::  Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkey / Denizli :: 

Çetin BAL'ın kütüphanesi... 4

 

 

İlkçağ Felsefesi - Hint, Çin, Yunan

Batı'da yazılmış olan çoğu felsefe tarihinin dar sınırları bu kitapta aşılmış ve gerçeği akıl yoluyla arama serüveninin anlatılmasına "Eski Yunan" felsefesinden değil, ondan hiç de aşağı kalmayan, "Eski Hint" ve "Çin"de gelişmiş olan düşüncelerle başlanmıştır. "Eski Hint ve Çin" düşüncesinin felsefe tarihi çerçevesi içine alınması pek çok konuya yeni ve geniş bir bakış açısı getiriyor.

Bu kitapta, en derin felsefi düşünceler bile, yalnız felsefecilerin anlayabileceği ağır bir felsefe diliyle değil, rahat ve sürükleyici bir konuşma diliyle anlatılmaya çalışılıyor. Pek çok kez basılmış, gözden geçirilmiş olan bu çalışma, geniş bir okuyucu kitlesinin ilgisini çekmiş ve kalıcı bir başarıya ulaşmıştır. Almanya'da öğrencilere yardımcı ders kitabı olarak önerilmiştir.

Yazar: Hans J. Störig
Yayınevi: Yol Yayınları
Çevirmen: Cemal Güngören
Sayfa sayısı: 351
ISBN:
Basım tarihi: Nisan 1994

 

Holistik Evren Tasarımı
Yazar: Aydın Arıtan
Yayınevi: Arıtan Yayınevi

İnsanı ve evreni anlamanın anahtarı...

"Size, Vaadedilen Cennetin Anahtarını Veriyoruz"

-Savaşlar bitmiyor. Terörün acımasızlığı dinmiyor. İnsanlar acı çekiyorlar, çekmeyenler ise mutsuzlar.

-Doğal kaynaklar tükeniyor. Hava ve sular kirleniyor. Zehirli atıklar, ozon deliği ve asit yağmurları gibi tehlikeler dünyayı tehdit ediyor.

-İnsanlar acaba "bindikleri dalı" neden kesiyorlar?

*Holistik (Bütünsel) Evren Tasarımı, bize şu gerçekleri bilimsel yolla açıklıyor:

-Hepimiz aynı bütünün parçalarıyız.

-Varedilmiş her birim, bütün evren bilgisine sahiptir.

-Bütün bilgiler her an ve her yerdedir.

-Evren ancak tek tek algılanmalar sonucunda canlanır.

-Bir diğerini sevmek, dostluğu, yardımlaşmayı, barışı, dayanışmayı seçmek, neden "bilimsel bir zorunluluk" bilmek ister misiniz?
 

Niyet Etmenin Gücü

“Niyet etmek bir güçtür ve her şey, herkes bu evrendeki güce bağlıdır.”

Niyet etmek, genellikle kişinin kendince belirlediği hedeften ödün vermeksizin, her koşulda başarıya ulaşmasını sağlayan itici güç, bir tür kararlılık olarak görülür.

Bu bakış açısına gore, çok çalışmak ve mükemmeliyete ulaşmak için yorulmak bilmeden çaba göstermek başarıyı getirecektir. Ancak bu kitapta niyet etme olgusu çok daha farklı biçimde ele alınmaktadır. Dr. Wayne W. Dyer, niyet etmeyi, yaratma eyleminin ortaya çıkmasını sağlayan, evrendeki bir güç olarak ele alıyor. Bu kitap niyet etmeye bir eylem olarak değil, sizin de parçası olduğunuz bir enerji olarak bakıyor, hepimizin, niyet etmenin görünmeyen gücü sayesinde bu dünya ya geldiğimizi öne sürüyor. Bu kitap, niyet etme olgusuna, hayatınızı biçimlendirmek için erişebileceğiniz bir enerji alanı olarak bakan ilk kitap özelliğini taşımaktadır.

Yazar: Dr. Wayne W. Dyer
Yayınevi: Dharma Yayınları
ISBN: 975-8729-71-3
Basım tarihi: Mart 2005
 

 

Tanrı'nın Kapısını Çalan Bilim

Tanrı’nın Kapısını Çalan Bilim adlı eser, Carl Sagan’ın 1985 yılında ünlü Gifford Konferansları’nın yüzüncü yıldönümü nedeniyle aldığı davet üzerine İskoçya’da verdiği konferansın metinlerinden oluşmaktadır. Sagan konferanslarda; diğer gezegenlerde akla dayalı yaşam olasılığından kendi gezegenimizdeki yaşamın karşı karşıya kaldığı nükleer tehlikeye, yaratılışçılık ve sözde akıllı tasarımdan bilimin “bilgili tapma” olduğuna dair yeni bir kavrama, manik depresyondan tutun da kendinden geçmenin (huşu) muhtemel kimyasal yapısına kadar uzanan konulara ve sorunlara değinmiş. On yıl önce kaybettiğimiz büyük astronom ve astrofizikçi kozmoloji, fizik, felsefe, edebiyat, psikoloji, kültürel antropoloji, mitoloji ve ilahiyat gibi farklı pek çok alanda yaptığı konuşmalarla konferanslara katılan herkeste hayranlık uyandırarak dehasıyla tüm insanlığı aydınlatmıştır. Sagan’ın ölümünün onuncu yıldönümü vesilesiyle ilk kez yayınlanan Tanrı’nın Kapısını Çalan Bilim adlı kitabı eşi ve uzun süre onunla birlikte çalışmış olan Ann Druyan tarafından hazırlanarak günümüzün bilgileriyle tazelenmiştir.
Sagan bu kitapta din ve bilim arasındaki ilişki konusundaki fikirlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyarken evrenin enginliğinde kutsalın ne demek olduğunu anlamak için sürdürdüğü kişisel arayışını ve yolculuğunu oldukça anlaşılır, mizahi, akılcı ve tamamen gözleme dayalı bir ifadeyle bizlere aktarıyor.

Yazar: Carl Sagan
Yayınevi: Altın Kitaplar
ISBN: 9789752109131
Basım tarihi: Kasım 2007

BİN YIL ÖTESİ-NOSTRADAMUS-2016'YA KADAR KEHANETLER

Yazarı: NOSTRADAMUS
Çeviren: BELKIS ÇORAKÇI
Yayınevi: MİLLİYET YAYINLARI
Yayın Yeri: İSTANBUL
ISBN NO: 975-506-217-3
Yayın Yılı: 1995

19x21 cm ebatlarında
1996-2000 Büyük bir AİDS salgını
1999 Yeni bir dilin ortaya çıkışı
2002 ABD ve Rusya çatışacak
2004 ABD'de bir kadın başkan
2016 ABD hükümetinde skandallar

Peter Lorie, bir önceki kitabı Nostradamus - Bin Yılın Sonu'nun dikkate değer başarısının ardından, Nostradamus'un, XXI. yüzyılı da kapsayan bir döneme ait kehanetlerinin öyküsünü anlatıyor. XVI. yüzyılda yaşayan kahinin karmaşık yazılarını yorumlarken yepyeni bir yöntem kullanıyor Peter Lorie... Yüzyıllardır uzmanların çözemedikleri "anahtar sözcükler"in gerçek anlamlarının, Rönesans Avrupası'nın insan karakterlerinde ve olaylarında bulunabileceğini keşfediyor.

Dünyaca ünlü Astrolog ve Psikanalist Dr. Liz Greene'in kitaplarının yardımıyla bir tür detektifliğe girişen Peter Lorie, Amerika Birleşik Devletleri, komünizm sonrası dünya, Avrupa ve önümüzdeki yirmi yıl için dünyaya biraz umut veren İngiltere üzerine şaşırtıcı senaryolar atıyor ortaya. Nostradamus'un kehanetlerine bu yeni bakış, gelecekte kadınlara, evliliğe ve ilişkilere, hatta Fransa'da bir kilisenin altında gömülü olan bir hazinenin peşine düşüleceğine ilişkin bilgileri oraya koyuyor.
(Arka Kapak)

 

TANRI SIRLARI-AKIL DIŞI OLAYLAR

Yazarı: GEORGE LANGELAAN
Yayın Yeri: NEBİOĞLU
Yayın Yılı: 1975
Dili: Türkçe

 

Nostradamus Geleceğin Vizyonları

Yayınevi: Gün Yayıncılık
Yazar: J. H. Brennan
Kategoriler: Gizem - Parapsikoloji - Büyü
Özellikler:
Türkçe 255 s. 13.5 x 19.5 cm İstanbul 255 s.

Açıklama:
Türkler Balkanları İşgal Edecek mi? Arapların Orta Doğu'daki Egemenlikleri Sona mı Erecek? İran Trabzon'u İşgal mi Edecek? İslamiyet Avrupayı Fethedecek mi? Dinlerin Uzlaşmasıyla Yeni Bir Din Oluşturulacak mı? Ekolojik Denge Dünyayı Alt Üst Edecek mi? Buzul Çağına Geri Dönüş mü Olacak? Veba Salgınlarının Yerini Yüzyılımızın Sonunda AIDS Salgını mı Alacak? 1999'da 3. Dünya Savaşı Çıkacak mı? 1999'da Kıyamet Kopacak mı? (Arka Kapak)
 

 

 

 

Dünya ve Ötesi
Seyfullah Demir

Cinius Yayınları / Araştırma / İnceleme /

İnsanın var olmasının bir amacı mı var?

• Evrenimizin içinde algılayamadığımız sanal dünya(lar) olabilir mi?

• Evrenin en üst hızı ışık hızıdır ama acaba Büyük Patlamada ışık hızı bugünkü hızından daha fazla mıydı?

• Evrenin genişlemesinin hızlanarak artmasının hiç düşünemeyeceğimiz bir anlamı olabilir mi? Acaba evrenden madde mi eksiliyor?

• Atlantisliler yaşadılar mı? Yaşamış iseler fosilleri nerede? Yoksa Neandertal insansısı fosilleri onlar olabilirler mi?

• Zaman ve mekân ne için vardır? Niye üç boyutlu evrende yaşıyoruz? İki veya dört boyut olsa ne olurdu?

• Düşüncelerimiz, dualarımız, istek ve arzularımız nasıl gerçekleşiyor?

• Din kurucularını Tanrı mı görevlendirdi yoksa başka bir sistem mi var?

• Çağımızın formülü E=mc2 acaba bizi Tanrıya götüren bir anahtar olabilir mi?

• Kuantum fiziği ile ruhun veya Tanrının varlığı gösterilebilir mi? Yani dinin özünde söylediği şeyler aslında bilimsel birer gerçek olabilir mi?

• Darwin mi yanılıyor, dinler mi? Yoksa her ikisi de haklı mı?

• Kuantum mekaniği bize ilginç bir dünyanın varlığını haber veriyor olabilir mi?

• Bizler programlanmış robotlar mıyız? Yoksa özgür irademizi mi kullanıyoruz?

• Evrenin var olmasını öngören bir ana plan mı var?

• Kısacası evreni ve insanı oluşturmak için bir uğraş verilmiş. Peki, bu uğraşı verenin amacı ne? Yani Tanrının (veya bizi oluşturan enerjinin) düşünce sistemini merak ediyor musunuz? Eğer bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız. Size verilen cevaplar, akla, dine, bilime uygun ve yeteri kadar da ilahi...

320 sayfa, 2. hamur, ISBN: 978-9944-126-98-4; Boyut: 12,5x19,5 cm; Baskı Tarihi: Mart 2008
Özgün Dili: Türkçe


KIRLIAN PHOTOGRAPHY "BEDENLERİN BİYOPLAZMİK EŞLERİ "

Yayınevi: BİLİM ARAŞTIRMA MERKEZİ
Yayın Yeri: İSTANBUL
Yayın Yılı: 1979
Dili: Türkçe
 

 

Kainat ve Aşkınlık

Bu eserde Wolfgang Smith, 'bilimsel dünya görüşü'ne yönelik ve 'bilimsel gerçek ile bilimci inanç arasındaki keskin ama çoğunluk gözden kaçan ayrım'a dayalı bir eleştiriyi içeriden birisi sıfatıyla sunuyor. Bilim adına ortaya konan büyük inançsal öğretilerin aslında bilimsel gerçekler değil; daha ziyade -hiç bir delilleri bulunmayan- bilimci kurgular olduğunu, incelikle ve kabule zorlayan bir berraklıkla gösteriyor. Modern dünyanın entellektüel açıdan sadece en temeldeki Prometan mitler sendromundan başka bir şey üzerine kurulmadığını okucuya farkettiriyor.

Yazar: Wolfgang Smıth
Yayınevi: İnsan Yayınları
Çevirmen: Mehmed Ali Özkan
Sayfa sayısı: 203
ISBN: 975574137-2
Basım tarihi: İstanbul / 1996 - Nisan

 

Shantaram

Tanrı’nın huzur bahşettiği
Kader seni güldürmüyorsa, espriyi anlayamadın demektir.
DERİNDEN ETKİLEYECEK , HAYATA BAKIŞLARINI DEĞİŞTERECEK !

“Biri bana bu kitabın ne ile ilgili olduğunu sorarsa, ona dünyadaki her şeyle ilgili, diye cevap veririm. Gregory David Roberts, Bombay için tıpkı Lawrence Durrell'ın İskenderiye, Melville'in Büyük Okyanus, Thoreau'nun Walden Gölü için yaptığını yapmış. Bombay’ı dünya edebiyatının sonsuza dek anılacak yerlerinden biri kılmış.”
-Pat Conroy

“Aşk, kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun sürdü, dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda, bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım.”
“Eşsiz, kesinlikle çok cesur ve inanılmaz vahşi. Shantaram en zengin hayal güçlerini bile hazırlıksız yakalayacak.”
-Elle

“Shantaram ilk cümlesiyle tavlıyor. Heyecan verici, dokunaklı ve korkutucu... Muhteşem bir roman.”
-Detroit Free Press

“Çok zekice... Canlı karakterlerle dolu. Ama Shantaram'daki en güçlü karakter şehrin ta kendisi, Bombay. Roberts'ın Hindistan'a, orada yaşayan insanlara duyduğu içten sevgi, kitabı okumayı daha da zevkli kılıyor. Roberts bizi Bombay’ın gecekondularına, uyuşturucu satılan mekanlarına, batakhanelerine, barlarına götürüyor ve, siz de gelin, diyor. Biz de gidiyoruz.”
-The Washington Post

“Nefes kesici... Yürekten hissedilen, film gibi izlenen bir yapıt. Heyecanla okunuyor.”
-Publisher's Weekly

“Nefis yazılmış, sayfalarını çevirmekten kendinizi alamayacağınız bir başyapıt. Kişi ve yer adlarının gizlendiği romanlara bir yanıt. Az sayıda yabancının bildiği Hindistan'ın öteki yüzünün enfes bir anlatımı.”
-Kirkus Reviews

“Yaratıcı bir anlatım.”
-People

“Canlı ve eğlenceli. Duygusal ve sinematik güzellikteki dili çok etkileyici.” -USA Today

“Engin bir düşünce gücü, sıradışı bir vizyon.”
- Time Out

Yazar: Gregory David Roberts
Yayınevi: Artemis Yayınları
Çevirmen: Banu T.Öğüdücü
Sayfa sayısı: 863
ISBN: 9786054228379
Basım tarihi: Ekim 2009
 



Gizli Öğreticilik


Ezoterik çalışmalar aslında inisiyasyona yönelik çalışmalar demektir. Bu çalışmalar insanları bazı hakikatlerle karşılaştırmak, kendisini tanıtmak amacıyla yapılan çalışmalardır. İnsanın hakikati keşfetmesi için önce kendini keşfetmesi gerekir. İnisiyasyonun bütün amacı insanın kendi kendine sahip olmasıdır. Kaybetmiş olduğu kendini, şuurlu olarak, bu dünyada tekrar yakalayabilmesidir: Benliğin tekrar şuurlu olarak ele geçirilmesi... Kuşkusuz bunun için birçok yollar var. Ama herhalde inisiyatik çalışmalar içerisinde mürşidin (ruhsal öğretmen, inisiyatör) ve talebenin vazgeçmeyecekleri tek bir büyük hal vardır. Bu da, yüksek ruhsal enerjiyle temasa geçmektir.

Yazar: Ergün Arıkdal
Yayınevi: Ruh ve Madde Yayınları
Sayfa sayısı: 172
ISBN: 975-8007-40-8
Basım tarihi: Kasım 1997

 

Fizik ve Metafizik

İnsanoğlunun varolduğu günden bugüne süregelen sınırsız merakı; içinde yaşadığı ve doğrudan etkilendiği tabiat olaylarını çözümleme çabası; uçsuz bucaksız evrende kendi kavrayış kapasitesine oturabileceği nihai bilginin ip uçları peşinde iz sürüşü ve anlamaya yönelik bu uzun yolculukta merak etmenin bir adım ötesine geçerek bulguları ile bilimi temellendiren, prensipleri, ekoller oluşturan filozoflar...
Bu kitap işte bu asırlara yayılan serüvenin köşe taşlarını sıralarken, nesnel bilimin doğuşundaki ve gelişimindeki itici güçleri araştırıyor. İnsanlığın bilim çerçevesine oturtmaya çalıştığı bulguların dayanak noktasını irdeliyor. Bilimin ampirik yaklaşımının, yaşadıkları dönemlere damgasını vuran onca filozof ve bilim adamının tek kaynağı olup olmadığını sorguluyor.


Yazar: Jennifer Trusted
Yayınevi: İnsan Yayınları
Çevirmen: Seval Yılmaz
Sayfa sayısı: 287
ISBN: 975574121-6
Basım tarihi: İstanbul / 1995 - Kasım



RUHSAL ALEMİN IŞIĞI

Orjinal ad:The Philosophy of Silver Birch
Kapak tip: Karton
Ebad: 14 x 21.5 cm
Sayfa sayısı: 240
Baskı tarihi : 1997
Yayınevi : Ruh ve Madde Yayınları

Yazar : SILVER BIRCH
Kategori : Ruhsal Tebliğler
Avrupa ruhçuluğuna 1930’lardan itibaren damgasını vuran bedensiz varlık Silver Birch’ün vermiş olduğu tebliğlerden bir derlemeyi BİLYAY Vakfı hazırladı. Çok yalın ifadelerle çok derin anlamlar sunabilen ve bu yüzden okuyuculara rahatlıkla hitap eden Silver Birch, sunduğu bilgilerle çok sayıda kişinin sorunlarına açıklama getirmiştir: “Sizin sıkıntılarınızın tümü ruhun hakikatlerini bilmemekten kaynaklanıyor. Bu bilgisizlik insanları maddeci inançlara, bencilliğe, sömürüye, açgözlülüğe, kudret arzusuna, savaşa, eziyete uymaya sevk etmektedir.

 

BEYAZ KARTAL-GÜZEL HAYATI YARATMAK
Orjinal ad:Beautiful Road Home
Kapak tip: Karton
Ebad: 13.5 x 19.5 cm
Sayfa sayısı: 88
Baskı tarihi : 1998 1.Baskı
Yayınevi : Ruh ve Madde Yayınları

Çeviren : Kader Aykul
Kategori : Ruhsal Tebliğler
İngiltere’deki grubuna çok sade ve önemli tebliğler veren bedensiz varlık Beyaz Kartal’ın bu tebliğleri, genel hatlarıyla, dünyamızda oluşmakta olan yeni bir ışık ortamının tasvirini çizmekte, bu ortamı yaratmak için neler yapılabileceğini öneriler halinde sunmaktadır. Binlerce yıldan beri hedeflenen bu ortam, fizık planda yaşayan insanlarla, bizleri tesirleriyle ve bilgileriyle destekleyen ruhsal planların işbirliğiyle yaratılacaktır.

 

Çembere Giriş

Rus psikiyatr Olga Kharitidi, Sovyetler Birliği döneminde, bir akıl hastanesinde geleneksel tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı hastalarını çektikleri acılardan kurtarmak için mücadele veriyordu. Bir meslektaşının, şifa bulmak umuduyla Altay Dağları’na çıktığı yolculukta ona eşlik ederken, bir şaman kadınla tanıştı. Bu esrarengiz şaman kadının; tedaviye, şifaya, bilime, bilince ve gerçeklik kavramlarıyla insan ruhuna bakışını temelden değiştireceğini hayal bile etmiyordu…

Tıpkı Carlos Castaneda gibi Olga Khariditi de, şamanlık geleneğinin kadim ruhsal bilgilerini, onlarla karşılaştığı şekliyle, son derece akıcı ve sürükleyici bir şekilde önümüze seriyor. Bu kitap, ruhsal yolda ilerleyen her insanın mutlaka öğrenmek isteyeceği bilgilerle dolu.

Paula Gunn Allen

Yazar: Olga Kharitidi
Yayınevi: Dharma Yayınları
ISBN: 975-7800-24-4
Basım tarihi: Nisan 2004

 

Işığın Savaşçısının Elkitabı

Işığın Savaşçısı, başkalarının kendisine biçtiği rolü oynamaya çalışarak zaman harcamaz.

Işığın Savaşçısı, kışkırtmalara kulak asmaz; onun, gerçekleştirilmesi gereken bir yazgısı vardır.

Işığın Savaşçısı, kendi kusurlarının farkındadır, ama erdemlerini de bilir.

Işığın Savaşçısı, her zaman elinden gelenin en iyisini yapar ve başkalarından da aynı şeyi bekler.

Işığın Savaşçısı, evrenin en uzak köşesinde bulunan yıldızın kendini Savaşçı'nın çevresindeki şeylerde belli ettiğini bilir.

Işığın Savaşçısı, kendi düşümüzü yaşamamız, hayatı kucaklamamız ve yazgımızla yüz yüze gelmemiz için bir çağrı. Paulo Coelho, benzersiz üslubuyla, herkesin kendi içindeki Işığın Savaşçısı'nı keşfetmesine yardımcı oluyor; hepimizi Savaşçı'nın yoluna davet ediyor: Hayatta olmanın mucizesinin değerini bilenin, yenilgisini kabullenenin ve kişisel arayışının sonunda olmak istediği insan olabilen kişinin yoluna. Işığın Savaşçısı, Simyacı'nın yazarından bilgelik dolu bir armağan.

Yazar: Paulo Coelho
Yayınevi: Can Yayınları
Çevirmen: İlknur Özdemir
Sayfa sayısı: 159
ISBN:
Basım tarihi: Ocak 2003
 

 

 

Ne İçin Yaşıyoruz?

İnsan, olması gereken durumda değildir. Eğer insan görünürdeki durumu ile yorumlarsa yaşamının anlamını ve değerini ve bilmekte zorlanabilir. Ancak, bunu yalnız yapamaz. Çünkü kördür ve gözleri açılmalıdır. Kendi varlığını değiştirmelidir. Bunu yapabilmek için bedelini ödemsel, sonsuzu ve gerçeği kazanmak için geçici ve hayaliyi feda etmelidir. Yeniden doğmalıdır. Kendi kaderi kendi ellerindedir, çünkü onun seçimini haklı çıkarıp çıkarmayacağına karar veren onun kendi çaba ve fedakarlıklarıdır.

Yazar: John G. Bennett
Yayınevi: Ruh ve Madde Yayınları
Sayfa sayısı: 148
ISBN: 975807319
Basım tarihi: Ağustos 1997
 

 


Yükseliş 1

Bu kitap bizleri bekleyen ve çok az insanın bildiği olağanüstü bir olayı şimdi herkesin bilgisine sunmaktadır. Çok yakın bir gelecekte insanoğlu, hücrelerinin titreşim hızını yükselterek, içinde bulunduğumuz üçüncü boyut realitesini ve ölümü aşabilir hale gelecek ve böylece bir üst boyuta geçerek, muhteşem olanaklarla dolu sonsuz bir hayata kavuşacaktır. Geçmişte bazı peygamberler ve ermişler, sözü edilen bu olayı o devirlerde gerçekleştirilmesi çok güç olduğu halde başarmışlardı, ama bugün dünyamızla birlikte yeni bir boyuta geçmekte olduğumuz şu son devrede ilahi kapılar giderek genişlemekte ve "yükseliş" eski dönemlere kıyasla çok daha az bir çabayla ve kitlesel biçimde ulaşabilir hale gelmektedir. İşte, bir medyum aracılığıyla alınan bilgilerden oluşan bu kitapta, Yükselmiş Üstatlar bizi bu yüce gerçeğe uyandırmakta, her birimizi ilahi ve doğal ölümsüzlük hakkımızı kullanmaya davet etmektedir; bize "yükseliş"i nasıl gerçekleştirebileceğimizi anlatmakta, her çağda gerçeği arayanlara ilham verip, onları ruhen desteklemiş olan spiritüel hiyerarşiyi tanıtmakta ve bu kritik geçiş devresi boyunca gereksinim duyabileceğimiz hayati bilgileri sunmaktadırlar. "Bu bilgilerin herkese duyurulmasını ve böylece Dünya'da şu anda yer alan görkemli değişime yardımcı olmalarını diliyoruz... Her yükselen insan, Dünya'nın kendisinin de muhteşem bir geçiş yaşadığı dekorun önünde, bir sonraki bilinç boyutuna doğuşu deneyimleyecektir." -Üstat Sananda

Yazar: Eric Klein
Yayınevi: Akaşa Yayınları
Çevirmen: Semra Ayanbaşı
Sayfa sayısı: 192
ISBN:
Basım tarihi: Ocak 1999
 

 

Işığın Çağrısı

Üstat Sananda ve diğer yüksek boyut varlıklardan, medyum Mark Niclas vasıtasıyla alınan bilgileri içeren bu kitap, içimizdeki enerjileri harekete geçirme yoluyla yükselme konusunda yeni ve çok güçlü öğretiler sunmakta, Yıldız Çakramız vasıtasıyla Yüksek Benliğimiz ve Mesih (kozmik) Benliğimiz ile bütünleşmek için gerekli yöntemleri açıklamaktadır. Bu kitap, Işık için çalışan herkesi, artık asıl zamanların geldiğini bilerek, Yaz Pencereleri yoluyla akıtılan enerjiyle bütünleşmek üzere içine yönelip Mesih Enerjisi'ni çağırmaya davet etmektedir. Bizi "kim olduğumuzu" anlayarak Dördüncü Boyut haline geçmeye; beynimizin dört çeyrek-dairesinin renk şifreleri vasıtasıyla Ruh Çakramız, yani Sekizinci Çakra ile bağlantı kurmaya; gerekli teknikleri kullanarak fiziksel, zihinsel, duygusal ve eterik bedenleri bütünlüğe kavuşturmaya, Kozmik Telepati'yi geliştirmeye ve böylece Yüksek Benliğimiz ve Galaktik Alemler'den gelen kardeşlerimizle iletişim kurmaya davet etmektedir. Yine bu kitap, şimdi Beyaz Yıldız denen muhteşem Beytlehem Yıldızı'nı bize tanıtmakta, onun Dünya gezegenindeki önceki misyonlarını anlatmakta ve şimdi Yüksek Benliklerimiz ile birlikte geliş amacını, bizim ve dünyamız üzerinde yarattığı değişimi açıklamaktadır.

Yazar: Mark Niclos
Yayınevi: Akaşa Yayınları
Çevirmen: Semra Ayanbaşı
Sayfa sayısı: 159
ISBN:
Basım tarihi: Ocak 1996
 



Değişime Doğru

Bütün dünya, birçok yüzyıldan beri, sadece insanlar vasıtasıyla; taşıyla, toprağıyla, bitkisiyle, hayvanıyla, her türlü canlılığıyla, yaratılmış olan her şeyiyle beraber, böyle bir ışık bilgisinin kendilerine ulaşabilmesini sağlayacak bu niteliği kazanmak hususunda çaba harcamaktadır. Yani yer, gök gelecek olan çok yüce, çok seyyal, çok düplit, çok güçlü, çok ışıklı, çok latif, bütün yüce iyilikleri kendi içerisinde almış ve bununla hemhal olmuş olan bir sözün, bir kalemin, bir bilginin kendilerine ulaşabilmesini sağlayacak bir zemin hazırlamakla meşgul. İnsanlar her şeyden önce zihinlerini temiz tutmayı öğrenecekler, öğrenmek zorundalar, yani birbirleriyle olan ilişkilerini gayet bağlantılı ve gayet açık, seçik bir hale getirmek zorundadırlar. Yüksek bir enerjiye dayanabilecek bir şekilde...

