UFO TOP SECRET: The BOB LAZAR Interview

Zeta Reticuli Aliens: Robert Lazar

Video çeviri: Hülya Altınkaya

51. Bölge Sırları - Bob Lazar

Bir zamanlar 51. Bölge/s4 te çalışan Fizikçi Bob Lazar belgeseli ...

51. Bölge ve Bob LAZAR

1985 yılından beri 15 milyon Amerikalının tanımlanamayan uçan nesne gördüğü söyleniyor, ve bütün delillere rağmen bu konuyu bilim görmeyi reddetti. Ama şimdi asrımızın en büyük sırlarından birisi çözülmek üzere. Devlet için çalışan ve bir bilim insanı olan Bob LAZAR askeri bilgileri ile birlikte bunları kamuoyuna sundu. Teknolojik gelişmelerin sınırının bilinemediği günümüzde, devletler büyük şirketlerin en ileri keşifleri yapmalarını sağladı. Amerikan devleti ise milli güvenliği ilgilendiren bilgileri bilinen sebepler üzerine toplumdan saklamak zorunda!? Konunun hassasiyeti, dünyada yaşayan canlıları, evrenin sırlarını aydınlatacak bilgiler olunca artıyor. Herkesin şunu dediğini duyar gibiyim, evet bunları bilmek hakkımız. 2. Dünya savaşının sonlarına doğru icat edilen atom bombasından sonra ulusal güvensizliklikte yepyeni bir sayfa açıldı ve Roswell olayının ardından Amerikan ordusu mükemmel silahlar ve sofistike casusluk aletleri arayışındaki gelişme ve başarılarını her zaman gizli tuttu.
 


Uzmanlık ya da özel uzmanlık gerektiren durumlarda ordu dışarıdan yetenekli bir sürü insanı işe alıyor. Bob LAZAR'da bu sebeple işe alınan sivillerden birisi. 51. bölgeye girişi ve orada bulunduğu zamanı çok detaylı bir biçimde anlatırken, Amerikanın yaptığı önemli bir buluşa ve Ruslarla bir dönem çalışıldığına değiniyor. Kendisinin ölen bilim insanlarının yerine işe alınan sivillerden biri olduğunu söylüyor. 51. bölgeden çok daha önemli S4 adının verildiği bir bölgenin olduğuna ve oraya girişin yasak olduğuna da değiniyor. Detaylarını aşağıdaki belgesel videonun çeviri yazısında bulabilirsiniz.

Bob Lazar's story: Alien spacecraft at area 51

51. Bölge'nin sırları. 51. Bölgede çalışan Bob
Lazar'ın itirafları.


UFO iddialarına kaynaklık eden bir başka önemli olay
ise ABD'deki 51. Bölge'dir. İddialara göre, bölgedeki
UFO gözlemleri oldukça yoğundu ve bir çok insan
bölgede uzay teknolojisinin ve çalışır uçan dairelerin
saklandığına inanıyordu. İddiaların çoğunun ardından,
bir uçan daire için sistem mühendisi olarak
kiralandığını söyleyen, üssün eski çalışanı Bob Lazar
çıkıyordu. Lazar'ın iddialarına göre üsse izinsiz
girmenin cezası ölümdü.

Groom Gölü Hava Kuvvetleri Üssü, diğer adıyla
Dreamland, Nevada'nın sıra dağları ile çöl arasında
gizliydi. Kırk yıldır var olan ve yerini halktan
saklamak için milyonlarca dolar harcanan üs, şu anda
resmi bilgilere göre eskimiş SR71 Blackbird casus
uçakları ve "hayalet uçak" olarak bilinen F117 Stealth
savaş uçaklarının üssü olarak biliniyor.

Lazar, söz konusu üste, 1988-90 yılları arasında
Galileo adıyla bilinen gizli bir projede sistem
mühendisi olarak çalışmıştı ve dünya dışı dokuz
yuvarlak uzay aracının, üssün S4 adıyla bilinen bir
bölümünde saklanarak incelendiğini iddia ediyordu.
Lazar'ın anlattıklarına göre, uzay gemileri dağ
duvarlarına inşa edilmiş büyük çengellere
yerleştirilmişti ve sadece kapıları hariç her yeri,
ana renge uysun diye boyanmıştı. Lazar dünya dışı
mühendisliğin bilgisini keşfetmek için nesneleri
ayırmaktan sorumlu anlamına gelen tersine mühendislik
araştırmacısı olarak orada çalıştığını söylüyordu.
(Hazırda buluna teknolojiyi inceleyerek, bunun nasıl
çalıştığını ve aynısının nasıl yapılabileceğini
meydana çıkartmaya tersine mühendislik deniliyor.)
Anlattığına göre, üste çalışmaya başladığı günden
ayrılana kadar silahlı güvenlik görevlileri tarafından
izlenmişti.
Fakat yine de, bir ara fırsat bulup 4.5 m.
yüksekliğinde ve 18 m. çapında uzay araçlarından
birine girdiğini iddia diyordu.
Lazar'a göre, uzay
aracı görünüşte metalik olmasına rağmen kaynak yerleri
gözle görülmüyordu ve bu
objenin elektrik düzeni
bilimsel düzenimizden ve havacılık teknolojimizden çok
ileriydi.


Lazar'a göre dev hangarlarda UFO benzeri uçan
disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuş prensipleri
deneniyordu. Lazar'a göre iki tür UFO bulunuyordu,
birisi "Omicron" adı verilen bir gezegen veya bir
yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen diskti.
"Delta" adlı diğer tip ise, uzay/zaman alanı içinde
hareket edebilen ve bu şekilde yıldızlar ve galaksiler
arası yolculuk yapabilen olağanüstü bir araçtı.

Araçların üçüncü ve bir başka tipi ise hem Omicron,
hem de Delta konumuna geçebilen bir modeldi. Bu
diskler veya araçlarla ilgili tüm bilgi vardı ve de
uygulanıyordu.

Lazar'ın anlattıkları gerçekten ilginçti. Lazar'ın
iddiasına göre, bu diskler çok yüksek oktanlı ve
petrolden olmayan, atom sayısı 115 olan bir elementle
çalışıyordu. Bu element ise, bizim kullandığımız
periyodik cetvelde yer almıyordu.
Lazar'a göre bu
element, uzay seyahati esnasında 116 denen bir başka
elemente dönüşerek % 100 enerji sağlıyordu.


Lazar, dünya dışı canlıların ikili bir yıldız sistemi
olan Zeta 2 Reticu yıldızının dördüncü gezegeninden
geldiklerini iddia ediyordu. Dünya dışı canlılar,
Lazar'a göre boyları bir buçuk metre, ağırlıkları 15
ila 30 kg arasında, hemen hemen yürümeye yeni başlayan
bir çocuk görünümündeydiler. Başları büyük, her yönü
görebilen badem şeklinde kocaman gözleri vardı ve
genelde saçsızdılar. Daha çok mavi renkte tek parça
tayt benzeri bir giysi ile görülmüştüler.

İddialar birbiri ardısıra gelirken, bundan tam iki yıl
önce ABD Hava Kuvvetleri, Groom Gölü'nü halkın
görüşünden uzak tutmak için çevredeki 4500 hektarlık
yeri de satın aldı. Üssü gözlemek için gelenler artık
25 ila 30 mil uzaklıkta kalıyordu. ABD basınına göre,
Groom Gölü çevresinde Hava Kuvvetleri'nin sahip olduğu
alan 94.000 hektardı. Üssün isminin hâlâ haritalarda
yer almayışı ise, buraya gizli bir üs ya da dünya dışı
bir sırrı saklamak için ideal bir yer olma özelliği
kazandırıyordu.

51'inci Bölge ile ilgili olarak geçen yıllarda çekilen
Rus uydu fotoğrafları da, 9500 m. uzunluğuyla dünyanın
neredeyse en uzun uçuş pistinin burada olduğunu
gösteriyordu. Ayrıca resimlerde uçakların askılarla
hangara alınmalarındaki büyük teknolojik ilerlemenin
ipuçları, su kuleleri, soğuk yakıt tankları, radar
merkezleri, kontrol kulesi ve geniş bir sahada yer
alan yapılar da vardı. Kanıtlar ayrıca komplekste
yeraltı girişlerinin büyük bir yer kapladığını
gösteriyordu. Yetkililer bu fotoğrafları da
umursamadılar, yorumsuz kalmayı tercih ettiler. Bugüne
kadar üssün varlığı hakkındaki kanıtlar veya kanıt
olarak ileri sürülenler kapalı bir sır olarak kalmaya
devam ediyor.

Robert Lazar - Ex worker of Area 51 tells all about flying saucers and aliens - Secret Space Program


Bob Lazar, United Nuclear Scientific's CEO, recounts his experience at Area 51/S4 in the late 1980s.


AREA 51 SECRETS OF UFOS & ALIEN TECHNOLOGY

Lazar claimed to have worked in 1988 and 1989 as a physicist at S4 allegedly located at Papoose Lake southwest of top secret Area 51 near Groom Dry Lake, Nevada. According to Lazar, S4 serves as a hidden military location for the study and research of
extraterrestrial spacecraft, or flying saucers using reverse engineering. Lazar says he saw nine different extraterrestrial vehicles there and has provided detailed information on the mode of propulsion and other technical details of a disc-shaped vehicle he called the sport model.

In November 1989, Lazar appeared in a special interview with investigative reporter George Knapp on Las Vegas TV station KLAS to discuss his purported employment at "S4", a facility he claims exists near Area 51. In his interview with Knapp, Lazar said he encountered several flying saucers. He says he first thought the saucers were secret terrestrial aircraft whose test flights must have been responsible for many UFO reports. On closer examination and from having been shown multiple briefing documents, Lazar came to the conclusion that the discs were of extraterrestrial origin. In his filmed testimony Lazar explains how this impression first hit him after he boarded one craft being studied and examined its interior. Lazar claims to have "worked at Los Alamos National Laboratory (specifically in the Meson Physics facility ), involved with experiments using the 1/2 mile long Linear Particle Accelerator." Knapp claimed to find Lazar's name among that of other scientists in the 1982 Los Alamos phone book and have a 1982 Los Alamos Monitor news article mentioning "Lazar, [as] a physicist at the Los Alamos Meson Physics Facility."
For the propulsion of the studied vehicles, Bob Lazar claims that the atomic Element 115 served as a nuclear fuel.


Element 115 (temporarily named "ununpentium" (symbol Uup)) reportedly provided an energy source which would produce anti-gravity effects under proton bombardment, along with antimatter for energy production. As the intense strong nuclear force field of Element 115's nucleus would be properly amplified, the resulting large-scale gravitational effect would be a distortion or warp of space-time that would, in effect, greatly shorten the distance and travel time to a destination.

Lazar also claims that he was given introductory briefings describing the historical involvement by extraterrestrial beings with this planet for the past 100,000 years. The beings allegedly originate from the Zeta Reticuli 1 & 2 star system and are therefore referred to as Zeta Reticulans, popularly called 'greys'. According to Lazar these beings were referred to as 'the kids' within the program, or as 'gourds' among the personnel.
 

UFO Propulsion
The bizarre, yet seemingly technologically feasible
claims of alledged 'Area 51' back-engineering
specialist: BOB LAZAR

"The power source is a reactor which uses element 115 as its fuel. In this reactor element 115 is used as a target and is bombarded with protons in a small, highly sophisticated particle accelerator. When a proton fuses into the nucleus of an atom of 115, it is transmuted and becomes an atom of element 116. Although we too can transmute elements here on earth, it is typically not done in this fashion, or at anywhere near this level of efficiency. Furthermore, we have yet to produce anything heavier than element 112.

As soon as each atom of 115 is transmuted into 116, it immediately decays and produces a radiation unlike that which we normally observe in nuclear decay. Each atom of element 116 decays and releases two anti-protons (anti-hydrogen), a form of antimatter. Antimatter can be produced in particle accelerators here on earth, but only in minute quantities and only stored for short periods of time.

The flux of antimatter particles produced in the reactor are channeled down an evacuated, tuned tube (which keeps it from contacting with the matter that surrounds it) and reacted with a gaseous matter target. This Total Annihilation reaction is the most efficient and energetic nuclear reaction there is. The more familiar nuclear reactions are Fission, producing energy from the splitting of atoms as used in nuclear reactors & atomic bombs, and Fusion, the fusing or combining of atoms (typically hydrogen nuclei) to release even more energy. Fusion is the reaction that powers the sun and other stars and is what gives hydrogen bombs their "punch". These two more common nuclear reactions are dwarfed by the power and efficiency of the annihilation reaction used in the alien reactor.

The reaction between the gaseous matter target and the antimatter particles produces a continous release of tremendous amounts of heat. This heat is converted directly into electricity by the use of a thermionic Generator. The Thermeonic generator used in this reactor is so efficient, that there is no detectable waste heat produced. This is an apparent violation of one of the basic laws of thermodynamics. Similar, but not nearly as efficient or powerful, thermionic generators are used as power sources in our satellites and space probes.

As amazing and efficient as all this seems, it is only secondary to the primary function of the reactor. The antiparticle flux emitted from the transmuting element 115 is not the only energy radiated during operation. This is the point at which the gravity A wave is first produced. The gravity wave emitted by the 115 reaction appears on the hemisphere of the reactor, propagating up the tuned waveguide in a fashion very similar to the way microwaves behave.

All of the actions and reactions inside the reactor are orchestrated perfectly like a tiny little ballet, and in this manner, the reactor provides an enormous amount of power used to amplify the gravity A wave so it can cause the requisite space/time distortion for space travel.." -Bob Lazar




UFO Propulsion System - Bending time and space

Defense Scientists and Engineers are finally starting to understand the ultimate propulsion system that can make instantaneous space travel possible. The UFOs use this propulsion system to travel great distances instantaneously.

The speed of light is 670,000,000 miles per hour – a number no human being can ever stand in any craft for a long time. Does that mean UFOs are unmanned or extra-terrestrial beings are totally different? It is possible but not likely. Theory of evolution in the Universe says that intelligent life forms are abundant in the Universe but they have evolved in a similar way.

Traveling even at the speed of light (670,000,000 miles per hour) is just not enough to cover distant destinations in the Universe. For example even at that speed traveling from one constellation to another may take hundreds of years.

Then how can one travel such great distances in a short span of time? This is the million-dollar question that has made every country in the world keep quiet about UFOs and cover up their existence and interaction. Every country believes they will be the first to uncover the technology of “flash travel” which is the term used in traveling from point A to point B in the Universe instantaneously.

To understand the concept, imagine you have to travel from New York to New Delhi, two points in the opposite sides of the globe. Now think you have the technology of freezing time and then get back to current time. At 9AM (or any other time of a particular day), you take the instance of the globe and freeze it for travel. Now assume the globe is made of paper or some other flexible material. Now you deform the globe and bring NY and New Delhi touch each other. Then travel from NY to New Delhi instantaneously because the distance is really very little since you deformed the globe. After completing the travel you put the globe back to its original configuration. And you transfer yourself to the current time.

This may seem complex but actually once the technology is mastered it is really simple. Another way to understand this is to hold a piece of rectangular paper in your hand. Bring the two opposite corners of the rectangular piece of paper together and make them touch each other. Now the distance between the two opposite corner is really zero.

Bending space and time is the concept where you do not travel to the destination; you bring the destination close to you. This is exactly how UFOs travel from one destination to another. That is the reason why those who are waiting with their telescope in the open sly to find UFOs will never find them.

Scientists and Engineers are now perplexed trying to understand how that kind of space travel is possible. The answer lies in using something known as dark energy. The dark energy allows disintegration or deformation of space. There are some early indications that dark energy also allows isolating time dimensions.

