine çalışan bir bilim adamıdır. Dünyanın etrafını saracak yeni bir enerji dalgası üzerine deney yapmakta olan Hobson, bir sabah uyandığında kendini sessizliğin ortasında ölü bir şehirde bulur. Etrafta yaşayan bir canlı kalmamıştır. İşyerine gittiğinde, Flashlight Projesi’nin tamamlandığını anlar.

---------------------------------------------------------------------------------------



H.A.A.R.P

Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilim adamı mucit Nicola Tesla tarafından geliştirilen bu “düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli” tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi.

Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir yandan da barışçı “deprem indirgeme” sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya’nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sıra. Değişik zamanlarda Kafkaslar’da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika’da-ki Ant dağlarında tektonik uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adımlar atıldı.


Şimdi ” H.A.A.R.P ” adlı proje’den kısaca bilgi veriyorum.Bu sistem uzayın İyosfer katına 3.5 milyar gW·h (Gigawatt) enerji yollayabilen tek santraldir.Bu bir enerji santrali değil tamamen bir silahtır aslında.Dünya’nın hiç bir bölgesinde 1.7 gW·h enerji üretebilen başka bir tesis yoktur.En büyüğü 30.000 kW·h enerji üretebilmektedir.Bir atom bombasını açığa çıkarttığı enerji 1.163.000 kW·h’tır. Uzay boşluğuna verilen enerjini büyüklüğünü siz düşünün.

H.A.A.R.P Projesi Nedir? Ne İçin Yapılmıştır?


H.A.A.R.P projesi yani orjinal adı ile High Frequency Active Auroral Research Program olarak bilinen ama detayları ve işlevi hakkında gizemlerle dolu olan bir projedir. Her kaynakta farklı yorumlar ve farklı teoriler ortaya atılmış fakat gerçeğin ne olduğunu proje sahipleri kesin bir açıklama ile kamuoyu ile henüz paylaşmamışlardır. Basit bir açıklama olarak İyonosfer’de araştırma yapmak olduğu belirtilmiştir. Düşündürücü olan kısmı ise bu araştırma için çok fazla maliyetli bir çalışma sergilenmesidir.

Bu sistem 180 tane dev radyo sinyali yapabilen kulelerden oluşmakta ve bulunduğu yer askeri ve sivil tüm uçuşlara kapalıdır.

High Frequency Active Auroral Research Program yani Türkçe karşılığı ile Yüksek Frekans Aktif Auroral Araştırma Programı olan bu sistem yüksek enerjiler kullanarak aktif ve güçlü radyo dalgaları oluşturmaktadır. Bu radyo dalgaları tahmin ettiğimizden çok daha güçlü ve etki alanı dünyada bulunan en büyük istasyonları bile oyuncak telsiz durumuna düşürebilecek güçte bir sistemdir.

Resmi kaynaklara göre 6 yıldır çalışmaların yapıldığı bu yer Alaska’da Gakona bölgesinde ABD’ye ait askeri bir üssün bulunduğu konumdadır. ABD askeri haber kaynakları ise bu sistemin genel olarak iletişim alanında kullanılması için geliştirilmiş bir proje olduğudur.

Elektro manyetik sistemler ile çalışan araçların, deniz altıların, radar sistemlerinin, sismik sistemlerin, yani yer altı inceleme gibi aygıtların gözlem kalitesi, petrol doğal gaz gibi zenginliklerin kolayca bulunması, bazı füze ve uçakların saldırıdan önce havada imha edilmesi gibi çok önemli, son derece etkili özellikleri gerçekleştirebileceği ABD yetkililerince söylenmektedir.

Bazı kaynaklara göre bu sistem istenildiği zamanlarda, istenildiği yerlerde depremler meydana getirme gibi rahatsız edici özelliklerde sahiptir. Ayrıca iklimlerde değişiklik yapma, ana karaları parçalama yeni şekiller verme, dev dalgaları kontrol etme, enerji kaynakları ile oynama ve insan beynine hasarlar verme gibi insanlık geleceğini tehlikeye sokan bir çok güce sahip bir silah olması düşünülmektedir.

HAARP TEKNOLOJİSİ VE TESLA (1)

HAARP NEDİR?

"Tesla" Westinghouse firması ile anlaşıp elektrik üretimine başladı. Sanayici J.P. Morgan'ın desteği ile, bir anlamda bedava enerji sayılabilecek ve yeryüzü çevresindeki iyonosfer ve ether tabakalarından elde edilebilecek enerji ile bütün dünyaya, kablosuz yayın ile telefon ve telgraf hizmeti verecek olan sistemi kurdu. Ancak sonradan enerjinin bedava alınacağı ve kendisinin diğer enerji kaynaklarının para etmeyeceğini düşünen Morgan, Tesla'dan desteğini çekti ve Tesla hem mali sıkıntıya girdi, hem de bütün dünyada "çatlak" olarak kabul edilmeye başlandı. Hâlbuki Marconi tarafından icat edildiği söylenen radyoyu da Tesla, Marconi'den on yıl önce tescil etmiş ve patentini almıştı. Nitekim bu buluşu öldüğü 1943 yılında ABD Yüksek Mahkemesi tarafından kabul edildi. Tesla, manyetik dalga üzerindeki çalışmalarını öyle boyutlara getirdi ki, 1899'da Colorado Springs'deki laboratuarında elde ettiği elektrik enerjisini havadan dünyanın öbür ucuna gönderdi, dalgalar geri gelince bunlara bir miktar daha enerji yükleyerek tekrar gönderdi ve sonuçta 40 metrelik dev bir şimşek elde edildi. Bu şimşeğin gürültüsü 35 k.m öteden işitilmişti. Yine Tesla, Birinci Dünya Savaşı esnasında Alman Denizaltıları'nın yerini saptamak için radar dalgalarını bulmuşsa da zamanın Amerikan Deniz Kuvvetleri'ne bu öneri saçma geldiği için, radar cihazı 25 yıl gecikmeli olarak bulundu. Tesla'nın 1930'da icat ettiği söylenen ve 200 k.m ötedeki bir uçağı düşürebilecek elektromanyetik şua gönderen top konusu ve bununla ilgili çalışmalar, acaba 1943'de Tesla ölünce evini basan FBI'ın Tesla'nın bütün evraklarına el koyması sonucu bugüne kadar hangi aşamada değerlendirildi, bütün bunlar da birer muamma. Yine, halen ABD mercilerince "çok gizli doküman" olarak saklandığı ileri sürülen belgelerin çok azının sonradan ailesine teslim edilmesi de bu muammaları derinleştiriyor.

HAARP Projesi'nin (High Frequency Active Auroral Resarch Project-Aktif Yüksek Frekanslı Aurora Araştırma Projesi) ABD Deniz ve Hava Kuvvetleri'nin Kuzey Alaska'da Fairbanks Üniversitesi'nin katkılarıyla sürdürüldüğü iddia ediliyor. Öldürücü Olmayan Silahlar serisinin en iddialı ve etkin sistemlerinden olabilecek bu projeyle, ELF (Yüksek frekans) ışınları, iddia edildiği üzere 100 Gigawat (100 milyar Watt) civarında toplam bir gücü geniş alanlı anten ve vericilerle gönderilebilmektedir. Alaska'daki Anchorage'in kuzey doğusunda bulunan bu gizli tesis, Kuzey Kutbu'na yakın olması nedeniyle dünyanın cekim alanının en yoğun olduğu yerlerden biri ve iyonosfer tabakasına elektrik yükünü yüksek yoğunlukta yayabilme özelliğine sahiptir.

