Serpo Projesi

The Zeta Reticuli Star System

                                  Serpo Project

 

1965-1978 yılları arasında amerikan ordusuna sahip 12 askerin zeta-reticuli isimli gezegenden gelen diğer uzaylı varlıklarla değişim programının adı. Kısacası değiş-tokuş olmuş.
Olay kendisini DIA (amerikan savunma istihbaratı) da görevli olduğunu ancak emekli olduğunu belirten bir kişinin bu bilgileri kasım 2005 tarihinden itibaren Victor Martinez’e açıklamasıyla başlıyor. Raporlardan anlaşıldığı kadarıyla değişime giden 12 kişiden 8 i dönüyor. Bu arada buraya gelen diğer 12 uzaylı ile ilgili ne yaptıklarına dair bir bilgi var mı tam anlayamadım. İlgilenen arkadaşlar
www.serpo.org dan tamamını okuyabilirler.

NOT: Sitenin içeriğinden alınan aşağıdaki sayfada ise uzaylı ve muhtemel gezegenlerinin farklı çalışmalardaki bilgilerini göreceksiniz.
Serpo Release 32b

 

                                                                                     

Project Serpo Zeta Reticuli Exchange Program

Uzaylılarla Yapılan Anlaşma Serpo Projesi

Bu proje Amerikalılarla uzaylılar arasında kurulan temas  sonrasında gerçekleştirilen bir projedir. Bu projenin adı  Serpo Projesidir. Bu projenin amacı nedir? Bu projenin adı  altında neler yapılmaktadır? Bu projenin amacı amerika  birleşik devletlerinin temas içerisinde olduğu bir uzay ırkı  (Zeta Reticuli) ile yapmış olduğu askeri ve bilimsel bir anlaşmadır.Anlaşma gereği uzaylı ırk dünyaya bazı bilim ile  ilgilenen görevlilerini gönderecek ve burada amerika birleşik  devletlerinin kontrolü altında teknolojik gelişmemize yardımda  bulunacaklardır. Bunun karşılığında ise amerika birleşik  devletleri eğitilmiş bilim adamlarından oluşan bir grubu temas  kurdukları ırkın gezegenine yollayacak ve bu durum 10 yıl sürecektir.


10 yıl sonra eski grup geri dönecek yerine yeni grup  yollanacaktır.Aynı durum uzaylı ırk içinde geçerli olacaktır.

Zeta Reticuli gezegeninde yaşayan zeta retikuli ırkı ile  yapılan anlaşma sonucunda 1965 ile 1978 arası kademeli olarak  12 kişiden oluşan bilim adamlarının zeta retikuliye  gönderildiğine dair belgeler ortaya çıkmış veya  sızdırılmıştır.Bu konu kitaplara, filimlere, televizyon  programlarına ve diğer medya programlarınada fazlası ile  yansımızştır. Ve hakkında epeyce konuşulmuştur.

Bir UFO araştırmacısı olan Bill Ryan ilginç bir bilgiyi  açıkladı.Amerika birleşik devletleri savunma bakanlığı ile  istihbarat ajansı içinde bulunan isminin açıklanmasını  istemeyen emekli üst düzey bir yetkili 6 adet grubun bugüne  kadar yollandığından bahsetti. Buda her grub 12 kişiden  oluştuğuna göre 72 kişi yapacaktır.Kaynaklardan gelen  bilgileri kamuoyuna aktaran Ryan bilgilerin doğru olup  olmadıkları hakkında çok derin araştırmalar yaptıklarını ve  yapmış oldukları araştırmalar neticesinde verilen bu bilgilerin tamamen gerçek olduğunu belirtmiştir.Bu bilgileri  doğrulayan biri daha vardır.Yine adının açıklanmasını  istememektedir.Hava kuvvetlerinden emekli yarbaydı.Bu proje  üstünde kendisi bizzat çalışmıştı. Ve bir çok belgenin ortaya  çıkmasını sağlayan kişi kendisiydi.Ryan'a verile bilgilerden  sonra Ryan'nın tepkisi şu şekilde olmuştu.. aman tanrım bu  proje, bu bilgiler ve bu yapılanlar gerçek mi? Emekli yarbay  çok soğuk ve ciddi bir şekilde Ryan'a 'evet tamamen gerçek'  cevabını vermiş ve elindeki tüm belgeleride Ryan'a sunmuştur.

Verilen bilgiler ve belgelerden sonra iletişime geçilen uzaylı  ırkla yapılan görüşmelerin kaydınıda almak isteyen Ryan'a daha  fazla bilgi ve belge vermem imkansız diye cevap vermiştir  emekli yarbay!

Peki başka tanıklar var mıydı? yada bu konu hakkında konuşan  başka kişiler var mıydı? Tabiki vardı!

Kendisine isimsiz adı veren bir kişinin söylediklerine bakacak  olursak

...benim adım isimsiz. Ben amerika birleşik devletleri  hükümetinin emekli bir çalışanı değilim.Hala çalışmaktayım.  Benim geçmişim hakkında anlatacağım bir şeyim yok! Benim
geçmişim önemli değil. Önemli olan anlatacaklarım. Ben bu özel  programda (Serpo Projesi) yer almış birisiyim.Amerika birleşik  devletleri ve zeta retikuliler arasında bir temas olduğu gerçektir! Bu temas New Meksikaya ve Rosvell kasabalarına  düşen uzay araçları (ufo) sonrasında başlamıştır.1947 de  düşen uzay aracı ile başlayan ilk temas 1949 lara kadar  gelişme göstermiştir.Rosvell kasabasına düşen uzay aracından elde edilen canlı varlık sayesinde ilk temasa başlanmıştır.

Ancak yaşanan diğer UFO kazalarından kurtulan uzaylı canlı  bulunamamıştır.Uzay gemisi ve varlıklarının ölü bedenleri ele geçirilmiştir.Uzay aracı ve uzaylı varlıkların ölü bedenleri
rayt peterson hava kuvvetleri üssünde saklanmaktadır.Ele geçirilen uzay aracının iletişim sistemini kullanarak bir önceki kazada canlı ele geçirilen uzaylı varlığın gezegeni ile
iletişime geçilmiş 1962 yılına kadar bu iletişim sayesinde bir çok ilerleme kaydedilmiş ve SERPO PROJESİ ne başlanmaya karar verilmiştir. Amerika birleşik devletleri ve zeta retikuliler  arasında yapılması düşünülen bu proje değişim projesi adı ilede bilinmektedir.Neredeyse bütün kaynaklarda hep ikinci gönderilen ekibin birinci ekip olarak anlatılması ile karşı karşıyayız.Ancak saklanan bir gerçek vardır ki o da başarılı  olan ikinci ekipten önce çok gizli tutulan ve açıklanmayan
birinci ekip ve başına gelenlerdir.