Physicists and Engineers are researching the use of dark energy. The purpose is to understand the process of bending the space and time. That requires UFO flight patterns; sighting information and a mathematical algorithm to back calculate their flight positions in a more than three dimensional geometry. Computer models are helping. We do not have the technologies to capture or isolate time dimension. Can you draw a block or a cube on a piece of paper? Yes, you can. It is called an isometric drawing.

It is the process of drawing a three-dimensional drawing on a two dimensional paper. Similarly, complex algorithms are allowing reverse engineering the UFO Time and Space bending in a medium that is three-dimensional. The resulting map is showing the space and time (four dimensions) in a three dimensional environment.

Sometimes you wonder what any one can gain spending so much time and money to hide and cover up all the UFO information? Why so much ridicule around something every country in running after since 1890? The answer is the fact that any one who can master this time and space bending technology will be ahead of others by many years.

There are early indications that scientists and engineers have got the clue to the concept of bending time and space using dark energy. Interestingly, the whole concept starts with Einstein’s Theory of Relativity.

 

 

   

  

            

              

             

            

            

            

 

 

    

            

 

Nevada’daki Area 51 adıyla bilinen, 51. Bölge’nin sırrı.51. Bölgede Gerçekten uzaylılar var mı ? Roswell kazası meydana geldi mi ? Bir zamanlar 51. Bölgede görev yapmış Bob Lazar’dan akıl almaz itiraflar…

İnsanoğlu yıldızlara baktığından beri gökyüzünde yabancı nesneler gördü.Ama dünya dışı zeka için delil araştırmaları hayal kırıklığıyla sonuçlandı, en iyi deliller bile sadece bir kaç fotoğraf ve kare filimden ibaretti.Ama şimdi bütün bunlar değişmek üzere.1985 ten beri 15 milyondan fazla Amerikalının tanımlanmayan uçan nesne gördüğü söyleniyor. Ve görünürdeki yoğun delillere rağmen bilim bu konuyu görmezden gelmeyi tercih etti.Ama şimdi tarihte ilk defa olarak asrımızın en büyük sırlarından biri çözülmek üzere.

Devlet için çalışan eski bir bilim insanı dünya dışı uzay araçları üzerine gizli askeri bilgileri  tartışmak için ortaya çıktı.

Her alanda teknolojik ilerlemeler yaşanıyor ve duracak gibi de görünmüyor. Son yıllarda insan tarihinde giderek artan eşsiz bir başarı yaşanıyor.Bu teknolojileri geliştirme ve üretmedeki yüksek giderler özel sektör rekabetini kısıtladı. Devlet ve büyük şirketlerin  en ileri keşifleri yapmasını sağladı.Büyük şirketler NASA'yı memnun edecek yeni şeyler bularak yada onları daha da geliştirerek yüksek ücretli kontratlar için gece gündüz çalışarak yarışıyorlar.

 

Devlet ise diğer taraftan milli güvenliği ilgilendiren bilgileri bilinen sebepler yüzünden toplumdan saklamak zorunda.Ama konu dünyanın refahı, dünyada yaşayan canlılar  yada evrenin sırlarını aydınlatacak bilgiler olunca birçokları bunları bilmenin hakkımız olduğuna inanıyor. 2. Dünya savaşının sonlarına doğru atom bombasının icadıyla beraber ulusal güvensizlikte yeni bir dönem başladı.

 

Roswell olayı ve modern UFO dönemine de rastlayan soğuk savaşın ilk günlerinden beri ordu en mükemmel silah ve süper sofistike casusluk aletleri arayışındaki gelişme ve başarılarını özellikle gizli tuttu.Dünyadaki ve hatta uzaydaki ileri teknoloji sıradan sivil kişilerin hayal dahi edemeyeceği bir çok şeyi global istihbaratın görmesi ve farkında olmasına olanak verdi.Özel uzmanlık gerektiren işler olduğunda ordu birçok yetenekli sivili işe alıyor.

                   

                  

Sevk-itici güç sistemleri uzmanı Bob Lazar bunlardan biri olduğunu iddia ediyor. Deniz Kuvvetleri İstihbarat depatmanının S4 diye bilinen çok gizli tesislerindeki görevine dair detaylı bir açıklama yaptı.

   

Bob uzaylıların uzay araçlarını onarmakla görevli olduğunu iddia ediyor. S4 Las Vegas'ın 125 mil kuzeyinde ve Groom Lake' in 15 mil güneyinde yer alıyor. Groom Lake, Nevada'daki artık çokta gizli olmayan bu askeri üs ''51.Bölge'' ya da çalışanlarının adlandırdığı gibi ''Hayal Ülkesi'' diye biliniyor.

 

1959 yılında Coral Gables, Florida'da doğan Bob Lazar  hayatının çoğunu Las Vegas, Nevada'da geçirdi.

 

MTI ve Caltech'ten fizik ve elektronik diploması olan Bob sevk-itici güç sistemlerini en iyi şekilde anlamak için kimyadan havai fişeklere kadar her şeyi araştırdı.Donanmaya ait ve saatte 350 mile çıkabilen bir F3D Sky Knight'ın 2200 beygir gücündeki motorunu bir arabaya takmak gibi..

 

1982 de New Mexico'daki Los Alamos Ulusal Laboratuvarında atom bombasının mucitlerinden biri olan dr. Edward Teller'in bir konferansına erken gelmesi ve Bob'un ünlü fizikçiyle görüşme ve konuşma fırsatını yakalamasıyla beraber Bob'un kaderi ciddi bir şekilde değişti. Dr.Teller tesadüfen yerel bir gazetenin birinci sayfasında Bob'la ilgili çıkan bir makaleti okuyordu ve ikisi sohbet etmeye başladılar. Bob daha sonra dr. Teller'e

özgeçmişini gönderdi ve kısa zaman sonra Vob Los Alamos Ulusal Laboratuarında işe alındı.

 

Bu Los Alamos rehberi Bob'u personelleri olarak gösteriyor. 1989 senesinde Bob S4'ün Project Galileo olarak bilinen çok gizli programına alındı.

 

Röportajda Bob inanılmaz deneyimine dair bir çok gerçeği açıklıyor.

 

Soru: 51. Bölge'de her hangi bir disk teknolojisine tanık oldunuz mu?

Bob Lazar: Hayır, kesinlikle hayır. 51.Bölge'de hiçbir dünya dışı teknoloji ya da araca rastlamadım. S4 özellikle orada ayrı olarak bulunmasının sebebi bu. 51. Bölge'dekiler bu geçiş iznine sahip değildi.

 

Soru: S4'te ne kadar zaman çalıştın ve ne zaman işe alındın?

Bob Lazar: Ne zaman işe alındım? Sanırım 1989 başında ve galiba sadece 6 ay kadar çalıştım ve çok seyrek gidiyordum.

 

Soru: İşe nasıl gidip geliyordun?

 

Bob Lazar: Orda çalıştığım zamanlar Las Vegas'taki McCarran Uluslararası Havaalanında EG&G Special Projects binası vardı.İşe gitmem söylendiğinde arabamla oraya gidiyor, arabamı oraya park ediyor ve havalanından uçağa biniyordum. Groom Lake uçuyor ve uçaktan indikten sonra oradan otobüsle S4'e gidiyordum. S4 tesisleri Papoose Dry Lake yatağının hemen yanında yer alıyor. 9 hangardan oluşuyor ve hangarların ''eğimli'' kapıları vardı.

Hangarların arka tarafında standar bir giriş var. Güvenlikten geçtikten sonra içeride küçük bir kompleks, birkaç tane ofis alanı, bir kaç tane laboratuar ve hangarlar tabi.Ve birkaç yer daha.Her istediğim yere gidemiyordum.Esasen her gittiğim yere  refakatçi eşliğinde gidiyordum.Gördüklerim hepsi bu.

  

 

  

 

Soru: Tesisin içi nasıldı, ana düzen  Yeraltında da katlar var mıydı?

 

Bob Lazar: Yeraltında katlar olduğunu sanmıyorum, olabilir de, büyük bir yer altı tesisi olduğunu sanmıyorum. Sadece bir dağın yamacına kurulmuş bir tesise benziyordu. Ve alt katlara inen bir merdiven ya da asansörün varlığına dair bir şey görmedim.Genede dediğim gibi, olabilirdi ve ben bu bölümlere girme iznine sahip değildim.

Ne kadar zamandır faaliyette olduğunu tahmin etmek zor.Herşey oldukça yeni görünüyordu. Yani bu üssün 70'lerin başında var olduğunu düşünmüyorum.Hiçbir şey eskimemişti, eşyalar oldukça yeni boyanmış görünüyordu.Kabaca tahmin etmem gerekirse, üssün 5-7-10 seneden eski olduğunu düşünmüyorum.

Soru: S4'ü hangi kurum yönetiyor? Programı kim kontrol ediyor?

Bob Lazar: Maaşımı Deniz İstihbarat departmanı ödüyordu.Ve orada ne yaptıkları, dünya dışı araç araştırmalarını artık geride kaldı ama çeklerim onlardan geliyordu o yüzden onların yönetiminde olduğunu varsayabilirim sadece.

Soru: S4'te yüksek rütbeli devlet yada askeri personel gördün mü?

 

Bob Lazar: Hayır, S4'te görmedim.

  

Soru: Tesisin genelinde gördün mü?

Bob Lazar: 51 Bölge'de askeri personel gördüm ama kimliğini yada rütbesini teşhis edemem.

Soru: Bu araştırma ABD Devletiyle sınırlı mı yoksa herhangi bir uluslararası katılım gördün mü?

Bob Lazar: Bir keresinde Ruslar katılmışlardı ve söylentilere göre bizimkiler büyük bir buluş yaptılar. Ancak proje feshedildi ve bunun hemen sonrasında Rusların tesise girmeleri yasaklandı.Bütün bildiğim bu. Ne keşfedildi, ne zaman bizimle beraber çalışmaya başladılar bunların hiçbirini bilmiyorum.

 

Soru: Projede ölen bilim insanlarının yerine işe alındın. Tam olarak ne oldu orada?

 

Bob Lazar: Açıkcası görmedim ve bilmiyorum.Bana söylenen bir aracın reaktörlerinden birinde çalışırken ölen iki kişiden bir tanesinin yerine alındım. Anlaşılan herhangi bir nedenden dolayı çalışan bir reaktörü kesip açtılar. Ve aletin patlamasıyla ikisi de öldü.Anlaşılan patlamanın etkileri oldukça büyüktü.Küçük bir atom bombası gibi.Nevada Test Sahasında yapılmıştı ve daha önceden duyurusu yapılmamış bir nükleer deneme olarak geçiştirildi.

Soru: Uzaylılarla her hangi bir doğrudan bağlantın ya da iletişimin oldu mu?

Bob Lazar: Hayır.

Soru: Brifing dosyalarından bahset bize. Hangi şartlar altında onlara erişim sağladın. 

Bob Lazar: 121 ya da 122 brifing dosyasının olduğu bir odaya götürüldüm ve oturmam baştan sona okumam söylendi. Sanırım daha çok orada nelerin olduğu hakkında bilgilendirilmem içindi. Herşey tamamen derinlemesine açıklanmıştı.Sadece orada yürütülen diğer projelerden birkaçının kısa bir özetiydi.İddialara göre, benim tespit ettiğim bir şey değil bu bana söylenen, cesetler Zeta Reticular Yıldız Sistemi'nden bir gezegenden geliyordu. Zeta Retücular q ve Zeta Reticular2.

İki yıldızdan oluşan bir 'ikili yıldız sistemi'.  Cesetler iddialara göre oradan geliyordu. Gördüğüm bir iki otopsi fotografı, vesikalık fotoğraf gibi uzaylının sadece başı, omuzları ve göğsü görünüyordu.Göğsü açılmış ve içinden tek bir  organ çıkartılmıştı.Diğer resimde organ kesilmişti ve içindeki  farklı kısımlar görünüyordu.Bu benim yaptıklarımla tamamen ilgisizdi. Fotoğraftan görünen tipik UFO yani boyunun uzunluğunu fotoğraftan gördüklerime dayanarak söylemem zor.Çünkü sadece fotoğrafın bir parçasını  gördüm.Herşey doğruysa 1-1.10 mt uzunluğunda diyebilirim.Ama dediğim gibi görebildiğim sadece bir fotoğraftı ve yeterli şey yoktu.

   

Soru: Tarihte bu varlıkların insanlarla etkileşime girdiğinden bahsetmiştin.Nasıl?

 

Bob Lazar: İddialara göre bu etkileşim ''insana benzeyen maymun''(simian) zamanında oluştu ve genetik değiştirmeler gerçekleşti.

 

Soru: Uzaylıların asırlar boyunca genetiğimizi nasıl manipüle ettiklerine dair detaylı açıklamalar var mı?

Bob Lazar: Genetik olarak 65 ya da 63 tane düzeltme ya da ekleme yapıldığı ve sonunda insan ırkının oluştuğundan bahsediyor.

Soru: Daha önceki bir röportajında uzaylı olduğunu düşündüğün bir şey gördüğünü söylemiştin. Uzaylı mıydı? Gördüğün neydi?

 

Bob Lazar: Söylediğim ve olan şu; bir kapının önünden geçiyordum, kapıda küçük bir cam vardı içinden tellerin geçtiği, geçerken içeri göz attım. İçeri de teknisyen, bilim insanı yada herkimse iki kişi vardı. Ve aşağıda bir şeye bakıyorlardı.Bu baktıkları şey dikkatimi çekti ama ne olduğunu göremedim.Bir çok kişi orada uzaylıların olduğunu, uzaylıların çalıştığını ve bu gibi şeyler iddia ederdi.Böyle olduğunu düşünmüyorum ama kim bilir? Bütün bu fantastik şeyleri görüyorsunuz ve aklınız üretmeye başlıyor.Göz ucuyla bir şeyi yakalıyorsunuz ve kim bilir aklınız neler üretecek ve bu yüzden ben hiçbir şekilde gerçek olarak kabul etmem.

 

Soru: Uzaylı değişim programının sonlanmasını sağlayan 1979 yılındaki kaza neydi?

Bob Lazar: Buda gene bana anlatılan bir hikaye.. ve iddialara göre 1979 bir nevi bilgi paylaşımı yapılıyormuş ve tesiste canlı uzaylılar bulunuyormuş.. ve bir keresinde güvenlik personeli bir alana girmiş,  ve anladığıma göre güvenlik  personelinin o alana girmesiyle, bildiğimiz belde taşınan silahlar değil ama onların kurşunları patlamış.Ve söylendiğine göre varlıklardan bir tanesi güvenlik personelinin alana girmesini engellemek istemiş ve bir kavga başlamış,  kaç kişinin kavgaya karıştığını bilmiyorum ama hepsinin ölümüyle sonuçlanmış ve ölüm sebepleri başından aldıkları yaralar.Hikaye ile ilgili duyduklarımın hepsi bu.

 

Soru: S4'teki görev tanımın neydi?

Bob Lazar: Resmi görev tanımım üst düzey fizikçiydi.Gerçekte bu pozisyonda mıydım bilmiyorum.Çünkü çok seyrek orada bulunuyordum ve yönettiğim elemanım yoktu.İşe alındığım resmi görev oydu ama bu görevi uyguladım mı bilmiyorum.

 

Soru: Galileo Projesinde çalışan kaç kişiydiniz?

Bob Lazar: Toplamda 22 kişi.

Soru: Sadece Galileo Projesi için mi?