Yazar: Ergün Arıkdal
Yayınevi: Ruh ve Madde Yayınları
Sayfa sayısı: 145
ISBN: 9758007084
Basım tarihi: Mart 1996
 

Meditasyonun Esasları
David Fontana

Ruh ve Madde Yayınları

Meditasyon, fiziksel ve zihinsel gelişim için olduğu kadar, kişisel ve ruhsal gelişim için de kullanılan eski bir tekniktir.
Meditasyon sırasında sakin bir şekilde oturulur, bu arada zihin uyanıktır ve konsantre olmuş hâldedir. Beden ise tümüyle geçşemiştir.
Meditasyonun Esasları'nda şunları bulacaksınız:
- Meditasyon nedir, niçin, nerede, ne zaman ve nasıl yapılır?
- Meditasyonun yararları nelerdir?
- İlk kez meditasyon yaparken zihinlerde uyanan çok sayıda soruya cevap
- Çeşitli meditasyon teknikleri arasındaki farklar

Çeviren: Aylin Sağay - 173 sayfa, Ciltsiz. hamur, ISBN: 975-8007-44-0; Boyut: 13cm x 19cm; Baskı Tarihi: 1998
Özgün Dili: İngilizce; Özgün Adı: The Elements of Meditation

 

Meditasyonlar

Jiddu Krishnamurti

Ayna Yayınları

· Basım Tarihi : 04 - 2006
· ISBN : 9758297376
· Sayfa Sayısı : 144

'Çok az sayıda modern düşünür psikoloji, felsefe ve dini Krishnamurti kadar kusursuzca bütünleştirebilmiştir.'
---Publishers Weekly

Krishnamurti (1895-1986), Hindistan'ın güneyindeki küçük bir köyde başlayan yaşamının sınırlarını aşarak, 20. yüzyılın en büyük tinsel öğretmenlerinden biri oldu. Yaşamı boyunca, yeryüzünde barış olması için tek yolun insan psişesinin dönüşümü olduğunu vurguladı. Bu dönüşümü başarmak için herhangi bir yol, bir yöntem ya da yardım edebilecek bir guru, bir tinsel yetke yoktur. Bu dönüşüm her birimizin kendi içimizde keşfetmesi gereken bir hakikattir.

Elinizdeki bu seçki Krishnamurti'nin kitaplarından ve konuşmalarından kısa alıntılar biçiminde derlenmiştir ve onun meditasyon öğretisi üzerine en özlü görüşlerini içermektedir. Meditasyon düşüncenin ötesinde bir dikkat halidir; insana yetkeden ve hırstan, korkudan ve ayrılıktan tam bir özgürlük sağlar.

Krishnamurti şöyle der: 'Meditasyonun ne başı vardır ne de sonu. Bir yağmur damlası gibidir: o damlada tüm dereler, devasa ırmaklar, denizler ve çağlayanlar vardır; o damla yeryüzünü ve insanı besler; o damla olmasa dünya çöl olur. Meditasyon yoksa kalp çöle, kurak toprağa döner.'
 

Kabala Yahudi Kadim Mistik Öğretisi
A. Ekrem Ülkü
Yeni İnsan Yayınevi

Yahudi mistisizmi 4000 yılı aşkın bir süredir, tüm ezoterik öğretileri derinden etkilemektedir. Kabala öğretisi son 2000 yıllık süreçte yazıya geçirilmiş ve bu konuda pek çok kitap yazılmıştır ancak bunlarınçoğunun ortak sorunu -belirli bir kesim hariç- anlaşılmaz olmalrıdır. Elinizdeki kitap, bu sorunu aşmak için herkes tarafından olabildiğince anlaşılabilir ve açık seçik olaraka ele alınmıştır.
Kabala öğretisi hem antik felsefeye hem de çağdaş felsefeye zengin anlayışlar kazandırmıştır.Felsefe, psikoloji ve dine Kabala sembollerinin merceği ile bakıldığında, daha derin anlamlar ortaya çıkar. Bunun sonunda bu kadim mistik hazine, çağdaş ve postmodernfelsefe yaklaşımı ile psikoloji ve tanrıbilim içinde yer bulabilir.Ayrıca Kabala'nın altyapısı akılsal bir yaklaşımla günümüze de uyarlanabilir. Bir örnek vermek gerekirse, Kabala'nın kaynaklarından Sefer Yetzirah'da anlatılan Evren Yaratılış süreci, modern bilimin benimsediği Big-Bang teorisi ile bire bir benzerlik göstermektedir.
Kabala'ya Yahudiliğin dışında da her dönemde büyük bir merak ve ilgi duyulmaktadır. Gerçekten de insanoğlunun içinde yaşadığı doğa ve kültür ortamı ile Kabala bilgisinin çok sıkı ilişkisi vardır. Uzakdoğu dinleri dahil tüm din felsefelerinde Kabalanın izlerine rastlamak olanaklıdır. Kabala öğretisinde yer alan evren teorisi ile İslam Tasavvuf'unda öngörülen yaradılış, Kabala sembollerinden Hamse (Beş Parmak) ile Alevi geleneğindeki Fatma Ana'nın eli motifi de bu etkileşimin örnekleri olarak sayılabilir.

 


Kendini Tanı
Bu bir keşişin hikayesi. Kitap, onun neden bir keşiş olduğunu, çektiği çileleri ve onun görkemli aydınlanışını anlatmaktadır. Bu keşiş 25 yüzyıl önce yaşamış olsa da, bu hikaye sıradan bir öykü değildir. Eğer böyle olsaydı, kafası en yaşamsal sorulara takılan insanların bu hikayeyle bir ilgisi olamazdı.

O halde hikayeyi anlatalım ve onun nasıl olup da uzun zaman önce ölen bir insanın sıradan bir hikayesi olmasının ötesine gittiğini görelim. 25 yüzyıl önce Hindistan'da kralın bir çocuğu dünyaya geldi. Doğduğunda bilgiler onun gelecekte bir keşiş ya da bir kral olacağını haber verdiler. Babası oğlunun çileci bir hayatın zorluklarına katlanmasından yana değildi ve yaşam çizgisini olduğu gibi devam ettirmesi için paranın satın alabileceği bütün konforu ve güvenliği sağlayarak çocuğunu hayatın tehlikelerinden korumak istiyordu. Siddhartha Gautama adındaki çocuk, döneminin bilim ve sanatı konusunda yetenekli ve başarılı bir adam olarak yetişti. Artık evlenmek ve çocuk sahibi olmak zamanı gelmişti. Fakat o bundan huzursuz oldu ve babasının onun için yaptığı müsrif harcamaların konforuyla kısıtlandığını hissetti. Hayata dair görmek istediği şeyler, yaşadığı sarayın duvarlarıyla çevrili olan bölümünden daha fazlaydı. Arabacısını çağırttı ve sıradan insanların altüst olmuş çilekeş dünyalarına bir gezintiye çıktı ve o dünyada, hasta, yaşlı ve ölmüş adamlarla karşılaştı. Gördükleri karşısında şaşkınlığa uğradı ve arabacısından bunların ne anlama geldiğini anlatmasını istedi. Bunun herkesin kaderi olan ve kimsenin kaçamadığı üç şey olduğu söylendi ona: Hastalık, yaşlılık ve ölüm.

Yazar: Albert Low
Yayınevi: İzdüşüm Yayınları
ISBN: 9758408283
Basım tarihi: Aralık 2002


 


Büyük Fikirlerin Küçük Kitabı

Bilinç alanında dünyadaki en önemli öncülerden biri olan Fred Alan Wolf (bilinen adıyla Dr. Kuantum), bilim ve ruhsal düşünce arasında köprü kuran öncü çalışmalarıyla, bilim adamları ve ruhani liderler tarafından takdirle karşılanmaktadır. Bir belgesel niteliğindeki "What The Bleep Do We Know? (Ne Biliyoruz ki?) adlı filmle Türkiye'de de tanınmıştır. On iki kitabı bulunan ödüllü bir yazardır ve "Kuantum'un Babası" olarak bilinir.

Dr. Kuantum, bu Küçük Kitap'ta açık bir anlatımla, Büyük Fikirleri'ni bilgi pınarından damlayan, parıltılı bilgi damlacıkları şeklinde bizlere sunuyor. Günlük gerçekliğin kuantum fiziği bakımından şekillendirilmesinden tutun da, paralel evrenler ve bireylerle kainatın yüce bilinci arasındaki ilişkiye kadar her şeyi kapsayan Dr. Kuantum'un "Büyük Fikirlerin Küçük Kitabı" size dünyayı zihin açıklığıyla ve yepyeni bir gözle izleme imkânı sunuyor.

Yazar: Fred Alan Wolf
Yayınevi: Crea Yayıncılık
Sayfa sayısı: 160
ISBN: 9786050056037
Basım tarihi: Ocak 2008

 

PARAPSİKOLOJİ BİLİM ARAŞTIRMA MERKEZİ, 1985

 

 

 

 

 

 

İnsanlığı Aydınlatan
Büyük İnisiyeler
Dinlerin Gizli Tarihi

Evrenin tanrısal gerçeği ve her bilinmezin anahtarı, ruh ve ruha bağlı tekamüldür. Tekamülün zaman ve mekan içindeki maddesel ve ruhsal görünümünü iki sistem üstlenmiştir: din ve bilim. Aklın ve ruhun ihtiyaçlarına, sorunlarına, arayış ve tatminlerine cevap bulmaya çalışan ve insanın gelişmesine uygun olarak gelişen din ve bilim, temelde BİR ve TEK olan hakikati iki ayrı yönden ele almaktadırlar. Din ruhtan maddeye, bilim maddeden ruha doğru gitmekte olduklarını iddia etmektedir. Hangi görüş ve anlayışta olursa olsunlar, bilimsel ve dinsel bilgiler birer gerçektirler. Bu kitap Ruh'tan maddeye doğru inişi, evrenin tanrısal ışığı ile ruhsal alemin kudret ve bilgisini taşıyan, büyük yol göstericileri, insanları aydınlatanları, büyük VAZİFELİLERİ, büyük organizatörleri anlatmaktadır. Hakikat uğruna her türlü eziyet ve acıya katlanan vazifeli mürşitlerin insanlığa taşıdığı ışığın nuru ile, kurduğumuz uygarlığın anlam ve amacını bize ifade ettiklerini çoktan unutmuş durumdayız. İnsanlığın uykudan uyanmaları için ışık ve bilgi getiren bu ilahi misyonerlerin gerçek vazifelerini öğrenmek görevimizdir. Kitap ruhsal alemin kudret ve bilgisini taşıyan şu büyük yol göstericileri tanıtmakta: Rama, Krişna, Hermes, Musa, Orfe, Fisagor, Eflatun, İsa, Muhammed ve Zerdüşt.

Ruh ve Madde Yayınları tarafından yayınlanan "Büyük İnisiyeler" Ruh´tan maddeye doğru inişi, evrenin tanrısal ışığı ile ruhsal alemin kudret ve bilgisini taşıyan, büyük yol göstericileri, insanları aydınlatanları, büyük vazifelileri, büyük organizatörleri anlatmaktadır. Ruhsal alemin kudret ve bilgisini taşıyan bu büyük yol göstericiler; Rama, Krişna, Hermes, Musa, Orfe, Fisagor, Eflatun, İsa, Muhammed ve Zerdüşt. Ruh ve Madde Yayınları tarafından Zerdüşt ve Muhammed Peygamber kitaba sonradan ilave edilmiştir.

Aklın ve ruhun ihtiyaçlarına, sorunlarına, arayış ve tatminlerine cevap bulmaya çalışan ve insanın gelişmesine uygun olarak gelişen din ve bilim, temelde BİR ve TEK olan hakikati iki ayrı yönden ele almaktadırlar. Din ruhtan maddeye, bilim maddeden ruha doğru gitmekte olduklarını iddia etmektedir. İşte bu kitap yazarın da dediği gibi "bütünüyle, yüce, eksiksiz ve ezeli-ebedi nitelikli hakikate ulaşmak özleminin ürünü" olarak ortaya çıkmıştır.

İnsanlık tarihi ile dinler tarihi birbirinden ayrılamazlar. Her ikisinin asıl amaç ve anlamı, yani içsel ve dışsal görünümü, birbirlerinin sebep ve sonucu olmuştur. Bu eser, tarihsel bir süreç içinde gizli ve açık anlamları sımsıkı kavrıyor. Edouard Schure´nin özgün üslubuna sadık kalıp metnin anlaşılır bir dille çevrilmesini üstlenen Bilyay Vakfı yayın kurulunun bu özenli çalışması, önemli bir boşluğu dolduracaktır.

Yazar: Edouard Schure
Yayınevi: Ruh ve Madde Yayınları
ISBN: 975-6377-06-2
Basım tarihi: Eylül 2005
 

Mucizeler - Paramahansa Yogananda

Yazarı: Paramahansa Yogananda

Yayınevi: Ruh ve Madde Yayınları
Yayın Yeri: İstanbul
Yayın Yılı: 1982
Dili: Türkçe
Açıklama:208 sayfa 13.5 x 19. 5 cm

"....Ruhu bedene bağlayan soluk bağını çözmek suretiyle Kriya, hayatın uzatılmasına ve şuurun sonsuzluğuna genişletilmesine hizmet eder.
Yoga Tekniği, zihinle maddeye bulanmış duyumlar arasındaki büyük çekişmeyi ortadan kaldırır ve müride iç hakimiyetini tekrar elde etmesini mümkün kılar. Ondan sonra o, gerçek benliğinin fiziksel değişime ve soluk almaya bağlı olmadığını anlar.
Bu şekilde, son düşmanı olan ölümü de Yogi atlamış olur. Son olarak ölüm-de öldürüldükten sonra, ortada öldürülecek başka bir şey kalmamış olur...."

 

Yatay ve Dikey Boyutların Sembolizm

Niyette birlik ve değişmez merkeze sürekli olarak yönelmek eğilimi, sembolik olarak kıble'ye yönelmeyi gerektirir. Birliği kendinde tam olarak gerçekleştirmeyi başarmış olan için, tüm zıdlıkların ortadan kalkmış olmasıyla, savaş hali de sona ermiştir. Zira artık-bütünsel bakış açısının tüm özel bakış açılarının üzerinde olması nedeniyle sadece mutlak düzen vardır. Böyle bir varlığa hiçbir şey zarar veremez. Onun için artık kendi içinde de dışında da hiçbir düşman yoktur. Kendi içinde oluşturduğu birlik aynı şekilde ve eşzamanlı olarak kendi dışında da oluşmuştur; daha doğrusu, o varlık için yine bir zıdlık olan iç ve dış ayrımı ortadan kalkmıştır. Herşeyin kesin olarak merkezinde bulunmakla o, "kendi kendisinin yasasıdır". Zira, onun iradesi Evrensel iradeyle birdir. O "İlahi Huzur" olan "Büyük Barış"a kavuşmuştur. İlkesel birlik ile aynişmekle o, "ezeli ve edebi şimdi"nin mutlak eşzamanlılığında, "herşeyde birliği ve birlikte herşeyi" görür.

Yazar: Rene Guenon
Yayınevi: İnsan Yayınları
Çevirmen: Fevzi Topaçoğlu
Sayfa sayısı: 168
ISBN: 975574280-8
Basım tarihi: İstanbul / 2001 - Ocak

 

Kesişmeler Bilim Adamı ve Bilgelerle Diyaloglar

Renee Weber
İnsan Yayınları
» Sufizm / Tasavvuf
Ocak 2001, ISBN: 9755743006

Renée Weber bu eserde bilim ve mistisizm arasındaki atkıyı örmeye yönelik diyaloglar gerçekleştiriyor. Aynı konunun etrafındaki zengin birikimleri birarada sunmaya çalışan bu diyaloglar için Weber dünyanın farklı köşelerindeki isimlere ulaşmış. Bu yönüyle kitapta yer alan sohbetlerin evrensel değerler ve evrensel bakış açılarını içermesi, çok önemli bir başarıdır. Her diyalog bazen belli bir kutupta, bazen her iki kutupta söz sahibi kimselerin en çarpıcı görüşlerini dillendiriyor. Bu kışkırtıcı ve düşündürücü konuşmalar Stephen Hawking'ten Dalai Lama'ya, Krishnamurti'den İlya Prigogine'ye ve David Bohm'a kadar bir zamanlar sıradışı kabul edilen şimdi alanlarında belirleyici paradigmaların sahibi olan kişilerle yapılmıştır. Kainattaki birliğin ve tek kudrete dair bir arayış serüveni olan bu eser, okuma serüveniniz içine anlamlı bir yere oturacaktır.


Aspectics Yöntemiyle Dördüncü Boyut Bilgeliği

Zivorad Mihajlovic Slavinski
Ganj Kitap
» Spiritüel
Ocak 2009, 302 sayfa, ISBN: 978-975-8817-49-8

Ruhsal öğretiler, yaşam yolumuzda bilinçli bir şekilde hareket etmek şeklinde ifade edilen, En Yüksek Hedefin farkına varmayı öne çıkartır. Ancak bugüne kadar bu süreç çok uzun onlarca yıl hatta birkaç ömür-sürebiliyordu.

İlk defa teorik anlamda bütünüyle açıklanabilen ve uygulandığında kısa sürede sonuca götüren Aspectics Yöntemiyle oldukça işe yarayan, pratik bir araca sahip oluyoruz. Zira kişiler bu yöntemi kendi kendine uygulanabileceği gibi birbirlerine de uygulayabilmektedir.

Uygulamalarla boşluğun tüm varlığın özü olduğuna ilişkin farkındalık ortaya çıkar ve bu sayede daha düşük seviyedeki hedeflerimiz ortadan kaybolmaya başlar yahut bütünleşir. Eş zamanlı olarak hedeflerimizin En Yüksek Hedef ile birleşmesi ya da benzerliklerinin farkına varılması ile varlığımızın özgürleşmesine ilişkin yeni boyutlar ortaya çıkmakta, dördüncü boyutun bilgeliğine doğru giden yollar önümüzde açılmaktadır.

Bireyin ruhsal/psikolojik özgürleşmesinde yeni kapılar açan bir yöntem ve yaklaşım...

 

Tanrıların Evi Orion`da
Robert Bauval,  Adrian Gilbert

Konu: Arkeoloji-Mısır
ISBN: 9753252447
Çeviren: Belkıs Çorakçı
Sayfa: 226 Ebat: 16,5*24 cm Ciltli
Baskı Yeri: İstanbul
Basım Tarihi: 01.01.2000
Milliyet Yayınları

Binlerce yıldır var olan Mısır piramitleri bugün bile gizemini korumaktadır. Bu gizemi çözmek için yapılan araştırmalar derinleştikçe, bilim adamlarının karşısına çok daha farklı gizemler çıkıyor. Bauval ve Gilbert`in on yıllık araştırmalarının sonuçlarını içeren bu kitap piramitlerle ilgili yepyeni soruları gündeme getiriyor. Piramitlerin içindeki fresklerde bugünkü gelişmiş teleskoplarla bile görülemeyen Orion ve Sirius yıldızlarının resmedilmesi nasıl açıklanabilir? Mısırlılar bu yıldızların varlığından nasıl haberdar olmuşlardı? Mısırlılar neden tanrılarının bu yıldızlardan geldiğine inanıyorlardı? Bauval ve Gilbert`in vardıkları sonuçlar bilinen insanlık tarihine bakış açımızı değiştirecek nitelikte.

 

 

Kutsal Ziyaretçiler
Çağın Okurlar

Ozan Yayıncılık

Bilindiği Üzere; Akıllı Bio-Organizmaların Hüküm Sürdüğü Gezegenimiz, Evrenin Diğer Üyelerinden Sadece Biridir. Gezegenimizi Diğer Gezegenlerden Ayıran En Temel Özellik İse Yaşamsal Bir Ortam Olmasıdır. Bu Yaşamsal Ortam İlkçağlardan Bu Yana, Kıyasıya Dinsel Çatışmalara Neden Olan Dinsel Fenomenler Oluşturmuş Ve Bu Fenomenlerin Odağına, Tanrılar Ve Onların Gezegenimizdeki Temsilcileri Olan Peygamberler Oturtulmuştur. Yazarın; Tanrılar, Peygamberler, Melekler Ve Bunlar Arasındaki İlişkilerdeki Eşgüdümün Aslında İlahi Bir Yanının Olmadığı Savından Yola Çıkarak, Bu Eşgüdümün Başka Gezegenlerden Gelmiş Akıllı Yaratıklar Tarafından Sağlandığına İlişkin Öne Sürümleri İse Olayı Uzayın Derinliklerine Taşımatadır. Bu Da Uzayın, Galaksilerin, Farklı İnsan Formları Olarak Karşımıza Çıkan Uzaylıların Ve De Yazarın "Tanrı Taşıyıcıları" Olarak Adlandırdığı Ufo`Ların Gerek Bilimsel, Gerek Dinsel Ve Gerekse De Söylencebilim Kaynaklarındaki Tanımlanışlarına Yeni Bir Boyut Katmaktadır. Kitapta, Tarih Boyunca Olagelen Dinsel Ve Toplumsal Olaylara Işık Olabilecek Bazı Olaylar Ve Bu Olayların Olası Arka Planlarını Görecek Ve Çok Şaşıracaksınız.. (Arka Kapak)


430 sayfa, Ciltsiz. hamur, ISBN: 975-7891-26-6; Boyut: 13cm x 19cm; Baskı Tarihi: 1998
Özgün Dili: Türkçe

 

HOLOGRAFİK EVREN 2 - FİZİK MİSTİSİZM İLİŞKİSİ -
Yazarı: D.BOHM-F.CAPRA-K.WILBER-R.WEBER
Çeviren: ALİ ÇAKIROĞLU
Hazırlayan: DÜZENLEYEN KEN WİLBER

Yayınevi: KURALDIŞI YAYINCILIK
Yayın Yeri:
ISBN NO:
Yayın Yılı: 1996

Dili: Türkçe

 


Tao Sessiz
Raymond M. Smullyan
Arkabahçe Yayıncılık

"Bana biraz kırmızı verir misiniz? Kırmızı elma veya boya değil, kırmızı..."

"Tanrı bizi neden ve niçin yarattı?"

"Neden onun dediklerini yaparsak ödüllendirileceğimizi aksi takdirde ceza çekeceğimizi söyledi?"

"Eğer onun isteklerini yapacak isek bize niye özgür irade diye bir şey verdi?"soruları ile karşılaşırsanız ne yapardınız?

Eminiz bu kitabı okuduktan sonra cevaplarınız biraz daha farklı olacak.

Tao Sessiz, Raymond Smullyan'dan, Batılılar için, Doğu Felsefesi'nin anlamı ve değeri üzerine mizahi ve etkileyici bir kılavuz.

Okuyucular, konu ister bahçe işleri, ister köpekler veya gün ortasında kestirme sanatı ya da insan olduğunu hayal eden bilgisayarlar olsun, bu esprili, sofistike ve oldukça da dindar yazardan büyülenecek ve esinlenecek.

Doğunun mistikleri ile batının mantık adamlarının hayata bakışlarını karşılaştırmalı bir şekilde veren bu kitap felsefeye meraklı herkes için bir başucu kitabı olacak.

216 sayfa, 2. hamurBoyut: 14 x 22 cm; Baskı Tarihi: Mart 2009

 

Boş Ayna Bir Zen Tapınağında Onsekiz Ay

"Boş ayna," dedi," eğer bunu gerçekten anlayabilirsen, artık burada arayacağın bir şey kalmadı demektir."

'Polisiye romanlar yazmakla ünlenmiş Hollandalı yazar J. van de Wetering gençlik yıllarında gittiği Kyoto'daki bir Zen tapınağında geçen günlerini anlatıyor bu yaşantı romanda.

Onsekiz ay boyunca kaldığı Zen tapınağında yoğun meditasyon oturumlarında karşılaştığı güçlükleri, tapınak yaşantısının sıkı düzen yapısını, ustası tarafından verilen Koan'ı çözmek için girdiği sıkıntıyı, Zen öğretisinin derinliklerine varmak için kendine has verdiğim mücadeleyi ve sonunda Koan'ı çözemeyip, Zen öğretisini yaşama dönüştürmekte zorlandığını görünce tapınaktaki eğitimini bırakıp nasıl ayrıldığını büyük bir içtenlik ve esprili bir dille aktarıyor okuyucuya.'

Yazar: Janwillem van de wetering
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 250
ISBN: 975-7200-59-X
Basım tarihi: Ocak 2002
 

 

 

Zihin Kapılarının Ardındaki Sessizlik (Meditasyon Öğretisi)

Meditasyon yapmak, "yanılsamalı" yaşantımızdan bütünüyle kopmaktır, çünkü meditasyon rekabetin, sahip olma hırsının veya açgözlülüğün, şiddetli ve kaygı verici savaşımın ve cİde etme açlığının bulunmadığı, kaygılardan ve sorunlardan bağımsı?, bir durumdur: Ne kabulün ne de direnmenin olduğu hırstan uzak bir durumdur, ne umut ne de korku vardır onda, doğal saflığın hoşluğumla bizi tutsak etmiş olan tüm bu duyguları ve kavramları usul usul salıvermeye başladığımız bir durumdur bu.
Meditasyon yapmayı öğrenmenin armağanı, bu yaşamda kendinize verebileceğiniz en büyük armağandır. Çünkü:
Meditasyon Duyarlılıktır.
Meditasyon Özgürlüktür.
Meditasyon Sessizliktir.
Meditasyon Bilimseldir
Meditasyon Tanık Olmaktır.
Meditasyon Uyanıklıktır.
Meditttsyon Yaratıcıdır.
Meditasyon Gerçeklerden Kaçış Değildir.
Meditasyon Zekadır.
Meditasyon Farkındalıktır.
Mcditasyon Anlayıştır.
Meditasyon Keyiftir.
Meditasyon Gevşemedir.
Meditasyon Sakinliktir.
Bu kitap üç büyük Meditasyon ustasının yazılarından ve konuşmalarından hazırlanmıştır.

Yazar: S. Rinpoche, J. Konfield
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 179
ISBN: 9789756529683
Basım tarihi: Mayıs 2008

 

Provokatör Mistik

"Evet, ben yeni bir şeyin başlangıcıyım, ama yeni bir dinin değil! Yeni bir dindarlık türünün başlangıcıyım ki, o hiçbir sıfat, hiçbir sınır tanımaz. Sadece ruhun özgürlüğünü bilir..."

Osho'ya defalarca, otobiyografisini niçin yazmadığı soruldu. O da her seferinde, "Zamansız hakikatler önemlidir." dedi. "Arayan biyografimi çalışmalarımda bulabilir. Dokunduğum insanların değişen yaşamlarında bulabilir. Toplayıp, 'tarih' adını vereceğimiz gazete kupürlerinde değil." Yine de, insan zihni zaman içinde olup biten olaylardan anlam çıkarmak ister. Olup biten "olay"ların anlamını bildiğimize kendimizi ikna edebileceğimiz bir bağlam yakalamak isteriz. Özellikle de bu olaylar çelişkili, ürkütücü, sıra dışı olduğunda. Bu kitap, Osho ve çalışmalarının anlaşılması için o bağlama sağlama zamanının geldiğinin fark edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak, bu kitap "Osho kimdir?" sorusuna kesin bir karşılık vermekten çok, bir rehberdir. Çünkü Osho'nun da dediği gibi, bir başkasının kim olduğunu, ancak kendimizin kim olduğunu anladığımızda anlayabiliriz.

Yazar: Osho
Yayınevi: Omega Yayınları
ISBN: 975468440-5
Basım tarihi: Haziran 2004

Yakınlık

Yakınlık başka bir boyuttur. Diğerinin senin içine girmesine izin vermektir, seni senin gördüğün gibi görmesine izin vermek; diğerinin seni senin içinden görmesine izin vermek, bir insanı varlığının en derin noktasına davet etmek. Modern dünyada yakınlık giderek kayboluyor. Sevgililer bile yakın değil. Dostluk sadece bir kelime artık, giderek kayboluyor. Neden? Çünkü paylaşacak bir şey yok. İçindeki yoksulluğu kim göstermek ister? İnsanlar rol yapma derdinde: "Ben varlıklıyım, ben oraya ulaştım, ne yaptığımı biliyorum, nereye gittiğimi biliyorum."