İnsanlık tarafından yapılmış en güçlü "Yüksek Frekans Vericisi" olan HAARP'ın 200 kilometre yüksekliğe, İyonosferin "F" tabakasına gönderdiği elektrik yükü İyonosferde absorbe edildikten sonra ELF (çok düşük frekanslı) dalgalar olarak geriye döndüğünde bu elektromanyetik dalgaların oluşturduğu alanların, canlı sistemler üzerindeki etkilerinin son yıllarda özellikle askeri ve bilimsel çevrelerce değerlendirildiği de söylenmektedir.

SİLAHLAR VE ETKİLERİ

Tesla prensipleri doğrultusunda geliştirilen araçların şu özellikleri olabileceği ve bunlarla şu olanaklar sağlanabileceği söyleniyor; Ultra Kısa Dalga ve ELF dalgalı cihazların 2.000 k.m öteden insanları etkileyebileceği, mide bulantısı ve kusmaya yol açacağı ve yön tayini duygularını etkileyeceği söyleniyor. Bunların yaydıkları elektromanyetik dalgaların KİS (Kitle İmha Silahları) kullanmadan düşman elektronik sistemlerini felç edebileceği iddia ediliyor. Yine, Tesla'nın prensibiyle, Amerikalı Albay T.E. Bearden, Fizikçi Sidney Hurwitz ve G. Obelensky buldukları bir cihazla 300 m. yarıçapındaki bir alanda bulunan metallerin yoğunluklarını ciddi ölçülerde arttırabilmişlerdir. Böylelikle düşman mühimmatının yoğunluğu değiştirilip birkaç misli ağırlaştırmak ve mühimmat hedefe gelmeden patlatmak olası olabilmektedir. Bu konu füzesavar sistemleri için son derece önemli olacaktır. İyonosfer tabakası, kendi haberleşme sistemi bozulmadan, karşısındakinin haberleşmesini, hatta küresel haberleşmeyi bozacak şekilde etkilenebilmektedir. MR cihazı kullanır gibi yerkürenin kilometrelerce altının röntgenini çekmek ve yeraltı askeri tesisler ile doğal kaynakları saptamak olasıdır. İnsanların bilinçlerinin etkilenmesi mümkün olabilecektir. Küresel meteorolojik değişiklikler yaratmak mümkün olabilecektir. Haberleşme ve casus uyduların imhası mümkün olabilecektir Dünyanın çok uzak köşelerindeki TV, radyo ve haberleşme sistemlerini etkilemek mümkün olabilecektir. Bilgisayar sistemleri, disketler ve donanımların uzaktan tahribi olası olabilecektir. Biyolojik olarak, hayvanların iletişim, üreme ve oryantasyon mekanizmalarının etkilenmesi, canlıların temel DNA kopyalanmasının etkilenmesi mümkün olabilecektir. EISCAT denilen birbiriyle bağlantılı hale getirilebilen bu çeşit HAARP istasyonlarının birbirleriye bağlantılı ve bağımsız çalışabilmeleri ve bütün bunların kontrolü olasıdır. Bu birlikte çalışabilir olmanın insanlık için sonuç ve boyutları da düşündürücüdür. Bu düşündürücülük, söz konusu elektromanyetik dalgaların spesifik amaçlara yönelik olarak yalnız anten vasıtasıyla değil, uydular ve kablo ağıyla da gönderilmesiyle önem kazanmaktadır. Ama bireyler üzerinde olası olan ve yukarıda değindiğimiz fiziki ve ruhsal etkilerini sağlamada günümüzde çok önemli bir enstrüman daha vardır ki tehlikenin boyutları bu noktada akıl almaz ölçülere ulaşmaktadır. O da hemen hepimizin taşıdığı cep telefonlarıdır. Tesla'nın buluşlarının kötü niyetliler tarafından bireylere intikalinin söz konusu olması, insanlığı gelecekte başka boyutlarda tehdit edecektir. Bu yolda en önemli araç yine bütün dünyada kurulan sayısı yüz binleri geçen cep telefonu anten vericileridir.

 

...Batı Avustralya'nın hiç deprem olmayan Güney Doğu Kum Çölü'nde, 1970'de 3 Richter ölçeğinde 173 civarında deprem oldu. Bu depremlerin hepsinin merkez üsleri birbirinden tam olarak 10'ar kilometre uzaklıkta ve her sekiz deprem hattı da 50-70 kilometre uzunluğundaydı. Bu durum 1995'e kadar 246 defa sürdü. Bunların Avustralya'nın denediği Elektromanyetik Dalga silahlarıyla oluştuğu iddia edilmektedir. Bütün bu ve benzeri depremlerin, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikita Kruşçev'in bundan 40 yıl önce belirttiği, "Dünyamızın çok daha korkunç ve tahrip edici nitelikte silahlarla yüz yüze geleceği" söylemi ile ilgili midir diye sormadan edemiyoruz. Yine 1943'de Nikola Tesla'nın ölümünden hemen sonra FBI tarafından el konulan ve "çok gizli" olarak nitelendirilip kilit altına alınan belgeler nedir, bunlardan kim yararlanıyor soruları da akılları meşgul etmeye devam ediyor.

ZİHİN KONTROLÜ VE SİLAHLARIN GELECEĞİ

1.GİRİŞ

Bu yazıda, titreşimleri (vibrasyon) ve frekansları, elektromanyetikleri ve sayısal (skalar) dalgaları ele alacağız. Bunların bedava enerjide, yönlendirilebilir enerji silahlarında, zihin kontrolünde, kablosuz enerji iletiminde ve biyolojik savaşta nasıl kullanıldığını inceleyeceğiz. Bunun yanında beyne, bilgisayar bağlantılarına, gelecekte bizi bekleyen silah teknolojilerine, bilgisayar teknolojilerindeki son gelişmelere, insanların gözetlenmesine, takibine ve toplumlar üzerinde kurulan hâkimiyetlere göz atacağız. Yazının ilk yarısı temel olarak beynin işleyişi, zihin kontrolü ve gözetlemeyle ilgilidir. Diğer yarısı ise sayısal silahlar ve bedava enerjiyi ele almaktadır. 

2. TİTREŞİMLER, FREKANSLAR VE DALGALAR

Kâinat, titreşim ve dalgaların ahenginden müteşekkildir. Her şey, kendi frekans ve titreşiminden oluşan birer enerjiden ibarettir. Titreşimler vasıtasıyla en hayret verici şeyleri bile başarmamız mümkündür. Titreşimler, günlük hayatımızın bir parçasıdır. Hepimiz neşeli ve tasasız, karamsarlık ve uyuşukluk arasındaki farkı biliriz. Medyumlar kendi titreşimlerini o kadar arttırırlar ki çıplak ellerini insanların mideleri sokabilirler. Yüksek titreşim, daha düşük yoğunluk ve geçirgenlik demektir. Medyumlar (ruhsal cerrahlar) enerjiyi kullanarak çalışırlar; hastalıkların teşhisi ve tedavisinde enerjiyi ve titreşimleri kullanırlar. DNA, titreşim ve enerjidir. DNA, ışığı emer ve yayar. Aura, elektrostatik bir alandır. Auralarımız ve yeryüzünün manyetik alanı birbiriyle iç içedir. Michael Tsarion[1] 'un belirttiği gibi, havadan ve yıldızlardan etkilendiğimiz kadar zihinsel ve duygusal durumumuz da gezegenimizi etkiler. Bu çift yönlü bir alışveriştir.