Bob Lazar: Hayır projenin tamamında.Majestik (özel, geniş) izni olan 22 kişi vardı. Benim özel iznim vardı.Majestik(özel) izin Q izninin 38 derece üzerinde ve Q izni sivillere verilen çok gizli izin.

 

Soru: İlk diski (UFO) ne zaman gördün?

 

Bob Lazar: İlk diskimi sanırım ikinci hafta üçüncü gidişimde gördüm.Normalde otobüs ana girişin bulunduğu tesisin diğer tarafına giderdi.Bu sefer hangarların yanında durdu, normalde bu kapılar kapalı olurdu ama  sonuncu kapı açıktı.Otobüsten indik ve  hangarın içinde diski gördüm. Görmemle beraber ''Tabi, bu bütün görülen UFO'ları açıklıyor'' diye içimden geçirdim.

Dünya dışı bir araç değil de senelerdir üzerinde çalıştığımız geliştirilmiş bir avcı uçağı olduğunu ve insanlar bunu yeni test ediyorlar diye düşündüm... ve dünya dışı bir araca bakmama rağmen, hiç insan yapımı olmadığı aklıma gelmedi.

Soru: Aracı bizim yapmadığımızı ne zaman anladın?

Bob Lazar: Hmm, muhtemelen aracın içine girdiğimde ve incelediğimde aracın nasıl kullanıldığını anlamaya başladığım ve nihayet projeyi bir bütün olarak kavradığımda. Bunu inşa etmeye çalışmıyorduk, nasıl yapıldığını anlamaya çalışıyorduk.Tersine mühendislik yapıyorduk.

Soru: Tersine mühendislik nedir?

Bob Lazar: Tersine mühendislik bitmiş bir ürünü alıp ürünün nasıl üretildiğini bulmak ve aynısını oluşturup oluşturamayacağımızı belirlemek.

 

Soru: Şimdi, bilim adamı tarafınız bir yana, duygusal tepkin neydi? Ne düşünüyordun? Bu açıklamaların genel olarak Dünya'ya ve insanlara olacak etkilerini düşündünüz mü?

Bob Lazar: Bu tarz etkilerini gerçekten düşünmüyordum. Duygusal olarak ise ''Hayatının en heyecanlı dönemi olmalı'' diyen kişiler oldu ama durum böyle değildi.

Aracın içine ilk girdiğimde, diyebileceğim tek şey kaygı verici bir duygu olduğuydu.İçeri giriyorsunuz ve orada olmamanız gerektiğini hissediyorsunuz.. ve bu gerçekten kaygı verici bir duygu.Heyecanlandırıcı bir duygu değil, aklınıza bir sürü soru geliyor. ''Bu nereden geldi?'' gibi ve size bütün hikayenin cevaplarını vermeyeceklerini biliyorsunuz.Sadece bu şekilde tanımlayabilirim.

 

Soru: Kaç tane araç var? Ve hepsi gerçekten de disk şeklinde mi?

Bob Lazar: Dokuz tane var  ve şekilleri değişiyor.Sadece bir tanesini yakından inceleyebildim.Diğerlerini sadece kısaca gördüm. Oldukça farklılar.Orada her şeye isim takıyordum.

 

Üzerinde çalıştığım disk parlak görünümlüydü ve ona ''Sport Model'' ismini verdim. Jöle kalıbına benzeyen bir tane vardı ''Jell-o Mold''  bir diğeri silindir bir şapkaya ''Top Hat'' yan yatan ve tepesinde büyük bir projektör deliği olan disk de vardı. Sanırım bir mermi delebilir mi diye test ediyorlardı, tabi bu sadece benim tahminim.Ama çoğunlukla oldukça farklıydılar.

 

Soru: Kaç kere bir diskin içine girdin ya da sadece Sport Model'e mi girdin?

 

Bob Lazar: Sadece ''Sport Model'e.Diğerlerinin çevresinde bulunmam ya da yaklaşmam hatta bakmam dahi yasaktı.Bir keresinde hangardan geçerken hangarların arasındaki kapıların hepsi açıktı ve koridor boyunca göz atabildim ve bu kapıların açık olduğu tek zamandı.

 

Soru: Yerçekimi jeneratörlerinin olduğu araçların alt katından bahset bize.

 

Bob Lazar: Aracın alt katında zemin altıgen.Ve uçak kapısı tabi uçak kapısı denebilirse.İçeri giriş yerinin yapısı petek şeklinde dahiyane bir montaj.Parmağınızı peteğin içine sokar ve iterseniz bütün petekler bir delik oluşturacak şekilde birbiri içine çöküyor.Kullanabileceğimiz bir kapı bu, ne için bilmiyorum ama, yani demek istediğim daha önce hiç görmediğim bir şey.Yeni ve ilginç bir fikir ama çok efektif, çok güçlü bir giriş yolu.

     

 

Aslında içerdeyken alt katı görebilmem için baş aşağıya sarkmam gerekiyordu... ve içeride 3 tane büyük yerçekimi amplifikatörleri vardı.Bu cihazlar üst kattan aşağıya küçük boru parçalarına asılı. Yaklaşık olarak 60 cm çapında ve 120 cm uzunluğunda borular şeklindeydi.

       

 

Amplifikatörler bağımsız olarak yerleştirilebiliyor... ve aracı hareket ettiren yerçekimi dalgalarını yayıyorlar.Alt kat dışında 2.kata gidebildim. 2. kat ana kattı. Reaktör, oturma yerleri, yerçekimi güçlendiricinin kendileri, alt katta aşağı sarkan cihazlara da yerçekimi güçlendirici dememize rağmen çünkü aynıydılar, muhtemelen ''frekans yönlendirici'' ya da mikro dalga ile ilgili araçlar... 2.katta olanlar bunlardı.

 

Soru: Yani, insan bir pilot için yapılmadığı düşünülebilir.

 

Bob Lazar: İnsan bir pilot için aşırı rahatsızlık verici.Tavanın alçak oluşundan dolayı insanlar orada rahat hareket edemezler.Koltuklar da çok küçüktü.İnsandan çok daha küçük bir varlık için yapıldığı açık.

 

Soru: Uzay aracı nasıl yükseliyor?

 

Bob Lazar: Dünyanın ürettiği yerçekimi dalgasına benzer bir dalga üretiyor.Uzay aracı dalga fazını kaydırıyor, başka bir deyişle, tam tersi kutupta olmasa da ona benzer bir biçimde, Dünya'nın doğal yerçekimi dalgasının aksine çalışarak faz kaydırıyor ve yükseliyor.

 

Soru: Mürettebat için içeride koruma var mı? Araç, aracın içinde bir yerçekimi alanı oluşturuyor mu?

 

Bob Lazar: Araç kendi yerçekimi alanını oluşturuyor.Aslında o çekim alanının içinde olmakla korunmuyorsunuz.Ve kötü bir ifade olacak ama sanki farklı bir alemde gibisiniz.Çünkü şimdi sadece o yer çekiminin etkisi altındasınız... mesela insanlar bunun gibi bir aracın yüksek hızlarda nasıl bir 90 derece dönüş yapabildiğini merak ediyor, insanlar duvara fırlayacağını ya da buna benzer bir şey düşünüyorlar ama aslında bu gerçekleşmez, eylemsizliğin etkisi olmaz.Değişim içindesiniz ve yerçekiminin zaman ve mekanı değiştirdiğini (büktüğünü) unutmayın.Yani oradayken hiçbir şey gerçekte sizi etkileyemez.

 

Soru: Yerçekimi amplifikatörlerini(güçlendirici) ve farklı işletim ayarlarından bazılarını bize tarif et.

 

Bob Lazar: 3 tane amplifikatör var. Araç bir tanesiyle çalışabilir, yerden yükselebilir. İki farklı şekilde hareket edebiliyor.Omicron konfigürastonu denilen ve aracın sadece tek bir jeneratörü kullandığı ya da üçünüde kullandığı Delta konfigürasyonu.Delta konfigürasyonu uzay için. Aslında araç yana yatar. Bilim kurgu filimlerinde gördüğünüz gezinen uçan dairelerin aksine araç yana yatar.Üç yerçekimi jeneratörünü tek bir noktaya odaklar ve uzayda böylece hareket eder.

 

Bir yerçekimi kaynağının çevresinde hareket etmek bir disk için proplem - parazit oluşturduğu için -  böylece paraziti çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar. Bir yerçekimi jeneratörünü uzay aracını yerden kaldırmak için kullanıyorlar ve alıştığımızın aksine - mesela bir uçak havalandıktan sonra arkasından onu iten bir güç tasavvur ediyoruz - araç tamamen bunun aksine çalışıyor. Yaptıkları, havada süzülürken, diğer iki yerçekimi jeneratörünü de devreye alıp, önden etki ile aşağıya bir bükülme dönme oluşturuyorlar ve her zaman biraz bükülme ile araç aşağıya doğru gidiyor. Bu yüzden alçak hızda uçarken biraz dengesiz görünüyorlar.Çünkü ne zaman Dünya'nın çevresindeki yerçekimi alanının üzerinden geçseniz - tamamen sabit olmadığı için - Dünya'daki mineral ve yoğunluğa bağlı olarak değişiyor. Yerçekimi değiştiği için aracın hareketleri değişiyor. Yani düşük hızda çoğu zaman sabit değil.

       

Resmi olarak sadece bir tane deneme uçuşuna tanık oldum.Hangardaydım, sanırım güneş batmak üzereydi.. ve  bir düşük performans testiydi. Sanırım araçta pilot yada test pilotları vardı.Araç onlara uygun olarak yeniden uyarlanmış olmalı.Çünkü oturma yerleri onlara uyumlu değildi.Araçla radyo haberleşme içindeydiler ve bu şaşırtıcıydı.Çünkü aracın ürettiği yerçekimi dalgaları radyo dalgalarını da bozuyor olmalıydı.Anlaşılan bununla ilgili çözemediğim bir şey var.Araç adeta sessizce yerden havalandı.. ve sonra yüksek voltajı gösteren aracın altında küçük bir ışık halesi.

 

Yaklaşık olarak 10 metre yükselince kayboldu ve tamamen sessizleşti. Sola ve sağa hareket etti ve tekrar yere indi, denemenin hepsi buydu.Aşırı etkileyici bir denemeydi.Bilim hakkında çok bilgisi olmayan birisi için çok fazla bir şey ifade etmeyebilir ama anlamalısınız ki çapı 9 metre ve tam olarak ağırlığını bilmiyorum ama çok ağır bir araç..  tamamen sessizce kontrol altında olması ve bu tarz bir manevra yapması epey bilimsel bir şey.

 

Gemi tahminimce metal idi. Ancak parlak olmayan, mat bir halde idi diyebilirim. Çok etkilenmiştim. Şu anda nasıl hissettiğimi tam olarak ifade edemiyorum ancak çok heyecanlıydı.Dışarıdan baktığınız zaman, bilirsiniz, böyle bir şeyi nasıl sır olarak tutabileceğinizi düşünürsünüz, bu sanki insanlığa karşı işlenmiş bir suç gibidir. Fakat bir kere bilginin kendisine yönelince, değişimi hissediyorsunuz.İçeriye girdiğim zaman bu bir tür bencillik gibiydi.Bunu  pekala biliyorum ve bu gerçekten bildiğiniz gibi mükemmel.Bunu sır olarak tutmalıyız ancak onun hakkında hepimiz bilgi sahibiyiz.İşte bu aklınızdan geçiyor. Bir süre sonra, gidiyor ama bu bilgiye yakınlıktan dolayı insan kendini özel hissediyor.

 

Soru: Yerçekimini nasıl tanımlarsınız? Tanımı Layman'ın terimleri ve temel prensipleri ile yapabilir misiniz?

 

Bob Lazar:Yerçekiminin açıklaması zor çünkü aslında bizim anlamadığımız bir şeydir. Yerçekimini gözlemleyebiliriz ancak yerçekimi hakkında çok fazla şey bilinmez. Yerçekimi ile ilgili pek çok teori vardır. Ancak asıl olarak maddenin 2 parçası arasındaki alış- verişi sağlayan yerçekimi gibi bir çekim gücü, kuvvet gibi davranan atom altı parçacıklarını reaksiyona sokan gravition teorileridir. (Gravition:Kütleçekimini ileten sanal parçacık)

 

Başka bir teoriye göre yerçekimi, madenin bir özelliği bir başkasıyla karşılıklı çekim özelliği olarak gözlenen elektromanyetik bir dalgadır.Basitçe bir kuvvettir, bir çekim dalga formudur.Şu ana kadar basitçe bildiğimiz budur.Modern bilim, şu anki hali ile yerçekimini doğada bir güç olarak tanımlıyor. Anlaşılan o ki, bunlar yerinde araştırma yapan gemilerden alınmış bilgiler.Yerçekiminin 2 farklı kuvveti varmış gibi gözüküyor.Bir form maddenin parçalarını, atomaltı parçacıklarını atomik düzeyde bir arada tutuyor, atomları beraber tutuyor.Diğer form ise daha büyük ölçekte çalışıyor.Mesela en bilineni: Gezegenleri eksenlerinde tutuyor, bizim yerde durmamızı sağlıyor.

Yerçekimsel bir alan yarattığı için, ben geminin gün içinde görünmez olduğunu söyleyemeyeceğim, ancak geminin altındaysanız, yerçekiminin kullanılma şekli sebebiyle zamanı ve uzayı büker, ışığı büker. Eğer geminin altından bakarsanız veya belirli üst noktalardan, geminin üstünde ne olduğunu görürsünüz. Bu yerçekiminin etkisinin altında ışığın bükülmesinin aldatmasıdır. Örneğin, biz güneşin arkasında bulunan aslına görmemizi blokladığı yıldızları görebiliyoruz.

Bizim o yıldızları görebilmemizin sebebi; güneşin çok büyük bir yerçekimsel alan olması ve çevresinde ışığı yıldızları görebileceğimiz şekilde bükmesidir.

Uzay-zaman ve yerçekimi özden birbirlerine bağlıdır ve birbirlerinden etkilenerek hareket ederler.Yerçekimi uzayı büker, yerçekimi ayrıca zamanı da büker.Birini değiştirince ikincisini de değiştirirsiniz.Mesela, sizin bir bedensel kütleniz var veya bir gezegenin oldukça yerçekimi yaratan bir kütlesi var, çokça yerçekimsel dalgalar üretiyor.

Uzayı büker, uzayı içine doğru büker.Aynı zamanda zamanı yavaşlatır.Bunlar teori değildir, gerçek olduklarını biliyoruz.Bunları yapay olarak yaratamayız çünkü biz yerçekimini yaratamayız.Ama birbirleri ile ilgileri bu şekildedir.

 

Soru: Uzaydaki engin mesafelerde bir yerçekimsel alan büyütülerek (yerçekimi amplifike edilerek/yükseltilerek)  nasıl seyahat ediliyor?

Bob Lazar: Çünkü uzay-zaman ve yerçekimi birbirleri ile ilgilidir.Eğer yerçekimini yapay olarak üretebilirseniz ve oldukça etkin bir yerçekimi alanı olursa yapabileceğiniz şey 2 obje arasındaki mesafeyi bükmek ve sadece mesafeyi bükmekle kalmadığınızdan emin olarak, ayrıca 2 yer arasındaki zamanı da azaltmaktır.

Yani siz sanki bir uzay gemisi ile A noktasından B noktasına doğrusal bir şekilde uçmuyorsunuz, siz aslında seyahat ettiğiniz zaman ve uzayı modifiye ettiniz.

Yani siz kocaman bir  mesafeyi küçük bir zamanla yer değiştirmiyorsunuz. Aslında küçük mesafenin seyahatini gerçekleştiriyoruz. Olan biten oldukça delice gözükebilir.