Eğer sen yakın olmaya hazırsan, karşındakinin yakın olmasına da yol açabilirsin. Senin açıklığın, onun açık olmasını kolaylaştırır. Senin içtenliğin, onun içtenliğine, masumluğuna, güvenine, sevgisine, açıklığına izin verir.

Sen olmasan, bu evrenin şiirinde, güzelliğinde bir şeyler eksik kalır. Bir şarkı, bir nota eksik kalır, bir boşluk olur; hiç kimse sana bunu söylemedi...

Yazar: Osho
Yayınevi: Ganj Yayınları
Çevirmen: Fidan Terzioğlu
Sayfa sayısı: 182
ISBN: 975881703-5
Basım tarihi: Ocak 2004



Sessizliği Dinlemek / Evrim Basamağında Yeni İnsan

"Bilinçsiz evrim insanla sona erer ve bilinçli evrim başlar. Ama bilinçli evrim belirli bir insanla başlamaz. Ancak siz başlamayı seçtiğinizde başlar..."

Osho'nun bahsettiği, yeni bir insanın yaratılmasından başka bir şey değildir... Bunun için "İnsanı bütünüyle kabul etmeliyiz. Ne mantığını reddetmeliyiz ne de mantıksızlığını; ne aklını reddetmeliyiz ne de duygularını; ne bilimsel ne de dinsel yanını...

İnsan akıcı olmalı, bir kutuptan diğerine gidebilmeli. Zihin mantıklı, akılcı bir biçimde eğitilmeli ama aynı süreçte meditasyon eğitimi de görmeli. Mantık ve duygular aynı anda eğitilmeli. Şüphe olmalı ama inanç da olmalı...

Ne mantıksızı reddeden gelişebilir ne de mantığı reddeden. Bir bütün olarak gelişmeden gelişemezsiniz."

Yazar: Osho
Yayınevi: Kuraldışı Yayınları
Çevirmen: Adalet Celbiş
Sayfa sayısı: 174
ISBN: 975275011-7
Basım tarihi: Istanbul / 1999 - Ocak
 


EOS - Sıradışı Bir Varlığın Hikayesi

Debra Wylde
Alfa Yayınları
» Genel
Kasım 2004, ISBN: 975297561-5

'ARA VE BULACAKSIN, İSTE VE ALACAKSIN:' Ve farkına varmadan insanlık Altın Çağ'la buluştu. Dünyanın deneyimlemiş olduğu en uzun barış çağı. Katılanların hepsi için altın bir andı... ve zaman içinde insanlık kendi ilahiliğinin farkına vardı..

 


Şems- i Tebrizi'nin Öğretileri

Prof. Dr. Erkan Türkmen
ANADOLU MANŞET GAZETESİ YAYINLARI

İçindekiler
Önsöz
Şems'i Tebrizi'nin Öğretileri
Şems'in Öğretileri
Şems ve Öğretmenliği
Şems ve Mevlana
Veliler ve Kamil İnsanlar
Şems ve Kuran
Şems ve Genel Konular
Makalat'ta Geçen Bazı Ders Verici Hikayeler
Bibliyografya
İndeks

Mevlana’nın Türk Tasavvuf Şiiri üzerindeki etkisi hiç kuşkusuz tartışılamaz. Bu nedenle, onun manevi hocası Şems’in öğretileri bir çok konuyu aydınlatmak bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Şems ve Mevlana arasında nasıl bir bilgi alış verişi olduğunu, Şems’in kendi söylemlerinden öğrenmek mümkündür.

Şems-i Tebrizi’nin bize bırakmış olduğu tek eser onun "Makalat"ıdır. Makalat, konuşmalar demektir. Mevlana’nın Mesnevisi gibi bu eseri de Şems kendisi kaleme almış değildir. Konya’da bulunduğu iki buçuk yıl boyunca medrese ve camilerde verdiği vaazlardan oluşan bu eser, Mevlana’nın teşviki ile müritleri tarafından kaleme alınmıştır. Bu konuşmalar mecmuası "Esrar-ı Şems al-Din-i Tebrizi" veya "Hırka-yı Şems-i Tebrizi" unvanlarıyla da Mevleviler arasında bilinmekte idi. Fakat en yaygın unvanı "Makalat-ı Şems-i Tebrizi"dir. Şems’in Makalatı gelişi güzel konuşmalarından oluştuğu için dil, üslup ve anlatımda yer yer kopukluklar ve örgüde istikrarsızlıklar görülür. Hitap edilen kimi kişiler de esrar perdesinde gizlidir. Yazanlar, sanki Şems’in konuşmalarını bazen özet halinde yazmaya çalışıyorlardı. Onun aşk denizi çok çalkantılı olduğu için her an yeni dalgalar meydana gelmekte ve fikirlerdeki durgunluk yok olmaktadır. Bunu kendisi de şu sözlerle ifade etmiştir: "Bende yazı yazma alışkanlığı yok ve yazıya dökmediğim sözler bende kalır ve her an yeni bir şekil ve biçim alırlar" (Makalat).

Bu kitapta yer alan Şems’in konuşmaları (makalatı) karmaşık bir mozaikten kurulu olduğundan İran’da yayımlanan karşılaştırmalı metinler ile Türkçe ve İngilizce yapılmış çevirilerden de yararlanmak suretiyle yeniden düzenlenmiş ve konulara göre sıralanmıştır.



 

 

İçsel Özgürlüğün Yolu

"Bir Bilgelik Kitabı"

İnsanlık tarihinin en eski yapıtlarından birisi olan "Yoga-Sutra"nın, çağdaş bilimsel verilerle nasıl da uyuştuğunu görmek, gerçekten çok ilginç.

Yoga, Batı'da bedensel bir alıştırma ve jimnastik tekniği gibi sunulur ve öyle de bilinir. Oysa, bu bedensel alıştırmaların gerisinde, derin bir evrensel kavrayış yatmaktadır.

"İçsel Özgürlüğün Yolu" insanın kendisini bilmesi ve evrensel olanla, arasındaki bütünselliği farketmesinden geçer. İşte Yoga'nın da anlamı, Atman'ı (Gerçeği) Atman Olmayan'dan (Görüntüden) ayırma demektir ve yoga, zihnin faaliyetlerini kontrol altına alarak, kişisel benliği, evrensel benlikle birleştirme yöntemidir.

Yazar: Patanjali
Yayınevi: Arıtan Yayınevi
Sayfa sayısı: 229
ISBN: 975-7582-07-7
Basım tarihi: Kasım 1993


 

Farkındalığın Işığı

Farkındalığın ışığında acılar, incineme duyguları, nefret vb. duygular yanar gider." "Gerçeğin yolu yoktur ve Gerçeğe bir yol, bir dünya da bir tarikat vasıtasıyla varılamaz. Gerçek sınırsız ve koşulsuz olsuğu için organize edilemez. Tüm kurumlar insanları gitmek ve kendi yollarına çekmek içindir. Birinin peşinde gitmeye başladığım an, geçeğe ulaşman sona erer." Krishnamurti, bu kitabında an'ı tüm farkındalığımızla yaşadığımız sürece belleğin kayıt yapmacağını söylüyor. İnsan duygusal belleğinde kayda gçemiş "anı"ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker. Bu yüzden de geçmişte yaşar. Geçmiş ya da gelecekte yaşayan kişi de an'a tüm dikkatini veremez. An'ın kendisin "Şirmdi ve burada" yaşayamaz. Farkındalık ışığını an'a yöneltmeyen kişi, bir an sonra geçmiş olacak anların karanlığında kalmaya kendisini mahkum eder. İşte bu karanlık, cehaleti, benciliği, bağımlılığı doğurur. An'da tüm farkındalığımızla dolu dolu yaşadığımızda hiçbir eksiklik kalmayacağı için, bir an sonra "geçiş" olacak olan bu an, eksikliği tamamlamak için bizi kendisine doğru (geçmişe doğru) çekmez. Ve biz yeni bir anı deneyimlemek üzere tümüyle özgür oluruz.

Yazar: Jiddhu Krishnamurti
Yayınevi: Ötesi Yayınları
Çevirmen: Nil Gün
Sayfa sayısı: 99
ISBN: 9758363093
Basım tarihi: Ocak 1997

 

Sonsuzluk Yolcusu Evrensel İnsan
Ergün Arıkdal
Ruh ve Madde Yayınları

Kendi tekamülünü sağlamak ve içinde bulunduğu devrenin icaplarını yerine getirmek kaderiyle karşı karşıya olan insanlığın, kendisine yapılan her türlü yardımdan istifade edebilmesi ve sağlanan imkanları kullanabilmesi onun liyakatiyle yakından alakalıdır. Bir şeye layık olmanız için, o şeyle sizin aranızda büyük bir uyum olması gerekmektedir, kendi varlığınızla ilgili hedeflerinize karşı samimiyetle çaba göstermeniz gerekmektedir.
(Arka Kapak)

Türkçe
302 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 19 cm
ISBN : 9789758007929
2002
 

 

Gizem'den Bilim'e X Files Parapsikolojik Araştırmalar
Emrullah Tekin
IQ Kültür-Sanat Yayıncılık / Araştırma-İnceleme Dizisi


Doğa derken kastettiğimiz, "tabiat"taki yaratıcı hayattır... Maddeyi sağlayan her yeri kuşatmış olan (spirit) ruhtur.
Paracelsus

Ben, adına "Occult Fenomenler" denilen olayların araştırılmasını bilim dışı yada değersiz diye daha baştan kabul etmeyenlerden değilim. Eğer, bilim kariyerimin sonunda değil başında olsaydım, tüm zorluklara rağmen başka bir araştırma alanı seçmezdim.

Dr. Sigmund Freud
24 Temmuz 1921

Yaşayabileceğimiz en güzel tecrübe, gizemli olandır.

Albert Einstein

Araştırmacı-Yazar Emrullah Tekin’in kitabı, Türkiye’de bu konuya ilgi duyanlar için ‘rehber’ olabilecek nitelikte bir çalışmadır. Titiz ve meşakkatli bir araştırmanın ürünüdür. Tekin’in kitabına, parapsikolojik araştırmaların ‘olmazsa olmazı’ kabul edilen terminolojisiyle ilgili bir de ‘sözlük’ eklemiş olması çok yararlıdır. Parapsikolojik araştırmaların, en azından söylendiği gibi ‘hokus pokus’ olmadığını, ne gibi ‘siyasal-toplumsal-kültürel’ bağları olduğunu, Türkiye’de ilk kez derli toplu olarak bu kitaptan okuyacaksınız, iyi okumalar dilerim.
Aytunç Altındal

Modern insanın psikolojik tavırlarını biçimlendirmede etkili olan metafizik güçleri de unutmamamlı.

İngiltere Prensi Charles
13 Temmuz, British Medical Association Konuşmasından
(Arka Kapak)

Türkçe
320 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 21 cm
ISBN : 9789756618516
2003

 

Dünyamızın Gizli Sahipleri

Giovanni Scognamillo
BİLGE KARINCA YAYINLARI

Dünya Tarihin Karanlık Çağları
Yaşı Bilinmeyen Şehirler
Ehramların Büyük Sırrı
Devlet Ülkesi
Devlerle İlgili Bilinmeyenler
Piri Reis'in Amerika Haritaları
Mayalar, Aztekler, İnkalar
Pasifik Okyanusunun Kayıp Kıtası-Mu
Atlantis ve Hiperbore
Tufan
Tevrat'taki Hiroşima
Uçan Nesneler
Başka Dünyalardan Gelen Ziyaretçiler
Firavunlar Zamanında Uçan Daireler
Uçun Dairelerin Tarihi
Tarihin En Eski Metinlerinde Uçan Nesneler
Küçük Yaratıklar
Türkiye'yi Ziyaret Eden Uzaylılar
Evrende Yalnız mıyız?
Ve daha birçok merak edilen esrarengiz olay ve konunun açıklamaları inanılmaz ama gerçek..

 

Hakikat Üzerine

"Aydınlanmış varlıkların en büyükleri her zaman insanı şaşırtan bir yalnızlık ve açıklıkta konuşmuşlardır. Hakikatin doğası budur, Krishnamurti'nin doğası da budur."
Larry Dossey

Hakikat Üzerine, Krishnamurti'nin hakikat arayışına ilişkin en derin düşüncelerini kapsıyor. Krishnamurti halka konuşmaya 1929 yılında şu sözlerle başlamıştı: "Hakikat ülkesinin yolu yoktur." Her yaştan ve her ortamdan insanlara konuştuğu yıllar boyunca, hiç durmaksızın, hakikate düşünce aracılığıyla ulaşılamayacağını vurguladı. Hakikat elle tutulamaz ve adlandırılamaz, ancak düşüncenin bütünsel devinimi ve etkinlikleri keşfedildiğinde gerçekleşebilir. Bu kitaptaki yaşamsal öğretiler, çaba sona erdiği, zihin boşaldığı ve yalnızca içinde bulunduğumuz an kaldığında hakikatin nasıl ortaya çıktığını gösteriyor. Hakikat Üzerine'de, insan her şeyi bir düzene oturttuğunda, hakikatin davet edilmeden, bütün görkemiyle geldiğini ve bunda çok büyük kutsallık olduğunu öğreniyoruz.

Yazar: Jiddhu Krishnamurti
Yayınevi: Ayna Yayınevi
ISBN: 9758297104
Basım tarihi: Ocak 2003



Mükemmel Mürit

Kapılar Serisinde insanın manevi arayışının tüm tezahürleri konu edilecek. Tasavvuf'tan çıkan ikinci kitap olan Mükemmel Mürit'in yanı sıra Taoculuk, Hinduizm, Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Zen gibi insan bilincine katkıda bulunmuş ve bulunmakta olan tüm Kapılar'la ilgili kitaplar bu seride okuyucuya sunulacak...

Kişi, mükemmel bir ermişi aramaya karar veremez. Kişi sadece pasif bir şekilde kendisini açabilir.

Daha önce hiç, bir ermiş ile tanıştın mı? Hiç, bir ermiş ile tecrüben oldu mu? Duyduğun her şey ödünç alınmıştır. Sen emin değilsin, bu hakikatten emin olamazsın.

Nasıl karar vereceksin? Ve nasıl bir ermiş arayacaksın? Karar verme kriteri ne olacak? Onun Mükemmel Ermiş olduğunu gerçekten nasıl tartacaksın? Mükemmel bir ermişi tartmaya, bu kararı vermeye muktedir misin? O zaman sen yüksektesin, sen zaten Mükemmel Ermişten üstte bir yerdesin. Sen bir yargıç koltuğunda oturuyorsun. Sen alçakgönüllü, pasif bir mürit değilsin.

Ve ermiş sadece senin edilgenliğinde, senin alçak gönüllülüğünde, senin basitliğinin içinde gerçekleşir.
Usta sadece mürit hazır olduğunda ortaya çıkar. Asla tersi değil. Başka hiçbir şekilde değil. Yaşam yolculuğunun herhangi bir başka noktasında değil. Mürit hazır ve olgunlaşmış olmak zorundadır; yalnızca o anda usta görünür hale gelir. Müritin gözlerini kazanması, kulaklarını kazanması, hissetmek için bir yürek yaratması gerekir. Şayet sen körsen güneş nasıl görünsün. Güneş görünebilir ama sen onu kaçırmaya devam edeceksin.

Yazar: Osho
Yayınevi: Ganj Yayınları
Sayfa sayısı: 204
ISBN: 9789758817511
Basım tarihi: Nisan 2009

 

Mükemmel Ermiş
Osho

Arka Kapak

Kapılar Serisinde insanın manevi arayışının tüm tezahürleri konu edilecek. Tasavvuf'tan Nisan ayında çıkacak olan Mükemmel Mürit'in yanı sıra Taoculuk, Hinduizm, Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Zen gibi insan bilincine katkıda bulunmuş ve bulunmakta olan tüm Kapılar'la ilgili kitaplar bu seride okuyucuya sunulacak...

Sufi ermişi sarhoştur, yumuşaktır, bir sevgi yağmurudur. Bir Zen ustasında büyük bir merhamet görürsün ama sevgi bulamazsın. Merhamet onun farkındalığından, aydınlanmış olmasından kaynaklanır..

Oysa sen Mevlana'nın dans etmediğini hayal edemezsin. Mevlana danstan başka bir şey değildir. O aydınlanma haline otuz altı saat boyunca sema ederek ulaştı. Döndü, döndü, döndü... Onun coşkunluğu o kadar büyüktü ki yüzlerce insan dans etmeye başladı. Öyle bir coşkunluk alanı yarattı ki ona ne olduğunu görmeye gelen herkes dans etmeye başladı. İşte o bu şekilde erdi. Müthiş bir sarhoşluk içinde yere düşerek saatlerce orada kaldı; tıpkı bir sarhoş gibi! Gözlerini açtığında öteki dünyayı görmüştü, ahreti yanında getirmişti.

Sufiler aşktan, cennetten, cennet bahçelerinden söz eder. Onların sembolü şaraptır. Onlar sarhoştur, ilahi olanla sarhoştur. Kendilerini dansın ve müziğin içinde kaybederler. Ziyafet çeker, kutlarlar. Sufiler Tanrı'yı Sevgili olarak düşünürler. Onlar sevgi doludur; onların Tanrı'sı sevgidir.

Yazar:Osho

Sayfa Sayısı: 219
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ganj Yayınları

 

Meditasyon Ve Kozmik Bilinç
Oyanus Yayıncılık

Avadhutuka Anandamıtra Acarya
Meditasyon

Batı uygarlığının maddi yaşama verdiği önem teknolojiyi çok ilerletti. Ancak bunun bir bedeli vardı. Ruhsal yaşam neredeyse tamamiyle gözardı edildi. Şimdi insanoğlu "daralmış ruh"unu genişletmeye çalışmaktadır. Bu nedenle günümüzde ruhsal öğretilere ve zihinsel güçlere; zihin genişletici haplara ve mistisizme; hipnoza ve meditasyona; düşlere ve yaratıcılığa karşı yoğun bir ilgi görülmektedir. Ve giderek daha fazla sayıda insan, sahip oldukları potansiyeli kavrayabilmek, özlerinde gizli olan muhteşem güçleri geliştirebilmek için "büyük iç gezi"ye katılmaktadır. Meditasyon ve Kozmik Bilinç kitabı size, her zaman sorulan "ben kimim?", "nereye gidiyorum?" ve "oraya nasıl gideceğim?" gibi soruların cevaplarını verme amacıyla sunulmaktadır. (Arka Kapak)
 

Meditasyon

Meditasyon, bir serüvendir; insan aklının üstlenebildiği en büyük serüven. Tam olarak meditasyon, hiçbir şey yapmamaktadır - eylem yoktur, düşünce yoktur, duygu yoktur. Tam kendinizsinizdir ve bu katıksız bir hazdır. Hiçbir şey yapmadığınız zaman, bu haz nereden gelir? Hİçbir yerden gelmez ya da her yerden gelir. Nedensizdir, çünkü varoluş sevinç denilen unsurdan oluşmaktadır.

Yazar: Osho
Yayınevi: Omega Yayınları
Sayfa sayısı: 493
ISBN: 975468386-7
Basım tarihi: Nisan 2003
 

 

Evrenin Kayboluşu

ORJİNAL İSİM: The Disappearance of the Universe

Salonunuzda sessiz sakin otururken gizemli bir çift aniden belirse ve size “yükselmiş üstatlar” olduklarını, varoluşun şaşırtıcı sırlarını açıklamayı ve ileri düzeydeki bağışlayıcılığın mucizevî güçlerini öğreteceklerini söyleselerdi ne yapardınız? Polis mi çağırırdınız? Bir psikiyatrist mi arardınız? Pizza siparişi mi verirdiniz?

1992 yılında böyle iki öğretmen Gary Renard'ın karşısına çıktığında, Gary onları dinlemeyi (ve bir sürü münasebetsiz soru sormayı) seçti. Sonuçta ortaya bu şaşırtıcı kitap çıktı: On yılı aşkın bir sürede yapılan 17 ilginç sohbeti kayda geçiren, yazarın hayatının yönünü değiştiren ve insanlık tarihinin yönünü değiştirecek ruhsal bir öğretiyi taviz vermeden dünyaya tanıtan olağandışı bir kitap.

“Hayatın özü ve dolu dolu yaşamak üzerine etkileyici şekilde ayrıntılı inceleme... Metafizik Öğretiler için okunacaklar listesinde memnuniyetle karşılanan ve tavsiye edilecek bir ilave.”

Small Press Bookwatch “Reviewer's Choice”, Midwest Book Review.

“...inanılmaz bir içerik... En etkileyici kısmı ise Mucizeler Kursu'nun zorlu metafiziğine sadık kalması.”

Jon Mundy, PhD., Miracles dergisi.

“En basit ifadeyle piyasadaki en alışılmadık ve en başarılı spiritüel eser.”

Geoff Rotunno, The Book Review.
SAYFA: 384 SAYFA
Yazar: Gary R. Renard
Yayınevi: Goa Basım Yayım
ISBN: 975-9064-43-X
Basım tarihi: Ekim 2006

YAZAR BİLGİSİ

Sonunda başarılı bir profesyonel gitarist olduğu yerde, Massachusettes’in tarihi Kuzey Kıyısı’nda doğmuştur. 1987′deki Harmonic Convergence sırasında bir Çağrı duymuş ve hayatını farklı bir yönde sürdürmeye başlamıştır. 1990′ların başında güçlü bir spiritüel uyanış yaşadığı Maine’e taşınmıştır.
Evrenin Kayboluşu’nu kendisine söylendiği şekilde, dokuz yıllık bir dönem boyunca yavaşça ve dikkatle yazmıştır. Bugünse yazan, seyahat eden ve spiritüel arayış içinde olan diğerleriyle metafizik ilkeleri tartışan bir şahsi yatırım uzmanıdır.


 

KAOS ve DÜZEN (Chaos und Ordnung)
Sırat Köprüsündeki Hayat
Friedrich CRAMER
Çeviren: Veysel Atayman
ALAN Yayıncılık, 1998; ISBN:975-7414-63-8; 370 sayfa.

Türkçe (Orjinal Dili:Almanca)

Genler, gen kartı; Kaostan sağlanan yarar; Hücreler arası diyalog; Kaostan-kaçınma stratejisi; Her şey biyoloji değildir; bioloji her şey değildir; Hiper-döngüler kuramı; Evrim kavramının ideolojiye dönüşmesi; Einstein ile nedensellik, evrenin hesaplanabilirliği ve yıldırımlar üzerine; Pri'gognin teoremi; Poincare, kaotik hareketin yörüngeleri; Satürn halkaları; Kırık boyutlar; Morfogenez ve felaketler matematiği; Fraktal kavramı; Fraktal boyutlu Koch-kıvrımları; Üç-cisim-problemi-çifte sarkaç; Fraktalın güzelliği; Mandelbrot-kümeleri; Doğa niçin güzel? Altın Orantı; altın Açı; Kırılabilir güzellik; Yeni bir sanat kavramı; Palindromlar, genetik yazıda düzen adacıkları; Heisenberg ile fizik, metafizik, dilin metaforları üzerine; Newton-Darwin; Bing-Bang madde mi, ide mi? Canlının karmaşıklığı; Canlı madde - Ölü madde; Kendiliğinden düzenleme; Kendiliğinden düzenlene bir sistem olarak evrim ve hayat; Yeni bir öneri: Evrim alanı; Kepler haklı; Wittgenstein ile felsefe üzerine; Entropi; Zaman ve entropi; Tersinmez süreçsel zaman; Yaşlanma: Kader mi hastalık mı? Karmaşıklık ne demek; Tarih ile doğa-tarihi ilişkisi üzerine; İlkesel-olana veda? İspatları ispatlamanın olanaksızlığına ilişkin; Bilimin sınırlarında;
(Arka Kapak)
 

Karmaşıklık ve kaos biliminin sağladığı yeni bakış açılarını gerçek bilimsel bulgular eşliğinde yorumlayan ve oldukça çarpıcı yeni açılımlara ulaşan Cramer, şaşırtıcı, sürükleyici ve “yoğun” bir kitap ortaya çıkartmış. Eğer konu hakkında önceden biraz merakınız varsa, bu kitap bu “yeni” bilimsel düşüncelerin şaşırtıcılığını başarıyla katmerlendiriyor. Kitap içindeki bölümlerin başlıkları ve içerikleri, kafa zorlayıcı bir çeşitliliğe sahip. Fakat “her şeye cevap verme” iddiasındaki o garip kitaplara da pek benzemiyor. Okuduğunuzda doyacağınız ve bir çok yerde ufka bakarak bir süre düşüncelere dalacağınız bir kitap bu. Şimdi de bir iki ufak alıntı vereyim:

“… dolayısıyla, gerek biyokimya ,gerekse de nörofizyoloji gibi bilim kollarında, bir canlının bütününü veren bir tabloyu, parçalardan yola çıkarak kurabileceğimiz varsayımını benimsemek, entellektüel bir sorumsuzluk örneğidir olsa olsa. (sayfa 277)”

“Geçmişi unutan, şimdiye dikkat etmeyen ve gelecekten korkanların hayatı, en kısa ve en huzursuz hayattır. (sayfa 324)”

“Evrim kuramı bütünü kapsayıcı yönüyle, ne ispatlanabilecek ne de çürütülebilecek bir doğa kuramıdır. (sayfa 272)”

“Fizik Newton’dan bu yana yerçekimi alanının asıl özünün ne olduğunu anlama konusunda hiç bir ilerleme kaydedememiştir; öyleyse niçin biyologların öteki disiplinlerdeki meslekdaşlarından bu bakımdan daha başarılı olmalarını a priori bekleyelim ki? Benzer niyet ve talepler cansız maddenin incelenmesi konusunda yüzyıllardan beri boşa çıkıp dururken, biyologlardan canlı fenomenlerin derin varlıksal nedenini, böyle bir alanın nedenini, niçinini açıklamalarını beklemeye hakkımız var mı? (sayfa 292)”

Bu alıntılar sadece yorum kısımlarından. Kitabın büyük bir bölümü karmaşıklık, başlangıç koşullarına hassas bağlılık, canlılık, kendi-kendine organizasyon, fraktaller, altın oran, asimetri, entropi, kaotik süreçler ve üç cisim problemi gibi önemli konularda yoğun miktarda bilgi içeriyor. Kütüphanelere ve işleyen kafalara yakışacan bir kitap kısacası.

 


Antiklerin Mağrası  (Eskilerin Mağarası)
Bu kitap, Hayatın Kanunlarına çok sıkı bir bağlılıkla elde edilmiş güçlerin, Tibet'in daha büyük Lama Manastırlarından seçilmiş çalışmaların ve uzun bir hayatın meyvesidir.

Bu, eski Antikler tarafından öğretilmiş bilgidir. Mısır Piramitleri'nde, And Dağları'nın Yüksek Tapınaklarında ve dünyadaki Okült bilginin en büyük deposunda, Tibet'in Dağları'nda yazılmıştır.

Dr. T. Lobsang Rampa

Yazar: T. Lobsang Rampa
Yayınevi: Onbir Yayınları
Çevirmen: Yüksel Akçil
Sayfa sayısı: 246
ISBN: 9944180085
Basım tarihi: 2007

 

Buddha / Bir Aydınlanma Hikâyesi

Bizler Buddha'yı barışın ve dinginliğin sembolü olarak bilmemize rağmen, onun yaşam öyküsü aşk ve cinsellik, cinayet ve ölüm, mücadele ve teslimiyet yüklü, son derece karmaşık ve muhteşem bir süreçti. Buddha bizi, maddi dünyanın taşlı ve çorak arazisinden alıp manevi dünyanın doruklarına taşıyarak hepimizi büyülüyor ve etkisinde bırakıyor ki, bu da kaçınılmaz olarak bizim, yaşamın gerçek yüzünü ve kendimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Yazar: Deepak Chopra
Yayınevi: İnkılap Kitabevi
Çevirmen: Seda Hauser
Sayfa sayısı: 304
ISBN: 975-102-784-9
Basım tarihi: İstanbul / 2008 - Aralık

 

Aydınlanma Nedir?