3. BEYİN

Beyin, çok yönlü bir kontrol merkezidir: Tüm vücut işlevlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Bütün zihinsel durumlar, düşünceler, duygular, fiziksek duyular ve hareketler ayrı frekanslara sahiptir. Bunlar EEG testleri ve MRI taramaları ile görüntülenebilen elektromanyetik işaretlerdir. (EEG: Electro Encephal Graphy Elektro Beyin Grafisi, MRI: Magnetic Resonance Imaging Manyetik Rezonans (yankılanma) Görüntüleme) Beş duyu organımızla algıladığımız her şey, belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Tüm hastalıklar kendi dalga şekillerine sahiptir. Her kelime ve düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını meydana getirir. Tüm hareketler, düşünceler, duygular ve algılamalar kendi frekans işaretlerine sahiptir. Birinin beyin faaliyetleri, bilgisayar ekranına çıkarılabileceği gibi, bunlar TAM AKSİ YÖNDE DE GÖNDERİLEBİLİR. Bir bilgisayar herhangi bir beyin faaliyetini çözümleyebilir ve bunu aynı yoldan GERİ İLETEBİLİR. Geçmişte, bu verilere ulaşmak için insanların kafalarına elektrotlar yerleştirilirdi ama günümüzde her şeyi kablosuz olarak yapmak mümkündür. Beyinlerimizin uzaktan idare edilebilmesi, uçsuz bucaksız bir çalışma alanıdır. Her beyin kendine özgüdür. Beyin taraması, beyin tanımlaması, uydudan takip, gözetleme ve süperbilgisayarlar bir araya getirilerek insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir. Beyne ait parmak izlerimiz, bilindik nesnelerin tanınmasıyla alakalı beyin bölümünde bulunur. Beyne ait bu parmak izlerinin tespiti %100 isabete sahiptir. Mesela birinin suç mahallinde olup olmadığını belirlemek bununla mümkündür. Bununla birlikte bir kişinin beynine gerçek olmayan hatıralar yerleştirmek de mümkündür. Beyin-Bilgisayar Bağlantısı yapılarak (BCI[2] ) bilim adamları bir joystick (oyun çubuğu) ile insan ve hayvanları idare etmeyi başarmıştır. Ayrıca bilim adamları bir kedinin gözünden tanımlanabilen bir görüntüyü bilgisayar ekranına yansıtmayı başarmıştır. Yani, gözlerinizle gördüklerinizi bilgisayar ekranına yansıtmanız mümkündür. Bu işlem, talamusdaki, gözle görülenlerin yönetildiği ve yorumlandığı LGNleri (Lateral Geniculate Nucleus) bölgesini hafifçe uyarılmasıyla gerçekleştirilir. Bunun yanında retina nakli ve kör birine tekrar görme yeteneği verebilen nakiller yapılmaktadır. Yapay (takma) organlara sahip insanlar, beyinlerine yerleştirilen BrainGate[3] çipleri sayesinde robot kolları ve bacakları hareket ettirebilmektedir. Sibernetik[4] nöroteknolojik, iki beyin yarıküresi arasında bağlantı ve bilgi akışı, telekayıt (uzaktan kayıt), telestimülasyon (uzaktan uyarım), elektronik beyin haritası, telemetri (uzaktan ölçüm), nörogörüntüleme, kablosuz beyin uyarımları bu uygulama sonrası gerçekleştirilebilmektedir. Bir tuz tanesi büyüklüğündeki mikroçip, insan beynine yerleştirilebilir ve bu, o kişiyi uzaktan yönetmek için yeterlidir. Ancak mikrodalgaları ve sayısal dalgaları bir insanın beynine iletmek o kişinin beyninde mikroçip olmasa bile mümkündür. Bir insanın kolundaki VeriChip[5] çıkarılabilir fakat beyindeki bu çok ufak boyuttaki çipten kurtulmak mümkün değildir.

 4.MOLEKÜLER, NANO VE SÜPERBİLGİSAYARLAR

Bilgisayarlar aşırı küçük boyutlarda üretilmeye başlamıştır. Bir tuz tanesi kadar küçük ve sıradan bir kişisel bilgisayarın 100 katı hızda çalışabilen moleküler bilgisayarlar şu anda mevcuttur. Sınırsız saklama kapasitesine sahip ucuz bir süperbilgisayar, bilgiyi insan düşüncesinin 4 milyon katı hızla işleyebilmektedir. Walmart[6] 'ın veritabanı şu anki internetin iki katı bilgiye sahiptir. Gelecek yıllarda, yaptığımız her şey gözlemlenip kaydedilebilecektir. Gelişmiş bilgisayar programları tüm bilgileri inceleyip sınıflandırabilecektir. Satın aldığımız eşyalar RFID (Radyo Frekans Kimliği) çiplerine sahip olacak ve böylelikle takip edilebileceklerdir. Bindiğimiz arabalar kara kutu aktarıcılarına sahiptir. Kullandığımız cep telefonları GPS (Global Positioning System – Küresel Yön Bildirim Sistemi) üzerinden izlenebilmektedir.

 5.OTOMATİK SİLAH SİSTEMLERİ

Silah teknolojisi beş duyu organımızla ve beyin gücümüzle algılayabileceğimizin ötesinde gelişmiş durumdadır. İnsansız uçaklar, hissedebilen, düşünebilen ve öldürebilen karınca büyüklüğünde robotlar çevremizde görülmeye başlayacaktır ve bütün bunlar bir insanın üstesinden gelebilmesi için fazla karmaşıktır. Otomatik bilgi sistemleri, saldırma kararında, hedeflerin süratle takibi ve tanımlamasında, cephanelerin seçimi, dağıtımı ve sonuçların rapor edilmesinde yardımcı rol oynayacaktır. Robot sistemleri araştıracak, tanıyacak, değerlendirecek, iz sürecek, çatışmaya girecek ve öldürecektir. Gelişmiş radar sistemleri yer ve kimlik belirleyecek; ardından yok edecektir. (Burada kullanılan teknik Çok-yönlü Birleştirme'dir: Ayrıntılı bilgiler ve yapılan hareketler arasında sürekli etkileşim sağlar. Kullanıldığı alanlar: Denizaltıların tanımlama yöntemleri, hedef kimliği belirleme, iz sürme ve yok etme, balistik füzeler ve bombardıman uçakları, ani otomatik tepkiler, yapay zekâ) Tüm bunlar bir bilgisayarın gerçekleştirmesi için fazlaca karışık işlemlerdir.