Önce ben size açıklanmayan birinci ekibi ve başına gelenleri açıklamak isterim.



Serpo projesinin bu ilk başarısız denemesinde geçmişe ışınlanma durumu yaşandığı düşünülmektedir. İlk serpo projesi 9'u erkek 1'i kadın olmak üzere 10 kişiden oluşmaktaydı. Ancak
kadın üyenin hamile olduğu anlaşılınca ekipten çıkarılmak zorunda kalındı ve yıldız geçidine 9 erkekle gidildi. Bu üyeler zeta retikulilerin verdikleri talimatlar üzerine  girdikleri yıldız geçidi ile bize 3 güneş sistemi uzaklıktaki  bir yere ulaştılar ancak asıl plan zeta retikuliye gitmekti.Fakat yıldız geçidi onları bilinmeyen bir nedenden  dolayı başka bir yere göndermişti.Yıldız geçidinin verileri dünya gezegenine benzer iklim şartları olan 7 farklı gezegen olduğunu gösteriyordu.Zeta retikulilerin yolculuk için insanlara vermiş oldukları gemi zeta retikuliden griler gezegenine gitmek için programlanmıştı. Maalesef gemiyi kullanan insanlar istedikleri yere gidemediler. Başka bir yere  gittiler.Oradan ayrılamayıp orada kaldıkları zaman süresince  yiyecekleri tükenmiş be bu yüzden grupta bulunan 3 kişi  ölmüştü.Bu durum amerika birleşik devletlerinin yapmış olduğu  çok büyük bir hataydı.Eğer zeta retikulileri teklif ettiği üzere uzay gemisini bir zeta retikulili pilot kullanmış olsaydı bu hata kolayca giderilebilir ve başarı ile sonuçlanırdı. Ancak amerikan ordusunun uzaylılara tam olarak güvenmediklerinden dolayı alaskasdaki bir üsde 12 ay boyunca  grilerin uzay gemileri ile ilgili iki insan pilota uzay gemilerini kullandırma kararı almışlardı.Hamile kadının
ekipten çıkarılmasının sebebi ise başka bir gezegende, başka bir zaman diliminde doğacak olan bebeğin annesinden çok daha yaşlı olabileceği için ve bu durumla karşılaşmamak için bu görevden alınması söz konusu olmuştur.

Ele geçirilen raporlara göre üç yıl boyunca kaybolan ekipten hiçbir haber alınamamıştır.Bir gri uzaylı askeri bilim varlıklarından biri nerede olduklarını bulduklarını ve oraya gidip almalarının 10 dakika süreceğinden bahsetmişti. Amerikanın güvenmediği griler 3 yıl boyunca iletişime geçilemeyen sağ kalan 6 kişiyi geri getirmişlerdi.



İlerleyen zamanlarda 6 kişiye tekrar gitmek istiyormusunuz diye sorulduğunda hepsinden evet  cevabı gelmişti. Böylece geri getirilen 6 kişilik ekibe 3 kişi daha dahil edilerek bu sefer
adı ramu olan bir gri pilotunun kullandığı uzay aracı ile tekrar yola çıkmışlardı.Tekrar  yıldız geçidinin içinden geçen uzay gemisi nedeni bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinmeyecek bir
sebepten dolayı geçmiş bir zamana gittikleri düşünülmektedir.Gelelim ikinci ekibe.. 10 erkek  ve iki kadından oluşacak olan ikinci ekip çok büyük titiz araştırmalardan sonra askeriyenin  içerisinden seçilmiştir.1965 yılının temmuz ayında nevadada bulunan test hava sahasına iniş  yapan dünya dışı canlılar 10 yıl boyunca onlarla birlikte yaşayacak olan 10 erkek ve 2 kadından  oluşan grubu almışlardır. 10 yıl sürecek olan bu projenin ilk adımı 13 yıl sürmüştür.Ve 1978 yılında  gönderilen 12 kişiyi geri getirecek uzay aracı dünyaya geldiğinde görevlileri şok eden bir  haber verdi.Gönderilen 12 kişiden 8'i sağ salim geri gelmiş ancak 2 kişinin ölüsü gri  getirilmiştir. E peki diğer 2 kişi nerede diye sorulduğunda ise uzaylıların verdiği yanıt.. 'onlar geri dönmeyi istemediler.. biri hayatını kaybetti diğeri ise bizim gezegenimizde yaşamına devam etmektedirler' diye cevap verdiler.Diğer canlı dönen gelen 8 kişide olayı ve 2  kişininde orada kendi istekleri ile kaldığını doğrulamışlardır.

İsimsiz adlı bilgi sızdıran ve projede çalışan kişi gönderilecek grubun eğitimlerinden ve nasıl seçileceklerindende bahsetmiştir. Titiz bir araştırma ve çok zorlu bir eğitim programından geçirilen adaylara askeri eğitim psikolojik eğitim ve bu duruma yani bu yolculuğa hazır olup olamadıklarını anlamak amacı ile yüzlerce değişik eğitim verildiğini ve bu eğitimlerin sonucusunda 56 bin kişi arasından sadece en başarılı 12 kişinin bu yolculuğa çıkabileceğinden bahsetmiştir. Bu eğitimlerin yapıldığı yerler amerikada bulunan çeşitli askeri üstler ve amerika birleşik devletleri dışında çok gizli olan bir çok yerde gerçekleştirildiğinden bahsetmişti. 10 yıl sürecek olan bu yolculuk için ailesi olmayan bireylerin seçilmesi öngörülüyordu. 9 ay süren yolculuk için bir kişinin yolculuk için gerekli malzemelerinin ve ihtiyaç giderlerinin 200 bin dolar tuttuğundanda bahsetmiştir. Daha fazla bilgi vermeyen açıklama yapmayan isimsiz adlı kişinin söyledikleri bile birçok olayı ortaya çıkartmaya yetmiştir.Eğer bu açıklamalar gerçekse dünya insanı 1965 li yıllardan beri uzayda yolculuk yapıyor ve başka ırkların yaşadığı diğer gezegenlerde bulunuyorlar demektir.Biz hala aya gidildimi gidilmedimi derken , tartışırken arka planda ne kadar büyük projeler yürütülmektedir...


26 Şubat 2015 tarihinde yayınlandı.. İhan Yılmam'ın  derlemesi için teşekkür ederim.