Başkalarını anlamak bilgeliktir.
Kendini anlamak aydınlanmadır.
-Lao Tse

Aydınlanma nedir? Bu soru varoluşun anlamını arayan insanlar tarafından tarih boyunca sorulmuştur. Böyle bir anlayışa sahip olmak mutlulukları için o denli değerli, o denli önemli görülmüştür ki, her yaştan erkek ve kadın karşılaştıkları zorluğa, yokluğa ve dahası zaman zaman toplum tarafından dışlanmalarına karşın, kendilerini yalnızca bir yanıt bulmaya adamışlardır. arayışları 'kendi'nin bilgisine duydukları açlık tarafından yönlendirilmiştir: Ben kimim? Neden burdayım? Nerede gidiyorum? Yaşamın anlamı nedir? Bunların tümü şu temel sorunun yanlarıdır:
Aydınlanma nedir?
Bilinç ve tinsel gelişim alanlarında ünlü bir araştırmacı ve yazar olan John white, bu kitabında dünyanın en saygın tinsel öğretmenlerini biraraya getirerek bu temel soruya yanıt arıyor.

Yazar: Derleme
Yayınevi: Ayna Yayınevi
ISBN: 9758297171
Basım tarihi: Ekim 2002
Kategori: Spiritüalizm

 



Ayaksız Yürümek Kanatsız Uçmak

An be an yaşayarak, hazırlanarak, milim milim ilerlemelisiniz. Ve bilinmeyenin güzelliğiyle gittikçe daha çok aşina oldukça içinizde yeni bir nitelik yaratmaya başlarsınız. O oradadır, sadece hiçbir zaman kullanılmamıştır. Ölüm gelmeden önce, bilinenden bilinmeyene doğru ilerlemeyi sürdürün. Yeninin eskiden daha iyi olduğunu her zaman hatırlayın.

Bhagwan Shree Rajneesh

Yazar: Osho
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 188
ISBN: 975720087-5
Basım tarihi: Mayıs 2001

 

Sri Aurobindo veya Bilincin Macerası
(Sri Aurobindo Or THe Adventure Of Consciousness)

Yayınevi: Butik (Owo-Mia) Yayınları

Yazar: Sri Aurobindo

Açıklama:
Ölüm Savitri'ye şöyle der:

"Dünyaya yaşayan bir gerçeğin tohumunu atabileceğini mi sanıyorsun. Ya da madde dünyasını tanrının evi yapabileceğini?

Gerçek buralara gelmez, sadece düşüncesi vardır, Tanrı burada yoktur, sadece adı vardır."
-Savitri - X. IV 646 Sri Aurobindo

Eğer kendi yaşamınızda, düşüncenizde, duygunuzda, varoluşunuzda birsınıra geldiyseniz, bu sınırların dışına küçücük biradım atmaya ve bunu da belki de insanoğlunun gecikmiş vaadinin son safhası.

Elinizdeki kitap bir mutluluk rehberi değil, günlük yaşamda ezilen hırpalanan ve aşağılanan egomuzun merhemi değil, çatlamış sosyal kurumlarımızın dolgusu değil.

Bu kitap tarihler boyu bakıpta göremediğimizin, uzanıpta dokunamadığımızın kitabı. Bu kitap bilincin macerasının, Sri Aurobindo'nun kitabı.
(Arka Kapak)

 

Mistisizm

Nurettin Topçu'nun Mistisizmi ve Blondel'i şu şekilde anlatıyor: 'Mistisizm, dini yaşayışta en yüksek merhaleyi teşkil eder; ruhun içten ve doğrudan doğruya Allah'la birleşmesinin mümkün olduğunu kabul eden doktrindir.Bu birleşme, normal düşünce ile insanın tabi varlığına yabancı olan ve birbirinden ayrılmayan yeni bir varlık ve düşünce hali meydana çıkarıcıdır.

Yazar: Maurice Blondel
Yayınevi: Dergâh Yayınları
Çevirmen: Özkan Gözel
Sayfa sayısı: 120
ISBN: 9759950989
Basım tarihi: 2008
Kategori: Mistisizm

 

Bir Yoginin Otobiyografisi

“Daha önce, İngilizce’de veya başka bir Avrupa dilinde, Yoga’nın böyle bir sunuluşu hiç olmamıştır.” - Columbia Üniversitesi Basını

“Az bulunur bir değer.” - New York Times

“. . . insan konuşamıyor, ebediyen etkileniyor.” - Haagsche Post, Hollanda

“Tamamen vahiy. . . eğlendirici bir zekâ ve ısrarlı bir içtenlikle anlatılmış. . . bir roman kadar büyüleyici.” - News-Sentinel, Fort Wayn, Indiana

“Bu sayfalar, büyüleyici bir hayatı, bugüne kadar duyulmamış yücelikteki bir kişiliği, öyle eşi bulunmaz bir güç ve açıklıkla anlatıyor ki, kitabın başından sonuna kadar okuyucunun nefesi kesiliyor. . . . Bu kitabın ruhsal bir devrim gücüne sahip olduğuna inanmalıyız.” - Schleswig-Holsteinische Tagespost, Almanya

Bir Yoginin Otobiyografisi, eşsiz bir Hakikat arayışının, insanı çeken öyküsüdür; yogilerin mucizeler gerçekleştirmek ve kendilerine hâkim olmaya erişmek için kullandıkları süptil fakat kesin kanunların bilimsel açıklamalarıyla örülmüştür. Yazar aynı zamanda, Doğu ve Batı’nın, ruhsal açıdan olağan dışı insanlarına yaptığı ziyaretlerini de anlatır: Bu insanlar arasında, Mahatma Gandhi; Luther Burbank; Katolik Stigmatist Therese Neumann ve Rabindranath Tagore da vardır.

Yoga bilimine yetkili bir giriş olan Bir Yoginin Otobiyografisi, hem Doğu’nun hem de Batı’nın büyük dinî yollarının altında yatan bilimsel temelleri açıklamasıyla, kendi alanında bir klasik olmuştur. 19 dile tercüme edilmiştir ve tüm dünyada, kolej ve üniversitelerde ders kitabı ve referans eser olarak okutulmaktadır.

Yazar: Paramahansa Yogananda
Yayınevi: Klan Yayınları
ISBN: 975-6388-18-8
Basım tarihi: Şubat 2004

Büyük romancı Leo Tolstoy, Üç Münzevi adlı şirin bir halk hikayesi yazmıştır. Arkadaşı Nicholas Roerich bu hikayeyi şöyle özetlemiştir:
“Bir adada, üç münzevi yaşardı. Son derece sade olan bu insanların bildikleri tek dua şuydu: ‘Biz üç kişiyiz; Sen, Üç yönlüsün – bize merhamet et!’ Bu basit duayı söyledikleri zaman büyük
mucizeler  gerçekleşirdi. 
O yörenin piskoposu bu üç münzeviyi ve onların bu uygun görülemeyecek dualarını duyunca, ziyaretlerine gidip bu insanlara kilise kurallarına uygun bir şekilde dua etmeyi öğretmeye karar verdi. Piskopos adaya geldi, münzevilere göğe sundukları duanın değersiz olduğunu anlattı ve onlara geleneksel duaların birçoğunu öğretti. Daha sonra piskopos bir gemiye binerek adadan ayrıldı. Vapurun arkasından, parlak bir ışığın kendisini takip etmekte olduğunu gördü. Işık kendisine yaklaşınca, el ele tutuşmuş üç münzevinin dalgaların üstünde koşarak gemiye yaklaşmakta olduklarını fark etti.
‘Bize öğrettiğin duaları unuttuk,’ diye bağırdı adamlar piskoposun yanına ulaştıklarında, ‘ve sizden onları tekrarlamanızı rica etmek için aceleyle geldik.’
Dehşete düşmüş olan piskopos kafasını salladı. ‘Sevgili kardeşlerim,’ diye cevap verdi alçakgönüllülükle, ‘siz kendi dualarınızla yaşamaya devam edin!’

Bu üç aziz suyun üstünde nasıl yürüdü?
İsa çarmıha gerilmiş olan bedenini nasıl canlandırdı?
Lahiri Mahasaya ve Sri Yukteswar mucizelerini nasıl gerçekleştirdiler?

Her ne kadar Atom Çağı’nın gelmesiyle birlikte dünya – zihninin faaliyet alanı birdenbire genişlediyse de, modern bilimin, henüz bu sorulara verebileceği bir yanıt yok. Yine de, söz konusu bu değişikliklerin sonucu olarak, “imkansız” sözcüğü, insanın kelime haznesinde giderek daha gerilerde yer alıyor.

Veda metinleri, fiziksel dünyanın, mayaya ait temel bir yasa altında etki ve varlığını sürdürdüğünü bildirir; bu görecelik ve ikilik prensibidir. Tanrı, Yegane Yaşam ve Mutlak Birlik’tir; bir yaradılışın ayrı ve farklı belirişleri şeklinde görünmek için O, sahte veya yalan bir perdenin ardında saklanır. Bu aldatıcı düalistik perde, mayadır. Modern zamanlarda yapılan birçok büyük bilimsel keşif, eski Rişilerin bu basit açıklamasını onaylamıştır.

Newton’un Hareket Yasası, bir maya yasasıdır. “Her etki, kendisiyle aynı büyüklükte ve zıt yönde bir tepki doğurur; herhangi iki cismin karşılıklı etkileri her zaman eşit ve zıt yönlüdür.” Böylece etki ve tepki tamamen eşittir. “Tek bir kuvvetin varolması imkansızdır. Her zaman, eşit ve zıt iki kuvvetin olması gerekir ve vardır.”

Temel doğal faaliyetlerin hepsi de mayadan kaynaklandıklarını açıkça ortaya koyarlar. Örneğin elektrik, bir itme ve çekme olayıdır; elektrik kuvvetinin ortaya çıkmasını sağlayan elektron ve protonlar, elektriksel olarak zıt yüklere sahiptirler. Başka bir örnek: Atom veya maddeyi temsil eden en küçük parçacık, aynı dünyanın kendisi gibi, pozitif ve negatif kutupları bulunan bir mıknatıstır. Bütün doğal olaylar dünyası, kutupsallığın değiştirilemez hükmü altındadır; fizik, kimya veya başka bir bilim dalına ait hiçbir yasa, doğasında varolan zıt veya çelişkili prensiplerden bağımsız değildir; böyle bir yasa bulunamamıştır.

Öyleyse, fizik bilimi, yaradılışın dokusu olan mayanın dışındaki yasaları bir formüle bağlayamaz. Doğanın kendisi mayadır; doğal bilimler, zorunlu olarak onun kaçınılmaz niteliğiyle uğraşmak zorundadır. Doğa, kendi alanında, sonsuz ve tükenmez bir yapıdadır; geleceğin bilim adamları, onun değişip duran sonsuzluğunun değişik yönlerini, birbiri ardına araştırmaktan daha fazlasını yapamazlar. Dolayısıyla bilim, sürekli bir değişim içinde hapsolmuştur ve sonsuzluğa ulaşamaz; kuşkusuz zaten varolan ve işlemekte olan evrenin yasalarını keşfetmeye uygundur fakat Yasaları Koyan’ı ve Tek Yönetici’yi meydana çıkarmaya gücü yetmemektedir. Yerçekimi ve elektriğin görkemli varlıkları bilinir hal gelmiştir fakat yerçekiminin ve elektriğin ne olduğunu, hiçbir ölümlü bilmemektedir.

Mayayı yenip aşabilmek, binlerce yıldır peygamberlerin insan ırkına verdiği bir görevdir. Yaradılışın düalitesinin üzerine çıkmak ve Yaradan’ın tekliğini algılamak, insanın en yüksek amacı olarak kavranılmıştır. Evrensel yanılgıya sıkıca sarılmış olanlar, onun özünü teşkil eden kutupsallık yasasını kabul etmek zorundadırlar: Gelgit, çıkış ve düşüş, gündüz ve gece, zevk ve acı, iyi ve kötü, doğum ve ölüm. Kişi, birkaç bir tane insani doğum yaşadıktan sonra, bu devirsel yapı, ıstırap veren belirli bir tekdüzelik sergilemeye başlar; o zaman insan, umutlu gözlerle mayanın zorlamalarının ötesine bakmaya başlar.

Maya’nın perdesini açmak, yaradılışın sırrını ortaya çıkarmak demektir. Gerçek tektanrıcı, bu şekilde evreni çırılçıplak edebilen kişidir. Tüm diğer insanlar putlara tapmaktadırlar. İnsan, Doğa’nın ikincil yanılsamalarına tabi kaldıkça, onun tanrıçası lanus yüzlü maya olur; tek ve gerçek Tanrı’yı bilemez.

İnsanın içindeki aldatıcı maya, dış dünyada kendini, avidya’yla, yani “bilgi olmayan”la, cehaletle bellik eder. Maya veya avidya, asla zihinsel bir çalışma ya da analiz yoluyla değil, sadece bir iç ruh  hali olan nirbikalpa samadhi durumuna erişince yok edilebilir. Eski Ahit’teki peygamberler ile her çağda ve her ülkede ‘görebilen’ insanlar, bu bilinç halinden bahsetmişlerdir.

Hezekiel şöyle demiştir: “Ve sonra kapıya, doğuya bakan kapıya beni getirdi. Ve işte, İsrail tanrısının yüceliği doğu yolundan geldi; ve sesi çok suların sesi gibi idi; ve onun yüceliğinden yer parlıyordu.” (Hezekiel 43: 1-2.)
Başın ön tarafındaki (doğu) tanrısal göz aracılığıyla yogi, bilincini ‘her yerde hazır ve nazır olma’ yolculuğuna çıkarıp, “çok suların” yüze sesini, Söz’ü veya Aum’u duyabilir: Bu sular, yaradılışın tek gerçekliğini oluşturan ışık titreşimleridir.

Evrenin trilyonlarca gizemi arasında en şaşırtıcı ve en görkemli olanı ışıktır. Yayılması için hava ya da benzeri bir maddi ortam gereken ses dalgalarının aksine, ışık dalgaları, yıldızlar arası uzayın boşluğunda özgürce yol alırlar. Dalga teorisinde, ışığın gezegenler arası ortam olarak kullandığı, kuramsal bir kavram olan eter bile, Einstein’ın koyduğu esaslar doğrultusunda anlamını kaybetmektedir; çünkü bu söz konusu esaslarda, uzayın geometrik özellikleri, bir eter teorisini gereksiz kılmaktadır. Her iki hipotez altında da, ışık, tüm doğal tezahürler içerisinde en süptili ve maddesel bağımlılığı en az olandır.

Einstein’ın devasa kavramları dahilinde, saniyede 300,000 kilometre olan ışığın hızı, tüm Görecelik Kuramı’na hükmetmektedir. Einstein, ışığın hızının, insanın sınırlı zihni açısından ele alındığında, sürekli bir devinim içerisinde olan evrendeki tek sabit olduğunu matematiksel olarak kanıtlamaktadır. İnsanın, zaman ve uzayla ilgili tüm standartları, sadece ışık hızının “mutlak sabit”ine bağlıdır. Zaman ve uzay, daha önce zannedildiği gibi soyut bir şekilde sonsuz olmayıp, göreceli ve sonlu etkenlerdir. Belirli şartlara bağlı ölçümlerdeki geçerliliklerini, sadece ışık hızını ölçüt ve referans olarak kabul ettiklerinde korurlar.

Boyutsal bir görecelik olarak uzaya katılan zaman da artık gerçek doğasına kavuşmuştur. Belirsizliği oluşturan yalın bir öz. Einstein, kaleminden çıkan birkaç denklemle, ışığınki dışında bütün sabitlenmiş gerçeklikleri evrenden silmiştir.

Daha sonra bunları bir kademe daha geliştiren büyük fizikçi, Birleşik Alan Teorisi’nde, çekim ve elektromanyetizma yasalarını tek bir matematiksel formül altında toplamaya çalışmıştır. Kozmik yapıyı tek bir yasadaki farklılaşmalara indirgeyen Einstein, yaradılışın tek dokusunun, çok yönlü maya olduğunu bildiren rişilere, çağlar ötesinden ulaşmıştır.

Yeni bir devri başlatan Görecelik Kuramı’nın sonucu olarak, nihai atomu incelemek için çeşitli matematiksel fırsatlar doğmuştur. Artık büyük bilim adamları, sadece atomun maddeden çok enerji özelliği gösterdiğini iddia ve ispat etmekle kalmayıp, atomik enerjinin özde zihin esaslı olduğunu öne sürmekteler.

‘The Nature of Physical World’ adlı eserinde Sir Arthur Stanley Eddington, “Fiziksel bilimin, bir gölgeler dünyasıyla ilgileniyor olduğunu içtenlikle fark edebilmek, en önemli ilerlemelerden biridir.” diye yazar. “Biz, fiziğin dünyasında, alışılmış hayatın dramının bir gölgeler grafiği tarafından oynanışını izlemekteyiz. Gölge mürekkep, gölge kağıt üzerine akarken, benim gölge dirseğim de gölge masaya dayanmış duruyor. Hepsi sembolik ve bir fizikçi de hepsini bir simge olarak bırakıyor. Daha sonra simyacı Zihin gelip, tüm bu simgeleri değiştiriyor. […] Kabaca şöyle bir sonuca varabiliriz: Dünyanın oluşumu zihin esaslıdır.”

Yakın bir geçmişte elektron mikroskobunun icat edilişiyle birlikte, atomun ışık özlü oluşuna ve doğanın kaçınılmaz düalitesine kesin kanıtlar elde edildi. 1937’de, American Association for the Advancement of Science’ın (Amerikan bilim Geliştirme Derneği) bir toplantısından önce yapılan bir elektron mikroskobu gösterisinin ardından, New York Times aşağıdaki haberi yayınlamıştı:

“Tungstenin daha önce sadece X ışınları aracılığıyla, dolaylı bir yoldan bilinebilen kristal özelliğindeki yapısının, bir uzay kafesinde yani bir küpün köşelerinde birer ve merkezde de bir tane olmak üzere toplam dokuz atomdan oluşmuş olduğu, bir floresan ekranda açıkça gözükmekteydi. Tungstenin kristal dokusundaki atomlar, floresan ekranda, geometrik bir desende düzenlenmiş birer ışıksı nokta şeklinde gözükmekteydi. Bu ışıksı kristal küpü durmadan bombalamakta olan hava molekülleri, dans eden ışık noktaları olarak gözlenebiliyor ve hareketli suların üzerinde titreyen gün ışığına benziyordu.
 Elektron mikroskobunun çalışma prensibi, ilk olarak 1927 yılında, New York’taki, Bell Laboratuarları’ndan Dr. Clinton J. Davisson ve Dr. Lester H. Germer tarafından keşfedilmiştir. Bu bilim adamları, elektronun, hem parçacık hem de dalga özelliği gösterdiğini yani ikincil bir tabiata sahip olduğunu bulmuşlardır. Dalga özelliği, elektrona, ışığın karakteristiğini kazandırmış ve dolayısıyla ışığın mercekler aracılığıyla odaklanabilmesine benzer bir ‘odaklanma’nın, elektronlarla elde edilebilmesi için bir araştırma başlatılmıştır.
 Elektronun Jekyli-Hyde özelliğini keşfettiği … ve bu şekilde tüm fiziksel doğanın iki yönlü bir tabiata sahip olduğunu gösterdiği için, Dr. Davisson, fizik dalında Nobel Ödülü’nü kazanmıştır.
 Sir James Jeans, “Bilgi nehri,” der Mysterious Universe’de, “mekanik olmayan bir gerçekliğe doğru gitmektedir; evren, harika bir makine olmaktan çok, harika bir düşünce şeklinde görünmeye başlamıştır.”

Bu şekilde, yirminci yüzyıl bilimi, saçları ağarmış Veda’ların bir sayfası gibi konuşmaktadır.

Öyleyse, insan, maddi bir evren olmadığı şeklindeki felsefi gerçeği, eğer başka türlü olamıyorsa, bilimden öğrenebilir;  madde evreninin şekli ve dokunulabilirliği bir maya yani yanılsamadır. Analiz edildiğinde, maddi evrenin tüm gerçeklik serapları eriyip kaybolmaktadır. Fiziksel bir evren fikrinin güven verici destekleri, kendi ayakları altında teker teker kırıldıkça, insan, putperestçe güvenişini, “Benden başka tanrın olmayacak,” şeklindeki Tanrısal Buyruk’a karşı işlediği suçu yavaş yavaş anlamaya başlamaktadır.

Kütle ve enerjinin eşdeğerliliğini ortaya koyan meşhur denkleminde, Einstein, herhangi bir madde  parçacığındaki enerjinin, kütlesi veya ağırlığı kere ışık hızının karesi olduğunu kanıtlamıştır. Atomik enerjiler, maddesel parçacıkların yok edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Maddenin “ölüm”ü, bir Atom Çağı’nın doğumuna yol açmıştır.

Işığın hızı, sadece, saniyede 300,000 kilometre gibi mutlak bir değerin varolmasından değil, cisimlerin kütleleri hızlarıyla orantılı olarak arttığı için hiçbir maddesel cismin ışık hızına ulaşamayacağı gerçeğinden dolayı matematiksel bir standart veya bir sabittir. Diğer bir deyişle: Sadece kütlesi sonsuz olan bir cisim, ışık hızına çıkabilir.

Bu kavram bizi, mucizeler yasasına getirmektedir.

Bedenlerini veya başka cisimleri maddeleştirebilen veya tersini gerçekleştirebilen, ışık hızında hareket edebilen ve yaratıcı ışık ışınlarını, herhangi bir fiziksel belirişi, bir anda görünür kılmak için kullanabilen ustalar, bu yasanın gerektirdiği şartı sağlamaktadır: Kütleleri sonsuzdur.

Mükemmel bir yoginin bilinci, doğal olarak, dar bir bedenle değil, evrensel yapıyla bütünleşmiştir. Tüm maddesel cisimlerin en önemli belirtisi ve sağlaması gereken çekimsel şartı, ağırlığıdır. Fakat, ister Newton’un bahsettiği “kuvvet” şeklinde, ister Einstein’ın “ataletin belirişi” dediği yer çekimi, bir ustayı, ağırlık özelliği sergilemesi için zorlamakta güçsüz kalır. Kendisinin, her yerde ve her zaman mevcut olan Ruh  olduğunu bilen biri, artık uzay-zamandaki bir bedenin hantallığından etkilenmez. Kişiyi adeta hapseden halkalar, şu çözülmeyi ortaya çıkarır: “Ben, O’yum!”

“ve Tanrı dedi: Işık olsun; ve ışık oldu.” (Tekvin 1:3)
Evrenin yaradılışında Tanrı’nın ilk emri, yapısal öz olan ışığı var etti. Bütün tanrısal belirişler, bu maddesel olmayan ortamın ışın demetleri üzerinde ortaya çıkar. Her çağın bilgeleri, Tanrı’nın alev ve ışık olarak göründüğüne tanıklık ederler. “Gözleri alev alev yanan bir ateşti sanki,” diye anlatıyor bize Yuhanna, “…ve yüzü, tüm gücüyle parlayan güneş gibiydi.” (Vahiy 1: 14-16)

Tam ve doğru meditasyon sayesinde bilincini Yaradan’la birleştirebilmiş olan bir yogi, evrenin özünü ışık, yani hayat enerjisinin titreşimleri olarak algılar; onun için, suyu oluşturan ışık ışınlarıyla, toprağı oluşturan ışık ışınları arasında bir fark yoktur. Maddeye bağımlı bilinçten, uzayın üç boyutundan ve dördüncü boyut olan zamandan bağımsız olan bir usta, ışıktan yapılmış bedenini, toprak, su, ateş ve havanın ışık ışınları aracılığıyla veya bunların üzerinden, hiçbiri için değişmeyen bir kolaylık ve rahatlıkla nakledebilir.

“Gözünüz sağlamsa, tüm bedeniniz ışıkla dolu olur.” (Matta 6: 22)
Kişiye özgürlük veren ruhsal göz üzerinde uzun süreli konsantrasyon, yoginin, maddeyle ve onun yerçekimsel ağırlığıyla ilgili tüm yanılsamaları yok etmesini sağlar; bu durumda yogi, evreni, Tanrı’nın yarattığı şekilde görmektedir: Özde farksız olan bir ışık kütlesi.
“Optik imgeler,” diyor bize Harvard’dan Dr. L. T. Troland, “sıradan ‘yarım tonlu’ oymalarla yani gözün fark edemeyeceği kadar küçük noktalamalarla aynı prensipte yapılmıştır… Retinanın duyarlılığı o kadar büyüktür ki, doğru cinste ışığın nispeten az bir kuantası bile bir görsel hassaslık meydana getirebilir.”
Mucizeler yasası, yaradılışın özünün ışık olduğunu idrak etmiş her insan tarafından çalıştırılabilir. Bir usta, ışık olayıyla ilgili yüce bilgisini kullanıp, her zaman her yerde mevcut olan ışık atomlarını, bir anda, sanki perdeye bir görüntü yansıtırmış gibi, algılanabilir belirişler şeklinde maddi evrene yansıtabilir. Yansımanın o anki şekli yoginin isteğine, iradesine ve zihninde canlandırabilme gücüne bağlıdır.
İnsan geceleri, rüya-bilinçliliği durumuna girip, gün boyunca kendisini sıkıştırıp duran yanlış ve bencilce sınırlamalardan kaçar. Uyku, kendi zihin gücünün her şeye yeteceğine dair, her gün tekrarlanan bir kanıttır.
Her insanın, bazı rüyalarında kısa bir an için deneyimlediği, o özgür ve koşullara bağlı olmayan bilinç hali, Tanrı’ya odaklanmış bir ustanın sürekli olarak içinde bulunduğu ruh halidir. Bütün kişisel dürtülerden arınmış olan yogi, kendisine Yaradan tarafından verilmiş olan yaratıcı iradeyi de kullanarak, bir kişinin içtenlikle sunduğu herhangi bir duayı gerçekleştirmek için, evrendeki ışık atomlarını yeniden düzenleyebilir.
“Ve Tanrı dedi; Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne ve yerde sürünen her şeye hakim olsun.” (Tekvin 1: 26)
Yaradılış ve insan, bu amaç için var edilmişti: Kozmos üzerindeki hakimiyetini bilip, mayanın efendisi olarak yükselsin diye.

Bir Yogi’nin Otobiyografisi – Paramahansa Yogananda


 

Panteizm, Ateizm ve Panenteizm Bağlamında Spinoza'nın Tanrı Anlayışı

Tanrı'nın varlığı ve mahiyeti, kanıtlanması, sıfatları, Tanrı-alem, Tanrı-insan ilişkisi Din Felsefesinin en temel ilgi alanlarından birisidir. Felsefe Tarihinde Tanrı hakkında konuşmamış ya da yazmamış düşünür yok gibidir. Bu konuda her düşünür ve filozof tarafından kaçınılmaz olarak ele alınmaktadır.

XVII. yüzyılda yaşayan, tüm eserlerinde en belirgin konu olarak Tanrı düşüncesini işlemiş bulunan ve felsefesi Tanrı düşüncesine dayalı olan Spinoza da bu düşünür ve filozofların birisidir. Kimileri onu, çok yaygın olduğu üzere panteist olarak nitelerken, kimileri de ateist, materyalist, natüralist veya akozmik olarak görmektedir. Az da olsa bazı yorumcular, onu panenteist olarak nitelendirmektedir. Bu çalışma Spinoza merkezli bu tartışmalara hem doğrudan Spinoza'nın eserleri hem de din felsefesindeki Tanrı anlayışları bağlamında açıklık getirmeye ve cevap bulmaya çalışmaktadır.