Soru: Işık hızında seyahat etmenin içsel proplemlerinden bazıları nelerdir?

 

Bob Lazar: Işık hızında seyahat etmenin çeşitli proplemleri vardır.Bunlardan bazıları, hızınız arttıkça oransal olarak kütleniz de artar.Başka bir deyişle, daha hızlı gitmek için daha fazla enerji koydukça, bu kütleye dönüşeceği için sizi yavaşlatmaya başlar. Aşırı hızda yolculuk etmek, navigasyonel sorunlar gibi proplemleriniz de olabilir.Bu hızlarda, geminiz parçalanabilir, çok çeşitli sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

 

Işık hızına erişmek için gereken enerji miktarının tüyler ürperticiliği hariç...

 

Soru: Bize kısaca Project Looking Glass'ı ve Project Psychic'i anlatabilir misiniz?

 

Bob Lazar: Project Psychic Galileo ile yürütülen bir başka proje idi. Galileo da işin içinde olan bir proje idi. Geminin bir silahı vardı veya silah gibi kullanılabilecek bir şey idi.

Fakat yerçekimi jeneratörü ile konfigüre edildiğinde odaklanma için bir lens gibi kullanılabilen bir çeşit parçacık ışını vardır.

 

Soru: .. ve project looking glass?

 

Bob Lazar: Project looking glass bükülme ile ilgiliydi.Zamanda geriye bakıldığında aslında bir bükülme olması gerçeği ile ilgiliydi.Ancak ben bunu söylerken, yıllar öncesine bakmaktan bahsetmiyorum. Zamanda milisaniyeler olan bükülmelere bakılıyor.Tam olarak ne için olduğunu bilmiyorum. Ama bu zaman bükülmesini incelemek ve zaman fenomeni idi gemi operasyonunda.

 

Soru: 115 elementi nedir? Dünyada var mıdır veya dünya dışında bulunan bir materyal midir?

 

Bob Lazar: Element 115 dünya dışında bulunan bir materyaldir.Muhtemelen doğal olarak başka yerdeler, belki başka yıldız sistemlerinde bulunabilir.Bilimle çok haşır neşir olmayan insanlar buna saçma diyebilir, bütün elementlerin dünyada varolduğunu söyleyebilir. Fakat bu doğru değildir.

Periyodik tabloda bulunan ancak dünyada bulunmayan elementler vardır.Almanya'daki ION araştırma laboratuarının 112 elementine ulaştığına inanıyorum.Bu nedenle 115 de çok uzaklarda olmasa gerek.Sentezledikleri zamanda, birkaç ons yapmıyorlar. 1 veya 2 atomdan bahsediyorlar. Sanal olarak kullanılabilir miktarda yapmak imkansız.115 elementi reaktörün tepesinde..  ve altında ise küçük, cycoletron (proton ve parçacık hızlandırıcı) a benzer bir şey var, bu bir parçacık hızlandırıcısı.

Bir parçacık yüksek hıza kadar hızlandırılıyor küçük bir boruya yönlendiriliyor. element 115 e doğru fırlatılıyor.Bu element 115'i iletiyor, yayıyor.Normal parçacık hızlandırıcılarda kullandığımız yönteme benzer bir yöntem.Bu bir reaksiyona sebep oluyor, ışıma bizim daha önce görmediğimiz bir görevi var. Anti-maddeyi yaratıyor.Bu anti madde ince bir borudan aşağıya doğru yönlendiriliyor ve bir gaz ile tepkimeye giriyor. Madde ve anti madde tepkimeye girince % 100 enerjiye dönüşüyorlar. Bu enerji ısı enerjisine dönüşüyor. Reaktörün kendisinde ise elektriksel güce dönüşüyor. Bu bir elektrik dönüştürücü aracılığı ile yapılıyor. Ve elektrik gücü gemideki diğer alt sistemlere güç vermek için kullanılıyor.Bir elektrik tesisatı mevcut değil.Neredeyse reaktörün bir yan ürünü gibi. Reaktör ayrıca bombardımana tutulunca bir yerçekimi dalgası oluşturuyor.

Bu yerçekimi dalgası reaktörün en üstünde mevcut.. ve aslında mikrodalgalarla aynı şekilde çalışıyor.. ayarlanmış güdümlü tüplerden geçiyor.. ve bu genişleyen boşluklara gidiyor.. ve aracın altındaki projektörlerden geçiyor.

Soru: Yerçekimi jeneratörlerin çalışmasıyla termik radyasyon mürettebat için tehlike oluşturuyor mu?

 

Bob Lazar: Reaktörler çalışırken termik radyasyon yok. Termik jeneratör aslında termodinamiğin birinci yasasına % 100 aykırı ama çalışıyor. Element 115 kararlı bir element. ..ve kimya bilgisi iyi olanlar bilir, yüksek numaralı atomların yarılanma süresi gittikçe kısalır. Ancak ''kararlılık Adası'' denilen belli bir noktaya ulaştığınızda, 114 ve 116 arasında atomun çekirdeğinin proton ve nötronlarla geometrik olarak kararlı olduğu bir yer olmalı radyoaktif olmadığı. Aslında bu 247 element civarında tekrar oluyor. Elbette bunları karşılaştırabileceğimiz bir şey yok bunları sadece öngörebiliyoruz. Bu element 115!

 

Soru: Uzaylılar element 115'i bize çok miktarda mı verdiler?

 

Bob Lazar: Bize verilip verilmediğine cevap veremem.Ancak bir iş arkadaşım elimizde 226 kg olduğunu söylemişti. Nasıl elde ettiğimizi ve tam olarak nerden geldiğini bilmiyorum. Araçların birinin içinde mi geldi yada herhangi bir yerden ayrı bir kargoyla mı? Ama bana söylenen miktar bu.

Soru: Element 115'den bir örnek almayı başardın. Ne kadar alabildin?

Bob Lazar: Yorum yok.

 

Soru: Gayri resmi olarak birkaç gece deneme uçuşuna tanık oldun.Ne gördün?

Bob Lazar: Aslında en iyi deneme uçuşuna oraya götürdüğüm arkadaşlarım tanık oldu. Tam araç etrafta zıplayarak etkileyici manevralar yaparken. Sanırım bir video kamera yada onun gibi bir şeyi aramak için sırtımı dönmüştüm. Ve en etkileyici manevralardan bir kısmını kaçırdım. Sıradağların üzerine çıkması, daha yüksek radyo hızında daha çok mesafe yol almasının dışında daha önceden yakından gördüğümün aynısıydı.

 

Soru: Deneme uçuşu programını nasıl öğrenebildin?

 

Bob Lazar: Deneme uçuşları bana özellikle söylendi çünkü muhtemelen o zamanlarda hazır bulunmam gerekecekti.. ve deneme uçuşlarının gerçekleştiği çarşamba akşamları...  ki bu dediklerine göre istatiksel olarak trafiğin en az olduğu zamandı... ve tek endişelendikleri şey buydu.

 

Soru: Sevk-itici güç sistemleri herhangi bir atık ya da egzoz bırakıyor mu?

 

Bob Lazar: Aracın altında yüksek voltajlı bir deşarj vardı ama egzoz hayır.

 

Soru: Neden gece gökyüzünde parlayan ışık topları gibi görünüyorlar?

 

Bob Lazar: Neon yada floresan ışığının aydınlatmasıyla aşağı yukarı aynı nedenden dolayı. Aslında bir yüksek enerji kaynağı, atmosferdeki gaza oksijen, nitrojen ve bir gaz molekülüne yeterince enerji verdiğinizde foton yayarlar, ışık yayarlar.Aslında aracın çalışmasına destek olacak bir yan ürün. O kadar çok enerji yayılınca aracın çevresindeki gaz ışığı yayıyor... yıldırımın görünmesiyle aynı nedenden dolayı.

Muazzam bir enerji boşaltımı gaz ışığı bir yıldırım şeklinde yayıyor. Eğer bu araçlardan bir tanesini gece çalışırken görseniz gerçekten de parlayan bir top gibi görünürler ya da uzaktan sadece gökyüzünde parlak bir ışık gibi hatta yakından dahi görseniz çevresinde parlayan bir hale görürsünüz. Normal bir UFO gözleminde tipik olarak göreceğiniz bu.

Her neyse, gökyüzündeki ışıklara uçan dairelerden daha çok olağan şeylerin neden olduğunu unutmayın.

Soru: 51. Bölge'den kalktığına tanık olduğun Aurora dan bahset bize biraz.

 

Bob Lazar: 51. Bölge tesislerinden S4'e doğru giderken muazzam bir uğultu duydum sanki gökyüzü yarılıyormuş gibi.. ve otobüs pencerelerinden dışarıyı göremiyordum sadece en önümüzü görebiliyordum.Ulaştığımızda o zamanlar yöneticim ve o anda otobüste olan Dennis'e onun ne olduğunu sordum. Ve bir Aurora yüksek irtifa araştırma uçağı olduğunu söyledi.Büyük bir araçtı ve sadece arkadan bir kere görebildim.. ve iki tane kocaman kare egzozu vardı ve bir jetten çok roketi andırıyordu sesi.. bilmiyorum.. hatta yanılmıyorsam sıvı metanla çalıştığından bahsetmişti.. tabi gene de disk teknolojisi üzerinde çalıştığım için 51.Bölge'de dönen şeyler beni ilgilendirmiyordu ama bu gözüme çarptı.

 

Soru:  Halka açılmanın sonucu olarak hayatına kastedildiği oldu mu?

 

Bob Lazar: Bir gün Interstate 15'ten Charleston Boulevard'a giderken yanıma bir araba yaklaştı ve sanırım beni otobana sokmaya çalışıyordu.Projeden ayrıldıktan sonraydı.Beyaz kutu görünümlü bir arabaydı markasını bilemiyorum.Otobana girmek ve hızlı gidebilmek için gaza bastım ve ateş açıldı ve arabanın arkasına isabet etti ve ben savrularak refüje girdim ve durdum.. korkmuştum çünkü adamın yanı başımda olduğunu ve beni vuracağını düşünüyordum ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu.Korkudan hareket edemez olmuştum ve orada beklşyordum ve sonra bir şey olmadı.

 

Beni öldürmeye çalışan bir devlet ajanımıydı bilmiyorum, belki kişisel bir araç saldırısıydı... Canıma kast etmişlerdi ama kim bilmiyorum.Gerçi ayrılmadan tehdit edilmiştim.Eşimin ve benim hayatımla tehdit etmişlerdi. Bundan dolayı bana kızgın olduklarını biliyordum.

 

 Soru: Daha önce bir röportajında başına silah dayadıklarını söylemiştin. Anlatır mısın?

 

Bob Lazar: Yakalandıktan sonraydı.Deneme uçuşu programını öğrendikten sonra birkaç arkadaşımı diksleri göstermek için götürmüştüm.Orada yakalandık ve ertesi gün Indian Springs Hava Kuvvetleri Üssünde sorguya çekildim..  ve bizi yakalayan güvenlik görevlileri, yöneticim ve bir takım başka kişiler ve başka güvenlik görevlileri ile bir odadaydım.

Beni güvenlik ve nasıl oraya birilerini götürebildiğim hakkında sorguluyorlardı. Ve sanırım onların istediği gibi cevap vermiyordum ve beni sıkıştırmaya başladılar ve içlerinden birisi tabancasını çıkardı..

Soru: S4'teki iş arkadaşlarınla iletişiminiz devam ediyor mu?

 

Bob Lazar: Hayır, kısa bir süreliğine hariç hiçbirinden haber almadım.Ayrıldıktan sonra yöneticim Dennis benimle bağlantıya geçmeyi denedi.Union Plaza Hotel'de buluşacaktık ve arkadaşım Gene Huff ve Los Alamos'tan eski iş arkadaşı ve bilim adamı olan bir arkadaşımla beraber gittik.Dennis'i gördük ayrıca S4'ten birkaç güvenlik görevlisini orada olduğunu. Bir tuzak mıydı yoksa benimle konuşmaya mı çalışıyordu, öğrenemedik ve oradan ayrıldık.Çok garip bir durumu ve o olaydan sonra bir daha ondan haber almadım.

 

Soru: 21. yüzyıla girerken tecrübelerin inançlarını nasıl değiştirdi.

Bob Lazar: Soruyu düşüncelerini nasıl değiştirdi diye sorarsan, önemli ölçüde derim. S4'den önce, devlet komploları, UFO'lar falan bunların tamamen deli saçması olduğunu düşünüyordum. Hatta oraya başlamadan önce bir arkadaşım bana John Lear'ın başka bir evrenden uzaylıların Dünya'ya geldikleri ve 70 tane farklı tür olduğunu söylediği bir konferans verdiğini bildiren bir gazete kupürünü göstermişti.Ve telefonda bu adam aklını kaçırmış diye güldüğümü hatırlıyorum.Ayrıca devletin insanlar için var olduğunu ve bizi korumak için olduğuna inanırdım.Yaşadıklarımdan sonra her şey tamamen değişti.Devlet bizi korumak dışında her şeyi yapıyor yani sadece kendilerini koruyorlar.

Uzay araçlarının var olduğu apaçık ve bir şeyler bunları inşa etti bu yüzden uzaylılar var olmalı. ..ve bir yerlerde bir üretim yerleri ve bir medeniyetleri olmalı.  ve bu eğer doğruysa ki anlaşılan doğru o zaman başkaları da olmalı.

Başka bir evrenden araç ve teknoloji ve bu da belki en önemli bilinmeyen şey...  Zihnimde bilim kurgudan gerçeğe geçtik ve sanırım gözlerimi açtı.  ..ve önemli olan onların aynısını yapıp yapamayacağımız. Bir aygıtı anlamamız ya da bir şeyin nasıl çalıştığını ya da oluştuğunu çözmemiz harika olur.Ama aynısını yapamazsak bir işe yaramaz.Yani oradaki projelerin iki safhası var, anlayabilmek ve anladıktan sonra dünyevi maddeler ve dünyevi teknolojiyi kullanarak aynısını yapmak.. Eğer ikisini de başaramazsak bütün bu teknolojinin bize faydası olmaz.Bu durumda yapmamız gereken sadece elimizdeki o tek değerli şeyin bakımını yapmak.

 

Soru: Bütün bu olanlardan sonra tekrar yapar mıydın? Neyi daha farklı yapardın?

 

Bob Lazar: Muhtemelen daha uzun süre işbirliği yapmaya devam ederdim.Bu teknoloji hakkında daha çok şey bilmek isterdim. Ve muhtemelen imkanım olsa susardım ve hiçbir şey söylemezdim.Bunu yapmış olmayı dilerdim. Aslında sadece sıkıntı ve soruna neden oldu. Eğer yeniden bir fırsat verilse ve zamanda geri gidebilseydim susar ve programa devam ederdim.

 

Bilim insanlarını seçen veya hain kabul eden Deniz Kuvvetleri ya da her neresi ise bu işi daha kalifiye  kişilere vermelerini isterdim.İtici güç alanında en kalifiye kişi ben değildim ben sadece sıradan birisiydim.Demek istediğim benden daha kalifiye olan 10- 12 kişinin ismini verebilirdim. Ama eğer bunu sadece Amerika'daki birkaç kişi yerine bilimsel topluluğa verselerdi yani orada olanları araştırmak için kalabalık bir grup ve büyük bir laboratuara ihtiyaç var.. küçük sessiz bir kuruluş değil. Güvenlik sorunu ilerlemelerini engelliyor.  Asker zihniyetiyle olmaz.Bilimin iletişime ihtiyacı var, özgürce fikrinizi paylaşabilmelisiniz. Çünkü bu şekilde ilerlenir.