6. GÖZETLEME

Birçoğumuz 120 stratejik noktaya yerleştirilmiş, yerimizi belirleyebilen SatNav[7] ve GPS'yi duymuşuzdur. Cep telefonlarımız ve arabalarımız sürekli olarak takip edilmektedir. Çeçen lider General Dudayev aslında yanına cep telefonunu aldığı için öldü. Telefonunun yeri bulundu ve izi sürüldü. Ardından radyasyonu yükseltildi ya da ölümcül bir seviyeye getirildi[8] . Tüm telefon konuşmalarımız, faks ve e-maillerimiz Echelon[9] 'un, simge, ses ve kelime tanıma özelliğine sahip elektronik tele-kulak teknolojisiyle takip edilmektedir. Bilgisayar, anahtar kelimeleri ve cümleleri araştırır ve bir şifreleme yazılımı kullanır. Çoğumuz telesekreterle veya sözcük tanıyan yazı sistemleriyle karşılaşmışızdır. Hepimiz parmak izi gibi ayırt edici özelliğe sahip ses izlerimiz vardır. İleride, nüfus cüzdanları hiç şüphesiz RF Kimliği (RFID) çipleri taşıyacaktır. Yani eğer bu zorunlu hale getirilirse araba kullanmasak ya da cep telefonu taşımasak da yerimizin tespiti yapılabilecektir. Giysilere RF Kimliği koymak da yaygınlaşmıştır. Böylelikle izlenmenizi sağlayan bir cekete para ödemiş oluyorsunuz. X ışınları, CCTV (Kapalı Devre Kamera Sistemleri), parmak izi, avuç içi izi, el yazısı ve göz irisi kelimelerini hepimiz duymuşuzdur. Diğer biyo-ölçüm tanımlama sistemleri; yüzü, retina tabakasını veya bir insanın yürüyüşünü, yüz ifadelerinin özelliklerini ruh halinizi belirlemede kullanır. Bunun bir sonraki aşaması akıl okuyan bilgisayarlardır.

7. KİTLELERİN İDARESİ

Göz yaşartıcı gaz, elektroşok silahları ve Taser[10] 'ler en bilindik kalabalıkları kontrol yöntemleridir. Ancak kinetik enerji silahları, elektroşok, ses silahları, isyan kontrol araçları gibi diğer teknolojiler pek bilinmez. Tüm bunlar, bundan kısa bir süre önce kullanılabilir hale gelmiştir. Tüm kalabalığı uyutarak, uyuşturarak etkisiz hale getirmek artık mümkündür. Beyindeki oksijen oranını düşürerek kişinin yorgunluk ve bitkinlik gibi belirli hisleri hissetmesi sağlanabilir. Ya da herkesi uyutabilirsiniz. Bunun yanında, kalabalıktaki bir kişiyi seçebilir ve akustik işaretleyicilerle hedef seçebilirsiniz. Bu tür uyuşturucu etkilere sahip ilaçlara genel olarak "öldürücü olmayan silahlar" denir. Ancak, pek tabii ki, seviyeleri yükseltildiğinde öldürücü olabilirler. Elektromanyetik enerji ile bir kişiyi uzaktan telkin altına alabilir, sakatlayabilir ya da öldürebilirsiniz. Birçok davada, kişinin birden düşüp ölmesine bir açıklama getirilemediği için yasal süreç askıya alınmış ve dava kapatılmıştır.

 8.ZİHİN KONTROLÜ

İnsan toplulukları ölçeğinde zihin kontrolü teknolojisi şu anda kesinlikle mevcuttur. Akıl okuma makineleri, uydular ve süperbilgisayarlar, bir insanın beynine herhangi bir zihinsel, duygusal ve fiziksel durumunu telkin etmek için mikrodalga ve sayısal dalgalar gönderebilir. Paranoid şizofreni hastaları güçlü sanrıların (halüsinasyon) ne demek olduğunu çok iyi bilirler ve bu insanların çoğu gizli polis servislerinden şüphelenirler. Telepati, psikotronikler ve şizofreni arasındaki farkı anlatmak oldukça güçtür. Beyin, tüm vücuda hükmeder. Meditasyon ustaları kendi kalp atışlarını durdurabilir; nefes alışverişlerini kontrol edebilirler. Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz. Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür. Timothy McVeigh[11] 'in uzaktan idare edildiği ve suikaste programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997'de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hess'in birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır. Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı[12] , yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hz'lik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans). Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder. Mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin[13] kullanmış etkisi verilebilir. İbadet eden kişilerin beyinlerinin 'ilahi' bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz. Ayrıca hükmedilen rüyalar, görüntüler ve kısa süreli hafıza silmeyle bir kişiye UFO deneyimi yaşamış biri gibi yapabilirsiniz. İçten geçen düşüncelerin oluşumları gözlemlenebilir ve çözümlenebilir. Düşünceler ve fikirler aklınıza sokulabilir. Artık ne düşünüp hissedeceğimize kendimiz karar veremeyebiliriz. Bu işlemler oldukça karışıktır. Sadist birileri akılları kontrol etmek için bilgisayarın başına geçebilir ve bilgisayarlarıyla her şeyi belirli bir yöne yönlendirebilir. Bilgisayar düşüncelerinizi size geri iletebilir ve tekrar tekrar düşünmenizi sağlayabilirler. Hatta bu anlamsız bir tekrarlamaya dönüşebilir. Ultrasonların iletilmesiyle bir kişiyi, sesler çılgına çevirene kadar bunu tekrarlayabilirsiniz. Bununla bitkinliğe, uykuya veya bir uyanıkla sebep olunabilir. Duyulan yüksek frekanslarla hırsızlığın azaltılabildiği bilinmektedir. Voodoo rahipleri, psikokinezi[14] (telekinezi) veya uzaktan telkin yapalar, insanların ve nesnelerin enerji yardımıyla etkilenebileceğinin farkında olan kişilerdir. Ama bilgisayar, beyinden daha kuvvetlidir. Daha güçlü etkiler oluşturabilir. Bu etkilerden birkaçı tecrübeleri tekrar oluşturmak ve imrendirmek, algılarla oynamak, işitilmeyen bilinçaltı etkileri, telkin ve hipnotize etmek olarak sıralanabilir.

9. FİZİKSEL BELİRTİLER

Zihin kontrolü, fiziksel tepkilere ve hislere de neden olabilir: Sesler duyma, kokular alma, görüntüler, mide bulantıları, ishal, el-ayak kontrolünde bozulma, orgazm hissi oluşturma, kusma, idrar ve dışkı çıkarma isteği gibi bağırsak hareketleri, kasılma, ateş, görsel yanılsamalar, felç, kalp krizi, kalp yetmezliği, nörolojik etkiler, fiziksel acılar, yönlendirilen göz hareketleri…

10. BİYOLOJİK SAVAŞ VE KANSERİN ÇARESİ

Sayısal dalgalar teknolojisiyle fiziksel belirtilerin kablosuz iletilebilmesi olanağı daha da ileri gitmektedir. Bir hastalığın elektromanyetik belirtilerini (semptomlarını) çevreye yayabilir; kansere, lösemiye, Alzheimer'a, zehirli etkilere, gribe, deniz tutmasına, nükleer radyasyon belirtilerine, kimyasal zehirlenmelere ve bakteri enfeksiyonlarına sebep olabilirsiniz. Dilerseniz bağışıklık sistemini (immüne sistem) etkisiz hale getirebilirsiniz. Hatalıkların bu anlık iletimleri Vlail Kaznavheyev tarafından kanıtlanmıştır. Sayısal dalga teknolojisi, topluca ve kapsamlı alanlara hastalığın yayılabildiği devasa miktara sahip biyolojik silahlarda bulunmamaktadır. Antonie Priore'nin de belirttiği gibi olumlu yönde de kullanılabilmektedir. Fareler üzerinde kanser araştırmaları yapan Priore, geliştirilmiş elektromanyetik tedavinin HER hastalıkta tedavi edici olabileceği sonucuna varmıştır.