Yazar: M. Kazım Arıcan
Yayınevi: İz Yayıncılık
Sayfa sayısı: 192
ISBN: 975355570-9
Basım tarihi: Istanbul / 2004 - Temmuz

 

Ölümden Sonra Neler Oluyor?
Sınır Ötesi Yayınları
· Basım Tarihi : 01 - 2008
· ISBN : 975-8312375
  235 Sayfa


ÖLÜM OLGUSU HİÇ BU KADAR DERİNLEMESİNE İNCELENMEDİ... TÜM YÖNLERİYLE ÖLÜM NEDİR? ÖLÜMDEN SONRA NELER OLUYOR?... Ölümü ele aldığımız bu kitabımızın sonuna geldiğinize göreceksiniz ki doğum da size çok farklı görünmeye başlayacak ve böylelikle ölümden sonra sonsuz evrenin içinde, bu dünyadan çok daha ileri düzeyde bulunan Galaktik Uygarlıklar içinde bir gün bizlerin de yer alabileceğimiz gerçeği ile yüzyüze geleceksiniz. Bu sonsuz evrende, bu sonsuzluğa uzanan yolda ilerleyen insanlık ailesi olarak, bir gün hepimiz bu dünya gezegeninden ayrılacağız... Ve o zaman bu gezegende yaşadıklarımızın tümü, kozmik bir anı olarak ruhsal hafızamızda saklı kalacaktır. Kitabın içeriğini sizlere daha fazla tanıtmaya gerek duymuyoruz. Çünkü kitabın ismi, kitabın konusunu yeterince özetliyor: ÖLÜMDEN SONRA NELER OLUYOR?...

Ölümden Sonra Neler Oluyor?

Ezoterik - Batıni öğretiler ışığında Ölüm Ötesi Yaşam'ın sırları

Sonun sırrı,
başlangıcın sırrında saklıdır...

Biz insanoğlunun değişmez iki kaderi... Biri “Doğum” diğeri ise “Ölüm”... Bu ikisi arasında geçen ve adına “Yaşam” dediğimiz süreç içinde, her birimizin başından geçen pekçok ayrıntı birbirinden farklı olabilmektedir... Kendimizi şanslı ya da şanssız olarak nitelendirebiliriz. Birimizin yaşamı diğerimizden çok daha rahat ve kolay geçebilir. Evet... Her birimizin bu süreç içinde yaşadıkları tamamen kendisine özgü olaylarla doludur... Hiç birimizin yaşamı bir diğerine uymayabilir. Ancak bir “başlangıç” bir de “bitiş” hepimizin ortak kaderi olarak karşımızda durmaktadır. Hepimiz doğduk ve hepimiz öleceğiz. İşte bu noktada hepimiz eşitiz. Çünkü doğumu yaşayan her canlı ölümü de yaşayacaktır...

Gerçeğe dokunmak...

Sonunda öleceğini bilerek yaşayan tek canlı için insandır derler. Ancak bu gerçeği çoğunlukla aklımıza dahi getirmek istemeyiz. Sırf bu nedenle, isminden dolayı bu kitabı görüp, eline dahi almak istemeyen çok sayıda kişinin, kitapçının bu rafından hızla uzaklaşıp gideceğini biliyorum!... Ama yine biliyorum ki, birçok kişi de elini uzatıp, bu gerçeğe dokunmak isteyecektir.

Neden ölümden korkarız..

Ölüm korkusunun altında yatan gerçek nedir? Sahip olduklarımızı kaybetmekten mi? Artık dünyada yaşayamayacak olmaktan mı? Yaşam bize tüm zorluklarına rağmen yine de çok tatlı mı gelmektedir?
Çok haklı sebeplerimiz de var kuşkusuz... Sevdiklerimizden ayrılmak ve onları bir daha görememek gibi... Peki bu doğru mu.. Sevdiklerimizi bir daha göremeyecek miyiz..
Kabul etmek gerekir ki, “yok olma” fikri zaten tek başına insanı rahatsız etmeye yetiyor. Evet gerçekten de ortada yok olan bir şey var. Ama bu sadece bedenin yokoluşu... Biz fiziksel bir yokoluş görüyoruz. Bu yokoluşun nasıl bir yeni varoluşa atılan bir adım olduğunu tam olarak farkedemiyoruz.

Sonun sırrı, başlangıcın sırrında saklıdır.

Sonu iyi anlayabilmek için öncelikle başlangıcı iyi anlayabilmek gerekir. Başlangıcın sırrına erebilmiş olsaydık, hiç de sonun akıbetinden bu kadar korkuyor olmazdık. Çünkü sonun sırrı başlangıcın sırrında saklıdır.
Kitabın sayfaları arasında, ölüm anının meydana gelmesiyle birlikte adım adım, ölümün nasıl bir süreç olduğunu takip etmeye başlayacaksınız. Adım adım ölümden sonra neler oluyor, tüm bunları adeta yaşayarak hep birlikte göreceğiz.

Ölümü ele aldığımız bu kitabın sonuna geldiğinizde; doğum da göreceksiniz ki, size çok farklı görünmeye başlayacak ve böylelikle ölümden sonra sonsuz evrenin içinde bu dünyadan çok daha ileri düzeyde bulunan “Galaktik Uygarlıklar” içinde bir gün bizlerin de yer alabileceğimiz gerçeğiyle yüz yüze geleceksiniz.
Bu sonsuz evrende, bu sonsuzluğa uzanan yolda ilerleyen biz insanlık ailesi olarak, bir gün hepimiz bu dünya gezegeninden ayrılacağız... Ve o zaman bu dünya gezegeninde yaşadıklarımızın tümü, kozmik bir anı olarak ruhsal hafızamızda saklı kalacaktır.

Kitaptan bazı başlıklar:
-Öte Alem'in genel özellikleri
-Öte Alem'e geçiş süreci
-Ölenlere biz Dünya'dan yardım edebilirmiyiz?
-Cennet Cehennem
-Ölümün eşiğinden dönenlerin anlattıkları
-Ölümü yaşayanlar
- Bruce Wilis'in "6. His" filmi
-Ses bantlarındaki hayalet sesleri
-CBS televizyonu'nda gösterilen kanıtlar
-Öte alem'den Dünya ile bağlantı kurulabilir mi?
-Astral Alem nerededir?
-Kelebek etkisi
-Kozmik vazife

ÖTE ÂLEM’LE İLGİLİ BİLGİLER
HANGİ KAYNAKLARDAN DERLENDİ?

1– İnisiyatik Bilgiler'den ve Ezoterik-Bâtıni Öğretiler'den.
2– Dini metinlerdeki sembolik bilgilerden.
3– Öte Âlem'de bulunan çeşitli seviyelerdeki varlıkların anlatımlarından. Bu bilgiler medyomsal kanallardan elde edilmiş olup, dünyanın dört bir köşesinde benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Öte Âlem’in çeşitli kademelerinde bulunan varlıkların içinde bulundukları durumu, gözler önüne sermesi bakımından, bu celse zabıtları çok büyük bir öneme sahiptir.
4– Öte Âlem’deki “Vazifeli Rehber Varlıklar”dan.
5– Öte Âlem dışındaki “Ruhsal İdare Mekanizması”na bağlı bulunan ileri seviyeli ruhsal varlıklarla kurulan medyomik irtibatlardan. (1)
6- Parapsikoloji Bilimi'nin gerçekleştirdiği teorik ve pratik çalışmalardan.
7- Ölüme yakın deneyim yaşayanların izlenimlerinden.
8- Geçmiş yaşamını hatırlayanların anlattıklarından.
9- Normal yollarla açıklanamayan, “Yaşanmış Esrarengiz Olaylar”ın incelenmesinden elde edilen bilgilerden.
10- Rüyalar kanalıyla aktarılan bilgilerden.
11- Astral Seyahat yapan kişilerin Öte Âlem hakkında verdikleri bilgilerden.

Evet... Artık adım adım, Öte Âlem’in derinliklerine doğru ilerlemeye başlayabiliriz...

 

 


Tanrı'nın Yaşadığı Yer
Spiritüel Araştırmalar Serisi 1 - Paranormal Bilimi ve Beyinlerimizin Evrenle Bağlantısı
Melvin Morse, Paul Perry

Erko Yayıncılık / Spiritüel Araştırmalar Dizisi

Melvin Morse ve Paul Perry Tanrı'nın varlığını ve ölümden sonra hayatın devam ettiğini bilimsel kanıtlarla ortaya koyuyorlar ve okuyucusunu beynimizdeki sağ temporal lobu, spiritüel deneyimler sırasında aktif hale gelen

"Tanrı Noktası"nı, keşfetmeye davet ediyorlar.

"Ölüme yakınlık" ve diğer spiritüel deneyimlerin bedenin, zihnin ve ruhun acılarını tedavi edebileceğine dair kanıt var mı?

Spiritüel üstatların aydınlanma diye isimlendirdiği bir "evrensel güç kaynağı" ile iletişim kurmanın basit yolları mevcut mu?
İnanmayanların dikkate almadığı ölümden sonra hayat fikri için bilimsel kanıtlar var mı?

Beyinlerimizde Tanrı ve evrenle iletişim kuran bir noktanın varlığına dair bilimsel kanıt mevcut mu?

"Tanrı'nın Yaşadığı Yer"de, Tanrı Noktası'nı yalnızca mistik deneyimler yoluyla değil, dua ve meditasyon gibi bireysel yoğunlaşma biçimleriyle de uyandırmanın yolları açıklanıyor. Aynı zamanda beden-dışı deneyimler, melek ve hayaletler, reenkarnasyon gibi merak uyandıran konularda yapılan araştırmalar, 20 yıldan uzun bir süredir çocuk ve yetişkinlerde ölüme yakın deneyimler üzerine çalışan Morse'un tıbbi kariyerinden kaynak bulan anlayışıyla harmanlanan bilimsel verilerle birlikte somut bir gerçekliğe kavuşuyor.

Evrensel bir hafıza bankasıyla iletişim kurmanın sırlarını anlatarak insanın bedenin dışındaki kimliğiyle tanışmasını sağlamayı amaçlayan "Tanrı'nın Yaşadığı Yer", bilimsel deliller ve ilginç vakalardan yaptığı örneklemelerle ilham verici bir kitap.
Melvin Morse ve Paul Perry'in beraber yazdıkları kitaplar dünyada çok satanlar listesine girerek 30 dan fazla dile tercüme edildi.

Çeviren: Ceren Günger - 224 sayfa, 3. hamur, ISBN: 9944-338-13-3; Boyut: 14x20 cm; Baskı Tarihi: Ekim 2006
Özgün Dili: Türkçe; Özgün Adı: Where God Lives

 

Ki Enerjisi: Zihin ve Bedeni Bütünleştirmek İçin Dört Temel Uygulama

Bugün teknoloji hayatımızın her alanına girmiştir. Daha da etkileyici makinelerin gelişimiyle bu süreç devam etmekte, bilgisayarlar insan gücünü gereksiz kılmaktadır. Bilimin bu kadar ilerlemesine rağmen kendi potansiyelimizi anlamak ve kendi iç varlığımızı, özümüzü görüp, kendimizin farkına varmak konusunda pek de yardımcı olamadığını görmekteyiz.

Bu bilimin bizim için yapmasını beklemenin anlamı yok. Her birimizi kendi gücümüzü ve doğamızı anlama sorumluluğunu almak zorundayız. Çin klasiği Saikontan'da insanlar, evrenin kendilerine verdiği sonsuz gücü unutarak kapılarda dilencilik yapan zavallılara benzetilir.

Evrenin insanlara verdiği sonsuz güç, hepimizin içinde var olan Ki enerjisidir. Hemen hemen her kültür Ki enerjisini şu ya da bu şekilde kendilerine göre açıklamıştır. Hindistan'da adına Kundalini denmiştir. Çin'de Chi diye anılmıştır.

Ki enerjinizi güçlendirmek yaşamınızda çok büyük değişikliklere neden olacaktır. Yaşamınızda bedensel güç, dayanıklılık, mutluluk ve başarı istiyorsanız evrensel Ki ile bütünleşmek için çalışmalısınız.

Evrensel Ki ile bütünleşmek için zihin ve bedeni birleştirmek şarttır. Zihin ve bedenin bütünleşmesi bir binanın temeli, bir ağacın kökleridir. Bir gökdelen ancak sağlam bir temel üzerine inşa edilebilir. Uzun, sağlam bir meşe, güçlü bir kök yapısı olmadıkça sadece şiirsel bir düşüncedir. Modern insanın yanılgısı, kökler oluşmadan çiçekler üretmeye çalışmasından kaynaklanmaktadır.


Aikido'nun büyük ustası Koichi Tohei bu kitabında herkesin yapabileceği egzersizlerle kişisel Ki'nizi nasıl güçlendirebileceğinizi ve bunun dört temel prensibini anlatmakta ve resimlerle göstermektedir.

Bu kitapta açıklanan dört temel prensibi öğrenen kişi, yalnızca kendi zihin ve bedenini bütünleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda başkalarının bunu yapmasına nasıl yardımcı olacağını da öğrenecektir.

Yazar: Koichi Tohei
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 111
ISBN: 975-7200-64-6
Basım tarihi: Ocak 2000

 

REİKİ "EVRENSEL YAŞAM ENERJİSİ"
Yazarı: GÜLÜM OMAY GÜNEL
Hazırlayan:
Yayınevi: STAR AJANS
Yayın Yeri: ANKARA
ISBN NO:
Yayın Yılı: 2000
Dili: Türkçe
 

Türkçe başvuru kaynaklarının sayısı zaman içerisinde arttı ve artık kitapçıların raflarında Reiki ile ilgili birçok esere rastlamak mümkün. Bir kısmı çeviri olan bu eserlerin arasında Türkiye’de eğitim vermekte olan Reiki Master’larına ait, özenle hazırlanmış eserler de mevcut.

Reiki Nedir?

Reiki, şifa ve ruhsal çalışma tekniklerine dayanan binlerce yıllık bir öğretidir. Kaynağı Tibet olduğu sanılan bir uygulamadır. Oldukça kolay, herkes tarafından öğrenilebilen bir tekniktir.
Kanji Japoncası iki kelimeden oluşan Reiki: “Her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi” anlamındadır (Rei: Her yerde varolan - Ki: Ruhsal yaşam enerjisi). Reiki üstatlarından bayan Takata Reiki’yi, “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme etmiştir. Çoğunluğun kabul ettiği tanım da budur.
Reiki, doğası gereği ruhsal bir çalışma olmasına rağmen, herhangi bir dogması yoktur ve hiçbir dine ya da inanca bağlı değildir. Uygulaması çok güçlü olan ruhsal bir deneyimdir. Aynı zamanda, uygulayıcılarda psişik duyuları güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar.

Reiki öğrenmek insanın entelektüel kapasitesine bağlı değildir. Hocadan öğrenciye kolaylıkla aktarılır; uzun yıllar süren uygulamalar gerektirmez. Reiki, kişinin yeteneklerine dayanmayan, şifanın saf halidir. Bu yüzden, herkes tarafından kolayca öğrenilebilir. Uygulama bir kere öğrenildikten sonra, ömür boyu kullanılabilir. Hem kendinize, hem başkalarına kullanılabilir olması Reiki’nin en önemli avantajlarından biridir.

Alternatif tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen, alternatif bir tıp yöntemi değildir. Tıbbî müdahalelerin yerine geçmez. Tıp tedavilerinin olumsuz yan tesirlerini azaltmanın yanı sıra, tedavinin olumlu sonuçlarının gelişmesine katkıda bulunur. Ağrıyı ve stresi azaltarak veya yok ederek pozitif forma girmenizi sağlar.

Reiki, farkındalığı olan bir enerjidir. Hiçbir zaman zarar vermez, her zaman doğru biçimde yardımcı olur. Uygulanan insanın ihtiyaçlarına göre yarar sağlar. Reiki verme konusunda hiçbir zaman endişe duyulmamalıdır. Kullanıcı, bu güçlü enerjiyi kanal olarak uyguladığı için, kullanıcının kişiliği enerjiyi etkilemez.

Reiki, hemen her zaman, her türlü ağrı ve rahatsızlıkların hızla iyileşmesinde etkilidir. Ayrıca, ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır. Algılamaları herkeste farklı olsa da ortak bir konusu vardır; o da günlük olarak harcadığınız enerjiyi bedene geri kazandırmaktır. Böylece, duygusal ve zihinsel olarak oluşacak dengesizlikler engellenir. Reiki, bedendeki enerjileri dengeler, rahatlamanızı sağlar. Aynı zamanda stresle karşılaştığınız durumlarda pozitif tepkilerinizi arttırır. Reiki, ruhsal gelişiminizi pozitif yönde destekler.

Reiki uygulayanlar ya da uygulananlar, kendilerini daha iyi tanıma fırsatını bulurlar; daha yüksek bilince, sezgiye, farkındalığa ulaşırlar. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: Huzur, rahatlama ve güvendir. Yapılan Reiki uygulamaları, iyileşmeyi yumuşak geçişlerle sağlar.


Reiki'nin Tarihçesi

Birçok eski kültürde olduğu gibi Japon kültüründe de bilgilerin nesilden nesile geçmesi ağızdan ağıza olmuştur. Maalesef, bu durum birçok bilginin kaybolmasına yol açmıştır. Reiki uygulayan birçok kişi bugün kullandığımız tekniklerin önce Hindistan’da Budha tarafından, daha sonra da Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanıyor.
Bir kısım uygulayıcı da Reiki’nin doğuşunun Mu ve Atlantis uygarlıklarına kadar uzandığına inanır. Tabii ki, yazılı kanıt olmadıkça insanlığın bu bilgiye nereden ulaştığı kesin olarak söylenemez.

Kesin olarak söylenebilecek bir şey vardır ki, o da Reiki’nin Dr. Mikao Usui tarafından, 19. yüzyılda yeniden keşfedildiğidir. Dr. Usui’nin, Tokyo’daki mezarı dışında hayatı ve çalışmaları hakkında çok az belge bulunmaktadır.

Bulunan bazı bilgilerin de Usui’nin hayatını ve bilgilerini Batıya uyarlamak için bazı Reiki hocaları tarafından yok edildiği söylentisi vardır. Mantığa uygun olarak Usui’nin efsanesinde, hala birçok boşluk bulunmaktadır.


Reiki Nasıl Çalışır?
Herhangi bir canlı, yaşadığı sürece onda yaşam enerjisi dolaşmakta ve onu çevrelemektedir. Yaşam enerjisi olarak adlandırdığımız bu enerji tüm kültürlerde farklı kelimelerle yer alır. Çinlilerde “Chi” (ki), Hintlilerde “Prana”, Avrupa ya da Amerika’da “ışık, bio enerji, kozmik enerji”, Tasavvufta; “Nefes” olarak geçer. Bu yaşam gücü enerjisi, canlılara doğumla birlikte verilmiştir.

Kendinizle birlikte hayata belli bir miktar “ki” getirirsiniz ve günlük yaşantınızda bunu kullanırsınız. Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Yeterli enerji dolumu sağlanamıyorsa fiziksel ya da duygusal bitkinlik yaşarsınız, normalden daha öfkeli ve depresif olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. Reiki, daha fazla yaşam enerjisi kullanmanızı sağlayan doğal ve basit bir yöntemdir.

Günlük kullandığınız enerjinize güç katıp bedeninizdeki enerjiyi dengeler. Reiki’yi aktarırken uygulayıcı bir kanal olur. Bu özelliğinden dolayı; uygulayıcının enerjisi tükenmez, aksine, kullandıkça güçlenir ve şarj olur.

Evrende her şey hareket eder ve titreşir. Her şeyin kendine has bir titreşim hızı vardır. Çevremizde yer alan bizim titreşim hızımızdan düşük ya da yüksek olan diğer titreşimlerden olumlu ya da olumsuz etkileniriz. Olumsuz etkilendiğimiz zaman hastalıkları oluşturmaya başlarız. Reiki yapılan süreç, hastanın titreşim hızının düzeltildiği süreçtir.

Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesi için bir etken işlevi yapar.

Bizler zihnimizi mikroskop altına koyamadığımız için hücrelerimizi mikroskoba koyup inceleriz. Sadece beden üzerine odaklanıp zihin-beden bütünlüğünü gözden kaçırırız. Oysa, zihin ve beden arasındaki ilişki öylesine bütünleşmiştir ki, psikolojik ya da duygusal nedenleri bulunamayacak hiçbir hastalık yok gibidir. İşte bu bağlamda Reiki, bizlere kalbimizle düşünmenin yollarını açar.


Çakra ve Aura Nedir?

ÇAKRA NEDİR?

Bedenimiz üzerinde, çakra adı verilen enerji merkezleri vardır. Çakra, Sanskritçe (eski Hint dili) bir kelimedir. Birçok eski metinde ya da kutsal kitapta değişik isimlerle anlatılır. Sözlük anlamı olarak baktığımızda, “tekerlek” veya “çark” anlamındadır. Bu bize, enerjinin spiral dönüşlerini hatırlatmaktadır.
Tekerlek, hayatın döngüsel durumlarının büyük bir sembolüdür. Eski bir kelime olmasına rağmen, çakranın şu anda yeni çağın bir kelimesi olduğunun söylenmesi şaşırtıcıdır.

Çakralar, saklı enerjilerin çalışma ağının bir parçasıdır ve gözle görülmeyen enerji, bedenimiz üzerinde, çarka benzeyen delikler halindedir. Geniş ağızları olan, bedene yaklaştıkça daralan, uzun ince hunilere benzerler. Yüksek katlardan gelen enerjileri bedenimize aktarma görevi yaparlar. Bunları, bedenimize gelen enerjilere açılan küçük birer kapı gibi düşünebiliriz.

Her çakra, farklı frekanstaki bir enerjinin giriş kapısıdır. Bu enerji kanalları, insan vücudunda yaşam enerjisini dolaştırır ve enerji akışını dengeler. Ne zaman bu kapılardan birinde tıkanma oluşursa, bedenin enerji alımı güçleşir: İşte problemler böyle başlar. Çünkü, bedeni besleyen enerji akımı kısıtlanmış olur. Çakralar düzgün çalışmadığı zaman beden, sağlığını korumakta zorlanır.

Yaşam enerjisi, çakralar yolu ile bedende dolaşım sağlar. Çakralar, birçok insanda minimal düzeyde çalışmaktadır. Eğer düzenli bir enerji alışverişi olursa, bilincimiz de daha şuurlu bir seviyeye ulaşır.

Bütünü ile enerji alışverişine açık olan insan vücudunda, bu enerjilerin dönüşüme uğratıldığı noktaların sayısı hakkında çok farklı bilgiler bulunmaktadır: Bunların 150.000, 100.000, 90.000 olduğunu söyleyen eski metinlere rastlamak mümkündür. Bilinen ikincil çakralar 21 kadardır.

Vücudumuzdaki ana merkezleri kontrol eden çakraların yedi tanesi çok önemlidir. Beden üzerinde, omurga boyunca yer alırlar. Çeşitli şekillerde, büyük salgı bezleri ve sinir ağı merkezleriyle kesişirler. Reiki, çakralar ve salgı bezlerinin ortak çalışması ile beden üzerinde bir hareket kabiliyeti kazanır.


Birinci çakra (Kök çakra):Kuyruk sokumu üzerindedir. Burada böbrek üstü bezleri vardır. Böbrek üstü bezleri, her iki böbrek üzerindedir ve beden sıvılarının kimyasal yapısını kontrol ederler.
İkinci çakra (Sakral): Göbek deliğinin altında, karın bölgesindedir. Burada yumurtalıklar, erbezleri ve prostat bezi vardır. Bu çakra hem cinsel, hem de yaratıcı enerjiyi kontrol eder.
Üçüncü çakra (Solar pleksus–güneş sinir ağı merkezi): Mide çakrasıdır. Göğüslerin altında göbek deliğinin üzerindedir. Burada mide, karaciğer, dalak gibi organlar bulunmaktadır. Salgı bezi olarak, midenin hemen arkasında pankreas vardır. Pankreas ensülin salgılar, bu da kan şekeri düzeyinin dengelenmesinde ve karbonhidratların metabolizmasının kontrolünde önemli rol oynar.
Dördüncü çakra (Kalp çakrası): Göğüslerin ortasındadır. Burada timüs bezi bulunur. Timüs bezinin çalışması ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki vardır.
Beşinci çakra (Boğaz çakrası): Önde gırtlak çıkıntısından başlayarak boynun arkasında, omurilik soğanının hemen altında son bulur. Burada tiroit bezi vardır.
Altıncı çakra (Alın çakrası–üçüncü göz): Alın üzerindedir. Burada hipofiz salgı bezi vardır. Bu bezin işlevi, büyümeyi ve metabolizmayı kapsayan hormonları salgılamaktır. Bu çakra hem fiziksel, hem de spiritüel anlamda görme ile doğrudan bağlantılıdır.
Yedinci çakra (Taç çakra): Başın üst kısmında bulunmaktadır. Burada epifiz salgı bezi vardır. İşlevi tıbbî açıdan tam olarak kanıtlanmamış olsa da büyüme ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Melatonin salgılar.

AURA NEDİR?

Canlı ve cansız her varlık, aura adı verilen bir enerji tabakasıyla çevrilidir. Kolay kavranmayan, görünmez, akışkan bir özdür. Canlıların bedeni etrafında yer alan ve uzun süreli elektrik akımları olarak alan oluşturan elektromanyetik alanlardır. Bu elektrik dalgaları, çeşitli renkler oluşturan salınımlar ve frekanslardır. Bu frekanslar çakralarla da yakından ilişkilidir.

Eterik, duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak farklı tabakalar oluştururlar. Bütün aura alanlarının kendi titreşim frekansları vardır. Hepsi kendi frekans sınırları içinde bir enerji hareketine sahiptir ve birbirinden ayrı değil, birbirleri içinde yayılırlar. Frekans alanları genişleyip yükseldikçe, farkındalığın yüksek şekillerine ulaşılır.

Kendimizi korumak için, bu enerji tabakalarını güçlendirmek mümkündür ve gereklidir. Rahatsızlıklar önce aura tabakalarında başlar ve fiziksel bedene doğru hareket eder. Aura tabakaları koruma sağladığı için, auramız zayıf olursa, alanımıza istenmeyen enerjileri toplayabilir ve enerji alanımızı daraltıp bizi hastalığa yatkın hale getirebilir.

Bu tabakalar, insanın sağlık durumunu belirleyen enerji kanallarıyla doludur. Enerji akışında meydana gelen engeller yüzünden rahatsızlıklar önce aurada başlar. Eğer tıkanıklıklar giderilmezse, bedeni etkilemeye başlar. Aura, canlının enerji olarak gerçek ifadesidir. O, insanın güçlerinin, düşüncelerinin ve duygularının toplamıdır.

 

Yunus Emre ve Tasavvuf
Abdülbaki Gölpınarlı (Abdûlbâki Gölpınarlı)
İnkılâp Kitabevi

 


Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri

Prof. Dr. Erkan Türkmen

· Nüve Kültür
· Basım Tarihi : 12 - 2007
· ISBN : 9789759854768


Mevlana'nın Türk Tasavvuf Şiiri üzerindeki etkisi hiç kuşkusuz tartışılamaz. Bu nedenle, onun manevi hocası Şems'in öğretileri bir çok konuyu aydınlatmak bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Şems ve Mevlana arasında nasıl bir bilgi alış verişi olduğunu, Şems'in kendi söylemlerinden öğrenmek mümkündür. Şems-i Tebrizi'nin bize bırakmış olduğu tek eser onun Makalatıdır. Makalat, konuşmalar demektir. Mevlana'nın Mesnevisi gibi bu eseri de Şems kendisi kaleme almış değildir. Konya'da bulunduğu iki buçuk yıl boyunca medrese ve camilerde verdiği vaazlardan oluşan bu eser, Mevlana'nın teşviki ile müritleri tarafından kaleme alınmıştır. Bu konuşmalar mecmuası Esrar-ı Şems al-Din-i Tebrizi veya Hırka-yı Şems-i Tebrizi unvanlarıyla da Mevleviler arasında bilinmekte idi. Fakat en yaygın unvanı Makalat-ı Şems-i Tebrizidir. Şems'in Makalatı gelişi güzel konuşmalarından oluştuğu için dil, üslup ve anlatımda yer yer kopukluklar ve örgüde istikrarsızlıklar görülür. Hitap edilen kimi kişiler de esrar perdesinde gizlidir. Yazanlar, sanki Şems'in konuşmalarını bazen özet halinde yazmaya çalışıyorlardı. Onun aşk denizi çok çalkantılı olduğu için her an yeni dalgalar meydana gelmekte ve fikirlerdeki durgunluk yok olmaktadır. Bunu kendisi de şu sözlerle ifade etmiştir: Bende yazı yazma alışkanlığı yok ve yazıya dökmediğim sözler bende kalır ve her an yeni bir şekil ve biçim alırlar (Makalat). Bu kitapta yer alan Şems'in konuşmaları (makalatı) karmaşık bir mozaikten kurulu olduğundan İran'da yayımlanan karşılaştırmalı metinler ile Türkçe ve İngilizce yapılmış çevirilerden de yararlanmak suretiyle yeniden düzenlenmiş ve konulara göre sıralanmıştır.