 

 

                                      

General Ramsey, Alman Vril, Alman fizikçi Maria Orsic ve "SERPO Projesi" hakkında birçok şey biliyordu. İçerdeki kişiler, buna "Proje 33" diyordu. 70'lerin sonlarında 10 kişilik ABD askeri ekibi, dünya dışı varlıkların gezegenini ziyaret etmek için gönderilmişti. Planlanan 10 senelik kalma, Amerika Birleşik Devletleri ile uzaylılar arasındaki değişim programının  bir parçasıydı.

SERPO Projesi, aynı zamanda içerideki kişiler tarafından "Kristal Şövalye Projesi" olarak da bilinmekteydi. Proje, Savunma İstihbarat Birliği (DIA), Hava Kuvvetleri, CIA ve NASA tarafından planlanmış ve finanse edilmişti. Baş ofisleri, Edwards Hava Kuvvetleri Üssü, Rosamond'un doğusu, Kaliforniya, Rogers Gölü ve Rosemon Gölü dahil olmak üzere bu yerlerde yer alıyordu.

Uzaylıların teknolojisi üzerine 10 ekip üyesi geleceğe çekilebildi ve başka bir boyuta girebildi.[1]



Modern zamanlarda SERPO Projesi esnasında geçmişe ışınlanma, kaza eseri meydana gelmişti. Orijinal SERPO ekibi, 10 kişiden ( 9 erkek- 1 kadın ) meydana geliyordu. Kadın üyenin hamile olduğu anlaşılınca sadece 9 erkek, Yıldız Geçidi'ne gitti. Bu üyeler, bizim galaksimizde üç yıldız sistemi uzaklıkta olan bir diyara, geleceğe ışınlandılar. Asıl plan, "Zeta Reticuli" gezegenine gitmekti. Fakat yıldız geçidi, onları bilinmeyen bir sebepten ötürü başka bir yere gönderdi.

Yıldız geçidinin verileri, Dünya gezegenine benzer bir atmosferi ve iklimi olan 7 farklı gezegen olduğunu gösteriyordu. Bu erkek üyelerin yolculuk ettiği gemi, Zeta Reticulan "Gri"leri gezegenine gitmek üzere yapılmıştı. Ne yazık ki Zeta Reticulan yıldız sistemine gidemediler ve yolculuk, orada esir kalıp yiyecek ve diğer ihtiyaçları bittiği için 3 erkek üyenin ölümü ile sonuçlandı.

Bu katastrofik hata, eğer Zeta Reticulanlıların teklif ettiği gibi Zeta Reticulanlı pilot kullanılmış olsaydı, kolayca giderilebilirdi. Ancak Amerikan Ordusu, uzaylılara tam olarak güvenmediklerinden bu teklifi reddettiler ve Alaska'daki gizli bir üstte 12 ay boyunca Gri uzay gemileri ile ilgili eğitilmiş iki insan pilotu ile gitmeye karar verdiler.

Hamile kadının ekipten çıkarılmasının sebebi, başka bir gezegende ve başka bir zaman diliminde doğum yapması ihtimalinde çocuğunun kendisinden çok yaşlı olabileceği ve bilim insanlarının bunun gibi bir olay ile henüz baş edemeyecek olmalarıydı. Burada çalışan bir bilim insanı,

"Bir başka sistemde değişik koşullar/fizik kuralları altında çocuğunu doğurması, sadece Dünya'da doğmuş bebekleri etkiler, yetişkinleri etkilemez."

demiştir. Gizli raporlara göre Dünya ile ekip arasında 3 dünya yılı boyunca hiçbir eğitim kurulmadı. Bir Gri uzaylı askeri, bilim insanlarından birine oraya varmalarının sadece 10 dakika sürdüğünü söylemişti.

Doktor Carl Sagan Zeta Reticulan'a gitmek üzere yeni bir girişimde bulunma teklifinde bulundu. Kendisi, yıllardır uzaylılarla temas halindeydi. Dr. Carl Sagan, Proje SERPO seferinden haberdardı ve Hollywood'da Jodie Foster'in rol aldığı bir film haline getirilen "Temas" adlı kitabında bunu belirtmişti.

Ekibin geri kalan 6 üyesinin dönmesi ve projenin tamamen terk edilmesi üzerine Carl Sagan, Zeta Reticulan sistemine bu sefer Gri pilotlar kullanarak sadece bu amaç için inşa edilmiş bir uzay gemisiyle Proje SERPO ekibine üç üye daha katarak tekrar gidilmesini teklif etmiştir.

Bu arada Zeta Reticulan pilotunun adı Ramu idi.Tekrar yıldız geçidinin içinden geçtiler.Fakat bu kez de geriye Dünya üzerinde bir bölgeye ve farklı bir boyuta ışınlandılar. Bu noktada Carl Sagan, Amerikan ordusuna bu projeden bahsetti ve gelecekteki iki seferin de başarısızlıkla sonuçlanması üzerine bu teknolojinin Zeta Reticulan tarafından insan ırkına karşı nasıl kullanılabileceğini anlattı.[2]

  Kaynak:

[1] Riya Marjana, "Anunnaki Tablet ve Zaman Yolculuğu", Maximillien de Lafayette, 2012, s.97.
[2] "Yeni Silahlar Geliştirmek İçin Amerika Birleşik Devletleri ve Dünya Dışı Varlıklar Arasındaki İşbirliği", Maximillien de Lafayette, 2012, s.29-33.

                                 

 

51. bölgenin kuruluşu ve Serpo Projesi

1947 yılının Temmuz ayında ABD Roswell kasabasına kimliği belirlenemeyen bir uzay aracı düşer. İlk açıklamalar bunun bir UFO olduğu yönünde olsada yetkililer daha sonra bunun bir meteoroloji balonu olduğunu söylerler.


Eski bir 51. Bölge çalışanının dediğine göre düşen araçtan 4 ceset ve 1 canlı ortaya çıkmıştır (kimilerine göre 5 mürettebat da kurtulmuştur ama nasıl beslenecekleri bilinmeliği için dördü ölmüştür ).


Uzaylıların boyları 1.20 civarında, 25 kilo, beyaz gümüşi tenli, geniş siyah gözlü, 3 cm dudaklı, 4 uzun parmaklı, vücutlarında eklem yok, kulakları körelmiş, yerine siyah küçük delikler var, dişleri tek bir kıkırdaktan oluşur vaziyettelerdi (otçullar gibi) ayrıca gümüşi renk kıyafet giyiyor, bu kıyafetler ince ama demir kadar serti, derileri çok ince ve kırılgandı.
Gelelim kurtulan uzaylıya. Onun dış görünüşü de ölen 4 uzaylıya benzese de cinsel organı yoktu. Ayrıca bu uzaylı bir yaşayan form değildi. Biyolojik olarak üretilmiş hücresel yapısı olmayan, iç organı yada hayatta kalmak için yeme, içme, uyuma gibi eylemleri bulunmayan bir varlıktı.