 

İzole edilmiş gruplarla çalıştığınız ve fikir paylaşımı olmadığında bir yere varamazsınız ve onların sorunları da bu!

 

Soru: Bob Lazar gelecekten neler bekliyor?

 

Bob Lazar: Bu tarz işlerle artık ilgilenmiyorum ve geride bıraktım. Kendi işimi yapıyorum, biraz bilgisayar grafiği, biraz danışmanlık... başka teknik işler.. radyasyon dedektörleri ve bunun gibi bir iki şey daha.

Hayatıma devem ediyorum.. yaşadığım bir şeydi, olağanüstüydü.  .. ve bitti ama bir bakıma üzerimden atmak zor ama nihayetinde atacağım.

Beni izlemelerinin ve bunun gibi şeylerin sona erdiğini düşünüyorum kimsenin beni izlemeyle uğraştığını düşünmüyorum.Bildiklerimin hepsini anlattım ve her yere yayıldı ve bitti bu iş.

Dışarıda hala uzay araçlarının var olup olmadığına gelince 1989 sonu ya da 1990 başında gittiklerini  ve insanların şuan gördükleri şeylerin iniş için gelen uçaklar olduğunu düşünüyorum.

 

Soru: Küçükken uçan aireler ya da genel olarak bilim kurguyla ilgileniyor muydun?

 

Bob Lazar: Çocukken uçan daireler hiç ilgimi çekmiyordu bilim kurgu ise o zamanlar çoğu zaman herkesle beraber Star Trek'i seyrediyordum. S4'te çalışmaya başlayana kadar uçan dairelere inanmıyordum bile.

 

Ronald Regan (ABD eski başkanı)  : Genel sekreter Gorbaçov'la olan  özel bir görüşmemde Dünya'nın neresinde yaşarsak yaşayalım hepimiz de Tanrı'nın çocukları olduğunu düşününce bir keresinde ona '' Evrende başka bir gezegenden başka varlıklar aniden bizi tehdit etseler onun ve benim bu toplantılardaki görevimizin ne kadar kolay olacağını'' söylemekten kendimi alamadım.Ülkelerimiz arasında olan bütün bu yerel farklılıkları unutup aslında hepimizin bu Dünya'da yaşayan insanlar olduğumuzu fark edeceğimizi...   Uzaylıların buraya gelip bizi tehdit etmelerini beklemiyorum ama bu farkındalığı oluşturabiliriz.Herkese teşekkürler. Tanrı hepimizi korusun.

Bob Lazar Space Craft:

 

 

Bob Lazar ve 51. Bölge

1989 yılında Bob Lazar adında bir fizik mühendisi, Las Vegas televizyon istasyonlarından biri olan KLAS’da bir basın açıklaması yapmış ve S4 Bölgesi’nde UFO’ları yeniden oluşturmayla ilgili mühendislik projesinde görev almış olduğunu iddia etmişti. Ufoların yerçekimini itici güç sistemine dayalı motorları üzerinde çalışmalar yaptığını söyledi. Bunların güç kaynakları bir anti-madde reaktörüydü.



Lazar orada kendisine gösterilen uzay aracın bizim medeniyetimizden binlerce yıl daha gelişmiş seviyede bir teknolojiye sahip olduğunu ancak görünüşe göre bizlerden daha kısa varlıklar için yapıldığını vurgulamıştır. Lazar açıklamalarına ayrıca adı geçen bölgede dünya dışı varlıklara ait 9 adet disk şeklinde uzay aracı olduğunu da eklemişti:

“Bu disklerden bir tanesi İsviçreli Eduard Billy Meier adındaki temasçının 1970 yılı ortalarında fotoğraflarını çekmiş olduğu ve Pleiades takımyıldızından geldiği iddia edilen araca benziyordu.”

Lazar, takip eden aylarda kendisiyle yapılan röportajlarda, hikâyesini daha ayrıntılı bir şekilde anlatmış, 51. bölgede bulunan birbirlerinden tamamen farklı disk şeklindeki 9 araç için yakıt olarak 223 gramlık – o zamanlarda henüz keşfedilmemiş bir element olan – element 155’in kullanıldığını açıklamıştı:



“Bu element daha çok yanık turuncu renginde olup çok yumuşaktır. Öyle ki tırnağınızla üstüne çentik bile atabilirsiniz. Ancak çok ağırdır. Elementin bir parçasını kaldırdığınızda onun kurşun olmadığını hemen söyleyebilirsiniz. Şaşırtıcı derecede ağırdır.”

Las Vegaslı bir araştırmacı-gazeteci olan George Knapp Lazar’ın geçmiş iş yaşamı araştırmış ve önceden gerçekten de Los Alamos’ta yaşadığını ve oradaki Las Alamos Ulusal Laboratuarı’nda fizikçi olarak çalıştığını doğrulamıştır. Ayrıca Lazar’ın iddia ettiği dönemlerde 51. Bölge/S4’de çalıştığını yasal olarak da onaylanan çalışma kayıtları, Donanma İstihbarat Departmanı’ndan sağlanmıştır.

Lazar’ın fizik, elektrik mühendisliği ve itici güç sistemleri alanlarındaki sağlam ve güvenilir geçmişi nedeniyle kendisiyle pek çok görüşmede bulunulmuştur. Bugüne kadar işi, üssü, çalışma arkadaşları ve yapımı oldukça zor olan uzaylı araçları hakkında çok detaylı tarifler ve bilimsel bilgiler sunmuştur.


HAVA İSTİHBARAT MERKEZİ ÜYESİ ANLATIYOR:

51. Bölgede görülen disk şekilli cisimlerle ilgili diğer bir olay, bir Hava Kuvvetleri emeklisi olan gazeteci Robert Dorr tarafından bildirilmiştir. Dorr, 1953 yılı Nisan ayında Nellis test üssünde görev yapan Hava Teknik İstihbarat Merkezi takımının bir üyesinin, kendisine, yeniden düzenlemesi yapılmış bir uçan dairenin görgü şahidi olduğunu ihbar ettiğini belirtmişti. Cismin tanzimi, söylendiğine göre, Doğu Kıyısında gerçekleştirilmişti.

“O, 8,5 m. çapında kusursuz bir diskti. Kalınlığı çemberin çevresinde 30 cm.den başlarken ortaya doğru 3,5 metreye ulaşıyordu. Savaş uçaklarınkine benzer yükseltilmiş bir kokpiti, hemen altında da onu çevreleyen 150’ye 150 cm. uzunluğunda ve 2 metre yüksekliğinde bir alan vardı. İtici güç sistemi tamamen mahvolmuştu, aygıtlar ve elektrik tertibatı tanıdık materyalleri içermesine rağmen neredeyse anlaşılmaz görünüyordu. Cisim, dünyanın yörüngesindeki bir ana gemi tarafından yönetilmek üzere dizayn edilmiş küçük bir araç olduğu kanısını uyandırıyordu. Boyutlarından ve hasar görmüş oturma yerlerinden anlaşılabileceği üzere, içinde görünüşe göre insan benzeri uzuvlara sahip 2 mürettebatı taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştı, ancak bunlar çok daha kısa boylu varlıklar olmalıydı. Bu aracı bir insan pilotun sığabileceği şekilde tekrar dizayn etmek aylar sürmüştü.”



DAHA ÇOK TANIK:

Atomik Enerji Komisyonu’ndan ‘Q’ tipi [çok gizli bölgelere giriş izni] ve servisler arası Top Secret (Çok Gizli) geçiş iznine sahip Mike Hunt 1960’lı yıların başında 51. Bölge’de, radar bakımıyla meşgul olduğu sırada disk şeklinde bir hava aracını gördüğünü itiraf etmiştir.

Yeminli ifadesinde “sadece bir kere UFO gördüm” diyen Hunt şöyle devam etmiştir: “Araç, binaların arkasına yarı saklanmış bir şekilde yerde duruyordu. İlk gördüğümde, kuyruğunun ve kanatlarının olmadığını fark edene kadar onun küçük bir özel uçak olduğunu düşünmüştüm. Ondan yarım mil kadar uzaklıktaydım ve bu uzaklıktan gördüğüm kadarıyla araç yaklaşık 6 ya da 9 metre çapındaydı ve cilalı parlak alüminyumdan ziyade kalay ve kurşun karışımı gibi bir renkteydi.”

Hunt, birçok kere uçan daire kalkarken ya da inerken orada bulunduğunu, fakat onu izlemesine hiçbir zaman izin verilmediğini kaydetti. Ayrıca, Tonopah yakınlarındaki radar istasyonunun kuzey ucunda görev yapan radar operatörü Richard Shakleford da Hunt’a, test alanının üzerinde sık sık ufoları gördüğünü fakat kendisine onları görmezden gelmesi emredildiğinden bahsetmiştir.

Mike Hunt, o sıralarda 51. Bölgede –‘Kırmızı Işık Projesi’ ya da ‘Kırmızı Işık’ olarak bilinen- uçan dairelerle ilgili son derece gizli bir programın yürütüldüğünü biliyordu. Hunt, ayrıca kendisinin etrafta herhangi bir şey görüp görmediğine dair sorgulandığını da eklemiştir… “Her ne görmüş olursam olayım, orada gördüklerimle ilgili en ufak bir şey dahi konuşursam başımın büyük belaya gireceği sıkça hatırlatılıyordu. Oradaki güvenliğin ne kadar sıkı olduğunu asla tarif edemem.”

1989 yılından beri, Japonya’dan da olmak üzere birçok uzak yerlerden gelen pek çok kişi ve haber ekibi, 51. Bölge üzerinde yerçekimine karşı yaptıkları hareketleri, manevraları ve kapasiteleri ile ordunun geleneksel araçlarının çok ötesinde bir teknoloji sergileyen, garip, parlak araçları fotoğraflamış ve kameraya almışlardır.

 

 Yeni bir element keşfedildi: Ununpentiyum


Alman ve İsveçli bilim insanları "süper-ağır" olarak niteledikleri bir element bulduklarını ve kısa bir süre içinde periyodik cetvelin 115'inci kutusunu da doldurmaya hazır olduklarını açıkladı.

Henüz resmen isimlendirilmeyen bu elemente şimdilik Latince ve Yunanca “bir-bir-beş” anlamına gelen “ununpentiyum” deniyor.

Lund Üniversitesi'nden dün yapılan açıklamada bulguların ABD'li ve Rus bilim insanlarınca 10 yıl kadar önce ortaya konan ancak kanıtlanamayan yeni element iddialarını desteklediği belirtildi.

Nükleer fizik profesörü Dirk Rudolph, “Çok başarılı ve bu alanda son yılların en önemlileri arasında yer alan bir deney gerçekleştirdik” diye konuştu.

Uzmanlar ‘ununpentiyum’u elde etmek için Almanya'da bulunan GSI araştırma tesislerinde çok hızlı bir kalsiyum ışınını ince bir amerikyum filmin içinden geçirdi. İki maddenin çarpışmasıyla ortaya 115 protonlu atomlar çıktı.

Şimdilik ununpentium olan bu yeni elementin adı Uluslararası Saf ve Uygulamalı Fizik ve Kimya Birliği uzmanlarınca onaylandıktan sonra büyük ihtimalle değişecek.

Ununpentiyumun periyodik cetveldeki komşuları ise iki insan eliyle üretilmiş element; 114 kütle numarasıyla flerovyum ve 116 kütle numarasıyla livermoryum.

 

ABD İLE UZAYLILAR ANLAŞMA iMZALADI !

Burada bilgileri veren kaynaklara göre, tüm anlatılanlar ABD Hükümeti tarafından "Çok Gizli" olarak tanımlanıyor. Ve yine aynı kaynaklara göre, ABD'de geçerli olan "Bilgi Özgürlügü Kanununun" kapsamına alınmadığı gibi, ABD Hükümeti aşağıda anlatılan olayların hiçbirisinin doğruluğunu kabul etmemekte. Fakat, anlatılanların tümünün gerçek olduğu iddia edilirken, sadece ABD'nin değil daha birçok hükümetin benzeri gerçekleri sakladıklarını ve daha da ötede bu konularda konuşanların susturuldukları da belirtiliyor.

Anlatılanlar ve kimliği saklanan tanıklarla yapılan görüşmeler büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirilmiş, ses ve video bantlarından isimler özellikle silinirken, konuşanların kimlikleri titizlikle saklanmış. Öyleyse, bu durumda anlatılanların doğruluğundan nasıl emin olunabilir? Buna verilen cevap ise şöyle; "Bu tanıklar, Amerikan Hükümeti'nin 'Çok Gizli' düzeyi ile olan ilişkileri, verdikleri isimler ve kaynaklar bakımından inanılır ve güvenilirdir. Tanıklar, görev yaptıkları dönemin istihbarat  işlerindeki personelin adlarını ve rütbelerini doğru olarak biliyor ve anlatıyorlardı ve bunlar en ciddi düzeyde araştırılarak doğrulandı."

Gizemli bir grup
Birkaç yıl öncesine dönelim, UFO Araştırmacısı William Moore "Dünyadışı Canlıların Biyolojik Varlıkları" adlı bir radyo programı yapıyordu, ikinci programın sonrasında, bir telefon aldı. Arayan eski bir istihbarat görevlisiydi, 9 arkadaşı adına konuşurken, "Dünyadaki Yabancı Varlıklarla ilgili dökümanları Moore'a verebileceğini söylüyordu. Moore, ikna olarak konuşmayı kabul etti ve konuşmalara ve konuşmacılara "Faicon" kod adı verildi. Bu arada Moore, Jamie Sanders adlı bir TV yapımcısı ve yönetmeninden yardım isteyerek, görüşmelerin videoya kaydedilmesini planladı. Bu aşamanın ardından, Faicon kod adlı ama gerçek adı "MJ 12" olan grupla çalışmalara geçildi. Peki, "MJ 12" neydi? Bu özel grup, ABD içindeki UFO faaliyetlerini araştırırken, "Dünyadaki Yabancı Varlıklar"la da ilişkileri yönlendirmekle görevliydi.

Yani resmen, insanlık ile "Dünyadaki Yabancı Varlıklar' arasındaki politikayı belirliyorlardı. Çalışmalar sürdürülüyor, kararlar veriliyor, Başkan'ın onayına sunuluyor ve politika uygulanıyordu. Yani ABD Başkanı'nın "Dünyadaki Yabancı Varlıklardan haberi vardi... Faicon'a göre, "MJ 12" 1950'lerde bizzat Başkan Truman'un emriyle kurulmuştu ve bu emrin belgesi de vardı. Faicon bu belgeyi gösteriyordu. Ek o" larak da, 1947'de, New Mexico Roswell'e düsen UFO'nun ve içindeki dünya dışı canlıların cesetleri hakkından bilgi veren "MJ 12" dökümanları bulunuyordu. Bu dökümanlarda dönemin Başkan'ı Eisenhovver'in imzası bulunuyordu. Aşağıdaki satırlar teyp kasetinden aynen alınan bir bölümdür.

Bu incil başka bir incil


Faicon'un sesi: "MJ 12, 1950'lerde, hükümetin içinden seçilen bir grup insanla oluşturuldu. Görevleri, UFO'larla ilgili araştırmalar yaparak, elde edilen bilgileri derlemekti. En önemli amaçları, UFO'tarla ilgili bilgileri, bilimsel olarak geliştirmek ve teknolojimize yardım sağlayacak şekilde analiz etmekti. "MJ 12 'nin üyeleri arasında, ABD Başkanı, Başkan Yardımcısı, Merkezi istihbarat Örgütü "CIA" Başkanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı da dahildiler. "MJ 12"nin yönetim merkezi ise. Washington DC'deki Deniz Kuvvetleri Gözlemevi'ydi ve ABD Deniz Kuvvetleri "MJ 12" politikalarıyla ilgili faaliyetlerin tümünde öncelikli sorumluluğa sahipti. Deniz Kuvvetleri personeli tarafindan derlenen tüm bilgiler, analiz edilmek üzere "Aquarius" kod adıyla komutanlık merkezine aktarılıyordu."