 

Hz.Ali'nin Selamı Var

Kenan Sarıalioğlu

Arka Kapak

İnsanlar sürekli tüketerek ve sadece dünyevi ihtiyaçlarının tatminine odaklanarak mutlu olamayacaklarını anladılar. Günümüzde hız ve baş döndüren teknoloji "hayatı kolaylaştırıyor" gibi görünse de, yalnızlık ve mutsuzluğa çözüm olamıyor. Hep eksik kalan bir şeyler oluyor. Maddi yaşamın ağırlığı insanın manevi ihtiyaçlarını da artırıyor. Soğuk çalışma hayatının, sevgiden uzak ilişkilerin ve seviyesiz iletişim bombardımanının altında ezilen birey, hayatına "anlam" katmak için manevi bir yol göstericiye ihtiyaç duyuyor.İşte böyle bir ihtiyacın farkına varan Hayykitap bir ilke imza atarak, "hit" olacak bir kitap serisini yayınlamaya başladı! "Hit"in açılımı "Herkes İçin Tasavvuf". Seri, Türk insanını bu topraklara ait gerçek tasavvufla tanıştırmayı amaçlıyor. "Herkes İçin Tasavvuf" serisi, piyasadaki diğer tasavvuf kitaplarından farklı. Farkı ise eserlerin seçiminde, profesyonel çeviride, çeviride kullanılan anlaşılır sade dilde ve okumayı kolaylaştıran rahat görsel tasarımda yatıyor. Ve tabii eser sahiplerinin tartışmasız büyüklüğünde.."Herkes İçin Tasavvuf" serisinin üçüncü kitabı Hz. Ali’nin divanından seçmeleri kapsıyor. "Hz. Ali’nin Selamı Var" adıyla yayınlanan kitapta Hz. Ali, politika, Allah aşkı, Peygamber sevgisiyle ilgili fikir ve duygularını şiirleştirmiş.Kitabın arka kapağındaki yazı özetliyor aslında Hz Ali’yi:"Zalime asla boyun eğmemiş ama mazluma sevgiyle eğilmiş ve ona gülümsemiş gerçek bir dosttur Hz. Ali. Güçlü bir dövüşçüdür ama kendi nefsi adına değil, Hak adına, mazlumlar adına savaşır. O, aynı zamanda içli bir şair, içli bir sevgilidir. Hepimizi onursuzlarla, yalancılarla, zalimlerle mücadeleye çağırıyor Hz. Ali. Bu savaşın sonunda ulaşılacak gerçek barışa, gerçek sevgiye olan özlemini dile getiriyor. Biz de onun selamını getiriyoruz size.."

Yazar:Kenan Sarıalioğlu

Sayfa Sayısı: 120
Baskı Yılı: 2006
Dili: Türkçe
Yayınevi: Hayykitap

 

Mevlana'nın Öğretileri

Ayrıntı için tıklayın

Mevlana'nın Öğretileri

Prof. Dr. Erkan Türkmen

Arka Kapak Yazısı:

“Ey dostlar! Nefsin iğnelerinden kurtulmak için acıların iğnelerine dayanın ve sabredin çünkü vücutlarından (maddi varlıklarından) kurtulanlara güneş sistemi ve yıldızlar secde eder...”

Neyi aşk kulağıyla dinleyen kimse onun giz âlemini algıla­ya­bilir. Neyin delikleri (makam perdeleri) bizim sır perdelerimizi yırtmıştır. Nasıl ki ney çalındığında onun sesini gizlemek müm­kün değildir, Allah aşığı da müzik dinlediğinde veya O’nu an­dı­ğında gizlenemez. Ahı ve feryadı duyulur. Ney âşıklar için pan­zehir yani teselli edicidir ve âşık olmayanlar için ise zehir gibi yani aşkı aşılayıcıdır. Neyin önerdiği aşk yolu basit bir yol değildir aksine tehlikeli ve fedakârlık isteyen yoldur, tıpkı Mecnun’un aşk yolu gibi. Mecazî aşkı anlamak için dünyalık akıldan (akl-ı cüz­den) evrensel akla (akl-ı küle) geçmek lazımdır. O zaman insan de­nizdeki balık gibi Allah aşkına doymaz ve her an yeni âlemleri (tecellileri) seyreder durur. Bu anlattıklarımı ancak olgunlaşmış (ilahi aşkı içinde hisseden) kişi anlayabilir. Anlamayanlara ise sözü kesip, selam verip geçmek lazım zira onların aklı henüz ilâhî sırları anlayacak düzeyde değildir.

İnanç konusunda taklit ve delilleri arayanlar, kimi kez şüp­he yüzünden derin kuyuya düşerler. Delil arayanların ayakları tah­tadandır ve bu türlü ayaklar sert (ve hissiz )oldukları için tem­kinli olamazlar. Bizim bilincimiz geçmiş olaylara dayanır oysaki geçmişi ve geleceği Tanrı perdelemiştir. Bu perdeleri yak, yok et ve ney’in düğümleri gibi onlara saplanıp kalma. Ney’in düğüm­leri çözülünce ve o bir sırdaş çalgıcıya kavuşunca ses vermeye başlar (sırları ortaya koyar) (MI / 2125-2203).

Kitap Adı: Mevlana’nın Öğretileri
Ebatları: 13.50 * 21.50
Sayfa Say.: 160

ISBN: 978-9944-116-89-3
 

 

Kum ve Köpük Avare

Allah düşündü: İlk düşüncesi melekti.

Allah konuştu: İlk konuşması insandı.

Hayatın adaletine duyduğum inancı nasıl kaybedebilirim ki! Ben biliyorum ki kuş tüyünde uyuyanların düşleri toprak üstünde uyuyanlarınkinden daha güzel değil.

Söylediklerimin yarısının anlamı yok. Ancak bunları sana, diğer yarısının anlamı tamamlansın diye söylüyorum.

Bir kadını anlamak ya da bir dahiyi çözmek ya da suskunluğun sırrını bulmak isteyen kimse kahvaltı yapmak için muhteşem bir uykudan uyanan adama ne kadar da benziyor!

Bilgin ile şair arasında yemyeşil bir ova uzanır. Bu ovayı bilgin katettiğinde bilge olur, şair ise peygamber.

Evet, Nirvana gerçekten var. Yemyeşil meralara kuzuları götürüşünde, uyuması için çocuğunu yatağa yatırışında, şiirinin son mısrasını yazışında.

Yazar: Halil Cibran
Yayınevi: Kaknüs Yayınları
ISBN: 975669803-9
Basım tarihi: Kasım 2002
 

Mistisizm ve Felsefe

Mistisizm kaynağını, dünyanın değişik kültürleri, dönemleri ve ülkelerinde anlatıldığı biçimiyle aynı veya benzer bir deneyim olarak mistik deneyimde bulur. Mistik deneyim dışa dönük yönüyle Tanrı ile dünyayı bir bütün olarak tecrübe ederken; varlığı her şeyde akmakta olan bir ve aynı yaşam ırmağının içten parlaması olarak görür. İçe dönük yönüyle de mistik deneyim kendi içinde evrensel ben veya Tanrı ile birleşen ya da bir olan salt beni tecrübe eder. Bu deneyim, sınırsız varlığın içinde eriyip yok olma ya da sufilerin "fena" dediği deneyimdir.

Felsefenin uzun tarihsel gelişiminde felsefe bağlamında serdedilen düşüncelerin bir çoğunun daha ilk elden akla dayandığının düşünülmesinden dolayı, mistik kökleri veya mistisizmle olan ilişkisi hep unutulmuştur.

Dolayısıyla bu alanda yapılacak bir çalışmanın "geçmişin yol göstericiliği olmadan tek başına bir yön çizmek zorunda olduğu" bir gerçektir. Bu yönüyle bu kitap mistisizm ve felsefe arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkinin niteliğini, mistik deneyimin duyu deneyimi karşısındaki konumunu ortaya koyma noktasında oldukça farklı ve dikkat çekici çözümlemeler sunuyor.

Yazar: Walter T. Stace
Yayınevi: İnsan Yayınları
Çevirmen: Abdullatif Tüzer
Sayfa sayısı: 352
ISBN: 975574378-2
Basım tarihi: Istanbul / 2004 - Ocak

 

Olduğun Yere Varmak

Bir Şey Yapmamak adlı bestseller kitabın yazarı Steven Harrison’dan, günlük yaşamın çabasız bir parçası olarak gördüğü meditasyon hakkında etkileyici bir eser. Hepimiz meditasyonun bedeni gevşetecek, içsel huzur bulmamızı sağlayacak ve bizler için yaşamı kolaylaştırıp mutlu yaşam yaşamamızı sağlayacak herşeye gücü yeten bir ilaç olduğunu düşünmekteyiz. Oysa bu şekilde yapılan bir meditasyon düşüncelerin vızıltısından, bedenin ağrı ve sızılarından başka bir anlama gelmemektedir.

Harrison bizlere, Olduğun Yere Varmak adlı kitabında meditasyonun gerçek doğasının ne olduğunu etkileyici bir şekilde anlatmaktadır: Meditasyon, varolmayan bir içsel huzuru içimizde yaratmak değil, yaşamlarımızın her ânında zaten varolan huzurun yeniden keşfedilmesi ve dışa yansımasıdır. Gerçek meditasyon uygulaması, gereksiz ritüellerden ve üstütların baskılarından arındırılmış, dikkatimizi farkındalığın kendisine yönlendirmemizi ve bu farkındalığın izlerini günlük yaşamda bulmamızı sağlayan bir uygulamadır.

STEVEN HARRISON, dünyanın pekçok bölgesini dolaşıp bir çok meditasyon yöntemini ve ruhsal öğreti konusunda çalışmalar yapmıştır. Bir Şey Yapmamak ve Olduğun Yere Varmak adlı kitapların yazarıdır. All Together Now International aldı ve Nepal’deki sokak çocukları için kurulmuş olan kâr amacı gütmeyen yardım kuruluşunun kurucusudur. Kitaplarından elde edilen gelirin tamamı bu yardım kuruluşuna aktarılmaktadır. Harrison, Boulder, Colorado’da yaşamaktadır.

Yazar: Steven Harrison
Yayınevi: Dharma Yayınları
Çevirmen: Çağlayan Yıldız
Sayfa sayısı: 289
 

Yaşam Şimdiki Andadır

Şimdiki zamana dönmek, şu anı yaşamak yaşamla temas içinde olmaktadır. Yaşam sadece şimdi ki zamanda bulunabilir, çünkü "geçmiş artık yoktur" ve "gelecek henüz gelmemiştir". Özgürlük, aydınlanma huzur, neşe ve mutluluk yalnızca şimdiki anda bulunabilir. Yaşamla randevumuz şimdiki andır.

Yazar: Thich Nhat Hanh
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
ISBN: 975-6529-12-1
Basım tarihi: Ocak 2004



Huzurun Kendisi Olmak

"Çevremizde gördüğümüz bütün bu çekişmeler, bu itiş kakışın kökeninde cahillik yatıyor. İşte bunun için Zen, bizde şimdiye kadar bize kapalı almış ve cahilliğimiz yüzünden düşlemeye bile olanak bulamadığımız alanları görmemizi sağlayacak Budistlerin deyimiyle, "üçüncü gözümüzü" açmamızı istiyor. Cahillik yüzünden oluşmuş bulutlar, sisler bir kere dağılırsa göklerin uçsuz bucaksızlığı gözlerimizin önüne seriliverir. Böylelikle ilk kez kendi varlığımızın iç yapsıını görüp tanıyabiliriz, o zaman yaşamın ne olduğun kavrayabilir, bir kör döğüşü ya da kaba güçlerin rastlantısal bir gösterisi olmadığını  anlayabiliriz." D.T. Suzuki Yaşamın bir kör döğüşü ya da kaba güçlerin rastlantısal bir gösterisi olmadığını görüp de kendi iç huzurunu, iç barışını yaratmak isteyenler için olan ki bu kitap bir başlangıç ya da tamamlayıcı olsun.

Yazar: Thich Nhat Hanh
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 128
ISBN: 9757200654
Basım tarihi: Ocak 2000

Buda Zihnini Kazanmak

Bu kitap Buda Zihnini kazanmaya, yani aydınlanmayı gerçekleştirmeye gönül vermiş ve bunu için ciddi bir çaba göstermeye istekli olan herkes için yazılmıştır.

Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Sheng Yen Usta kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak Buda Zihnini kazanmak, aydınlanmayı gerçekleştirmek isteyen kişilerde bulunması gereken koşulları ve bu koşulların neden gerekli olduğunu anlatmakta ve bu yola girmiş kişiye bazı içgörüler kazandırmak, cesaretlendirmek ve yol göstermek için bilgiler vermektedir.

İkinci bölümde ise Sheng Yen Ustanın gözetiminde yedi günlük yoğun meditasyon uygulamasından (Yedi Ch'an) geçen kişilerin yaşadıkları deneyimler aktarılmaktadır. Bu yoğun meditasyon uygulaması sırasında yaşadıklarını, duyumsadıklarını açık yüreklilikle ifade etmeleri kitaba derin bir boyut katmaktadır.

Yazar: Sheng Yen
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 201
ISBN: 975-7200-61-1
Basım tarihi: Nisan 2002

 

Konsantrasyonun Gücü / Patanjali'nin Yoga Sutraları Zihinsel Huzur / Ruhsal Huzur


Yoga zihindeki düşünce dalgalarının kontrolüdür.

Patanjali

Eski bir Sanskrit metinde şöyle bir beyit vardır:

'Dünyayı kim fetheder? Ancak kendi zihnini fetheden kişi'

Zihin kontrolü yoga öğretisinin candamarı, ruhudur. Yoga'nın yardımıyla zihninizi yoğunlaştırmayı ve denetlemeyi öğrenirsiniz.

Zihinlerini denetlemeye çalışmak insanların çoğunun hiç aklına gelmeyen bir konudur. Bunun için de ne yazık ki bu temel öğreti yalnızca zihinde bilgi biriktirmeye yönlenmiş olan çağdaş eğitimin ilgi alanı dışında kalmıştır. Aslında konsantrasyon duygumuzu geliştirmeden öğrendiklerimizi aklımızda tutmamız pek mümkün değildir.

Zihnimizi yoğunlaştırmayı öğrenemediğimiz için 'öğrendiklerimizi' tam olarak öğrenemiyoruz. Öğreneceğiz diye de gereğinden çok enerji harcıyoruz.

Gerçekten düşüncelerimizi nasıl dizginleyeceğimizi, zihnimizi nasıl yoğunlaştıracağımızı bilemediğimiz sürece tıpkı bedensel olanaklarını kullanmayan bir kötürümden başka bir şey değiliz. Potansiyelimizin çok azını kullanarak yaşarız.

Zihnimizin üç temel öğesi olan aklımız, duygularımız ve istencimiz, konsantrasyon gücümüzü geliştirip zihnimizi yoğunlaştırmayı öğrendikçe, birbirleriyle uyum içinde gelişeceği için kişiliğimiz kendiliğinden güçlenecek ve en yüksek derecede zihin kontrolü bizi ruhsal aydınlanmaya götürecektir.

Patanjali'nin Yoga Sutraları zihin ve ardındaki gerçek konusunda bilgi vermek ve yoga öğretisinin ne olduğunu anlamak için yazıldığı dönemden bu yana geçen ikibin yıl boyunca önemini hiç kaybetmemiştir.

Yazar: Chrıstopher Isherwood
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Çevirmen: Nur Yener
Sayfa sayısı: 135
ISBN: 975-6529-37-7
Basım tarihi: İstanbul / 2006 - Şubat


 

Tam Bilinçlilik / Tam Yaşam Bilincin Uyanışı

Krişnamurti hiç kuşkusuz çağımızın doğulu bilgeleri içinde en özgün, en yetkin olanların başında geliyor.

Amerika'da yaptığı konuşmaları içeren bu kitapta Krişnamurti önemle üzerinde durduğu bir gerçeği, bir yaşam anlayışını okurla paylaşıyor: kişinin kendinden yola çıkarak kendini öğrenmesi, kendi özünü gerçekleştirmesi gerçeğini.

Kişinin kendi içindeki akılalmaz derinliklere, zenginliklere ulaşabilmesi için ciddi bir çaba göstermesi gerektiğini söyleyen Krişnamurti bu kitapta, yaşam, sevginin ne anlama glediği, bilinç, acı, ölüm, kıskançlık, düşüncenin yapısı, bağımlılık, değişme ihtiyacı, uzayla kişi arasındaki bütünsellik, doğru ve yanlış kavramlar, gerçeği arama, dini deneyim, kutsallık gibi konularda kendisine sorulan soruları yanıtlıyor.

Yaşamı bütünüyle kucaklamak isteyenlere.

Yazar: Jiddhu Krishnamurti
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
Sayfa sayısı: 145
ISBN: 975-7200-40-9
Basım tarihi: Ocak 1998

 

Ego Yanılsamadan Kurtulmak

Ego ve onun oyunları: Evlilik onun oyunudur, para onun oyunudur, iktidar onun oyunudur. Tüm oyunlar egonun oyunudur. Toplum şu ana kadar oyunlar oynar ve halde kalmıştır; bu, dünyanın her tarafında sürekli devam eden bir olimpiyattır. Herkes yukarıya doğru mücadele ediyor ve diğer herkes onu bacaklarından aşağı çekiyor çünkü Everest'in zirvesinde hepinizin duracağı kar yer yok.
Seçebilirsin: Ya hayal kırıklığı, acı, mutsuzluk; o zaman egoya tutunmaya, onu beslemeye devam et. Yahut huzur, sükünet, saadet... Fakat o zaman masumiyetini yeniden kazanmak zorundasın.
Egonu bir kenara fırlat. Tüm egoyu paramparça et. Egoyu yok ederek, kendi özünü keşfedeceksin. Ve bu keşif mümkün olan en muhteşem keşiftir çünkü o mutlak saadete doğru bütünüyle yeni ve kutsal bir yolculuktur...
Ego bir buzdağıdır; onu erit.
Onu, derin sevginin içinde erit,
böylelikle o kaybolsun ve
sen okyanusun parçası haline gel.

Yazar: Osho
Yayınevi: Ganj Yayınları
Çevirmen: Sangeet
Sayfa sayısı: 374
ISBN: 975-8817-34-5
Basım tarihi: İstanbul / 2006 - Aralık

 

İnsanın Gerçeği
'Kendini Bilmek'
P.D. Ouspensky


Ruh ve Madde Yayınları


Kendini bilmek ya da tanımak, insanın değişmesi zorunluluğunun doğal bir uzantısıdır. Değişmek, uyanmak, şuurlanmak için fazlalıkları terk etmek, içsel bir mücadeleye girişmek, özdeşleşmeyi kolaylaştıran bağımlılıklardan soyunmak şarttır. Üstün çaba gösterilmeden, kendi üzerinde çalışmadan değişmek, uyanmak, şuurlanmak mümkün değildir. Bütün inisiyatik öğretilerin temeli TERK'e dayanır.

Çeviren:  Ali Belbez, Erol Konyalıoğlu- 512 sayfa, Ciltsiz. hamur, ISBN: 975-8007-29-7; Boyut: 14cm x 20cm; Baskı Tarihi: 1997
Özgün Dili: İngilizce; Özgün Adı: In Search of The Miraculous 

 

 

Divan-ı Kebir - Seçmeler (4 cilt takım)
`"Büyük Divan" anlamına gelen Divan-ı Kebir Hz. Mevlana` nın heyecanla, gönül coşkunluğuyla söylediği ilahi aşk şiirlerini toplayan kitabın adıdır.

Beyit sayısı altı ciltlik Mesnevi beyitlerinin toplamının iki misli, yani Divan-ı Kebir` in rubai beyitlerini de dahil edersek, elli bine yaklaşmaktadır.

Bu mübarek divanı Tahran Üniversitesi profesörlerinden Firüzanfer merhum büyük ebadda yedi cilt halinde bastırmıştır. Biz pek güvenilir olan bu divanı esas tuttuk.

Bir Divan-ı Kebir beytinde, Hz. Mevlana şöyle söyler. `Ben sözü aşkla söylüyorum. Çünkü dersi aşktan alıyorum. Ben canımı onun önüne koyuyorum, ona armağan ediyorum, çünkü o pek azını kabul eder, her şeyi kabul etmez.` Hz. İkbal de bir şiirinde `Bir müslüman aşık değilse kafirdir.` demiştir. Hz. Mevlana da `Ben aşkı olmayan kişinin insanlığını inkar ederim.` (Divan-ı Kebir,III/1610) buyurmuştur... Yani bu şiirleri diğer şairlerin şiirleri ile mukayese etmeyiniz; bunlar ilahi aşk ile kendinden geçmiş bir velinin gönlünden gelen sesleridir
Yazar: Mevlana
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Çevirmen: Şefik Can
Sayfa sayısı: 1762
ISBN: 975-4373256
Basım tarihi: 2000
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

Ahmet Yesevi- Hayatı, Fikirleri ve Hikmetleri


Arka Kapak

Ahmet Yesevi yi Anlamak Mevlana yı, Yunus Emre yi, Hacı Bektaşi Veli yi Anlamaktır.

Anadolu’nun Türkleşmesinin ve İslamlaşmasının mimarı olan Hoca Ahmet Yesevi, Horasan Okulu’nun kurucusudur. Hoca Ahmet Yesevi’ye kadar ibadet ve eğitim dilleri Türkçe değildi.

Hoca Ahmet Yesevi öğrencilerini Türk dili ile eğitmiş, ibadet dilini Türkçeleştirmiş ve bunun sonucunda göçebe Türk boylarının İslama katılımını sağlamıştır.

Yüz binlerce insanın inanmasına neden olmuş, binlerce mürşit yetiştirmiştir. İnsanları İslam dinine çekmeye çalışan, gayret eden, koşturan dervişler ve halifeler yetiştirmiş, yol göstermiş, tehlikenin karşısına çıkmış, sorunları kökünden çözecek çözümler getirmeye gayret etmiştir. Gayretlerini Türkistan la sınırlı tutmamış, gücünün yettiği her yere ulaştırmıştır. Öğrencileri hem Asya yı, hem Avrupa yı, hem de Anadolu yu İslamlaştırmıştır.

Anadolu’yu biçimlendiren Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Saru Saltuk, Geyikli Baba gibi tasavvuf önderlerini eğiten Hoca Ahmet Yesevi, Anadolu’yu hiç görmemesine rağmen, gönlünü bu topraklara vermiştir.

"Kafir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allah’ı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol."

Derleyen:Ahmet Seyrek

Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2006
Dili: Türkçe
Yayınevi: Kar Yayınları

 

Bir Olmak

Musevilik, Hıristiyanlık, Budizm, İslam:

Dünyadaki dinlerin hepsi kendilerini izleyenlerin farklı aydınlanma yolları aramalarını istiyor görünürler. Fakat görünürdeki farkların altında evrensel bir hakikat haznesi yatar.

BİR OLMAK, bu inançları tek kitapta, her dinin kutsal metnindeki güncel sözcüklerle bir araya topluyor.

Yazar: Jeffrey Moses
Yayınevi: Samsara
ISBN: 975-8729-17-9
Basım tarihi: Eylül 2003

 

Hz. Ali'nin Öğretileri
Yazar: Hasan Ali Özden
Yayinci: Kar Yayınları
Dizi: Araştırma Dizisi
Sayfa: 166 s.
ISBN: 975-6155-52-9
Boyut: 13x19,5 cm

Rivayet odur ki; Hz. Ali bir savaşta düşmanıyla vuruşurken rakibini yere düşürür. Kılıcını kaldırıp düşmanına tam vuracakken rakibi hışımla Hz. Ali'ye tükürür.
Düşmanının şaşkın bakışları arasında Hz. Ali kılıcını indirir. Şaşıran rakibi Hz. Ali'ye kendisini neden öldürmediğini sorar.
Bunun üzerine Hz. Ali; "Savaşırken seni öldürseydim bunu Allah için yapmış olacaktım. Fakat sen bana tükürdükten sonra eğer seni öldürseydim, bunu nefsim için yapmış olacaktım" der.
Hz. Muhammed'in 632 yılında ölümünün ardından, yerine kimin geçeceği tartışmaları başladı.
Ortada yazıya dökülmüş bir belgenin olmaması doğal olarak iktidar savaşlarını başlattı. Kimilerine göre gelenekler, kimilerine göre soy olarak Hz. Muhammed'e yakınlık, kimilerine göre ise bilgi önemliydi. Gelenekçilere göre Hz. Ebu Bekir, yakınlık ve bilgi düzeyini savunanlara göre Peygamber'in amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali halife olmalıydı. Hatta kimi hadislere göre Hz. Muhammed, Veda Haccı’nda binlerce kişinin önünde, "Benden sonra sizin imamınız Ali'dir" demişti.
Ancak halife, Hz. Ebu Bekir oldu. İkinci halife Hz. Ömer ve üçüncü halife Hz. Osman'ın ölümünden sonra yeni bir halife adayı ortaya çıkmayınca, yani tam 24 yıl sonra 656 yılında Hz. Ali halife oldu.
Hz. Ali'nin, Mısır'a tayin ettiği Malik bin Ejder'e yazmış olduğu mektupta; "Oraya gittiğinde tüm insanlara hiçbir ayrım yapmaksızın hizmet götüreceksin, bu insanlar Müslüman olmuş, olmamış önemli değil" diyerek, yüzyılları aşan büyük erdemliliğiyle, devlet adamlığının en üst mertebesine çıktığını göstermesi açısından çok önemlidir.
Hz.Muhammed'in yolunun özünü kavrayan, yakalayan Hz. Ali, bu yolla bütünleşmiştir. Bu nedenle Şiiler ve Aleviler, bu kendilerinin de sahiplendikleri ve izledikleri yola "Muhammed-Ali Yolu" derler. Hz. Ali adaleti, doğruluğu, cesareti, affediciliği ve savaşçılığıyla tüm İslam coğrafyasında yaşayan insanların kalbine taht kurmuştur.



 

Fususu'l Hikem
Klasik anlamıyla bir tasavvuf kitabı olmayan Fusûsu’l-Hikem, Batılıların teozofi, İslam filozoflarının ise ilm-i ilahi veya marifetullah dedikleri bir disiplini temellendirmeyi hedefleyen orijinal bir yapıttır. Fusûsu’l-Hikem’in Arabî’nin öğrencisi Sadreddin Konevî’nin kullandığı anlamda bir metafizik kitabı olduğunu, Tanrı’nın varlığını, O’nun âlemle ilişkisini konu edindiğini söyleyebiliriz.

Fusûsu’l-Hikem düşünce tarihimizde en çok şerh edilmiş eserlerden birisidir. Onun tarih içindeki etkinliği öncelikle bu şerhler sayesinde mümkün olmuştur. Farklı fikrî coğrafyalara mensup kişilerce şerh edilmiş, dahası Fusûsu’l-Hikem şerhi yazmak bir düşünsel ustalık ölçüsü olmuştur.

Fusûsu’l-Hikem çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Kimi zaman fakih ve kelamcılar tarafından eleştirilmiş, bu eleştirilere sûfilerce çeşitli cevaplar verilmiş ve böylece farklı bir literatür oluşmuştur.