Varlık rehin aldığında çok korkmuş görünüyordu ama onunla iletişime kadın pilotun yanında son derece rahat ve sinsi duruyordu. "Küçük ve sinsiler ayrıca bizden korkuyorlar" onunla konuşan kadın pilotun yorumu "ama bu uzaylı kadınlık yönü ağır basan bir aseksüeldi yani benim yanımda kendini rahat hissediyordu"


Zihinsel yolda yapılan konuşmada adının "Eba" olduğunu, bir şeye ihtiyaç duymadığını, buraya mürettebatı ile nükleer enerjinin kaynağını izlemek için geldiklerini ama atmosferdeki bir enerji boşalması yüzünden düştüklerini, araçlarını zihin yoluyla yönlendirdiklerini söyledi ayrıca ırkı ile ilgili şu bilgileri verdi.


Tek Tanrılı bir inanışları var ve bu inanışa son derece bağlılar, her bir birey toplumda bir görev için çalışır ayrıca bu evrende başka zeki canlılar daha olduğunu ama grilerin (bizim bu ırka taktıgımız isim) bu evrendeki en üstün varlıklar olduklarını bu gezegeni tamamen yıldız haritasından silebilecek silahları olduğunu, bu gezegeni daha biz ortaya çıkmadan binlerce hatta milyonlarca yıl önce incelediklerini ama politikalarının "izle ve Karışma" olduğunu söyledi.


"Sizinkiler seni ne zaman alır" sorusuna "dakikalar belki saatler" demiştir (Bunu dedikten 2 yıl sonra onu almak için bir uzay gemisi yollandı).
Konuşmanın 2. Yarısında bir yetkili daha odada vardı ama Eba bu sefer sorulan hiç bir soruya cevap vermedi anlaşılan uzaktan gelen bir emir ile kendisini kapatmıştı.


Serpo Projesi...


Bu olaydan bir süre sonra ABD'li yetkililer ile Griler arasında bir anlaşma imzalandı. Buna göre ABD ve Griler "Dulce üssü" verilen ve tüm ABD'yi tüneller ile birbirine bağlayan dev bir yeraltı üssü kuracaktır ve burada ABD'nin yönetimi altında Griler deneylerini yapacaklar ve ABD'ye rapor vereceklerdir (51. Bölge ve 52. Bölge Dulce üssünün birer parçasıdırlar). Bu şu demek oluyor tüm bu UFO kaçırma olaylarının hepsi gerçektir! Griler, ABD kontrolü altında vatandaşların kaçırılmalarına izin veriyor Grilerin melez insan-gri yaratmalarına göz yumuyordu. Sebep olarak bu deneylerin insan biyolojisine zarar vermediğini söylüyordu lakin Griler kaçırılan insanlar ile ilgili yetersiz bilgi verilince 2 ırk arasındaki ipler gerilir ama her şey Serpo projesi için verilen küçük fedakârlıklardı.


Serpo projesine göre 10 yıllığına Grilerin gezegeninden 10 uzaylı bilim grisi buraya gelecek 10 bilim insanı oraya gidecekti. Bu olayda bir çok bilim insanı ölmüştü. Grili yetkililer bu ölümlerin "ortama alışamama " sebebi olduğunu söylemişlerdi. Lakin kadın pilotun şu sözünü hatırlatalım "Küçük ve sinsilerdi" onları Dünya'da bu derece güvenilir kılan şey burada rehin olmalarıdır.

 

   

 

   

 

 

   

                                  

                              

Başka bir kaynakta...

12 amerikan askerinin, uzaylılarla yapıldığı öne sürülen bir 'değişim anlaşması' çerçevesinde 1965-1978 yılları arasında zeta reticuli (1-2) yıldız sistemi'nin bir gezegeni olan serpo'ya gönderilmesi. Bu askerler 13 yıl orada kaldıktan sonra geri dönmüşlerdir. Bir uzaylı da bu süre boyunca dünyada kalmıştır.Bu askeri personelin bugun hiçbiri hayatta değildir. 2005 yılının aralık ayında kendisine anonymous adı veren ve halen dia'de aktif görevde olduğunu söyleyen bir kimse, bu bilgileri artık insanlarla paylaşmak gerektiğini öne sürerek bu konudaki çok gizli bilgileri parçalar halinde www.serpo.org adresine göndermektedir. Ufologların büyük çoğunluğu, bunun bir dezenformasyon, yani amerikan hükümetinin kasıtlı yanlış bilgilendirme operasyonu olduğunu düşünmektedirler.

     

 

GRİLER’İN FİZİKSEL VE BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ
 

   Dünya dışı varlıklar konusunda yapılan araştırmalar bizi adı sıkça geçen ama henüz tam olarak nerelerden geldikleri, fizyolojik özellikleri henüz bilinmeyen bir türle karşı karşıya getirmiş bulunmaktadır.  “Griler, yada Zeta Reticulanlar...”

 
            Kimdir bu Zeta Reticulanlar?

 
   Bugün dünyanın her yerinde ufo gözlemleri ve kaçırılma olayları sırasında bu Griler adını verdiğimiz varlık türünü görmeyen duymayan yok gibi. Kocaman derin bakışlı, siyah gözleri, vücutlarına oranla oldukça büyük saçsız başları ve belli belirsiz minik ağız ve burunları ile oldukça dikkat çekmektedirler. Şirin gibi gözükmelerine karşılık kimsenin bu varlıkları sempatik görmemeleri de oldukça ilginçtir. Ama her şeye  rağmen bile görüntülerini ve isimlerini bilinç altımıza kazımış durumdalar.

 
   Bu insan benzeri varlıklar, (38 ışık yılı uzaklıkta) Zeta Reticuli adını verdiğimiz güney takım yıldızındaki Zeta Reticuli 1 ve Zeta Reticuli 2,  ikiz yıldızlarından gelmektedirler. Zeta Retucililer 1 m.- 1,5 m. Arası boya sahiptirler; genelde zayıf görünümlü, vücutlarına oranla büyük kafalı ve saçsızdırlar. Gözleri büyük ve kapaksızdır. Ağız, burun ve kulakları çok küçüktür.