11. SAYISAL (SKALAR) DALGALAR

Sayısal elektromanyetikler ve silahlar üzerindeki bilgilerimin çoğu Tom Bearden'in araştırmalarıdır. Bunlar, basmakalıp olmayan bilimsel ders kitaplardan alınmıştır. Elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım. Nikola Tesla çekim ve hertz teorilerini kişisel sınırlamalarından dolayı eleştirmektedir. Sayısal dalga teorisinin genel kavramları bu iki teori tarafından göz ardı edilmiştir. Bu durum iki teorinin de hatalı olduğunu göstermektedir. Bu konu üzerindeki ders kitapları hatalıdır; birçok bilim adamı bunu anlamamaktadır. Sayısal dalgalar uzay vakumunda (boşluğunda) bulunurlar. Zaman bölgesi, dördüncü boyut ya da uzay-zaman olarak da bilinir. Işık hızından hızlı hareket ederler. Çevreleyen vakum her yerdedir. Kâinat, hiperuzayın çevresindeki ince zar tabakasıdır. Sayısal dalgalar, normal uzayda dolanabilir, hiperuzayda iletilebilen büyük miktarda bir enerji meydana getirebilir. Sayısal dalgalar, dalga ve karşıt-dalgadan, eşit ve karşıtlardan, çekim enerjisine dönüştürülebilen boylamsal (uzunlamasına) ses dalgaları oluşmasından meydana gelmesine karşılık elektromanyetik (EM) enerji dalgaları çaprazlamadır. Sayısal tip zaman, bahsedilen aynı etken (ışık hızının karesi) tarafından sıkıştırılmıştır (bastırılmıştır). Sayısal elektromanyetikler, elektromanyetiğin çekim gücünün dâhil edildiği genişletilmiş şeklidir. Geleneksel eşitlik şöyledir: e=mc2 enerji, kütlenin, ışığın santimetre karedeki hızıyla çarpılmasına her durumda eşittir. Sayısal (dalgalarda) eşitlik şu şekildedir: e =∆tc2 ışık hızının karesiyle zamandaki değişimin çarpımına eşittir. Işık hızı saniyede 299,793 km yol alır (~300.000 km/saniye). Her şey enerjidir. Sayısal rezonans (yankılanma) ve elektromanyetik alan enerjisi ve çekim alanı enerjisi arasındaki değiş tokuş, günümüzdeki fizikle anlaşılması mümkün olmayan bir şeydir. Elektrostatik olasılık (potansiyel): Yerel partikül ve bunun sürekli akıma sahip elektriksel yükleme mahiyetindeki çekimsel yükleme arasında farklı akış yoğunlukları gösteren yüklü partiküller, elektromanyetikler ve elektroçekimler.

Altuzay /hiperuzay (dış uzay) zaman (değişimi) olmadan her yere seyahat edebilmeniz anlamına gelir. Vakumda (boşlukta) enerji, güç sahası (alanı) olmaksızın tamamen saklı bir biçimde uzak mesafelere iletilebilir. Kablosuz enerji iletimi, hiçbir kayıp olmaksızın, bir lazer gibi, %2 güç kaybıyla inanılmaz hızlarda bir noktaya doğru ateşlenebilir. İyonosfer, güneşten gelen radyasyonlarla iyonize olmuş atmosfer tabakasıdır. Işık, aşırı yüksek frekanstaki elektromanyetik radyasyondur.

12. BEDAVA ENERJİ

Çok büyük miktarda enerji vakum (boşluk) bölgesinden, sıfır noktasındaki enerjiden çekilebilir. Güç tıpaları, gizli dalga boyu rezonanslarını (tınlaşım) kullanarak, dünyasal enerji, yerküreye ait dalgalar ya da kozmik ışınlar bir yere toplamak için kullanılabilir. MEG birimleri denilen bedava enerji makineleri üretilebilir. (MEG: motionless electromagnetic generator, hareketsiz elektromanyetik üreteçler-jeneratörler) Doğrusal olmayan optikler tüm dalgalara uygulanır. Yerkürenin eriyik özü manto tabakasından farklı yönde döner. Bu manyetik bir üreteç (jeneratör) meydana getirir. Sonsuz yerküre enerjisi mevcuttur ve yararlanabilir hale getirilebilir. Çevremizde birçok temiz ve kirlilik oluşturmayan enerji kaynakları vardır. Bu enerji kaynakları yeryüzünün manyetik alanından elde edilebilir ve hiçbir kayıp olmadan derhal nakledilebilir. 

13.MAGLEV[15] VE SES

Ses dalgaları ve titreşimli lazer, ağır nesneleri kaldırmada kullanılabilir: zangay'daki hava mukavemeti dışındaki hiçbir sürtünme etkeninden etkilenmeyen elektromanyetik gücü kullanan Maglev trenlerinde olduğu gibi… Bazı insanlar Mısır Piramitlerinin de bu yöntemle inşa edildiklerini savunurlar. Hatta bazıları da Atlantis medeniyetinin titreşimleri kullanabileceklerinin oldukça farkında olduklarına inanırlar.

 

14. SAYISAL SİLAHLAR

Geleneksel (konvansiyonel) yönlendirilmiş silahlar olarak lazer, RF yönlendirici aletler, atom ve molekül parçalanmasına neden olabilen ışımalı silahlar (ölüm ışınları) gösterilebilir. Ama sayısal silahlar teknolojisi bunların ötesine geçmiştir. Sayısal enerjiyi belirli bir merkeze odaklamak, mercek kullanarak güneş ışığından ateş elde etmeye benzer. Nanosaniyeler içinde yoğunlaştırılmış enerjinin bir noktaya odaklanabilmektedir. İki sayısal ışının bir araya gelmesi, iyonosferi bir devre olarak kullanma yoluyla sayısal bir interferometri[16] oluşturur (faz birleşimi belirli bir noktaya bağlıdır.) Sayısal silahlar, bir ucu atmosfere açılan vakum odalarından ve silahın ucundaki bir hermetik contadan oluşur. Bu silah bir Tesla topunu çok uzaklara, hiçbir kesintiye uğramayan bir seyahatle gönderebilir. Yaklaşık 90 derecelik bir alana ateş açabilir. Sayısal Silahlar hem savunma hem de saldırı için kullanılabilir. Isıveren, ısı düşüren veya bir metal zırhı, bir tankı ya da bir binayı parçalayabilen soğuk patlamalara sebep olabilen itici endotermik[17] bir güçle ateş edebilmektedir. Sayısal silahlar, havada beklenmedik değişmelere, deprem ya da volkanik bir hareket başlatmaya, okyanusun ısıtılması veya soğutulmasına, yapay El Nino'lar oluşturmaya, kuraklıklara, orman yangınlarına veya sellere sebep olabilecek güçtedir. Sayısal silahlar, yaşayan her şeyi çürümeden, düşüp öldürmeye yetecek güçtedir. Manyetik bozulmalarında, hatta elektrik kutuplarının değiştirilmesinde kullanılır.

Nikola Tesla[18] , dünyayı bu güçle ikiye yarabileceğini iddia etmiştir. Sayısal silahlar hava durumlarını düzenlemede ya da iklim değişikliklerinde kullanılabilir.