İslam düşünce tarihinin en önemli entelektüel geleneklerinden birisinin kurucusu olan İbnü’l-Arabî’nin başyapıtı Fusûsu’l-Hikem, şimdi yepyeni bir çeviri ve şerhle okurun karşısında. Bu yeni çeviride Arabî’nin çetrefil metninin çok daha kolay nüfuz edilebilir olduğunu göreceksiniz. Gerek bölüm sonlarındaki notlar, gerekse kitabın ikinci kısmını oluşturan şerhin rehberliğinde Arabî’nin karmaşık gibi görünen düşünsel sisteminin düğüm noktaları çözülüyor. Ekrem Demirli yalnızca metni şerh etmekle kalmıyor, belli başlı Fusûs yorumcularının görüşlerine de yer vererek, geçmişte bu metnin nasıl algılandığını aktarıyor.
Yazar: İbnül Arabi
Yayınevi: Kabalcı Yayınevi
ISBN: 975-997-072-4
Basım tarihi: Temmuz 2006
Kategori: Sufizm / Tasavvuf
 

Fütuhat-ı Mekkiyye - 11
• Mele-i A'la'nın tartışmasının Musevi mertebeden bilinmesi
• Tümel Alemin karışmasının Muhammedi Mertebeden bilinmesi
• Melamilerin menzilinin Muhammedi mertebeden bilinmesi
• Ruhani çan sesinin Musevi mertebeden bilinmesi
• Muhammedi mertebeden özel-gaybi ilk vakitler menzilinin bilinmesi
• Ağlama ve feryadın Muhammedi mertebeden bilinmesi
• Azabın zorunluluk menzilinin Muhammedi mertebeden bilinmesi
• İbtila ve onun bereketlerinin menzilinin bilinmesi
• Muhammedi mertebeden, müjdelenene gelen müjdenin bilinmesi
• İki kabzanın tespih menzilinin bilinmesi ve birbirlerinden ayrışmaları
• Med ve Nasif menzilinin Muhammedi mertebeden beilinmesi
• Madum'un yenilenme menzilinin Musevi mertebeden bilinmesi
• Kardeşlik mertebesinin Muhammedi-Musevi mertebeden bilinmesi
• Sırlarda taklit menzilinin bilinmesi
Yazar: Muhyiddin İbn Arabi
Yayınevi: Litera Yayıncılık
Sayfa sayısı: 412
ISBN: 9789756329597
Basım tarihi: Ağustos 2009
Kategori: Sufizm / Tasavvuf
 

Fütûhât-ı Mekkiyye 10

İbn Arabî'nin şaheseri Fütûhât-ı Mekkiyye, projesinin onuncu kitabı da nihayet Türkçe çevirisiyle okurlarına sunuluyor!
On dokuz ve yirminci sifirlerden oluşan onuncu kitapta genel olarak 'makamlar' ve 'mertebeler' üzerine hasredilmiş bölümler yer almakta. Her bir makam ve mertebeye ait sırların yine o makam ve mertebeye ait farklı menzillerde meydana gelen ve bu menzillerden anlaşılabilecek olan hakikat ve hikmetleri bulunmakta. Müellif, söz konusu makam ve mertebelere dair zikretmiş olduğu hikmetleri ayet, hadis ve Tasavvuf ehlinin görüşleriyle zenginleştirerek bu hususlara dair anlam katmanları ihsas etmekte. Böylelikle sözünü ettiği hikmet ve hakikatleri delillendirerek bunlara dayandırmış olduğu yorumlarını sürdürmektedir.
Hiç şüphesiz, 'Şeyhü'l-ekber' Tasavvufî öğretiyi kendine has yorumuyla zenginleştiren ve bununla da kalmayarak adeta onu yeniden inşa eden, bunu yaparken de büyük bir titizlik gösteren, meselelere dair engin yorumlarını eşsiz bir biçimde ortaya koyarak ele alan, eşine az rastlanır bir düşünür olma özelliğini bir kez daha hak ediyor. İşte böylesine değerli ve bir o kadar da zengin bir içeriğe ve niteliklere sahip olan bu devasa eserin bir kitabı daha okuyucusuyla buluşuyor.
Şunu da belirtmek gerekir ki; kutsal topraklardan tüm insanlığa açılan bilgi ve hikmet fetihleri, Fütûhât-ı Mekkiyye, ilk defa tam olarak başka bir dile çevrilerek yayınlanıyor!
Yazar: İbn Arabi
Yayınevi: Litera Yayıncılık
Çevirmen: Ekrem Demirli
Sayfa sayısı: 429
ISBN: 975-632-956-6
Basım tarihi: İstanbul / 2008 - Aralık
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

Fütuhat-ı Mekkiyye 2
Büyük sufi düşünür İbn Arabi'nin şaheseri Fütuhat-ı Mekkiyye, kutsal topraklardan tüm insanlığa açılan bilgi ve hikmet fetihleri, ilk defa tam olarak başka bir dile çevrilerek yayınlanıyor! Doğu ve batı düşüncesinde derin izler bırakmış, mistik gnostik pek çok akımlara kaynaklık etmiş büyük düşünür İbn Arabi'yi 'Şeyhü'l-ekber' yani en büyük üstad yapan bu topraklarda bizzat kendisinin el yazısıyla titizlikle korunmuş olan bu dev eser, on sekiz kitaplık bir seri halinde tam olarak Litera Yayıncılık 'literalliği' ve kalitesiyle yayınlanmaya devam ediyor.

Fütuhat-ı Mekkiyye, bilim, sanat, düşünce, kısaca insanın salt gerçeğe ulaşmadaki zihinsel ve pratik eylem ve ürünlerinin kendini gösterdiği alanların, varlığın birliği (vahdeti vücud) ilkesi perspektifiyle yeniden yorumlanması ve kurulması, bir anlamda bilimlerin canlandırılması teşebbüsüdür. İbn Arabi'yi bütün tarihimizin en özgün müellifi, eserini ise derleme ve aktarım değil, özgün bir kitap yapan şey, onun söz konusu birikimi bir ana fikir etrafında yorumlama yeteneği ve başarısıdır. Bu çabanın merkezine insanın yerleştirilmesi ise, kitabı insanın ontolojik-epistemolojik serüvenini anlatan bir esere dönüştürür. Bu anlamda Fütuhat-ı Mekkiyye, inişli ve çıkışlı süreçlerinde insan hikayesini ve serüvenini anlatan bir eser diye yorumlanabilir.
Yazar: İbn Arabi
Yayınevi: Litera Yayıncılık
ISBN: 975-6329-26-2
Basım tarihi: Nisan 2006
Kategori: Sufizm / Tasavvuf
 

Fütuhat-ı Mekkiyye 5
Fütühât-ı Mekkiyye, bilim, sanat, düşünce, kısaca insanın salt gerçeğe ulaşmadaki zihinsel ve pratik eylem ve ürünlerinin kendini gösterdiği alanların varlığın birliği (vahdet-i vücud) ilkesi perspektifiyle yeniden yorumlanması ve kurulması, bir anlamda bilimlerin canlandırılması teşebbüsüdür. İbn Arabi'yi bütün tarihimizin en özgün müellifi, eserini ise derleme ve aktarım değil, özgün bir kitap yapan şey, onun söz konusu birikimi bir ana fikir etrafında yorumlama yeteneği ve başarısıdır. Bu çabanın merkezine insanın yerleştirilmesi ise, kitabı insanın ontolojik-epistemolojik serüvenini anlatan bir esere dönüştürür. Bu anlamda Fütûhât-ı Mekkiyye, inişli ve çıkışlı süreçlerinde insan hikayesini ve serüvenini anlatan bir eser diye yorumlanabilir.
Yazar: İbn Arabi
Yayınevi: Litera Yayıncılık
ISBN: 975-6329-39-9
Basım tarihi: Nisan 2007
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

Fütuhat-ı Mekkiyye 8
Fakirlik ve sırlarının bilinmesi
Zenginlik makamı ve sırlarının bilinmesi
Tasavvuf makamının bilinmesi
Tahkik ve muhkkiklerin makamının bililnmesi
Hikmet makamı ve Âriflerin bilinmesi
Kimya-yı saadetin (mutluluk Kimyası) bilinmesi
Edep makamı ve sırlarının bilinmesi
Edebin makamı ve sırlarının bilinmesi
Edebin terki makamı ve sırlarının bilinmesi
Arkadaşlık makamı ve sırlarının bilinmesi
Arkadaşlığın terki makamının bilinmesi
Tevhit makamının bilinmesi
Sefer makamının bilinmesi ve sırları
Seferin terki makamı
Dostluk makamının bilinmesi
Şeyhlere hürmet makamı
Sema makamının bilinmesi
Kerametler makamının bilinmesi
Yolcunun bilinmesi
Şatahatın bilinmesi
Nefesin bilinmesi
Kerametin terki makamının bilinmesi
Muhabbet makamının bilinmesi
Harikulade makamının bilinmesi
Sahih rüyaların bilinmesi
Yazar: İbn Arabi
Yayınevi: Litera Yayıncılık
Sayfa sayısı: 432
ISBN: 975-632-945-0
Basım tarihi: Nisan 2008
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

Fütuhat-ı Mekkiyye 1
Muhyiddin İbn Arabi

Büyük sufi düşünür İbn Arabî'nin şaheseri Fütuhât-ı Mekkiyye'nin ilk kitabı çıktı! Doğu ve batı düşüncesinde derin izler bırakmış, mistik gnostik pekçok akımlara kaynaklık etmiş büyük düşünür İbn Arabî'nin bu dev eseri on sekiz kitaplık bir seri halinde tam olarak, Litera Yayıncılık kalitesiyle okurlarla buluşmaya bu kitapla başlıyor! Çağını ve sonrasını tüm düşünsel ve inançsal farklılıklarıyla kuşatabilecek büyük ve engin bir teoriyi çoşku dolu üslubuyla sunan İbn Arabî'nin Türk okurlarına ve kültür dünyasına kayda değer zenginlikler katacağı kanaatindeyiz.

Fütuhât-ı Mekkiyye bilim, sanat, düşünce, kısaca insanın salt gerçeğe ulaşmadaki zihinsel ve pratik eylem ve ürünlerinin kendini gösterdiği alanların, varlığın birliği (vahdeti vücud) ilkesi perspektifiyle yeniden yorumlanması ve kurulmasıdır. İbn Arabî'yi bütün tarihimizin en özgün müellifi, eserini ise derleme ve aktarım değil, özgün bir kitap yapan şey, onun söz konusu birikimi bir ana fikir etrafında yorumlama yeteneği ve başarısıdır. Bu çabanın merkezine insanın yerleştirilmesi ise, kitabı insanın ontolojik-epistomolojik serüvenini anlatan bir esere dönüştürür. Bu anlamda Fütuhât-ı Mekkiyye, inişli ve çıkışlı süreçlerinde insan hikayesini ve serüvenini anlatan bir eser diye yorumlanabilir.

Çeviren: Ekrem Demirli - 495 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9756329211; Boyut: 16x24cm; Baskı Tarihi: Şubat 2006
Özgün Dili: Arapça; Özgün Adı: el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye

Fütûhu'l - Gayb / Sırlı Alemlere Keşifler

Türkçe'de Hint dinlerini yada bu dinlerden birini veya onlarla ilgili her hangi bir konuyu ele alan çalışmalar olmakla birlikte Hinduizm içinde ortaya çıkarak birer mezhep, müstakil birer din haline gelen dini ve felsefi yorumları bir bütün halinde veren fazla metnin olduğu söylenemez. Olsalar bile küçük bir hacim içinde bütün bunlara yer verenler çok az olduğu için bu kitap, Hint dini düşüncesi ve ondaki gelişim ve değişimleri bir bütün olarak görülmesini sağlar düşüncesiyle çevrilmiştir

Yazar: Abdülkadir Geylani
Yayınevi: Etkileşim Yayınları
Çevirmen: Osman Güman
Sayfa sayısı: 176
ISBN: 975-2693333
Basım tarihi: 2006
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

Günümüz İnsanına Fusûsu'l-Hikem
Tasavvuf düşüncesinin temel eserlerinden olan Fusûsu'l-Hikem, sûfîlerin bilgi ve varlık görüşünün zirvesidir. Bu eser, bir şerh geleneğinin merkezini oluşturur ve tasavvufun seyrini kendisinden sonra büyük oranda etkilemiştir. Fusûs, klasik anlamıyla bir tasavvuf eseri değildir. İçerdiği yüksek hakikatler ve dilinin ağırlığından dolayı, şüphesiz anlaşılması zor bir eserdir. Bundan dolayı İslâm literatüründe, hakkında en fazla şerh yazılan eser olma özelliğine sahiptir. Bu özelliğinden dolayı da bugüne kadar bu hikmet dolu eser, sadece belli bir seviyeye hitâb edegelmiştir.

İşte bu çalışma, Fusûs'u her kesimden, her yaştan, her meslekten insanın anlayabilmesi amacıyla, Hamza Kılıç tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışmada, Fusûs, muhtevasının özü ve anlamı korunarak yeni bir üslup ve anlatımla ortaya konuyor. Böylelikle eser, anlaşılmaz ya da zor anlaşılan bir kitap olmaktan çıkarak, herkesin rahatlıkla okuyup anlayacağı bir eser hâline gelmiştir.

İbn Arabî'nin, sevgili Peygamberimiz (s.a.)'den aktararak bizlere ulaştırmak istediği kusursuz, olağanüstü bilgileri öğrenmek istiyorsanız, bu eseri mutlaka okuyun. Göreceksiniz ki Fusûs'u okumak ve anlamak hiç de zor değilmiş.
Yazar: Muhyiddîn-i Arabî
Yayınevi: İnsan Yayınları
Çevirmen: Hamza Kılıç
Sayfa sayısı: 336
ISBN: 9789755744513
Basım tarihi: Haziran 2009
Kategori: Sufizm / Tasavvuf



Gönül Gözünüzü Açın
"Dünyanın ihtiyacı olan Sufi bakış açısıdır.

- İnayet Han-

Gönü Gözünüzü Açın kitabı ise bir sufi'nin ne tür bir varoluşa, ne tür bir kişiliğe sahip olması gerektiğinin ilmini anlatmaktadır.

Sufizm'in amacı yaşamı ve dini birleştirip Mutlak Hakikat'ın doğrudan yaşanmasıdır. Bu yönden de sufizmin yolu evrenseldir.

Sufi'nin bu yoldaki amacı ruhun sırrını bulmak, kendi özgün nefs'ini, Ademi suretini keşfetmektir.

Bu yüzden Sufi bütün sonlu varlıkların kendilerini bağladıkları bağlardan, boyunduruklardan kendisini kurtamış; elini kolunu bağlayan cahilliğin zincirlerini koparmış.

Sufi, aydınlanmanın suyunu içmek için kendi kaynağına, hayatın kaynağına ulaşıncaya kadar bilgisini derinleştirmiş; zahirdeki zıtlıkları aynı kabulle karşılaşmış; kalbini doluda da boşta da sükunetini koruyacak biçimde eğitmiştir.

"Sufi vaktin kölesidir" denmiştir. Sufi her dem Hakikat'in o anda kendisine getirdiği Hakikat'ı tanımaya "hazır ve nazır" olmuş; yokluktan gelip yokluğa gittğini anlamış; kendi befsine karşı savaş açmıştır.

Sadece inanmayanların değil, Tanrı'ya cennette oturan bir varlık olarak bakan inananların da aynı ölçüde Tanrıdan mahrum olduklarını bildiği için, Sufi her an diri olan Rabbin doğrudan müşahedesini, tanıklığını kendisine kesintisiz sevgili ilan emtiş; karşılıksız kendini vermiştir.

Kendi beninin derinliklerindeki sırlar için bilgisini derinleştirmek, Evrenin Hakikat'ının berrak bir tecellisine yer açabilmek için nefsinin izlerini yok etmek. Yaradanla zenginleşip ömründe beka sahibi olmak isteyenlere Ola ki bu kitap birşeyler verir.
Yazar: Elisabeth Keesıng
Yayınevi: Okyanus Yayıncılık
ISBN: 975-6529-41-5
Basım tarihi: Nisan 2006
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

MELAMİLİK / ARAŞTIRMALAR / Melâmetin Temel İlkeleri ve Günümüzde Melâmet


Melâmetin Temel İlkeleri ve Günümüzde Melâmet Yazarlar : Hamza Kılıç, Yayın Yılı : 2008 Sayfa Sayısı : 382 ISBN : 978-975-574-496-4

Melâmîlik, Abdulbaki Gölpınarlı’ya göre tarikat değil, bir “aksülamel”; yani tasavvuf ve tarikatlara karşı bir reaksiyondur. Gölpınarlı, Türkiye’de Tarikatlar ve Mezhepler adlı eserinde Melâmet ve Melâmî hakkında şu bilgileri verir: ?Melâmet? Tasavvuf ehline karşı çıkan bir zümrenin benimsediği yoldur. “Melâmetî; ululuktan, davadan, kendini göstermekten, halkın sevgi ve saygısını kazanmak kaydından geçen insandır. Giyim kuşam özelliği ile, tekke ve vakıftan hazır yemekle, zikirle, vecde gelip bağırıp çağırmayla kendisini göstermeğe çalışmayan bir insan. Kazancıyla geçinen, iç yüzden Hakk’la, dış yüzden halkla beraber olan; hatta halkın saygısını, sevgisini bir kayıt bildiğinden, nafile ibadetlerini bile gizleyen; buna karşılık onların kınamasından ürkmeyen, hatta bu yüzden de halka kendisini kötü gösteren kişidir.” Asırlardır halkımız tarafından yanlış algılanan bir yaşam biçiminin bütün gerçekleriyle sunumu olan bu eser, bin yılı aşkın bir süredir varlığını sürdüren Melâmet’in günümüze kadar ulaşma serüvenini ve günümüzde çeşitli Melâmet anlayışına sahip toplulukların yaşam biçimlerini; ayrıca gerçek Melâmet’in ve onun temel ilkelerinin ne olduğunu anlatmaktadır.
 

 

Hz. Ali’den Çağlara Mesaj

Yayınevi : Horasan Yayınları Kitap Adı : Hz. Ali’den Çağlara Mesaj Yazar Adı – Derleyen : Doç. Dr. Abdülaziz Hatip Türü : İnceleme – Araştırma Sayfa Sayısı : 288 Çıkış Tarihi : Şubat 2006 ISBN : 975-98065-2-5

Doç. Dr. Abdülaziz Hatip’in “Hz. Ali’den Çağlara Mesaj” adını taşıyan eseri, Hz. Ali’nin hitabelerini ve hikmetli sözlerini içeren “Nehcü’l-Belağa” adlı tanınmış eserin son bölümünün çevirisi ve açıklamasıdır. Bu bölümde yer alan ve her biri bir hikmet incisi olan deyişler Hz. Ali’nin, Hz. Peygamber’den sonra İslam ümmetinin en beliği ve en fasihi olduğunu göstermektedir. Bir taraftan savaş meydanlarında küfür ve inkarla mücadele eden Hz. Ali, sanki bu sözleriyle kendi köşesine çekilmiş bir zahid ve bir düşünür gibidir. Yiğitlikle alçakgönüllüğü, emirlikle kulluğu şahsında birleştirmiş olan Hz. Ali’nin vecizeleri aynı zamanda İslamiyet’in yetiştirdiği mükemmel insanın, kamil mü’minin nasıl olması gerektiğini bizlere anlatıyor. Kişi, dilinin altında gizlidir. İbret alınacak şeyler çok, ibret alanlarsa ne kadar az. Yolun uzaklığını düşünen, onun için hazırlık yapar. Bedenin sağlığı hasetin azlığındandır. Sabrın kurtaramadığı kişiyi, sızlanış helak eder.

 

 

Yayınevi : Horasan Yayınları Kitap Adı : Hallac-ı Mansur Yazar Adı – Derleyen : Prof. Dr. Niyazi Öktem Türü : İnceleme – Araştırma Sayfa Sayısı : 126 Çıkış Tarihi : Şubat 2006 ISBN : 975-98065-1-7

Hallac-ı Mansur dile getirdiği “ene’l-hak” düşüncesiyle İslam tasavvufunun zirve isimlerinden biri olduğu kadar, Alevî-Bektâşî anlayışının kendisinden etkilendiği ulu şahsiyetlerden biridir. Alevî-Bektâşî dergahına mensup olmak için yapılan “Dar-ı Mansur” diye adlandırılan ve Hallac’ın şehadetini simgeleyen tören, ona verilen önemi ve değeri göstermektedir. Batı dünyasında Hallac-ı Mansur üzerine yapılan birçok çalışmaya karşılık bu büyük şahsiyeti, Türkçe’de bilimsel bakış açısında sadık kalarak anlatan eserlerin sayısı oldukça azdır. Prof. Dr. Niyazi Öktem’in çalışması, temel olarak Louis Massignon’un dev eseri “Hallac’ın Çilesi: Mistik İslam Şehidi”ne dayanıyor olsa da, konuyu ele alış biçimi ve getirdiği bakış açılarıyla özgün bir eserdir.

 

MELAMİLİK / ARAŞTIRMALAR / Bir Tasavvuf Okulu Olarak Melametilik

Melametilik Bir Tasavvuf Okulu Olarak Yazarlar : Ali Bolat Yayın Yılı : 2003 Sayfa Sayısı : 448 ISBN : 975-574-346-4

Genel itibarıyla, "Hayırları izhar, şerleri izmar etmemek" şeklinde formüle edilen ve kınayanın kınamasına aldırmamak esası üzerine kurulu olan Melâmetîlik, Türklerin İslâmlaşma sürecinde hatırı sayılır derecede varlığını hissettiren Horasan sûfîliğinin temel özelliğini oluşturmaktadır. Bu bakımdan anılan düşünce ve hareket, Türk din ve tasavvuf tarihi açısından ayrı bir önemi haizdir. Bu yönüyle eser, sadece tasavvuf ilmine değil, tarih, kültür tarihi ve sosyolojiye de önemli malzemeler sunmaktadır.

 

MAKÂLÂT

Hacı Bektaş Veli, 13. asrın başlarında Horasan’dan gelip Anadolu’ya yerleşen, bu toprakların Müslümanlaşmasında büyük rolü olan gönül sultanlarındandır. Yaşarken sohbetleriyle, günümüze kadar da eserleri ve bağlıları vasıtasıyla insanları iyiliğe, kardeşliğe, barışa çağırmış; İslam dininin geniş halk kitlelerinde yayılmasına vesile olmuştur.
Makâlât, Hacı Bektaş Veli’nin görüş ve düşüncelerini en derli toplu olarak ortaya koyan eseridir. Yüzyıllardır okunan bu eser, dört ana kapı olan şeriat, tarikat, marifet ve hakikati ve bu kapılara girildikten sonra çıkılacak merdivenler olan kırk makamı anlatır.
Makâlât, gerçek bir insan olabilmek için gerekenleri dilimizin en güzel ifadeleriyle anlatan bir başyapıttır.

Yazar: Hacı Bektaş Veli
Yayınevi: Etkileşim Yayınları
Sayfa sayısı: 100
ISBN: 9789752693012
 

 

Alevi Felsefesi

Evrendeki bütün varlıkların Tanrıyla özdeş olduğu savı üzerine yapılan Vahdet-i Mevcut öğretisinin kaynağı; Antik felsefenin, doğasal diyalektiğin dışa vurumu biçiminde inanca çıkan "Doğatanrıcılık" anlayışıdır. Çünkü, çoktanrıcılık felsefi açıdan, Doğatanrıcılık temeline dayanır. Bu anlayışta, Tanrı, evrenin yaratıcısı ya da yapıcısı değil, doğrudan kendisidir. İzleyen süreçte, bu izi süren Anadolu tasavvufu, Doğatanrıcılık'ı ya da çoktanrıcılığı; Varlıkbirliği-Mevcutbirliği anlayışıyla yeniden diriltti; diriltirken buna, toplumsal diyalektiğin dışa vurumu biçiminde inanca çıkan insantanrıcılık ekledi.

Yazar: Esat Korkmaz
Yayınevi: Pencere Yayınları
ISBN: 975-7814-73-3
Basım tarihi: Kasım 1997
 

Sevginin Yolu
Nigel Watts

Arka Kapak

Mevlana Celaleddin Rumi'nin belirgin bir yaşam öyküsü bulunmamasına karşın, hayatının önemli olayları üzerinde bütün araştırmacılar aynı fikirdedirler. Günümüzde Afganistan olarak bilinen bölgede, 1207 yılında doğdu; saygı duyulan Müslüman alimlerin oğlu ve torunuydu. Selçuklu Hükümdarlığının başkenti Konya'ya yerleşti ve 1273 yılında burada vefat etti. Ölümünün hemen ardından dönerek yapılan danslarıyla ünlü olan Sufizmin Mevlevi okulu kuruldu. Fakat, onun eserlerinin kaynağı olan sıradışı ilişkisi ve dostluğu ile ilgili pek az şey bilinmektedir. Tebrizli Şems olarak adlandırılan gezgin derviş hayatına girdiğinde, Rumi binlerce insanın izlediği saygı duyulan bir imamdı. Rumi, ilk tanıştıkları andan itibaren bu kışkırtıcı, sıradışı ve geleneklere aykırı davranan ruhun etkisi altına girdi. İzdeşlerini dehşete düşürerek aniden eğitim verdiği medreseyi ve evinin kapılarını kapadı ve gönül eğitimi olarak adlandırdığı eğitimde çıraklığına başladı. 'Sevginin Yolu', bu sıradışı ve mücadele dolu dostluğu, ilk anında duyulan yoğun sevgiden beklenmedik acılı sonuna kadar anlatmaktadır. Rumi'nin yaşamı, Şems ile tanıştıktan sonra bir daha asla eskisi gibi olamamıştı. Esrik ama bir yandan da üzücü mücadelesi ve arayışı, bizlere gerçek adanmışlığın anlamını öğretmektedir.

Çevirmen:Cem Şen
Çevirmen:Gülriz Bikmen Şen
Yazar:Nigel Watts

Sayfa Sayısı: 208
Baskı Yılı: 2003
Dili: Türkçe
Yayınevi: Dharma Yayınları



Yunus Emre Divanı
Say Yayınları
» Felsefe
» Türk Edebiyatı
» Düşünce
Ağustos 2006, ISBN: 975-468-612-2


Aşk İklimi, söz ve ses dünyası, ruh yüceliği, insan sevgisi ve vicdan özgürlüğüyle günümüze dek eşsizliğini koruyan Yunus emre, yaşadığı dönemin halk diliyle söylenmiş tasavvuf şiirleriyle hatırlanır. Derin bir insan sevgisini ve hoşgörüyü yüceltmiş olan Yunus emre, Türk dilinin en büyük ustalarından biri olduğu kadar, efsaneleşmiş bir bilgedir de. "Şiirleri, insan ömrünün çeşitli merhalelerini çok berrak bir dille ifade ettiğinden, adeta birer halk türküsü olmuş ve bu şiirlerde her devrin okuyucusu ya da dinleyicisi kendini etkileyecek bir şey bulmuştur. Hasret, yalnızlık, ölüm korkusu ve Allah sevgisi gibi yüce insani duygular Yunus'un, altı yüzyıldan uzun süredir Anadolu'da söylenegelen ve çok defa da örnek alınan şiirlerinin ana temasını teşkil eder. - Annemarie Schimmel-

 

  

Hz. Ali / Nehcü'l Belağa (Ciltli) / Hz. Ali'nin Konuşmaları Mektupları ve Hikmetli Sözleri

Yazar : Adnan Demircan - Eş-Şerif Er-Radi
Yayınevi : Beyan Yayınları / Dizi
isbn : 9754733880
Bölüm : Kaynak Eserler

Hz. Ali, Peygamberimizin amcası Ebu Talib´in çocuklarında biri olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren Hz. Peygamber´le birlikte olma ayrıcalığına sahip olan önemli bir kişiliktir. Hz. Peygamber´in Ebu Talib ailesiyle ilişkisi, diğer amcalarından farklıdır. Zira doğmadan babasını altı yaşındayken annesini ve sekiz yaşındaykende hamisi olan dedesini kaybeden Muhammed, bundan sonra evleninceye kadar hayatını Ebu Talib´in evinde geçirmiş, Ebu Talib´in hanımından özel bir ilgi görmüş, onu annesi kabul edecek kadar kendisine saygı duymuştur. Hz.Peygamber´in evlendikten sonra maddi durumu bozulan amcasına katkı sağlamak amacıyla Ali´yi evine alması ve onun bakımını üstlenmesi bu iyi ilişkilerin göstergesidir.

Hz. Ali´nin, ahlak abidesi Hz. Peygamber´den azami derecede etkilendiği muhakkaktır. Zaten kitapta yer alan metinlere bakıldığında İslam´ın yücelttiği ve Hz. Peygamberin kişiliğinde yansıttığı ahlaki değerlerin onun düüncesinde ve hayatında da canlı bir şekilde yaşadığını görürüz. Kuşku yok ki, Hz. Peygamber, seçkin arkadaşlarının hepsinin hayatında köklü değişimler ve etkiler meydana getirmiştir, ancak çocukluğundan itibaren Hz. Peygamber´in en yakınında bulunan ve İslam davetinin her aşamasını yakından takip etme imkanına sahip olan Hz. Ali´nin kişiliği ve duygu dünyası üzerinde meydana getirdiği etkiler çok daha farklı olmuştur.