Falcon devam ediyor; "MJ 12'nin kendi arasında 'incil' adıyla tanınan bir kitap veya basılı bir dosya vardı. Bu kitapta, Truman döneminde, ABD'nin misafiri olan üç dünya dışı yabancı anlatılıyor ve tüm ayrıntılar veriliyordu. Ayrıca kitapta, dünya dışı canlılardan alınan teknolojik ve tıbbi bilgiler, onların kendi gezegenlerindeki sosyal yaşamları, Roswell'de bulunan cesetlere yapılan otopsilerin sonuçları ve evren ile ilgili bilgiler de yer alıyordu. Ama bu kadar değildi, devamı da vardı, 1988 yılında gelen ve yine ABD'nin konuğu olan ve dev bir gizlilik perdesi altında saklanan ikinci bir dünya dışı canlı grup daha anlatılıyor."

"Dünyaya bugüne kadar üç ayrı dünya dışı canlı türü geldi.."
Faicon sürdürüyor; " Bir diğer kitap daha var, adı "Yellow Book". Bu ise son olarak gelen iki dünya dışı canlı tarafından yazılmış. Kitapta, geldikleri gezegeni, Güneş Sistemi'ni, diğer güneşleri, kültürlerini, kendi toplumlarını ve dünyada nasıl yaşamlarını sürdürdüklerini anlatıyorlar." Bu noktada Falcon'a önemli bir soru soruluyor, dünya dışı canlıların kökenlerinin neresi olduğu soruluyor: Faicon açıklıyor; " Zeta Reticuli takımyıldızından geliyorlar. Bu takımyıldız onların ilk evi değil." Bu noktada hemen akla gelen biri var, bir dönem hükümet adına çalısan fizikçi Bob Lazar da bu takım yıldızından bahsetmişti..  ve  dünya dışı canlılar tarafından kaçırıldığını iddia eden ünlü Betty Hill'de hipnoz altında  Zeta Reticuli takımyıldızından bahsettiler...  Hili 1961 yılında yapılan bir seansta hipnoz altındayken Zeta Reticuli yıldız sistemini tıpatıp tarif etmişti. Ama dünyalı astronomlar bu takımyıldızı ancak 1969 yılında ilk kez gözlemleyebildiler ve buldular. Öyleyse, arada kesin ama garip ilişkiler vardı ama bu ilişkilerin arasındaki bağ açıkça görülemiyordu.


Şimdi Faicon grubundan bir başka kişiye geçelim, onun kod adı "Condor". Condor, ABD Hükümeti ile dünya dışı canlılar arasında yapılan anlaşmalardan söz ediyor; "ABD Hükümeti ile dünya dışı canlılar arasında imzalanan anlaşmaya göre, ABD Hükümeti dünyadışı canlıların varlığını açıklamamayı kabul ederken, onlar da insan toplumuna yani dünyaya karışmamaya söz veriyorlar. Ayrıca ABD, dünya dışı canlılara özel bir bölgede, çok gizli tutulmak kaydıyla bir üs de veriyor. Söz konusu yer Nevada'daki 51.Bölge ya da öteki adıyla "Dreamland / Rüya Ülkesi" olabilir." Şimdi söz yine Falcon'da; "Dünya dışı canlılar bu bölgede üslendiler yani Nevada'da. Benim bildiğime göre 1948 veya 1949'dan günümüze kadar üç ayrı dünya dışı canlı türü dünyamızı ziyaret etti veya konakladı, dünyada ilk dünya dışı bir canlı New Mexico Çölü'ndeki kazadan sonra ele geçirildi. Dünya dışı canlının adı EBE'idi. Hükümet tarafından üç yıl konuk edildi ve bakıldı. Ondan kültürleri, ırkı ve araçları hakkında çok şey öğrenildi. Diğer bir dünya dışı canlı ise, bir değişim programının parçası olarak, ABD Hükümeti'nin 1982 yılından bu yana konuğu oldu."

"400 yıl yaşıyorlar ve çok zekiler..."
Birçok görgü tanığının çizdikleri resimlerin yani sıra, Falcon dünya dışı canlıları şöyle tanımlıyor; "Boyları yaklaşık bir metre ile bir metre on santim arasında değişiyor. Böcek gözüne benzer çok büyük gözleri var ayrıca birer iç gözkapakları bulunuyor. Yaşadıkları gezegende, gündüzleri güneş ışığı bizimkinden iki veya üç kez daha fazla. Onlar da dişi ve erkek olarak iki cinsiyetteler. Bizim burnumuzun olduğu yerde iki küçük delik var ve küçük bir ağıza sahipler. Bildiğimiz türde dişleri yok, dişlerin yerinde çok sert kauçuğa benzeyen bir alan bulunuyor, iç organları çok basit, kalbin ve ciğerlerin görevini tek bir organ yapıyor. Yine çok basit bir sindirim sistemleri ve büyük olasılıkla gezegenlerindeki çok güçlü güneş ısısı nedeniyle sertleşmiş ama son derece elastiki bir deriye sahipler. Beyinleri ise, bizimkinden çok daha karmaşık ve çok daha fazla kıvrım görülüyor.


Bizim görme sistemimiz beynimizin arka tarafından yönetilirken, onlarınki beyinlerinin önündeki bir merkezden yönleniyor. Duyma yetileri bizlerden hatta köpeklerden bile çok ötede. Böbrek ve mesane sistemi de tek bir organ halinde, onlar da atıkları vücutlarından atıyorlar ama katı atıkları sıvıya dönüştüren ve bilimcilerimizin bir türlü tam olarak çözümleyemedikleri ekstra bir organları daha var. Ellerinde baş parmak yok, dört parmakları bulunuyor, ayakları küçük ve parmak araları perdeli. Yaşamları ortalama olarak bizim zaman ölçümüze göre 350-400 yıl arasında. Aslında genel olarak sürüngenlere benziyorlar. Bilindiği gibi dünyada bazı sürüngen türleri 500 yıl yaşayabiliyorlar. Bir timsahın 850 yaşında olduğu resmen açıklanmıştı. Ve tabii çok zekiler, eğer IQ ölçüsünü alacak olursak, IQ dereceleri 200'ü n üzerinde." Falcon dünya dışı canlıların sosyal yaşamları hakkında da bilgi vererek konuşmasına devam ediyor;

"Onların da bir dini var, evrensel bir dine sahipler. Evreni Tanrı olarak kabul ediyorlar. Sevdikleri müzik türü eski Tibet müzigine çok benziyor. Genelde sebzeleri severek yiyorlar, dünyada en çok dondurmayı sevmişler, en çok da çilekli dondurmayı..." Şimdi Faicon'u bırakıp, adını  saklamayan birine geçiyoruz;

    


Çok gizli bir üs...

Robert veya Bob Lazar yukarda adi geçen Nevada'daki ünlü 51.Bölge'de bulunmuştu. Aslında bir fizik uzmanı olan Lazar, ABD Hükümeti tarafından resmen görevlendirilmişti. Lazar, hiç çekinmeden birkaç ayrı UFO tipini tarif etti. Lazar, ayrıca Las Vegas'in 15 mil kuzeyindeki Pagose Gölü yakininda gizli bir araştırma merkezi bulunuyordu. Burada U2, SR71, F-117A ve SR75 gibi çeşitli uçaklar geliştirildi. Üste çok ciddi ve inanılmaz derecede bir gizlilik uygulanıyordu. Ölüm cezası bile vardı. Pagose Dagi'nin içine 9 hangar inşa edilmişti. Hangar kapıları öylesine doğaya uydurulmuştu ki, birkaç yüz metre yakından bile fark edilemiyordu. Lazar'a göre, bu hangarların içinde UFO benzeri uçan disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuş prensipleri deneniyordu.

Lazar, disklerin uçabilmesi için adına "Yerçekimi Amplifikatörü" denen bir aygıt geliştirilmişti. Aygıtın planları dünya dışı canlılar tarafından hazırlanmıştı. iki tür UFO vardı, birisi "Omicron" adı verilen bir gezegen veya bir yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen diskti. "Delta" adlı diğer tip ise, uzay-zaman alanı içinde hareket edebilen, ve bu şekilde yıldızlar ve galaksiler arası yolculuk yapabilen olağanüstü bir araçtı. Araçların üçüncü ve bir başka tipi ise, hem Omicron, hem de Delta konumuna geçebilen bir modeldi. Bu diskler veya araçlarla ilgili tüm bilgi vardı ve uygulanıyordu.
 



Lazar, üsten ayrıldıktan sonraki yıllarda çalışmaların bitirilmiş olacağını ve dünyada 80'li yıllardan sonra görülen UFO'ların hemen hemen tamamının dünya yapısı olduklarını iddia ediyordu. Ve bu araçlar gizli tutuluyordular. Lazar, dünya dışı canlıların sadece güney yarımküreden gözlemlenebilen Zeta Reticuli yıldız sisteminden geldiklerini vurgularken, Faicon grubunun söylediklerini onaylıyor. Bu yıldız sistemi dünyaya 38 ışık yılı uzaklıkta ve bir ve iki diye numaralandırılan ikili bir yıldız sisteminden oluşuyor, dünyadışı canlılar Reticulum 4 planetinden, yani Zeta 2 Reticuli yıldızının dördüncü planetinden geliyorlar. Galaksimizi ve yıldız sistemlerini doğal olarak kendilerine göre isimlendirmişler. Örneğin bizim güneşimize "Sol", dünyamıza ise. güneşin üçüncü gezegeni olduğu için "Sol 3" diyorlar. Yaşadıkları gezegende yani Reticulum 4'te bir gün, dünya zamanıyla 90 saat sürüyor. Lazar ın dünya dışı canlıları tarifi, Falcon'dan çok farklı değil, hatta aynı gibi. Boyları bir birbuçuk metre arasında, ağırlıkları 15 ile 30 kg arasında, hemen hemen yeni yürümeye başlayan bir çocuk görünümündeler, başları büyük, her yönü görebilen badem şeklinde kocaman gözleri var ve genelde saçsızlar. Daha çok mavi gri renkte tek parça tayt benzeri bir giysi ile görülmüşler.



UFO'lar nasıl çalışıyor (!)


Sonuç olarak gerek Faicon'un gerekse de Lazar'ın anlattıkları gerçekten ilginç; Örneğin Lazar, disklerin reaktörlerinin benzinle çalıştıklarını söylerken önce şaşırtıyor ama sonra bu benzinin bizimkinden çok farklı olduğunu anlıyorsunuz. Çok yüksek oktanlı ve petrolden değil, atom sayısı 115 olan bir elementten üretiliyor. Bu element ise bizim elementler için kullandığımız periyodik kartımızda bulunmuyor.
Lazar Element 115'in dünyadaki elementler gibi tek yönlü değil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduğunu belirtiyor ve açıklıyor; "Dünya biliminin henüz bilmedigi ve özelliğini tanımlayamadığı Yerçekimi Enerjisi'ni Element 115 sağlıyor ki bunun adı A Enerjisi, bu enerji Element 115'in çekirdeğinden kaynaklanıyor ve yayılıyor, ikinci olarak da, Element 115 antimadde radyasyonunun kaynağı, bu da gereken hareket gücünü oluşturuyor." Lazar'ın bu sözcüklerinden şu anlam çıkıyor; Her disk, kendi içinde birer minik gezegen olarak kabul edilebilirler.

 


Lazar'in anlatımına göre, yukarda adı geçen
Çekim veya Uçuş Amplifikatörü'nün sistemi A enerjisini bir yere odaklayarak, uzay-zamanın bükülmesini sağlıyor, uzay-zaman bükülümü ise, bir astrofizik deyimi, basit bir anlatımla ışık hızından çok daha fazla bir süratle zamanın ve üç boyutlu uzayın dışında mekan değişimi olarak düşünülebilir. Uzay-zaman bükülmesi yine bir astrofizik tanımıyla bir Kara Delik'in çekim alanı kadar bir güç alanını .oluşturuyor. Böylece elde edilen dev enerji, ışık yılı gibi çok büyük uzaklıkların aşılmasını sağlıyor. Lazar ekliyor;

"Bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yapılırken, Element 115, Element 116 denen bir başka elemente dönüşerek bir antimadde alanını da yaratıyor. Antimadde alanında oluşan zıt alan ise, Element 116'nin sayesinde % 100 enerjiye dönüşebiliyor. Reaksiyonun ISISI sonucunda,
ortaya çıkan elektriksel enerji yeterli olduğu gibi, bir tür termo elektrik jeneratörü oluşturuyor. Sözünü ettiğim A Enerjisi, böyle sağlanırken, Delta durumuna geçildiginde A Enerjisi, uzay-zaman bükülümünü sağlayınca bir tür Kara Delik ortaya çıkınca, ışıkyılları aşılabiliyor..."

 

Bütün bunlar saçmalık mı yoksa?..
Lazar'ın anlattıklarını anlamak çok zor, sadece örneklemek istedik. Çok daha uzun anlatımları var ama aslında konu sadece bilim çevrelerini ilgilendiriyor.

Sorular ve kuşkular sonsuz, tüm bu bilimsel ama amatörce gözüken iddiaların resmen kanıtlanması gerek ama öte yandan da Robert Lazar'in da bir fizikçi olduğu biliniyor. Bilimsel çevreler ilginçtir, susuyorlar hatta Lazar'ı yalanlayan veya karşı çıkan kimseye de rastlanmıyor, iki şey olabilir Ya Lazar veya Faicon öylesine saçmalıyorlar ki, yetkililerin hiçbirisi onlara cevap vermeye tenezzül dahi etmiyor, kısacası ilgilenmiyorlar ya da Lazar veya Faicon doğru söylüyorlar ve konunun daha fazla karıştırılmaması için yetkililer seslerini çıkartmayı, yorumsuz kalmayı tercih ediyorlar. En iyi çözüm, dünya dışı canlıların ortaya çıkması, o zaman tartışacak bir şey kalmayacak.. Ama onlar da resmen ortada yoklar. Bu arada akla yukarda geçen bir söz de ister istemez geliyor; dünyadışı canlıların IQ dereceleri gerçekten 200'ün üzerindeyse, o zaman onları anlamamız hiç de kolay değil, hatta imkansız gibi...

Her şeyi bir yana bırakıp, bir an düşünelim. Eğer Falcon ve Lazar doğru söylüyorlarsa ve ABD ile dünya dışı canlılar arasında böylesine gizli tutulan bir ilişki varsa, hatta ABD dünya dışı bir zekanın temsilcileriyle özel bir anlaşma imzaladıysa ve bunu dünya insanlarından saklıyorlarsa çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Böyle bir olasılık, tüm siyasi, etnik, dinsel ve hatta ekonomik sorunlardan daha önemlidir çünkü göründüğü kadarıyla çok uzakta değil, kısa bir dönem içinde dünyada ciddi bir değişimin, belki bir bölünmenin ama en önemlisi insanlığın bir bölümü için bir tehdidin ortaya çıkması olasıdır. Neden mi? Eğer anlatılanlar gerçekse, ABD neyin karşılığında dünya dışı canlıları saklamak ve hatta korumak için milyarlar harcıyor? Bunun bedeli nedir? Fakat önemli bir soru daha var, dünya dışı canlılar bu işbirliğinden ne elde ediyorlar ve neden saklanmak istiyorlar? İhtiyatlı olmak isteyen çevrelere göre, eğer bizlerden çok ötede bir zekaya sahipseler. korkmamız gerekir çünkü onların gerçek amacını anlamamız asla mümkün olamayacaktır, çünkü bizler onların yanında resmen geri zekalı sayılabiliriz...Ya öyleyse..?