15. UÇAKLARIN VE FÜZELERİN İŞLERLİĞİNİ ENGELLEME, ATOM BOMBASINI ETKİSİZ HALE GETİRME

Sayısal silahlar (Skalar dalgalar)  bilgisayarlarda ufak arızalara sebep olabilir; elektronik parçaları ve elektrik devrelerini eritebilir. Hatta metali dahi eritebilir. Elektronik aletlerin bozulması uçakların ya da nükleer başlıkların sabote edilebilmesine izin verirken bu teknolojiyle bunların çarpışması veya patlatılması sağlanabilir. Tesla topuna deyen her füze eriyecektir. Sayısal Silahlar frekansları bozar, radardan kaçmayı sağlar, güç kaynaklarının erimesine ya da iş görmez hale gelmesine neden olur. Bunlar insanları, korunaklı odalarda ya da yeraltı sığınaklarında olsalar bile sersemletebilir, engelleyebilir, aciz durumlara düşürebilir. Ayrıca hipnoz gibi akıl tutulmalarına, hareketlerin kontrol edilmesine ya da bilinç kaybına olanak tanır.

 Yeni nesil sayısal (Skaler) silahlar, kuantum potansiyeline sahiptir ve çok bağlantılı uzayzaman[19] kullanır.

Rusların 3. nesil seviyelerine çıkmak için sayısal silahlara çokça para harcamalarına rağmen Haarp[20] 'ın yapabildikleri 1. nesil olarak kabul edilir. Ruslar, doğrusal olmayan (non-linear) matematik, mühendislik ve bilimde öncüdürler.

16. BİR SİLAH OLARAK TESLA TOPU

Tesla kalkanı, boşlukları alınmış 2 sayısal (skalar) yarımküreden ve plazmadan oluşur. 3 eşmerkezli Tesla kalkanları, kimyasalları, biyolojik ve nükleer silahları etkisiz hale getirebilir. Gama radyasyon, dış kabuğa çarpar. Burada emilir, dağıtılır ve daha düşük bir ısıda geri ışıtılır. Bu işlem, gama ışınlarından kızılötesine, ondan da radyo frekansına olmak üzere her kalkan için tekrar edilir.

17. SAYISAL SİLAHLARIN TARİHİ

 Bu bilgilerin bazıları inanılabilir gibi gözükmeyebilir. Yorumlar bölümünde bir noktayı sorgulandığı için kaldırdım. Sayısal silahlar Nikola Tesla'nın araştırmalarına dayanmaktadır. 1960'da General Krushnev, tüm dünyayı yok edebilecek bir silahtan bahsetti. Moskova'daki ABD büyükelçiliği mikrodalga ışınlarına maruz bırakıldı ve 2 Amerikalı Büyükelçilik temsilcisi kanserden öldü; diğerleri ise hastalandılar. 1963'de ABD senatörü Tresher ortadan kaldırıldı ve Porto Riko yakınlarında bir deniz altı patlaması meydana geldi. Sovyetler sayısal silah teknolojilerine oldukça yüklü yatırımlar yaptılar; iddia edildiğine göre atom bombasının bulunmasıyla sona eren Manhattan Projesi'nin yedi katı. Alevtopları birçok yerden gözlemlenmişti. "Ağaçkakan şebekesi" olarak bilinen alan 1976'dan beri ABD'nin üzerinde yer almaktadır. Amerikan mekikleri, füzeleri ve uçakları yere indirildi. Sayısal kubbeler, ABD radar haritalarında görüntülendi. Vladimir Jirinovsky[21] elipton[22] silahlardan söz etti.

 1986'daki Challenger faciası süresince havada yüksek frekansların belirlendiği iddia edildi. Hava mühendisliği sayesinde metallerin yumuşatıldığı iddia edildi. ABD üzerinde doğal olmayan bulut şekilleri görüldü ve bazı kasırgalar 180 derecelik dönüşler ya da 360 derecelik döngüler yaptı. Ocak 1995'de, Rusların füze sinyallerini aldığında dünyanın yok olmasına iki dakika vardı. Bu hikâyeyi doğrulamak çok zordur ama iddia edildiğine göre insanın müdahale edebildiği 8 dakikadan sonra 10 dakikalık bir boşluk vardı. Bilgisayarlar yönetilen silahların sorunu işte budur. Aslında ortada füze yoktu.

18. ÖZET

Her yönüyle insan davranışları, mikrodalga veya sayısal dalgaların kullanıldığı zihin kontrolü ile izlenebilir ve kontrol edilebilir. Takip, etrafımızı sarmıştır. Her şey enerji ve titreşimden ibarettir. Bilgisayarlar şu anda moleküler ya da nano seviyededir. Her an daha da küçük üretilmektedirler. Bilgisayar kontrollü silah sistemleri git gide daha da güçlü hale gelmektedir. Kalabalıkların kontrolü ve biyolojik savaş, hastalıkların büyük kitlelere, geniş insan kalabalıklarına yayılabileceği, insan topluluklarının uyutulabildiği, yeryüzündeki tüm yaşamın bir anda bitirilebileceği bir seviyeye gelmiştir. Sayısal Kalkanlar kimyasalları, biyolojik veya nükleer silahları etkisiz hale getirebilir. Kanserin çaresi vardır ve kontrol altına alınabilen temiz ve tükenmeyen enerji kaynağı mevcuttur.

 

Dipnotlar

[1] Kuzey İrlandalı tarihçi, yazar. Din, sembolizm, yıldız astrolojisi, doğaüstü olaylar ve Atlantis konularında çalışmalar yapar. Annesi bir falcı, anneanesi doğaüstü olaylarla ilgili bir yazar ve filozoftur. İrlanda medeniyetinin kökenini kayıp Atlantis medeniyetine bağlar. Dünya tarihinin, Büyük Tufan'dan önce dünya dışı varlıkların ziyaretiyle şekillendiğini, bu varlıkların Dünya ve Mars arasında, suyu bol olan bir gezegende (Tiamat) yaşadıklarını, bu gezegenin ortadan kalkmasıyla Büyük Tufanın oluştuğunu, şimdiki asteroitlerin bu gezegenin kalıntıları olduğunu iddia eder. Taroskop denen kartlarla bakılan fal tekniğinin mucididir.

[2] BCI: Brain-Computer Interfacing: Doğrudan Sinir Sistemi Bağlantısı ya da Beyin-Makine Bağlantısı olarak da bilinir. İnsan veya hayvan beyniyle cihazların doğrudan bağlanmasıdır. Tek yönlü bağlantıda bilgisayar, beyinden komut alabilir veya beyne sinyal gönderebilir. Çift yönlü bağlantıda bilgi alışverişi mümkündür. Araştırmalar 1970'lerde başlamış, ancak 1990'ların ortasında ilk meyvelerini vermiştir. Dr. William Dobelle 1978 ve 2002'de yaptığı iki operasyonda, bu tekniği yetişkin körlere uygulamış ve sonuç almıştır. Atlanta, Emory Üniversitesi'nde 1998'de içe kilitlenme sendromu (locked-in sendromu, tüm istemli kasların uyuması) geçiren bir hastanın beynine nakletmiştir ve hastanın hareket edebildiği görülmüştür.

[3] Bir biyoteknik firması olan Cyberkinetics tarafından 2003'de Brown Üniversitesi Nörobilim Bölümü'yle ortak gerçekleştirdikleri bir sistemdir. Kol ve bacakları olmayan ya da ALS (Amyotrophic Lateral Sclerosis kas hareketlerini kontrol eden sinir uçlarının bozulması) veya omurilik hasarı olan hastalarda uygulanır. Vücut faaliyetlerini yitiren hastaların beyinlerine yerleştirilen bilgisayar çipleri vasıtasıyla hastanın beyin faaliyetleri belirlenir ve niyetleri bilgisayar komutlarına çevrilir.