   Zetalar, türlerini değiştirmek ve bugünkü hallerine gelebilmek için genetik mühendislik ve klonlamadan yararlanmışlardır. Grilerin oldukça az sayıda orjinali bulunmasına karşılık sayısız oranda da klon kopyaları mevcuttur. Teknolojilerinin çok üst seviyelere çıkması yüzünden kendi dnaları ve genetik kodları üzerinde değişimler yaparken doğal olan üreme faliyetlerini, duygularını ve orijinal dna’larını kaybetmiş mutasyona uğratmışlardır. Soylarını devam ettirmek için gerçek Griler dışında bir çok kopyalarını üretmişlerdir. Ama bu durum başka bir sorunuda beraberinde getirmiştir. Çünkü bilindiği üzere klonlar (kopyalar) orjinalleri kadar uzun süre hayatta kalamamaktadırlar...


 
   Zetalar dünyamızı sıkça ziyaret etmekte ve insanlar tarafından genellikle tenlerinin rengi yüzünden “gri varlıklar” olarak adlandırılmaktadırlar. Zeta Reticulilerin türlerinde değişime gitmeden önceki temel genetik özellikleri insan ırkına benzemektedir. Zetalar, dönüşümleri sırasında beden yapılarını da değiştirmişlerdir. Bu, onların neden dünyayı ziyaret ettiklerini ve genlerimizle ilgilendiklerini de açıklamaktadır. Dönüşümleri sırasında kendilerini duygulardan arındırmakla hata yaptıklarını düşünen Zetalar, yeni bir değişim için orijinal genlerini ve genleri içersindeki duygu kodlarını aramaktadırlar.


   Genellikle boyları 1.50 cm civarında tarif edilmektedir. UFO ile seyahat ettikleri sırada  gemi içerisinde 3 – 4  ufak boylu Griye eşlik eden 1 yada birkaç tane uzun boylu Gri bulunuyor. 1.80 cm civarında olan bu varlıklar sanki diğerlerinin amiri, yada başkanı gibi davranıyorlar. Çoğunlukla kısa boylu Griler, uzun boylu Grilerin emirlerini yerine getiriyorlar.


 
   Küçük Grilerin cildinin çok daha yumuşak ve pürüzsüz olduğu ifade ediliyor. Bu varlıklarla yakın temas yaşayan tanıklar bu varlıkların ciltlerinin adeta plastikten yapılmış gibi olduğunu belirtiyorlar. Uzun boylu Grilerin ise daha sert ve sağlam deri görünümüne sahip oldukları ifade ediliyor tanıklarca. Grilerin genelinde cilt renkleri koyu griden, çok açık griye, beyaza, hatta mavimsi bir renge göre çeşitlilik gösterebiliyor.

 
   Gözleri tamamen siyah yapıda olup peygamber devesi isimli canlıya oldukça benzemektedir. Nemli ve göz akı olmayan gözlerin üzerinde kaş yada kirpik gibi bir yapıya rastlanmıyor. 


 
   Grilerin soluk alıp vermelerine de rastlanmıyor. Pek çok insan onlarla yüz yüze gelse de herhangi bir solunum işaretiyle karşılaşmıyorlar. 

 
   Kol ve bacak yapıları oldukça zayıf. Kalın bir kemik ve kas yapısına sahip değiller. Çoğunlukla 4 parmaklı oldukları gözlemleniyor. 2 parmakları diğer ikisine oranla daha uzun. Kadın ve erkek olarak dıştan fiziksel belirgin bir farklılıkları gözlemlenmiyor. Ancak dişi varlıkların hareketlerinde ve tavırlarında daha bir yumuşaklık ve sevecenlik görülüyor. Yukarıda tanımladığımız Grilerin ötesinde, yapılan daha detaylı incelemelerle hazırlanan bir raporda daha detaylı bir gruplandırma  ortaya çıkmıştır. Buna göre Griler temelde A,B,C olarak üç gruba ayrılmaktalar. Şimdi bu 3 grubu kısaca bir inceleyelim...

   A tipi Griler

 
   En çok rastlanan varlık grubu A tipi Grilerdir.  Orion Bölgesinde yer alan Zeta Reticuli Yıldız Sisteminden gelmekteler. Yapı olarak oldukça disiplinli varlıklar. Bilimsel açıdan oldukça ileri bir düzeydeler ve amaçları “Dünyaları ele geçirmek”...  Boyları genellikle 1.50 civarında. Büyük başları olmasına rağmen burunları ve kulakları neredeyse yok denecek kadar ufak ve belirsiz. Klonlama yönetimi ile çoğalmaktalar. Değişik türleri yakından incelemekle yakından ilgileniyorlar. Binlerce yıl önce insan türünün genetik yapısında meydana getirilen değişikliklerin bir kısmında, Grilerin etkinliği olduğu kuvvetle muhtemel gözükmektedir.

   Kaçırılma olaylarında baş rolü oynayan en önemli tür bu gruptur. Kendi içlerinde 2 ayrı sosyal gruba ayrılmaktalar.


 
   1-     Savaşçılar
   2-     Politik kontrolcüler.

 
   A tipi Grilerin Nevada – New Mexico gibi dünyanın bir çok yerinde yer altı üslerinde konuşlandıkları ve buralarda faaliyet gösterdikleri biliniyor.

 
   B tipi Griler

 
   Orion’dan gelen bu varlıkların boyları A tipi Grilere göre çok daha uzun. Verilen ifadelere göre boyları 2 – 2.5 m ile 3 m ye kadar değişebiliyor. Büyük burna sahip olmaları dışında tamamiyle A tipi Grilere benziyorlar. Çok ileri bir teknolojiye sahipler. İnsanlara karşı saldırgan bir tutum içerisinde değiller.
Politikacılar ve yöneticiler üzerinde büyük bir hakimiyete ve yönlendirmeye sahipler. Güç oyunlarını zihin kontrollü teknikleri ile başarıyla gerçekleştiriyorlar. UFO üsleri Aleut Adaları’nda...

   C tipi Griler

 
   Grilerin en kısa boylu türüdür. Boyları 90 cm ile 1 m arasında kayıtlara geçmiştir. A tipi Grilere oldukça benzemektedirler. Bu C tipi Griler Orion dışında Bellatrix Yıldız Sisteminde yaşamaktalar.