Başka bir kaynakta BOB LAZAR ve Area 51 / S4 (Farklı bir çeviri)

1989 senesinde Bob Lazar adlı bir fizikçi 51. bölgede bulundurulan uzay gemilerinin mühendislik sırlarını çözmesi için görevlendirilmişti. Lazar, yaptığı çalışmaların ardından üzerinde çalıştığı uzay gemileri hakkında açıklamalarda bulundu ve 51. bölgede uzaylılara ait olan uçan dairelerin test uçuşlarının yapıldığını açıkladı. Devlet ile arasında yaşanan olumsuzluklar üzerine kendini güvenceye almak için Lazar tüm bildiklerini açıklamaya başladı. Lazar, Las Vegas Klas televizyonu muhabirine 51. bölgenin S-4 olarak bilinen test alanında uzay gemileri üzerinde çalışan bir ekipte görevlendirildiğini ve uzay aracının itici kuvvetini çözmek için çalıştığını anlattı. Lazar belgeselde şunları söylüyor:




“Çok kaygan ve ince yapılı, uçan daire şeklinde bir araç. Toplam 9 tane var. Ben sadece bir tanesi üzerinde çalışmalar yaptım. Çok sade, tek ve katı bir renge sahip,
aracın içi ile dışı gri, hiç bir yerde sivri bir köşe yok, araç içindeki her cihaz, koltuklar, amplifikatör yuvaları, her şey yuvarlak köşelere sahip. Sanki herşey balmumundan eritilerek yapılmış gibi. Tavan ile yer birleşiyor ve her şey buna göre orantılanmış. Çok çok sade, çok geniş alana sahip, alan çok pratik kullanılmış. 3 tane seviye mevcut. En alt seviye amplifikatör yuvalarının olduğu yer, burada üç tane bulunmakta. Orta seviye araca giriş yaptığınız kısım. Burada koltuklar ve amplifikatörler var. En üst kısım ise küçük bir oda ama oraya erişim yoktu bu yüzden orada ne olduğunu bilmiyorum.”

“Kesinlikle bir uzaylı aracı, bu konuda hiç bir şüphe olamaz.”

“İlk olarak projenin amacı tersine mühendislik ile ( back engineering ) aracı deşifre etmekti. Eğer Amerikan yapımı iseler bunu geriye dönerek araştıracak ve insan yapımı olup olmadıklarını anlayacaktık. İkinci olarak boyut, içerideki teçhizat, koltukların boyutu, kullanılan materyaller tamamen bize uzaylı kalıyor. Ayrıca kullanılan petrol, “115” adlı element bizde yok. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde oluşturulan açıklamanın birifingi bu araçların kesinlikle uzaylı aracı olduğu idi.”



Lazar’ın bahsettiği 115 elementi Ununpentium olarak adlandırılan ve “Uup” sembolüne sahip olan element. Bu madde partikül bombardımanı ile enerji kaynağı haline dönüşen Ununhexium maddesine dönüşüyor. Daha sonra ana partikül ile karşıt partiküller oluşan nükleer reaksiyonu sonlandırmak için çözülerek yok oluyorlar. Ayrıca Uup elementinin yarattığı nükleer güç ile uzay aracının dış ortam ile arasındaki yerçekimi uyumunu sağladığı öne sürülüyor(wikipedia.org).

Bob Lazar 51. Bölgede uzaylı teknolojisine tanık olmuş isimlerden sadece biri. Bir başka isim David Adair. Adair 51. Bölgede uzaylılara ait olan bir motorun incelenmesi için görevlendirilmiş. Dedikleri ise şunlar:

“Bizim kökenlerimizden gelen bir şey değil. Bunu görmeme izin vermemeleri gerekirdi. Sonuçları iyi olmadı. Beni bir odaya kilitlediler. Bunun sebebi onlara motorun nasıl çalıştığı konusunda daha fazla bilgi vermeyeceğimi zannetmeleri idi ve bu konuda kararsızlaştılar.”

NASA ve başka uzay araştırmaları firmalarına danışmanlık yapmış olan Adair, 1971 senesinde dünyaya çakılmış olan bir uçan dairenin motorunu araştırmak için görevlendirildiğini anlatıyor.



“Baktığım şey teknolojik olarak olağanüstü bir şeydi. Böyle bir şeyi görmek muhteşem bir olaydı. O durumda olmak ise beni her zamankinden çok daha sinirli bir hale getirdi. Çünkü elinizde bu tür inanılmaz bir teknoloji bulunduruyorsunuz ve insanlara bunu açıklamıyorsunuz. Biz halen benzinle çalışan motorlar ve NASA’da bu şekilde çalışan roketler üretiyoruz
ama ellerinde öyle bir motor varki, bizim teorimizle büyük olasılıkla ışık hızına ulaşabiliyor, hatta daha da fazlası.”

Ufolojist Sean Morton ise Lazar’ın açıklamarına kendi bilgileri ve bakış açısı ile yorum yapıyor:

“Bob Lazar’ın bize dediğine göre eğer biz çarşamba akşamları saat 18.30’da siyah bir posta kutusunun yanına gidersek uçan daireler görebiliriz. Çünkü bunlar askeriye tarafından belirlenmiş olan zamanlar. Akam 18.30–21.30 arası ve sabah saat 03.00 ile 06.00 arası.”


Bob Lazar’ın açıklamalarının ardından söylediklerinin üzerini örtebilmek ve onu susturabilmek için devlet tarafından birçok girişimde bulunuldu. Bu olayların ardından 51. bölge hakkındaki spekülasyonlar doruğa ulaştı. Buradaki temel görüş, Amerikan hükümetine bağlı yetkililerin uzaylılar ile gizli görüşmeler yaptığıydı. Morton, 51. bölge hakkında çıkan uzaylılarla pazarlık yapılması spekülasyonları hakkında şunları söylüyor:

“Yürütülen projelerdeki ana amaç Amerikan devleti ile uzaylılar arasında pazarlık yapmaktı. 1947’deki Roswell kazasının ardından Majestic 12 adı verilen bir organizasyon kurulmuştu. Ardından 1953’te bu olaylara dönemin başkanı Eisenhower’da karıştı. Devlet-askeriye-uzaylılar arasında görüşmeler olduğu spekülasyonları ortaya çıktı. Görünüşe bakılırsa bizde uzaylıların istediği bir kaç şey vardı. Birincisi, askeriyenin donanıma ihtiyacı vardı. Biz silah teknolojisi, itici kuvvet teknolojisi, metalurji teknolojisi istiyorduk. Bunun karşılığında uzaylılar donanımları karşılığında bizim yazılımlarımızı almak için ticarete sıcak bakıyorlardı. Buradaki yazılımlar ise bizden başkası değil, yani insanlar. Başlıca istedikleri şeyler genetik materyaldi. Bunun karşılığında ise bize teknolojik ilerleme sağlamakta istekliydiler. Buna bir kaç uçan dairenin insanlara verilmesini örnek gösterebiliriz.”

***

26 Temmuz 1996 tarihinde, televizyon programı çeken ve dağıtımı yapan Rocket Pictures adlı şirketi “Victor” takma adında kimliği belirsiz bir kişi aradı. Elinde bir uzaylı ile yapılan röportajın görüntülerini içeren bir kaset olduğunu iddia ediyordu. Şirketin sahibi Tom Coleman ilk başta bunu bir şaka zannetti. Ancak konuşma devam ettikçe Coleman telefonun ucundaki kişinin çok ciddi biri olduğuna inandı. Victor adlı şahış Coleman’a elinde Nevada’daki askeri üste(51. Bölge) tutulan bir uzaylıya ait olan bir video olduğunu belirtti.

Amerika’da uzaylılara ait olan video spekülasyonları tabii ki ilk olarak 1947’deki Roswell kazası ile ortaya atılıyor. Enkazdan çıkarılan uzaylılardan bir tanesinin yaşadığının ortaya atılması ile meraklar artıyor ancak her şey bununla bitmiyor. Anlatılanlara göre kazadan iki sene sonra, 1949 senesinde Roswell kazasından ikinci bir uzaylının daha kurtarıldığı iddia ediliyor. EBE–1(Extraterrestrial Biological Entity, Uzaylı Biyolojik Varlık–1) adı konulan uzaylı gözaltına alınıyor. Ancak uzaylı o zamanın doktorları tarafından çaresi bulunamayan kronik hastalıklara sahip. Jimy Carter’ın başkan olduğu döneme ait olan, 14 Ağustos 1977 tarihli bir birifingte yazanlara göre, hasta durumda olan EBE–1 ayağının tozu ile getirildiği bir askeri üste sorgulanıyor. Sorgulamada piktograf(harf yerine resim kullanılan yazı türü) kullanılıyor. EBE–1, Zeta Reticuli yıldız sisteminden geldiğini anlatıyor. EBE–1 ile yapılan araştırmaların asıl amacı ise, hem uzaylılar, hem de insanlar tarafından anlaşılan resimlerle ortak bir dil yaratmaktı. Eğer bu iddia edilenler doğru ise, dilbiliminde devrimsel bir ilerleme 1950’lerin ilk senelerinde gerçekleştirilmiş oldu.

Ancak en önemli şey Amerika ile Rusya’nın soğuk savaşa ilerlediği bu dönemde böyle bir bilginin tamamen insanlıktan ayrı tutulmasıydı. Devletin o zamandan beri aklında bulundurduğu ana strateji %100 gizlilikti.

Eldeki bilgilere göre EBE–1 belirlenemeyen bir hastalıktan dolayı 18 Haziran 1952 tarihinde Allah’ın rahmetine kavuştu. En ilginç şeylerden biri, EBE–1 gibi çok ileri bir yaşam formunun daha kendi hastalıklarına tedavi bulamayan bir ırkın ellerinde hayatını kaybetmesiydi. Ancak daha sonraki araştırmalarda birçok uzmanın yaptığı açıklamaya göre uzaylılar için ölümün hiç korku yaratmayan bir şey olduğu ortaya çıktı. Onlar için ölüm bir nevi son değil, bir geçiş süreciydi.

1940’ların sonlarında ve 1950’lerin başlarında Amerika’nın uzaylı politikası belirlenmişti. Her şey çok gizli tutulacaktı. “Blue book” adı verilen bir dosyada her türlü olay kaydediliyordu ama açıklamaya gelince her şey yalanlanıyor, bataklık gazları ya da doğal ışınlar gibi şeylerle olaylar geçiştiriliyordu. Ancak daha sonradan ortaya çıktı ki Amerikan hükümetinin tek bir stratejisi yoktu.

14 Eylül 1947 tarihinde hükümet tarafından “Majestic 12” adlı bir araştırma grubu yaratıldı. Bu grubun amacı uzaylılarla ve UFO’larla alakalı her türlü bilgiye ve dökümana ulaşmak ve bu bilgileri hem yabancılardan, hem de Amerikan halkından tamamen gizli tutmaktı. Mj–12 dönemin başkanı Truman’ın savunma bakanı olan James V. Forrestal tarafından yürütülüyordu. Çok kısa bir süre içinde Mj–12 örgütü Forrestal’ın tahmininden çok farklı boyutlara ulaştı. 1949 senesinde depresyon nedeniyle hastaneye kaldırılan Forrestal hastane odasında intihar etmiş olarak bulundu ama bunu birçok araştırmacı kabul etmedi. Söylenenlere göre Forrestal %100 gizlilik yerine eldeki bilgilerin halka açıklanmasından yanaydı.

Çok ilginç bir başka nokta, 51. Bölgede 1989 senesinde uzay araçlarını incelemiş olan Bob Lazar’ın anlattıklarıydı. Dediğine göre üsteki her görevli üzerinde “MAJ” yazan kimlik kartları taşımak zorundaydılar. Bu ise “Majestic” kelimesinin kısaltmasıydı. Yani kurulduktan sadece bir kaç sene sonra Mj–12 örgütü tüm 51. bölge kontrolünü ele mi geçirmişti?

1994 senesinin aralık ayında bir UFO araştırmacısının eline Majestic 12 örgütünün el kitabından bir döküman ele geçti. Bu dökümanda nezaret altındaki uzaylılara nasıl davranılacağı hakkında maddeler vardı. Buna göre:

- EBE’ler her ne gerekirse gözaltında tutulacaklardır.
- En kısa zamanda güvenli bir alana sevk edileceklerdir.
- Her ne kadar EBE yaşam formlarını fiziksel olarak iyi durumda elde bulundurmak avantajlı olacaksa da, yürütülen operasyonların güvenliği ile uyuştuğu sürece bu varlıkların alıkonulmasının ertelenmesi ya da kaybedilmeleri(ölmeleri) kabul edilebilir.

Son ve rahatsız edici maddeden de anlaşıldığı üzere gizlilik başından beri devletin ana amacı olmuştu.

1988 senesinde hükümete ait olan ve kod ismi “Falcon” olan başka bir kaynak ele geçirildi(internetteki kaynaklara göre bir adam). Elde edilen bilgiler ikinci bir uzaylı yaratıktan bahsediyordu, yani EBE–2. Bilgilere göre EBE–2 devlete araştırılması ve röportaj yapılması için gönüllü olarak başvuran bir uzaylıydı! Bu olay gerçek ise, 51. bölge uzaylılarla insanlar arasında diplomasinin gerçekleştiği ilk yer olmuştu. Falcon kaynağında belirtilen bilgiler 1950’nin ortalarında gerçekleşen EBE–2 röportajının EBE-1’den oldukça farklı olduğunu ortaya koyuyordu. Normalde uzaylılar insanlarla resimli figürler ya da konuşma dili ile iletişim kurmakta hiç ilgili olmuyorlar. Ancak EBE–2 gönüllü olmasının yanında bu sefer onun için geliştirilmiş olan bir konuşma cihazını kullandığından bahsediliyor. Hatta EBE-2’nin İngilizceyi kısa sürede söktüğü ve yetkililerle İngilizce konuştuğu anlatılıyor.

Bu saçma sapan(ya da gerçek) açıklamaları yalanlayan diğer kaynaklar ise uzaylıların insanlarla konuşarak falan değil, telepati yöntemi ile iletişim kurduklarını belirtiyorlar. Eğer bu doğru ise uzaylıların telepati yetenekleri olduğu nerden biliniyordu, ayrıca devletin iletişim kurabilmek adına telepatlar tutması gerekiyordu. Ya da uzaylıların konuşma yeteneği hiç mi yoktu?

Bob Lazar’a çalıştığı uzay araçlarının sahiplerinin nerede olduğu, 51. bölgede uzaylı olup olmadığı soruluyor. Lazar bu soruyu yanıtlamaktan çekindiğini belirtiyor ancak bir keresinde iki yetkilinin kısa boylu ve uzun kollu biri ile konuştuklarını gördüğünü, başka bir sefer de uzaylı medeniyetler hakkında bilgi içeren dökümanlara rastladığını anlatıyor. Ayrıca Lazar 1970’lerin sonlarında gerçekleşen ilginç bir olaydan bahsediyor. Son 40 sene içinde 51. bölgede uzaylı sayısı o kadar artıyor ki, üs bir nevi uzaylı tatil kampına dönüyor. 1970’lerde yetkililer üsteki bir alanı uzaylıların kontrolüne sevk ediyor.