 [4] Güdübilim. Makine ve canlılarda geçerli olan kontrol ve iletişim teorisi. İnsanlara ait ve mekanik sistemlerin çalışma tarzı ve işlevlerini daha iyi anlatabilmek amacıyla bilgi-işlem sistemlerinin araştırılması. Canlı varlıkların kontrol ve ticari haberleşme yöntemlerinin karşılaştırmalı araştırmasını da yapar.

 [5] VeriChip Corporation tarafından üretilen, insana nakledilebilen RFID (Radio Frequency Identification Radyo Dalgası Kimliği). Firma, Applied Digital Solution (Uygulanabilir Sayısal Çözümler)'in yan kuruluşudur. Delray Beach, Florida'da faaliyet göstermektedir. VeriChip, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) onayladığı ilk "İnsan Nakledilebilen RFID çip"tir (2002). Bir pirinç tanesinin yaklaşık iki katı boyutundadır. Genel olarak sağ kolun triseps altına ya da ele uygulanır. Uygun frekansta bir kere tarandığında kullanıcının bilgileri kaydedilir ve 16 haneli bir sayıyla kimlik tanımlaması, tıbbi kayıtlar ve diğer amaçlar için veritabanına kaydedilir. Lokal anesteziyle uygulanır ve varlığı çıplak gözle fark edilemez. Bir doktor muayenehanesinde kolayca uygulanabilir.

[6] Amerikalı, dünyaca ünlü perakende mağazası

[7] Uydudan, yer bilgisi alma sistemi.

[8] Çevirmenin notu: C. Dudayev'in cep telefonu sebebiyle öldürüldüğü bilinir. Ancak radyasyon değil, Rus ajanlar tarafından cep telefonuna güdümlü füzeyle öldürüldüğü söylenmektedir. Hatta internette Dudayev'in arabasının yanında cep telefonuyla konuşurken yukarı doğru, objektife baktığı bir fotoğrafı için denir ki: Bu resim atılan füzenin çektiği bir resimdir. Çarpmadan hemen önce çekilmiştir ve Dudayev'in son fotoğrafıdır.

[9] 1952'de ABD Başkanı Harry S. Truman tarafından kurulan dünya çapındaki NSA istihbarat örgütünün kullandığı sistem. Uydu, radyo, GPS, internet ağı gibi tüm veri akışlarını toplayan ve işleyen bir sistemdir. 1998'de Ankara'daki çalışma büroları ortaya çıkmıştır.

[10] 50 bin volt vererek kurbanda kısmi felce sebep olabilen Air Taser firması tarafından üretilen elektroşok silahlarıdır. Yaklaşık 25 m.'den elektrik şoku verir. En az yarım saat baygınlığa sebep olur. Amerika, Kanada ve birkaç Avrupa ülkesinde polisler tarafından yaygın bir şekilde kullanılır. Özellikle üçüncü dünya ülkelerine satılır. Yaklaşık 76 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Üretici firma, ölümcül etkisi üzerindeki iddiaları reddeder. Uluslar arası Af Örgütü, silahın yasaklanmasını istemektedir. İzlerinin çabuk geçmesi dolayısıyla Time dergisi 'Modern İşkence Aleti' nitelemesi yapar.

[11] Amerikan halkının 11 Eylül 2001 tarihli saldırıdan önce, şahit olduğu en büyük terörist saldırı, Timothy McVeigh tarafından Oklahoma'daki Federal Bina'ya yapılan bombalı saldırıdır (1995). Bu saldırı sonucunda çocukların da dâhil olduğu 168 kişi hayatını kaybetmiştir. McVeigh bu katliamı, 1993 yılında çiftliklerinde yanarak hayatlarını kaybeden David Koresh ve takipçilerinin intikamını almak için gerçekleştirdiğini söylemiştir. McVeigh'e göre Koresh ve tarikat üyeleri kendilerini yakmamışlar, Amerikan Devleti tarafından yakılmışlardır. Bu nedenle olayın intikamını Amerikan Devleti'nden almaya karar vermiş ve Federal Bina'yı bombalama ve devlet adına çalışanları öldürmeyi planlamıştır. David Koresh tarikatının intihar olayından tam iki yıl sonra, olayın yıl dönümünde, patlayıcı dolu kamyonetini binanın önüne bırakıp soğukkanlılık ile olayların gelişimini izlemiştir. McVeigh, idam edilmesinden (2001) kısa bir süre önce The Buffalo News gazetesine gönderdiği mektupta, yaptıklarından dolayı pişman olmadığını, devlete karşı verdiği mücadelede bombalama eyleminin 'en mantıklı taktik' olduğunu söylemişti. Kendisinin Körfez savaşına katılmıştır ve bir Neo-Nazi ırkçısı olduğu söylenmektedir.

[12] Yeryüzüyle iyonosfer tabakası arasındaki boşluğun doğal titreşimidir. Askeri haberleşme sistemleri bu frekans üzerinden geliştirilmiştir. 7.8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hertz aralıklarında yedi katmandan oluşur. En büyük Manyetik Alan Frekansı (MAF) 7,8 Hz arasındadır. "Hepimiz Bio Kimyasal süreçlerle elektrik üreten, ürettiğimiz Elektron akımlarıyla düşünen, hisseden, kaslarımızı ve bedenimizi hareket ettiren, çalışan, konuşan ve faaliyet gösteren varlıklarız. Yani tüm madde âlemi nasıl atomlarının titreşimi nispetinde ürettiği enerji kadar etraflarında Elektro Manyetik Alanlar (EMA) teşekkül ettiriyorsa, Tüm canlılar da hücresel vibrasyonları nispetinde ürettikleri enerji kadar çevrelerinde EMA'lar teşekkül ettirmektedir. Sahip olduğumuz EMA da, EMA'ların değişiminden ve frekansından etkilenmektedir." Geophysical Observatory - Modra, Slovak Republic gibi merkezde ölçülür. Kayıtları tutan merkezlerin verilerine göre, 1980 yılından sonra yapılan ölçümlerinde, ortalama 7,8 Hertz olan en büyük MAF'nin yükseldiği ve 11 Hertz' in üzerine çıktığı, ayrıca saniyede 1000 in üstünde olan yıldırım ve şimşek çakmalarının da, saniyede 2000 ne çıktığı tespit edilmiştir. Yani tüm dünyayı çepeçevre saran en büyük EMA, çok uzun süreden beri sabit olan frekansı 7.8 Hertz' den 12 Hertz' e çıkmış, Aynı zamanda İyonosfer tabakasından yeryüzüne akan elektrik enerjisi de toplam olarak eskisinin 2 katına çıkmış bulunmaktadır. İlim, bu artışların kesin nedenlerini açıklayamamakta, Güneşin 11 yıllık periyotlarından kaynaklandığını tahmin etmektedir. Bazı kitaplarda 13 Hz'e ulaştığında duracağı iddia edilir. (Çevirenin notu: Bu tip konular, Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı Başkanı Vedia Bülent Çorak'ın, Alfa Kanalı'ndan (Kutsal kitapların Alfa Kanalı aracılığıyla indirildiğine inanıyor) gelen vahiylerle yazdığını ileri sürdüğü sapık 'Bilgi kitabı"nda çokça işlenmektedir.)