 
   Dünya üzerinde bugüne dek yaşanılan yakın temas ve kaçırılma olaylarından çoğunlukla bu varlık türü sorumludur. UFO içerisinde kaçılan kişiye yapılan müdahalelerde bu tür daha çok doktor rolündedir. Acı veren genetik testlerden ve kişiler üzerinde yapılan duygusal bazlı araştırmalardan bu tür sorumludur. Araştırmalardan elde edilen veriler ışığında gemiye alınıp testlere tabi tutulan deneklerin hiç biri ölümle sonuçlanmamıştır. En azından kayıtlara geçen bu tür bir olay henüz duyulmadı. Tam tersine bazı kaçırılma vakalarında kaçırılan kişilerde sağlık problemi bulunanlarda özellikle iyileşmeler ve psişik yeteneklerinde gelişmeler gözlemlenmiştir. Dünya tıbbının imkansız dediği ve bunu raporlarla belgelediği, mucizevi iyileşmeler bile yaşanmıştır. 

 
   Griler denilen bu tür aynı zamanda Reptilian denilen sürüngenimsi (Alfa Draconis denilen 2 ayaklı insanımsı dinozorlar) kötü niyetli varlıkların işçi ve sömürgeleri durumundadırlar. Kaçırılma vakalarının bir çoğunda bu sürüngenimsi varlıklar aracın içinde gözlemci konumunda Griler tarafından yapılan cerrahi müdahaleleri gözlemleyip, kontrol etmektedirler. 

   Her ne kadar özgür iradeli varlıklar gibi olsalar da  Griler, kendi başlarına hareket etme kabiliyetine sahip değildirler. Sanki merkezi bir beyine bağlı (Crystal Network) gibi bir noktadan yönlendirilirler. O yüzden olaylar karşısında çoğu zaman tepkisiz, ve robotumsu hareketler sergilerler.

 
   Grilerin beslenme sistemleri hakkında çok farklı görüşler olsa da ağırlık sindirim sistemleri olmalarına rağmen bunu kullanmadıkları yönündedir.


   Bu durum ilk defa Roswell otopsisinde ortaya çıkmıştır. Miğde benzeri bir organın yerinde ve sağlam durmasına karşılık hiçbir besin maddesini içinde barındırmayıp, sindirim yapmadığı görülmüştür. Beslenmelerini daha çok derileri yoluyla yaptıkları düşünülmektedir.


 
   Besinleri daha çok sıvı klorofil ile foto sentetik proses oluşumlarla meydana gelmektedir. Yani besinlerini kendi ürettikleri takviye edici sıvı gıdaların ve organik sıvıların içine yatarak derilerindeki gözenekler sayesinde vücutlarına alırlar. Dışkılamayı da, yine aynı şekilde derilerinden siyah bir sıvı çıkararak yaparlar.

 
   Grilerin beyin yapısı ve haberleşme ağları

 
   Grilerin otopsilerinde beyinlerinde ayrı bir lob bulunmuştur ve bu lob’un içinde kristal bir yapı bulunmuştur. Bu kristal yapının bir bilişim ağı olduğu tahmin edilmektedir. Bu iki lob  (mid cranial lateral bone) olarak adlandırılan (orta kemik) ile ayrılır, bu beyinlerin isimleri “anterior ve posterior” beyindir. “Enoch’un Anahtarı'' adlı (The keys of Enoch) adlı kitapta da buna benzer konulardan bahsedilmektedir. Bu Network sayesinde onlar Akıllı evrensel Matrix seviyesinde haberleşebilmektedirler. Bu antik yazıtlarda, gelişmiş fiziki yaratıkların beyinleri 3. ve 4. yoğunluktadır (yani 3. boyut, biz, ve 4. boyut soyut boyut, varlığın iki boyutta da bulunabileceği yetisini ona bahşeder) ve bu yoğunlukları için onların fiziksel bedenlere ihtiyacı vardır. belki de bu küçük ön lob, kristal kayıt edicidir.

   
   İnsanın beynindeki bu kısım ''caudate nucleus'' kısmının da aslında telepatik haberleşme yapmaya yaramaktadır. ''Antakarana'' terimi caudate nucleus’un beynin diğer kısmıyla iletişim yaptığını ifade eden bir sözcüktür. Bu durumda Grilerin insanlık kurulduğundan bu yana, insanlık ile ilgili olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın ortaya çıktığı 260.000 yıl öncesinden modern insan fosilinin bulunduğu zamana kadar, genetik kodlarımızın 60 kez değiştirilmiş olduğunu iddia etmekte ve ispatlamakta uzmanlar. O zaman Grilerin Adem ile Havva’dan türeyen neslin DNA’ları ile sonradan oynamış olmaları çok büyük bir olasılık ile karşımıza çıkmaktadır.

 
   Griler gezegenimizin gerçek sahiplerimi, yoksa sıradan birer ziyaretçiler mi?

 
   Grilerin çoğunlukla yeraltı üslerinde yaşadıkları düşünülmektedir. Yeraltı üslerinde yaşamalarının sebebi bizim atmosferimizdeki molekül yapısındaki gaz bileşenleri oranlarının onların metabolizmalarına farklı gelmelerinden dolayıdır.

 
   1-  Bazı kaynaklara göre onlar yani Reptilyanlar ve Griler de binlerce yıldır gezegenimizin etrafında yani güneş sistemimizdeki Ay, Mars, Neptün ve Jüpiter’in  uyduları olan İo ve Europe da ve yeraltında yaşamaktalar, ve sürekli olarak oralardan dünyamıza  gidip gelmekteler.

 
   2-  Zeta Reticuli yıldız sisteminden

 
   A- Reptilyanlardan kaçarak kendi genlerini düzeltmek amacıyla insanları kaçırmak için geldiler ve dünyamıza geçici olarak yerleştiler.

 
   B- Ya da yine Zeta Reticuli yıldız sisteminden, Reptilyanların lejyoner askerleri olarak geldiler. Sadece inceleme amaçlı insanları kaçırıyorlar ve deneyler yapıyorlar.

   Griler başka bir hipoteze göre işçi ve biyolojik savaş makinalarıdır.  1970 li yıllarda  New Mexico da  mutasyona uğratılmış sayısız canlı ölüsüne rastlanmıştır. Bunlardan en ilginci yarı kedi yarı, tavşan bir yaratıktır. (Cabbit) bunun Reptilian’ların mı yoksa hükümetin mi gizli  genetik araştırması mıdır bunu henüz bilmiyoruz.