Bir gün güvenlik görevlileri ile uzaylılar, büyük olasılıkla muhabbet ederlerken, uzaylıların yarattıkları bir çeşit alan yüzünden görevlilerin tabancalarındaki kurşunlar tepki veriyor ve orada bulunan tüm insanlar başlarından aldıkları yaralar ile nalları dikiyorlar. Bu saçma sapan hikâyelerden daha ne kadar var bilinmezken, UFO araştırmaları üzerindeki en ilginç şeylerden biri 1987 senesinde yaşanıyor.

21 Eylül 1987’de, dönemin başkanı Ronald Reagan, Birleşmiş Milletler’de konuşmasında çok ilginç şeylerden bahsediyor. Reagan, konuşmasında “Eğer dünya dışı bir tehdit ile karşı karşıya kalsaydık, eminim ki bizi ayrı tutan tüm engelleri unutur ve birlik kurmayı başarabilirdik” diyor ve uzaylıların yaratacağı bir tehditten söz ediyor. Onun bu açıklaması, Lazar’ın anlattığı ve uzaylıların kafası kızdığı anda neler yapabileceklerini gözler önüne seren olaydan sonraki döneme rastlıyor.

Tüm bu acayip ve fazlaca saçma duyumlar bir şeyi akıllara getirmeye başlamıştı. Acaba bunlar devlet tarafından insanların aklını karıştırmak için bilerek ortaya atılan şeyler miydi?


Bu düşünce içinde Rocket Pictures sahibi Tim Coleman, “Victor” adlı şahsı güvenilirlik konusunda uyarıyor. Victor ise her soruyu yanıtlayacağını ve kaset üzerinde her türlü testin yapılabileceğini, uzmanlara danışılabileceğini belirtiyor. Ayrıca kendisi belgeselde yer almayı maske kullanarak ve sesi elektronik yöntemlerle değiştirilmek suretiyle kabul ediyor.

Röportaj esnasında Victor 51. bölgedeki görevini açıklamıyor, sadece orada olması için geçerli bir sebebi olduğunu belirtiyor. Teslim ettiği kasetin orjinalinden kopya olduğunu ve 51. bölgede çok olağan dışı şartlar altında, yasak olmasına rağmen kopyalandığını açıklıyor. Victor kasette görülen uzaylıyı gördüğünü ama röportaj esnasında orda olup olmadığı konusunda bir açıklama yapmayacağını belirtiyor. Uzaylı ile yapılan röportajın uzaylının ele geçirildiği 1989’dan beri sürdüğünü, her ay iki tane yapıldığını ve her seansın 3 ila 5 saat civarında olduğunu anlatıyor. Uzaylının uçan daireler hakkında temel teknik bilgiler verdiğini, bunun dışında ruhsal kavramlardan bahsettiğini anlatıyor. Uzaylının ruhsal konular hakkında konuşurken daha rahat olduğunu belirtiyor ve bahsettiği şeylerin şunlar olduğunu söylüyor:

“İnsan vücudu bir cihaz, daha çok bir araç, tekne, iletişim/ulaşım kanalı. Bu araç ruha hizmet için sahip olunan bir şey ve maksimum verimlilik ile kullanılması gerekiyor. Araç kırıldığında ya da bozulduğunda ise değiştirilmesi gerekiyor. Ruh, birden çok araca sahip olabiliyor. Teknoloji ise bu süreçte aracın kendini yenilemesi için kullanılan şey(yani araçtan araca geçen bir ruh transferi söz konusu). Ruh araçtan araca geçebiliyor. Yani reankarnasyon gibi şeyler gerçek.”

Victor ise uzaylının araç olarak kullandığı sözün ruhun kendisine kılıf olarak kullandığı vücut olduğunu belirtiyor.

Bu görüşün bir benzerini savunan ve araçlar için “konteyner” tanımını kullanan “Heavens Gate” adlı bir örgüt üyeleri ruhun bir konteynerden başka bir konteynere geçebildiğini kabul ediyorlardı. 1997 senesinde liderlerinin arkasından 38 grup üyesi yataklarında her birinin ayağında spor ayakkabı ve şık giyinmiş bir halde toplu intihar ettiler. Victor ise uzaylıların ruhani konulardaki bilgilerinin kesinlikle intihara sevk edici olmağını belirtiyor. Yapılan röportaj ise intihar olayından tam 7 ay öncesi.

Daha sonra belgeselde uzaylı röportajı gösteriliyor. Karanlık bir mekânda gerçekleştirilen röportajda uzaylı bir masanın ucunda oturuyor. Gövdesi gözükmüyor. Bir adamın rahatça üstünde durabileceği kadar devasa bir kafası var. İncecik boynu görülebiliyor. Uzaylı yaklaşık 1,5 dakika sonra şiddetli baş sarsıntıları ile öksürürmüş gibi hareketler yapmaya başlıyor. Bu esnada yanına 2–3 tane sağlık görevlisi geliyor. Bir tanesi elindeki fener ile uzaylıyı kotrol ederken, ara sıra uzaylının gövdesi görülebiliyor. Bir görevli kafasını tutarken diğeri ağzını siliyor. Bu esnada uzaylının ağzı açılıp kapanıyor. Görevlilerin hareketleri ise çok doğal, ne yapacaklarını planladıkları ya da rol yaptıkları hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değil.

Youtube.com’daki yorumlardan bir tanesinde bir kişi görüntüleri çok büyük ekranda izlediğini, uzaylı öksürür gibi hareket yaparken ağzından tükürükler saçtığını söylüyor. Bu da özellikle sahte olması ihtimalinde çok ince bir detay olan ağız hareketleri hakkında iyice şüphe uyandırıyor.

Victor görüntülerdeki kişilerin güvenliği için filmdeki sesi çıkarttığını ve bu filmi ortaya çıkarmasının en büyük amacının uzaylıların varlığından insanları haberdar etmek olduğunu söylüyor. Röportaj esnasında ortamın karanlık olmasının uzaylının rahatını sağlamak için yapıldığını söylüyor. Uzaylının oturduğu taraftaki masanın üzerinde inip kalkan yeşil ışığın telepat sinyali, arka planda görülen kare açıklıkların gözlemciler için olan kameralar olduğunu belirtiyor. Röportaj esnasında odada telepat dışında askeri sıhhiye görevlilerinin bulunduğunu söylüyor.

Uzaylı en alt seviyede ve en güvenli yer olan 2. güvenlik seviyesinde tutuluyor. Uzaylıların en güvenli seviyede tutulmalarının sebebi ise insanların içinde bulunduğu çevreden, doğadan korunmalarının amaçlanması. Normalde uzaylıların insan doğasında olan hastalıklardan direkt olarak etkilenmedikleri anlaşılmış ancak özellikle solunum sistemlerine yerleşen ve onları hasta eden bakterilerin mevcut olduğu ortaya çıkmış. Röportajda uzaylının rahatsızlanması hakkında Victor röportajın iyi ilerlemediğini, telepatın önceki seanstan arta kalan bilgileri elde etmeye çalıştığını ve uzaylının büyük stres altında olduğunu söylüyor. Uzaylı ağzı sıkça açılıp kapanırken ve öksürür gibi hareketler yaparken Victor onun diğer uzaylılarla iletişim kurmaya çalıştığını, ancak hiç bir sinyal alamadığını belirtiyor. Bu esnada telepat sıhhıye görevlilerini çağırıyor...

İlk olarak kasetin geçerliliği test ediliyor. Kaset Phoenix’te çalışan görüntü uzmanı Jim Dilettoso’ya gönderiliyor. Görüntü dijital biçime aktarıldığında oldukça sağlam bir tablo veriyor. Görüntü kaydırıldığında hareketli filmin kalitesi bozulmuyor, en önemlisi filmin orjinalinden kopyalandığını belirten bir şerit beliriyor. Bu da Victor’un dediğine uyuyor.

Diğer görüşü sorulan uzman ise Hollywood makyaj uzmanı John Criswell. Criswell eğer sahte ise uzaylı kuklasının çok titiz yapıldığını söylüyor. Videonun sahte olduğunu öne süren Criswell şunları söylüyor: “Dizayn çok iyi ve tasarım çok iyi gerçekleştirilmiş. Bunu her kim yaptıysa Hollywood’ta 1 dakika da iş bulabilir. Bunu eğer birileri yaptıysa çok akıllı oldukları belli çünkü birçok detayı saklamasını bilmişler. Bu da inanmanızı güçleştiriyor. Ancak hareketler çok gerçekçi gözüküyor ve küçük detayları nasıl yaptıklarını bilmiyorum. Karar vermek zor.”

Diğer bir uzman akademi ödülü sahibi olan makyaj efekt uzmanı Rick Baker. Baker filmin sahte olduğunu belirtiyor. Baker masa ve karanlık ortam ile uzaylıya ait birçok detayın saklandığını söylüyor. Uzaylının öksürme tarzı hareketleri ile başını sallamasını, birisinin kafasını arkadan eliyle kukla gibi hareket ettirmesine bağlıyor. Görüntülerin çok ilginç olmasına rağmen birçok detayın saklanmaya çalışılmasının inandırıcılığı bozduğunu belirtiyor.

Ancak birçok ufolojistin ve internet kaynaklarının belirttiği şey, uzaylıların ışığa çok duyarlı oldukları ve rahat olmaları için karanlık bir ortamda tutulmaları gerektiği. Hatta çok büyük ve kapkara olan gözlerinin esrarı da bu. Bu gözler çok sayıda siyah katman içeriyor ve gün ışığına karşı gözü korumayı amaçlıyor.

En kıdemli uzmanlardan biri olan Robert Dean görüntüleri görür görmez şunları söylüyor: “Bu çok güçlü bir şey(kanıt) ve bu bir tiyatro olayı değil, bu gerçek.” Robert Dean 1960’larda Avrupa NATO üssünde görev yapmış ve o dönemde ilk gerçek uzaylı hayatına ait kanıtlar ve eşyalar görmüş olan bir kişi. Dean gördüklerinden çok etkileniyor ve çok üzüldüğünü belirtiyor. Filmde görülen uzaylının çok hassas ve nazik bir varlık olduğunu ve çok dikkat edilmesi gereken bir şey olduğunu, devletin bu tür bir şeye en büyük önemi verdiğini ve bulundurulan filmin devletin bir nevi tepkisini çekeceğini belirtiyor.

Ufolojist Sean Morton teknik bilgiler ile ilgileniyor. Görüntünün sol alt köşesindeki “DNI/27” yazısının, “Department Name of Intelligence”, yani istihbarat bölümü ismi anlamına gelebileceğini belirtiyor. 27 rakamı ise bu bölümün güvenlik kodunu, seviyesini belirtiyor. İnip kalkan telepat ışığını kalp atışı olarak öngören Morton, kalp atışının çok düşük olduğunu, dakikada yaklaşık 30 civarında olduğunu belirtiyor.
Morton uzaylıların ışığa çok duyarlı olduklarını, bu yüzden röportajların çok karanlık odalarda gerçekleştirildiğini belirtiyor. Uzaylının devasa kafasını tutan boynunun insanlardaki gibi kafanın arkasında değil, ortasında olduğunu, bu yüzden de kafa hareketlerini birinin kontrol etmesinin zor olduğunu belirtiyor. Son olarak, eğer sahte ise çok iyi bir iş çıkarıldığını söylüyor.

Avrupalı UFO araştırmacısı Michael Hesemann ise bu olayın gerçekte yaşanmış başka bir olay ile bağlantısı olduğunu düşünüyor. Uzaylının 1989 yılında ele geçirildiği bilgisinden yola çıkarak, Hesemann 1989 senesinde Kalahari Çölünde Güney Afrika hava gücüne ait savaş uçaklarının vurarak düşürdüğü bir UFO olayından bahsediyor. UFO enkazından iki tane uzaylı çıkarılıyor. Seneler sonra Güney Afrika ordusunda bulunan bir albayın dediklerine göre Amerika UFO, ya da UFO’lar karşılığında Güney Afrika’ya teknoloji veriyor. Bu takas sonucu uzaylılardan bir tanesi Ohio’daki Wright-Patterson hava üssüne, diğeri ise 51. Bölgeye getiriliyor. Victor’un sağladığı kasette görüntüleri bulunan uzaylının tanımı, Kalahari çölündeki enkazda bulunan uzaylı tanımına tıpatıp uyuyor. Hesemann Kalahari olayında elde edilen uzaylılara ait çizimler ile dökümanlardaki bilgilerin filmdeki uzaylı ile uyuştuğunu, filmdeki uzaylının eldeki bilgileri büyük olasılıkla doğrulayan bir kanıt olduğunu söylüyor.

Whitley Strieber “Communion” adlı kitabın yazarı. Birçok defa uzaylılarla temasta bulunduğunu öne süren ve uzaylılar tarafından kaçırılan insanların temsilcisi olan Strieber, görüntüleri görünce şok geçiriyor. Dedikleri ise şunlar: “Ne kadar tanıdık olabileceklerine bu görüntüleri görene kadar inanmamıştım. Eğer bu sahte ise, gerçekten çok iyi yapılmış. Bunu izlemek çok zor, çünkü bunu yapan kişi onların nasıl hareket ettiklerine dair şeyler biliyor. Tanrı’ya sahte olması için dua ediyorum, eğer değilse insanlık adına çok utanıyorum.”

Victor neden devletin bu tür bilgileri bilimsel keşifler için kullanmadığına dair sorulan soruya şunu söyleyerek cevap veriyor ve çarpıcı şeyler söylüyor: “Devletin amacı kontroldür, bedava enerji, kanser tedavisi gibi şeyler eğer devlet insanlığı düşünüyor olsaydı gerçekleşebilirdi. Devlet kontrol istiyor ve ne kadar kontrol yaratmaya çalışırlarsa onu kaybetmekten o kadar korkuyorlar. Bu projelerle ilgilenen insanlar bilgi bakımından çok ortalama insanlar. Ellerindeki bilgi ile ve onunla ne yapacakları hakkında tam olarak bir şey bilmiyorlar. Niyetleri belli değil. Ayrıca şu da var ki, uzaylıların kendi amaçları için devleti yönlendirmesi gibi bir durum da söz konusu olabilir.”

Robert Dean ise şunları söylüyor: “1949’tan beri devletimiz uzaylı teknolojisi, bilgisi ile uğraşıldığını biliyordu. Her geçen sene de elde edilen bilgiler, kavramlar, sonuçlar arttı. Şurası da belli ki biz onlara ait donanım elde ettik, mühendislik bilgilerini deşifre ettik ve hatta onları uçurduk. Devlet başta olmak üzere araştırmacılar, NASA çalışanları güvenliğin azaltılması ile insanlara bilgi sunmalıdır. İnsanların bu konularda bilgi elde etmeye hakları ve ihtiyaçları vardır. Kongrenin insanlara karşı sorumlulukları var ve bunları yerine getirmeli.”

Victor görüntüdeki uzaylının yaşayıp yaşamadığına dair bilgi vermiyor. Sadece uzaylıların ölmek konusunda rahat olduklarını ve onları diğer tarafta bekleyen bir araç, gemi bulunduğunu söylüyor. Diğer taraf ise ilk geldikleri yer, yani Zeta Reticuli gibi bir yer. Ayrıca bir başka boyuttan, gerçeklikten gelmiş olabilirler. Victor uzaylıların bir nevi şeytan ya da melek gibi güçleri ile baş edilemez varlıklar olabileceklerini ima ediyor...

 

Bir önceki sayfaya dön

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa  / Index  / Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası

Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology /

Kuantum Teleportation / Kuantum Fizigi / Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy) / Astronomy