 [13] Ketamin bir "dissosiyatif anestetik" ti, yani kullananlarda çevrelerinden ya da acılarından bağlantısız veya kopukluk hissi yaratır. Uyuşturucunun efektleri phencyclidine (PCP) ile benzerdir. Hap, sıvı ve toz formlarında bulunur. Ketamin medikal ihtiyaçlarda kullanılan denetim altında olan bir maddedir. Genellikle veteriner anestezi ihtiyaçlarında kullanılır. Küçük dozlarda bir rüyada gibi uçma hissi uyandırır. Kullanıcı çevresinden ve vücudundan uzaklaşma yaşar. Eller ve ayaklar hissizleşir ve etkilenmeleri güçleşir. Etkisi altında iken duygular çok çabukça değişebilir. Kullanıcılar kalkıp dans etmeye yönelebilirler, fakat yüksek dozlar hareket etmeyi zorlaştırır. Hareket edememe "K-Deliği"nde olmak ile ifade edilir. Çok yüksek dozlar kullanıcılarda anestetik etkisi veya bilinç kaybı gösterir. Kullanan yaralansa bile uyanmaz, çünkü vücudunun veya çevresinin farkında değildir. Bazıları yaşadıklarını hatırlamaz.

[14]Zihin gücüyle madde ve insanlara hükmetmeye verilen isim.

[15] MagLev (Magnetic Levitation): Manyetik kaldırma. Manyetik alanlar, itme-çekme kuvvetleri kullanılarak nesnelerin yerden yükseltilmesi. Bu teknik kullanılarak Japonya ve Fransa'da yüksek hızlı trenler üretilmiştir ve kullanılmaktadır.

[16] İnterferometri: Çatışma ölçeği, küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyla ölçen alet. Uzaktan (uydu vb.) ölçüm yapar. Deprem araştırmalarında yeryüzü şekillerinin belirlenmesi gibi incelemelerde bu teknik kullanılır.

 [17] Reaksiyon sırasında ortamdan ısıalan reaksiyon çeşidi

[18] Nicola Tesla (d. 1856, Hırvatistan ö. 1943, ABD) Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir. Çağının çok ilerisinde buluşlara imza atmış ve uygulamıştır. En önemli icadı olarak alternatif akım makineleri gösterilir. Radyo dalgaları yayınları, vericileri, hidroelektrik santraller, radar gibi buluşlar onundur. Zaman makinesiyle ilgili araştırmalar yaptığı iddia edilir. Tuhaf ve tutarsız hareketleri olan, takıntılı, hiçbir deneyini not etmeyen biriydi.

[19] Dört boyutlu evren sistemine verilen isimdir. Einstein'ın genel görecelik kuramına göre uzayzaman düz değildir, eğiktir. Normalde Newton cisimlerin serbest düşme esnasında aldığı yolun zamana göre grafiğinin eğrisel olma sebebini kuvvete (yerçekimi) bağlı açıklarken, Einstein bu kuramı ve denklik ilkesini kullanarak bu olayı kuvveti katmadan sadece uzayzamanın eğimli olması ile açıklar.

[20] Kısa adı HAARP (High Frequency Active Auroral Research Program- Yüksek Frekanslı Auroral Araştıma Programı ) olan ve ABD tarafından İyonosfer'in özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska'da sürdürülen çalışmadır. (Auroral: Güney yaımkürede geceleyin gökyüzündeki ışımalar, diğer anlamı fecir, seher) İlk kez Sırp asıllı Amerikalı bilim adamı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmış bir fikirdir. Aslında bu proje hakkında birçok ülkede karşı kampanyalar olmuştur. Çünkü Haarp projesi iklim kontrol ve yapay derem silahı olarak kullanılabilme yeteneğinden dolayı çok tartışmalı bir konu halini almıştır. Haarp projesi pentagon'un kontrolünde ve ADB ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir. Alaska'daki merkezde şu anda, yüksek frekansta radyo sinyali yayımlayabilen toplam 48 adet anten bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, çok-yüksek frekanstaki sinyallerle ilgili çalışmalarda kullanılacak olan bir radarın yapılması da planlanmaktadır. HAARP projesi kapsamında, iyonosferin ısıtılması yoluyla ELF (çok düşük frekans) dalgaları da üretilmektedir. Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok deneyin yapıldığı bu alan uçaklar için çok tehlikelidir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol sistemi kurulmuştur. Herhangi bir uçağın yaklaşması durumunda antenler otomatik olarak faaliyetlerini durdurmaktadırlar.

TESLA Transformatörü

Klasik transformatörler, birbirinden yalıtılmış silisli demir sacların özel şekillerde kesilerek üst üste preslenmesiyle elde edilen bir çekirdek üzerindeki iki adet, farklı kalınlık ve sarım sayısına sahip bobinden oluşur. Bu tür transformatörlerle alternatif akımlı bir kaynaktan alınan enerjiden (örneğin 220 volt, 50 Hz frekanslı şehir elektriği), kapı zili için 8 voltluk gerilim veya kaynak makinaları için yüksek amperli akım elde edilebilir.

Bu tür transformatörlerde giren ve çıkan gerilimin frekansı aynıdır.

Tesla tarafından geliştirilen transformatörde demir çekirdek yoktur ve bu nedenle genellikle “Tesla Bobini” diye isimlendirilir. Şemada görüldüğü üzere, birincil bobin kalın çaplı telden az sarımlı, ikincil bobin ise ince çaplı telden çok sarımlıdır. Devrede bulunan uygun kapasiteli bir kondansatör ve kıvılcım başlıklarının mesafesinin ayarlanmasıyla birincil bobin üzerinde yüksek frekanslı bir osilasyon gelişir.

Buna yakın durumdaki ikincil bobinde ise yüksek frekanslı yüksek endüksiyon gerilimi doğar. İkincil bobinde meydana gelen gerilim havanın yalıtkanlığını aşacak kadar yüksek ise bobin ucundaki topuzdan havaya, şimşek benzeri elektrik boşalmaları olur. Tesla bobinleriyle, ana enerji kaynağından çok daha yüksek frekanslarda gerilim üretilir. Ancak ikinci bobinden boşalan enerji, birinci bobini besleyen enerjiden büyük olamaz. Çünkü Termodinamiğin evrensel 1. Yasası “Enerjinin Sakınımı” kanununa göre “enerji yoktan var edilemez ve var olan enerji yok edilemez, sadece bir şekilden diğerine dönüşür”. Bu durumda cihaz içinde hiç enerji kaybı olmadığını varsaysak bile, bir Tesla bobininden ancak bobinin birincil devresine verilen enerji kadar enerji alınabilir.

Not:  Bilimsel kaynağı verilmeyen, yazarları ve sahipleri belirsiz olan haber, rapor, vs. bilgilere fazla itibar etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Bu tür bilgilere kuşkuyla yaklaşmak, sorgulamak, doğruluğunu araştırmak, irdelemek gerekir. Aksi takdirde, bu bilgi kirliliği doğrulara ulaşmayı engeller, bu uzun yazımdan da anlaşılacağı üzere, bizlerin çalışma ve düşünme, doğru konularla uğraşacağımız zamanlarımızı çalar, enerjimizi boşa harcatır. (alıntı)

Philadelphia Deneyi       Montauk Projesi

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa  / Index  / Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası

Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology/

Kuantum Teleportation / Kuantum Fizigi / Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy) / Astronomy