 
   Reptilyanlar bizi aslında yiyecek unsuru olarak görmemekteler. Fakat aynı zamanda bizler onlar için genetik projelerini geliştirebilmeleri için canlı denekleriz. Bazı kaynaklara göre Griler sürüngenimsi türün ilk genetik deney ürünleridir. ilk prototipleridir. Ve her biri Cyborg dediğimiz türden genetik organizmalardır. Ve birbirinin kopyaları olmaları da  bu yüzdendir. Aslında burada durum biraz karışık çünkü bazı kaynaklarda Griler klon olmalarına rağmen Reptilyanlardan gizlice ve insanları kendi genetik, eksikliklerini insanlar dan elde edecekleri dokularla ve genetik bilgilerle ile kendi genetik eksikliklerini gidermeye çalışmak için kaçırmaktadırlar.

   İnsanları nasıl kaçırmaktalar?

 
   Kaçırma olaylarında insanların beyinlerine (Catechomine Beta Lipotropin 4753) adlı madde (enkephalinic melanocyte stimulating adrenocorticopic hormon)’un distile edilmiş hali olarak, bir ışık huzmesiyle insanlara enjekte edildiği düşünülmektedir. Bu madde bütün vücudun hareket etme yeteneğini bloke ederek (Kısmi Felç) aynı zamanda beyindeki bütün anıların ve bilgilerin açığa çıkmasını ve bu anıların rahatlıkla silinip kontrol edilmesini sağlamakta. 

   Hipnotize edilen veya uyutulan deneğe, kodlanmış (RRS ridge response system)  özel bir teknikle sinyaller gönderildiğinde daha evvel zihnine programlanmış görevleri yapmaya başlayacaktır. Bu sinyaller sayesinde kişi rahatlıkla izlenip, yönlendirilecek ve gözlem altında tutulacaktır.

 
   Sürüngenimsi bir ırk olan Reptilianlar da aynı sistemi Griler üzerinde kullanmaktadırlar. Kendi klonlarına ise, bu teknikle şu görev emirlerini vermektedirler:

    1-   Politik kişileri etki altına alma
    2-   Sosyal görevler (itaat ettirme görevleri)
    3-  Askeri görevler, kolonileşme, ticaret rotaları ve terminalleri kurma maden arama operasyonları ve bilgi alışverişi
    4-  Gözlemleme prosedürleri.

   Kaçırılacak kişiler nasıl belirleniyor ve kaçırılıyorlar?

 
   1- Kaçırılacak kişi önce tespit edilir.
 
   2- (Ridge) yanıt sistemi tespit edilir.
 
   3- Kaçırılacak kişinin Uzay gemisini (ya da uçan daireyi görmesi sağlanır) ve merak etmesi sağlanır.
 
   4- Daha evvelden bu kişiye çip yerleştirildiği ise, o data bulunup, kişi hakkında hemen bilgi toplanır
 
   5- Kişi daha sonra ışınlama yöntemi ile gemiye alınır, üzerinde deneyler yapılır daha sonra, hafızası silinerek Dünyaya geri gönderilir. (bazı denekler, çocuk iken kaçırılıp yetişkin olduklarında bırakılırlar) (Biraz çılgınca ve garip gelebiliyor ama çip takılması videosunu izlemişseniz bu duruma inanmak olası oluyor.

 
   Biz insanoğlu olarak 3. boyutta yaşamaktayız Griler 4. ve 5. boyuttalar ve boyutlar arası seyahat de yapabilmekteler. ''Evrensel hiyerarşi'' de, üst boyuttakiler her zaman alt boyuttakilerden üstündürler, ve üst boyuttakiler alt boyuttakiler üzerinde hem hakimiyete sahiptirler hem daha üstündürler, hem de görünmeden görebilirler. (bu halleriyle ''Cin''lere oldukça benziyorlar'' özellikle 5. boyut varlıkları neredeyse tüm uzayı kontrol altında tutabilmektedirler.

 
   4. boyutta olanlar, bir yerde orta boyuttalardır, yani orta seviyededirler ve kendilerinden daha üstün olan boyuttaki 6. boyut ile bilgi alışverişi yaparlar. Ayrıca kendilerinden daha küçük boyuttakilerden bilgi hırsızlığı da yapabilirler. 4. boyuttaki Griler evren hakkında çok meraklıdırlar ve onlar özellikle ruh enerjisini alabilirler. Bu yüzden kaçırılan insanların o an ki ruhsal enerjileri ve korkularından beslendikleri de söylenir. İnsanların “Bio plasmic field” (bio plasmik sahalarından) enerji çekerler.


 Samanyolu galaksisine gelen grilerin bir kısmı kendi klon olmayan griler için, bir kısmı da kertenkele ırkı için çalışmaktadırlar. Bu iki grubun amaçları değişiktir. Ayaklanma yapan grilerin klon grileri, kendi genetik yapıları bozuk olduğu için, uzun yaşayamamaktadırlar, bu sebeple bunlar insanlarımız kaçırarak organlarından faydalanmaktadırlar. Kertenkele ırkına hizmet eden klon greyler ise, gezegenimizi tamamen istila etmek ve herşeyinden faydalanmak istemektedirler. 1950 li yıllarda, Amerikan hükümetinin Roswell kazasından sonra düşen UFO sebebiyle, bu griler ile bir şekilde irtibat kurmuşlar ve teknolojk yardım karşılığında, insanların kaçırılmalarına göz yummuş olunduğu iddia edilmektedir.
 


Stargate ve Deadalus Projeleri


CIA 1949 yılından 1990’lı yıllara dek psişik güçleri kullanarak ‘dünya dışı canlılarla’ telapatik yolda iletişime geçmeye çalıştı. Ve bu olay şu anda yeni ifşa olmuş durumda. Konu ile ilgili yabancı istihbarat kaynaklarından elde edilen bilgiler çok şaşırtıcı. CIA’ nın Ulusal İstihbarat Konsey Başkanı Dr Padolfi’ nin 1990’larda askıya aldığı program 2010 yılında Obama yönetimi ile devam ettiriliyor. Obama’ nın seçim çalışmalarında yer alan ve şu anda Ulusal İstihbarat Drektörü olan James R. Clapper tarafından sürdürülme kararı alınan projenin adı STARGATE…

1990’lı yıllarda Haines adlı CIA tarihçisinin itirafları insanı fazlaca düşündürüyor. ‘Dünyadaki ülkeleri uzaktan izleme. Parapsikolojik deneyler yapma. Psişik fenomenler’ başlıklı araştırma birliği yürüttüğü çalışmalarla dünya dışı yaşamla iletişime geçmeyi başarıyor. 1990’lı yıllarda kaç sene ve hangi canlı türleri ile iletişme geçildiği ise karanlıkta kalan bir konu. Fakat konunun ulusal istihbarat raporlarına yansıması ve o gün araştırma grubunun içinde yer alan kişilerin açıklamaları yazılanları doğruluyor.



Eski Sovyet KGB Ajanlarının da içinde bulunduğu bir grup tarafından elde edilen bilgiler karşısında CIA, STARGATE programının belli bir bölümünü ifşa etmek durumunda kaldı. Obama’nın bu duruma sert tepkiler göstererek projenin daha gizli yürütülmesi konusunda Clapper’e talimat verdiği söyleniyor.

Araştırmacı Yazar Gus Russo, dünya dışı yaşamla sağlanan iletişimin yine dünya dışı canlılar tarafından kesildiğine işaret ediyor. CIA’ nın yaptığı bu iletişim sayesinde, canlıların dünyaya ziyaret gerçekleştirdikleri raporlarla doğrulandı. Obama’nın yemin töreninde görülen UFO’ nunda STARGATE araştırma grubunun iletişime geçtiği uzaylı varlıklar olduğu düşünülüyor.

STARGATE Psişik Güçler CIA ajanı Sn Petersen DIA medyum programında çalıştığını yıllar sonra kabul edecek ve CIA’nın yürüttüğü çalışmaları raporlar halinde dışarıya sızdırılacaktı.

Sovyetler Birliği’nden kaçarak CIA’ya sığınan eski bir KGB ajanı D.Suvanyev, 2001 yılında telepatik yolla dünya dışı yaşam hakkında araştırmaları yaparken bir tren kazasında hayatını kaybetmiştir. Rusya’ nın Stalin zamanından bu yana parapsikolojik deneyler yürüttüğünü bilen bu ajanı Rusların öldürdüğü düşünülmektedir.

Bu konuyu deşifre eden Arlington Ensitüsü çalışanı Petersen konunun doğruluğundan şüphe duymuyor. Hatta dünya dışı zeki canlıların dünyaya geldiğini raporlarla anlatıyor. ABD Deniz Kuvvetleri Müsteşarı ve Eski İstihbaratçı James R. Woolsey olayı doğruluyor. Obama’dan önce NSA adıyla yürütülen projede çalışanlar şu an bağımsız gruplar halinde STARGATE programının içine dahil edildiler.

2010 yılının en önemli ifşa olayı CIA tarafından gölgenelerek tüm dünyada duyulması engellenmiştir. ABD nin belli sitelerinde ve bazı Ufologların kişisel sayfalarında yer alan bilgiler, ABD yönetiminin dünya dışı yaşamla kurduğu iletişimi belgeleyen en net bilgilerdir. Konu MJ12 adlı grubun çalışmalarından sonra ikinci bir dünya dışı yaşamla iletişime geçen grubu bize tanımlamıştır.

ESRARENGİZ İSTASYON

Dünyanın en güney noktasında, Antartika`nın en karanlık yerinde kurulu Amerikan ‘araştırma istasyonu’ yıllardır sessiz sedasız çalışıyor. Hakkındaki iddialar filmlere, kitaplara bile ilham kaynağı oldu. Ama kimse aslını söyleyemiyor. Güney kutbu Antartika`da yıllardır sessiz sedasız faaliyet içide olan McMurdo Amerikan Araştırma İstasyonu, aynı sessizlik içinde artık 1258 kişinin yaşadığı, her gün kargo uçak seferlerinin yapıldığı, kendi nükleer tesisine sahip, heliportu olan 100 binadan oluşan müthiş ama aynı derecede esrarengiz bir yer haline geldi.

Bilinen şey, burada sayısız uzay projesine destek sağlayacak astronomi ve astrofizik araştırmalarının yapıldığı…



ASTRONOMİ VE ASTROFİZİK ARAŞTIRMALARI YAPILIYOR

Ayrıca atmosferik ölçümlerinin ve hava kirliliği ile ilgili incelemelerin yapıldığı da belirtiliyor. Ancak burada yapılan astronomi ve astrofizik araştırmalarının sonuçları ya da raporları pek açıklanmıyor.

İddialar ise kafaları karıştıracak cinsten. Öyle ki dünyanın bir ucu olan McMurdo İstasyonu ile ilgili bu iddialar, filmlere ve kitaplara konu oldu.

‘YILDIZ GEÇİDİ’ VE MCMURDO İSTASYONU

Bir iddiaya göre McMurdo İstasyonu aslında, uzay trafiğinin kontrol merkezi olarak faaliyet gösteriyor ve uzaylı varlıklarla temas buradan yapılıyor. Bu iddiaların ayyuka çıktığı 2000`li yıllarda, Hollywood yapımı ‘Stargate SG-1’ filmi bu konuyu işledi. Filmde McMurdo, Dünya birlikleri için bir üs olarak gösterilirken, istayona 80 kilometre mesafede ise kayıp kıta Atlantis döneminde kullanılan Dünyanın ikinci yıldız-geçidi bulunuyor.

KAYIP KITA ATLANTİS VE MCMURDO

‘Kayıp kıta Atlantis’i McMurdo ile ilşkilendiren en çarpıcı çalışma ise ‘Decipher’ (Deşifre) adlı kitap. Kitapta, McMurdo’da aslında, Atlantislilerin bıraktığı ve tüm dünyadan gizlenen bir ‘Dünya Kodu’ deşifre edilmeye çalışıldığı anlatılıyor.

Dark Star ve Alien filmlerinde de McMurdo, merkezi bir uzay trafik kontrolü istasyonu olarak gösteriliyor. McMurdo İstasyonu, John Carpenter’ın The Thing filminde de yer alıyor.

Amerikalı yazar Kim Stanley Robinson da ‘Antarctica’ adlı kitabında bu esrarengiz istasyonu ayrıntılı biçimde anlatıyor.

İKİNCİ AMERİKAN İSTASYONUNUN YARISI YERALTINDA

ABD hükümetinin ‘Antarktika Programı’ çerçevesinde bölgede bir de Amudsen Scott İstasyonu yer alıyor. Burası da McMurdo’ya lojistik destek sağlıyor. Ayrıca özel araştırma projeleri üzerinde çalışmalar yapılıyor. Amudsen Scott İstasyonu`nun en ilginç yerinin ise ‘Sky Lab’ ya da ‘Gökyüzü Laboratuvarı’ olduğu söyleniyor. Bu istasyonun yarısı ise yeraltında.

 
 


Griler hakkında...
Kaynakça: http://www.orionuforesearch.com

[ Home | Aliens | Gravity Waves | Archive | UFO Project | Downloading | Project Serpo |

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa  / Index  / Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası

Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology /

Kuantum Teleportation / Kuantum Fizigi / Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy) / Astronomy