Gönüller Sultanı Mevlana

Tam ve kamil insan olmak için kendini bilgiye ve ilahi aşka adamış hakikate, kendi varoluşunun engin sırına erişmiştir. Mevlana'nın yolu, eşyaya boyun eğen insan, eşyaya boyun eğdiren yaratıcı bir benlik haline getirmek, Yaradan'la zenginleştirip, beka sahibi yapmaktır.

Bu yüzden kişinin yapması gereken en önemli şeyin yaşam içinde hakikate katkısız kendini vermek, onun berrak tecellisine yer açabilmek için nefsin izlerini yok edebilmektir.

Mevlana'nın Dünya tuzak öyle bir tuzak ki, padişahlar, aslanlar bile bir köpek gibi o pisliğin içine düşmüşler, ta boğazlarına dek batmışlardır..sözlerinin, içinde yaşadığımız çağdaş insani değerlerin, doğanın, para, güç, iktidar adına nasıl da her gün yok edilmekte olduğunu anlamamızda eşsiz bir klavuz olduğunu görüyoruz.

Yazar: Yüksel Yazıcı
Yayınevi: Kavim Yayınları
Sayfa sayısı: 240
ISBN: 9789944201018
Basım tarihi: 2007
Kategori: Sufizm / Tasavvuf

 

Zihni Açmak ve İyi Bir Kalp Yaratmak
Dalai Lama

Okyanus Yayıncılık / Doğu Öğretileri


Acele edin ve iyi olanı yapın.

Zihninizi kötülükteki zevke kaptırmayın.

Çünkü iyi olanı yapmakta yavaş davranan kişinin zihni kötülükteki zevke dalar."
-Buda-

Dalai Lama 'nın Tibet Tapınak Okulların'da verdiği eğitimleri
içeren bu kitapta, okuyucu şu bilgileri bulacaktır:

Bilgeliği mükemelleştirmenin yolları ve Madhyamika (Ortayol) öğretisinin içeriği.

On zararlı eylem ve bunların nedenleri.

Zihni dinginleştirmenin ve farkındalığın dokuz aşaması, bunlara ait zihinsel süreçler ve zihinsel tefekkür anlayışı.

Bensizliğin bilgeliğine ulaşmak için tefekkür eğitimi.

Meditasyonda istikrar eğitimi ve bunun aşamaları.

Döngüsel varoluşta ıstırap çarkının sona erdilirilmesi için zihni dönüştürmenin yolları.

Zihinde doğan yanılgıları denetim altına almanın süreçleri.

Gizli Mantra ve Vajra yolu konusunda açıklamalar.

Aydınlanma ve iyi bir kalp yaratmada temel süreçler

128 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9756529768; Boyut: 15 x 22 cm; Baskı Tarihi: Aralık 2009

Yazar Hakkında
Dalay Lama veya Dalai Lama (Tibetçe: taa-la’i bla-ma; Çince: 达赖喇嘛 / 達賴喇嘛, Pinyin: Dálài Lǎmā), Tibet'in ruhani dini lideri.

14. Kutsal Dalai Lama, 6 Temmuz 1935'de kuzeydoğu Tibet'de dünyaya gelmiş, uzun aramalar sonucunda iki yaşındayken gösterdiği mucizelerle 13. Kutsal Dalai Lama'nın reenkarnasyonu olarak tanınmıştır. Ekim 1939'da Tibetin kutsal şehri Lhasa'ya yerleşmiştir.

1949'da yeni kurulan komunist Çin hükümeti Tibet'i işgal etmeye başlayınca genç yaşına rağmen ulusal kabine başkanlığı görevini de üstlenmek durumunda kalan Kutsal Dalai Lama dokuz yıl boyunca Çinli işgalcilere karşı barışçıl, şiddet karşıtı bir politika izlemiş, fakat Çin hükümeti giderek artan bir şiddetle kendilerine direnen savunmasız onbinlerce Tibet'liyi katletmiştir. Çinlilerin kutsal şehir Lhasa'yı kuşatmaya almaya başlamasıyla, Hindistan başbakanı Nehru'nun daveti üzerine Kutsal Dalai Lama barışçıl mücadeleyi sürdürmek üzere himalayaları aşarak 31 mart 1959'da Hindistan'a geçiş yapmıştır.

Kutsal Dalai Lama ile birlikte yaklaşık 80.000 Tibetli Hindistan'a geçiş yapmış ve buradan Hindistan'ın değişik yerlerine, Nepal, Bhutan ve dünyanın değişik yerlerine mülteci olarak yerleşmiştir (komunist Çin yönetiminden kaçabilenler bugün hala geçiş yapmaktadır).

Kutsal Dalai Lama, barışçıl politikaları ve Tibet'in özgürlüğü için şiddet karşıtı mücadelesi nedeniyle 10 Aralık 1989'da Nobel Barış Ödülü almıştır.

Bugün 73 yaşında olan Kutsal Dalai Lama'nın Sonsuz Şefkat Bodhisatvası'nın bedenli bir ifadesi olduğuna inanılır.
 


Diyaloglar
Platon (Eflatun)

Remzi Kitabevi / Büyük Fikir Kitapları Dizisi

Sokrates'in öğrencisinden hayatın felsefesi...

Öğretmeni Sokrates'e olan bağlılığı, yapıtlarında ve felsefesinde kendisini güçlü bir biçimde duyuran Platon aynı zamanda bir "sorunsal düşünürü"dür. Felsefesini tüm yaşamı boyunca sürekli olarak düzelterek olgunlaştırmış ve bu özelliğiyle geliştirilmeye açık bırakmıştır. Bu basımda tek ciltte toplanan Diyaloglar, Platon'un Sokratesçi döneminden temel metinleri bir araya getiriyor.

640 sayfa, 2. hamurBoyut: 14 x 20 cm; Baskı Tarihi: Eylül 2009

 

Tasavvuf Ahlâkı ve İlâhî Ahlâk İle İNSANA YOLCULUK

İnsan, küçük kâinat; kâinat, büyük insan, ölçüsüyle varlığa bakan tasavvuf, kâl(söz) ilmi değil, hâl ilmi olarak bizzat mutasavvıflarca tanımlanmıştır. Bu açıklamaya temel teşkil eden unsur da güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiği müjdelenen örnek insan Hz. Muhammed kendisi ve hayat tarzıdır. Hz. Muhammed'in yolculuğu; yani seyr-i süluku bu anlamda da örnektir. Bu kitap, insanın ilâhi ahlâkı ve bu ahlâkı temel alan tasavvuf ahlâkını, hayatın esası yaparak İslâm'ın yetiştirmek istediği "insan"ın "yolculuk"u süresince hangi esasları benimsediğini gözler önüne sermektedir. Bunu yaparken de Hz. Peygamber'in ve "İnsana" Yolculuk" serüvenini tamamlayıp "insan-ı kâmil" olan seçkinlerin hayatından bilgi ve örnekler de sunmaktadır

 

Bilge Öyküleri
 
Kategorisi :  Edebiyat > Antoloji   
Yazarı :  Orhan Tuncay   
Çeviren :     
Yayınevi : Nokta Yayınları   
Basım Yeri/Tarihi : İstanbul / Ekim / 2004   

Adamın birisi akıllı insan arıyormuş ama nasıl bulabileceğini bilemiyormuş. Bu merak içerisinde soruştururken bir bilgeyi salık vermişler.Adam bilgenin yanına çıkmış, saygıyla selamlamış.- Üstadım çok merak ettiğim bir soru var bunun yanıtını sizde bulacağım söylendi.- Sor bakalım delikanlı.- Bir insanın aklını nereden anlarsınız?- Konuşmasından.- Ya hiç konuşmazsa?- O kadar akıllı insan yoktur ki!Kimi zaman iki satıra sığdırır hakikati, gizemi bilge öyküleriKimi zaman sizi içine çeker yoğurur şaşkına çevirirKimi zaman bilge bahçesinin meyveleri doyumsuzdur sizin içinVe artık bilirsiniz ki hakikate giden en kısa yol bilge öykülerinden geçer.(Tanıtım Yazısı'ndan) 


 

Mesnevi`de Geçen Bütün Hikayeler "Hz. Mevlana`nın En Büyük Eseri"
Mevlana Celaleddin-i Rumi Mehmet Zeren (Hazırlayan)

Uzun bir çalışmanın eseri olan bu eser, aynı zamanda Mesnevi`deki hikayelerin tamamını içine alan ilk büyük çalışmadır.

Yapmış olduğumuz bu çalışmayla meydana gelen bu eseri okuyan herkes kültürümüzün temel kaynaklarından biri olan Mesnevi`ye ve oradaki hikayelere rahatlıkla ulaşmış olacak.
 


Mesnevi den Seçmeler
Mevlana Celaleddin-i Rumi
 

Büyük bir hacme sahip olması ve her seviyeye uygun konular içermesi sebebiyle Mesnevi`den birçok dilde yüzlerce seçme yapılmıştır. Bu seçmeler sayesinde her yaştaki ve her bilgi seviyesindeki kişilerin Mesnevi`den yararlanma imkanı doğmuştur. Bu seçme hazırlanırken lise ve üniversite çağlarındaki gençler göz önüne alınmış, ancak Mesnevi`nin genel ve üstün özelliklerinin de bu seçmeye yansıması arzu edilmiştir. Bu nedenle okuyucu bazen güçlüklerle karşılaşabilir. Ancak eserin ve konuların önemi hatırda tutulduğunda bu engel dikkatle ve kolaylıkla aşılacaktır.



Varlığın Mertebeleri

“İnsanın âlemi sonsuz âlemler içinde sadece biridir. Bu âlem diğer âlemlerden ne üstün ne de aşağıdır. Bizim onunla bu denli ilgilenmemiz, insan olarak onun içinde bulunmamızdan ileri gelmektedir. Yukarı ve aşağı alemlerden söz edince, yaşadığımız dünya bir kıyas ölçüsü olur. Diğer özünü ne kişisel bakış açımızdan kavrayabiliriz ne de dilimizle tarif edebiliriz. Simgeler dilden daha kapsamlıdır; bütün nakledilen öğretiler onlardan yararlanır. Simge de biçimsel kalır ve hiçbir forma boyun eğmeyeni dolaysız ifade edemez. O, metafiziksel bakışla her türlü formun üstünde olan özdür.”
Gelenekselci ekolün kurucusu kabul edilen büyük Müslüman düşünür ve bilge René Guénon’un (Abdülvahid Yahya) “Varlığın Mertebeleri” isimli bu küçük fakat son derece önemli eseri, esas itibariyle, Şeyhü’l-Ekber İbn Arabî’nin “meratib-i vücud” hikmetlerinden beslenmiştir. Guénon, diğer eserlerinde olduğu gibi, saf metafiziği konu edinen bu çok önemli telifinde de oldukça sistematik bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Varlığın ontolojik düzeylerinin “daire” olgusuyla açıklandığı, “zuhur” ve “tecelli” kavramlarının derinliklerine sızıldığı bu eser, hacim olarak küçük olmakla birlikte, mana bakımından çok zengin ve kapsamlıdır.

Yazar: Rene Guenon
Yayınevi: Etkileşim Yayınları
Çevirmen: Vildan Yalsızuçanlar
Sayfa sayısı: 85
ISBN: 978-975-2694439
Basım tarihi: Mart - 2008



İnsanın Ötesi

"Günümüz insanı, tarihinin en bunalımlı dönemini yaşıyor...

Bunu bilerek kendi içine, özüne dönmek zorundadır. Günümüzün toplumu, geçmiş ve geleceğin hesabını spiritüel alanda aramak durumundadır. Onun ışığıyla aydınlığa kavuşacaktır çünkü..."

İnsanlığın geçmişinde neler olduğuna ilişkin çok değişik söylenecek ve gizler var.

Ve bunlardan günümüze dek kalan izler...

İkinci bin yıl dönemeci ve değer yargılarında bilinç değişim.

Çekilişlerle kuşatılmış insan kuşağımızı bekleyen badireler.

Gelişim okulu olan dünyamız, yeni çağda tedrisat mı değiştirecek?

Çevre kirliliği, nüfus yıoğunluğu, hızla yol alan teknoloji insanın gelişimindeki tıkaçlar mıdır?

Kehanet ve tüm tradisyonların işaret ettiği tufanın doruk noktası 1999 yılı mı?

Ölüm bir başka doğuş mudur?

İçinde bulunduğumuz zaman sır-at dönemidir ve tüm üçüncü boyut sırları atılacaktır.

Mah-şer, güzellik ve çirkinliğin yüz yüze geldiği günümüz yaşamıdır...

Tufan öncesi, frekansı yüksek varlıkların ışınlanma yoluyla Ufo'lara alınma operasyonu!..

Frekansı yükseltme, "Kamil olma" ve yüksek bilince erme yolları...

2000 yılından sonraki yaşam ve uluslararası dünya düzeni...

Yazar: Yüksel Yazıcı
Yayınevi: Anahtar Kitaplar Yayınevi
ISBN: 9757787183
Basım tarihi: Ocak 1993



 

Mesnevi "6 Cilt" Mevlana (Amerikan Cilt)
Mevlana Celaleddin-i Rumi

Çeviren: Veled Çelebi İzbudak Abdülbaki Gölpınarlı (Gözden Geçiren)

Mevlana, yaşamı boyunca gerek çağdaşı, gerekse kendisinden önceki şair ve ediplerin oldukları gibi eser yazma telâşına düşmemiş, bazen trans halinde, bazen semâ sırasında, bazen sohbetlerinde; kimi zaman da yolda yürürken kalbine doğan ilhamları,mesnevî şeklinde, gazel tarzında,insanlara öğüt olması için dile getirmiştir.Bu eserler çevresindeki müritleri tarafından dikte edilmiştir.Mevlâna’nın ikisi manzum, üçü mensur olmak üzere tamamı Farsça beş eseri oluşmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Mevlâna’nın en çok ilgi gören eseri; VI ciltten oluşan âyet, hadis, hikâye ve öğütler yoluyla didaktik bir hüviyet kazanan Mesnevî’dir.

 

HAKİKAT BİLGİSİ-Keşful-Mahcûb

608 sayfa 3. Hamur Kâğıt Karton Kapak Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.) Basım Tarihi: Mayıs 1996 2. Baskı ISBN: 975-7462-93-4

HAKİKAT BİLGİSİ Keşfu'l-Mahcûb Hucvirî Ali b. Osman Cüllâbî Hazırlayan: Süleyman Uludağ Farsça telif edilmiş tasavvuf kitapları arasında hususi bir yeri olan Keşfu'l-Mahcûb, muhteva ve üslup itibariyle de istisnai bir tasavvuf klasiği metnidir. Özellikle tasavvufî kavramları ve makamları temel bir itikadî kavram veya ana ibadetlerden biri etrafında inşa etmesi ona mahsus bir tarzdır. Ayrıca büyük mutasavvıfların hayat ve menkıbelerine de yer verilmiştir. Tercümenin başında Hucviri, eseri ve tasavvuf anlayışına dair uzunca bir giriş bulunmaktadır.

Zen ve Tasavvuf Işığında Kendini Bilmenin Yolu

Zen ve Tasavvuf Işığında Kendini Bilmenin Yolu Yazarlar : Ahmet Gürbüz, Yayın Yılı : 2008 Sayfa Sayısı : 158 ISBN : 978-975-574-486-5

“Zen ve Tasavvuf Işığında Kendini Bilmenin Yolu”, insanın en öncelikli ve birincil varoluş sorununu ve bu çerçevede “kadim öneri”nin değerini gündeme getirmeyi amaç edinmiştir. İnsanoğlunun karşı karşıya bulunduğu en temel insani/varoluşsal/filozofik sorun, varlığına ya da varlığa anlam bulma, onu anlamlandırma sorunudur. Bu bağlamda, insanlık tarihi sürecinde bu temel soruna yanıt ve çözüm arama çerçevesinde üzerinde yoğunlaşılmış ve büyük oranda uzlaşmaya varılmış ya da ulaşılan benzer sonuç görünümündeki bir yöntem olarak, 'kendini bilme' kadim yönteminden söz edilebilir. Buna göre; varlığın anlamına, insanın varlığını anlamlandırmasına ya da gerçek varlığa ancak yine insanın kendini bilmesi yoluyla ulaşmak mümkün olabilir. İnsanın kendini bilmesi böylece bir yol, bir yöntem olduğu gibi; aslında aynı zamanda ulaşılacak amaç ve sonuçla da ilintili görünmektedir. Bir başka anlatımla insan, varlığı anlamlandırmak için kendini bilmek zorundadır ve aynı zamanda, insan, kendini bildiğinde ya da kendini bilmekle birlikte varlığın anlamını, gerçek varlığı da bilmiş olmaktadır. 'Kendini bilme' kavramı bir çözüm yolu olarak kuşkusuz tüm insanlık tarihindeki aydınlanma süreçlerinde kendini göstermiş olmakla birlikte; bu çalışmada baskın olarak tasavvuf ve zen bilgelerinin bu bağlamdaki yaklaşımları ortaya konmaya çalışılmaktadır. Tüm insanlık tarihi boyunca temel olarak değinilen 'kendini bilme' çözümünün içeriğini ve anlaşılma ayrıntılarını, tasavvuf ve zen bilgeleri büyük bir ustalıkla günlük yaşam ve yaklaşımlarında ortaya koymaya büyük önem vermişlerdir. Dahası, sufilerin direkt ve temel kabul olarak vurgu yaptıkları 'kendini bilme' kavramının anlamını, içeriğinin uygulamaya ilişkin ayrıntılarını zen ustaları büyük bir titizlik ve başarıyla ortaya koymuş ve insanlığın algılamasına sunmuşlardır.


Vahdet Aynasında-1

Vahdet Aynasında-1 Yazarlar : Derleme, Çevirmen : Tahir Hafızalioğlu Yayın Yılı : 2001 Sayfa Sayısı : 280 ISBN : 975-574-297-2

Tarikatleri birbirinden farklı sanma, hepsinin aslı aynıdır. Tevhid hakkında ve Hak'ka ulaşma yollarına düşmek demek olan seyir ve süluk konusunda velilerin söylediklerini dinle ve içindeki şüpheleri kaldır. Yer, gök ve içindekiler, kâinatın her zerresi, bu sırrı söylemekte ve ister istemez O'nu her an zikretmektedir. Basireti yani kalb gözü açık olanlar bunu açıkça görürler. O yerlerin ve gökleri koruyup gözetleyendir. Kalbin rehberi, Allah aşkı olursa bu parlak feyzi idrak eyler. Hadis-i şerif'de "Kendini bilen, Rabbını bilir" buyruldu. Kendini idrak eden bu en parlak feyzi bulur. Hak'kı bulmak için yola girenlere gerekli olan şey; Hak Teala'nın şu sözünü söylemektir: "Allahü Teala?nın misli, benzeri yoktur. Kâinatın içinde de dışında da değildir. O'na bitişmek ve O'ndan ayrılmak yoktur." Yaratılmış olan her şey, bütün âlemler mâsivadır.

Gerçek Varlık - Vahdeti Vücudun Müdafaası

Vahdet-i vücûd Tanrı-âlem-insan ilişkilerini izah eden bir kavram olarak tasavvuf metinlerinde kullanılmaya başlandığı günden beri, pek çok tartışmaya konu olmuş; benimseyenler tarafından “gerçek tevhid”, karşı çıkanlar tarafından ise, “tevhidi ortadan kaldıran bir düşünce” olarak suçlanmıştır. Günümüzde ise, özellikle Panteizm'le irtibatı bağlamında başka bir tartışmaya konu edinilmiştir. Acaba, sufiler bu terimi hangi anlamda kullanmaktaydılar ve onlara göre vahdet-i vücûd öncelikle neyi anlatmaktaydı? Vahdet-i vücûd gerçekten de gördüğümüz her şeyin bir ve aynı olduğunu mu iddia etmektedir? Bu anlayışta Tanrı ve alemin veya daha özel olarak insanın anlamı nedir? Vahdet-i vücûdu benimseyenler, hangi aklî ve naklî delillerden hareket etmekteydiler? Bu konuda vahdet-i vücûda yönelik eleştiri ve ithamlara nasıl karşılık vermekteydiler? İşte Nablusî, terimi ilk olarak kullanan sufilerin bu konulardaki görüşlerini ele alarak, tam anlamıyla bir vahdet-i vücûd müdafaası ortaya koymaktadır. Bunu yaparken ise, kavramın yanlış yorumcuları olarak gördüğü bazı kelamcıları dikkate alarak, vahdet-i vücûd hakkında sağlıklı bir çerçeve ortaya koymaya çalışmaktadır.


Gerçek Varlık - Vahdeti Vücud'un Müdafaası
Sayfa : 360
Ve : Kitabın Adı: Gerçek Varlık
Alt Başlık: Vahdet'i Vücud'un Müdafaası
Orijinal Adı: el-Vücûdu'l-Hak ve'l-Hitabu's-Sıdk
Yazarı: Abdülganî en-Nablusî
Çevirmeni: Ekrem Demirli
Sayfa Sayısı: 360
isbn : 975-355-543-1

Tasavvuf: Kabuk ve Öz

Öğretiye dayalı ifadeler tüm teferruatıyla hakikati vermez. Kullanılan ifadeler deruni hakikatin, sadece sınır taşları görevini icra ederler. İfadelerin fonksiyonları, ifade edilemeyenin kelimelerle olabileceği kadardır. İşte modern eleştirmenlerin, kadim doktrinleri dogmatik ve yetersiz olarak niteleyip karalarken bir türlü anlayamadıkları şey budur. Gerçekte, kelimelere dökülen bir ifade ancak "kinayi bir anlatım" (işarat) olabilir ve imaları sınırsızdır; hatta bu imalar mutlak hakikatin temel özüne kadar sınırsızdır. Zira mesele gerçeğin keşfedilmesi değil, hatırlanmasıdır.

İslam dini üç yapısal unsura ayrılır; inanılması gereken her şeyi kapsayan İman, yapılması gereken her şeyi kapsayan İslam, inanç ve amele kusursuz vasıflar bağışlayan tabir-i diğerle bunları yoğunlaştıran ve derinleştiren etkin hassa İhsan. İhsan; akıl ve iradenin sıddıkiyetidir.

Tasavvuf: Kabuk ve Öz
Yazar : Frithjof Schuon
Kitabın Adı: Tasavvuf: Kabuk ve Öz
Orijinal Adı: Sufism: Veil and Quintessence
Yazarı: Frithjof Schuon
Türkçesi: Veysel Sezigen
Sayfa Sayısı: 159
Boyutları: 13,5 x 21 cm
isbn : 975-355-650-0




VAHDET-İ VÜCUD ve TEVHİD HAKKINDA 7 ESKİMEZ RİSALE

Dinin temeli olan tevhidi ve tasavvufun esası olan vahdet-i vücud meselesini açıklayan yedi risaleyi bir kitapta sunuyoruz. Bu risaleler konunun uzmanı yetkili zatlar tarafından kaleme alınmış eserlerdir. Mümkün olabildiğince sadeleştirmeye çalışılsa da konu son derece ince ve yüksek olduğundan herkesçe anlaşılması beklenmemelidir. Risaleler sülukün ileri kademelerindeki kimselerle, tasavvuf konusunda yeterli bilgi sahibi olanların faydalanabileceği bilgiler taşımaktadır.

Nitekim Bayezid’in hapsedilmesi, Hallac’ın asılması, Nesimî’nin derisinin yüzülmesi bu manaları açıkladıklarından ötürüdür. O yüzden Muhyiddin Arabi “Bizden olmayanlar, eserlerimizi okumasın” demiştir. Yine de onu anlayamayan ve ağır itirazlarda bulunan din âlimleri çıkmıştır. Bu maneviyat âleminin dili, üslubu özeldir. Yüksek ve ince manalar mecaz olarak ifade edilir. Buna kuş dili denmiştir ki, ancak ilgilileri anlar ve zevkine varabilir. Avama yabancıdır hatta sakıncalıdır. Ne var ki, ileri sâliklere yani Hak yolunda yüksek derecelere varmak azmi taşıyanlara gereklidir. Onlara faydalı olur düşüncesiyle ve hatalarımız, eksikliklerimiz görülürse bağışlanması dileğiyle sadeleştirmeye çalıştık.


VAHDET-İ VÜCUD ve TEVHİD HAKKINDA 7 ESKİMEZ RİSALE
Tahir Galip Seratlı
Editör:Tahir Galip Seratlı
Sayfa Sayısı:288
Ebatlar:11 cm x 16 cm
ISBN:975-7969-30-3
Baskı Bilgisi: 1. Baskı, 2006
Kaknüs Yayınları
 




Hz. Mevlâna'nın eşsiz düşünce dünyasına kendi eserlerinden seçme bölümlerle bir yolculuk...
"Mevlâna Celâleddin-i Rûmî Bütün Eserleri (Seçmeler)"

Hz. Mevlâna'nın eşsiz düşünce dünyasına kendi eserlerinden seçme bölümlerle bir yolculuk...

Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Yakup Şafak



Zen Budizm Bir Yaşama Sanatı

"Zen konusunda Türk okuruna sunulan bu ilk kitap yalnız Uzakdoğu gizemciliğiyle ilgilenenlere değil, ruhbilimle, eğitimle, yaratıcı düşüncenin ve sanatların her türlüsüyle, özellikle yaşam sanatı'yla ilgilenenlerede bir şeyler söyleyebilir."

Nasıl güçlü adalelere sahip olmak için beden egsersizleri yapmaya, bıçağın her zaman keskin kalması için sürekli bilenmesine gerek varsa, güçlü bir bilince sahip olmak da bilinci uyanık kalmaya alıştırmakla olabiliyor. İşte Zen, bilincimizi keskinleştirmek, bizi uyandırmak, duyguların girebilmesi için elinden ne geliyorsa yapıyor.

Okuyucu bu kitapta ZAZEN adı verilen Zen meditasyonunun kuramsal yanı kadar uygulama yöntemi konusunda da ayrıntılı bilgi bulabilecektir.

Yazar: İlhan Güngören
Yayınevi: Yol Yayınları
Sayfa sayısı: 233
ISBN: 975-7569-08-9
Basım tarihi: Haziran 1995



Zen Kaçıkları
Jack Kerouac

Dharma Gerçek Demektir.

Kendine özgü pırıltılarla dolu bu romanda, Jack Kerouac, Zen Yolu'nu izleyerek temel gerçeklerini arayan iki genç adamı anlatıyor bize. Bu arayış, onları "San Francisco'nun Allahsız batakhaneleri"nden, yüksek Sierra Dağları'nın çok az kimsece bilinen ve yalnız başınalığın derslerini öğrenmeyi umdukları doruklarına ulaştırıyor.

Yer yer kalabalıklar, yer yer de ozansılıklarla dolu "Zen Kaçıkları"nın her satırından, Kerouac'ın bütün yapıtlarında bulduğumuz o dürüstlük, o mizah ve o yaşam coşkusu fışkırıyor.

Yolda'nın yazarı Jack Kerouac'ın yine aynı başarıyla kaleme aldığı, yine bir kült kitap olan romanı...

260 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9789755395579; Boyut: 13 x 20 cm; Baskı Tarihi: Aralık 2009; Özgün Adı: Dharma Bumps
 

Romanlar:

Gülün Adı
Kitabın Yazarı :
Umberto Eco

Kitabın Yayınevi :
Can Yayınları

Basım Tarihi :
Mayıs 1999

Gülün Adı adlı bu dev romanıyla bir anda dünyanın dört bir yanında ünlenen italyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir bilim adamı. İtalya' da, Bologna Üniversitesi'nde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi, filazof, estetikçi, müthiş bir ortaçağ uzmanı, üstelik James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri.

Gülün Adı , yazarın ilk romanı. 1980' de yayımlandı. Kısa sürede dünyanın pek çok diline çevrildi. 1986 ' da, yazıldığı dilden Şadan Karadeniz' in büyük bir ustalıkla dilimize çevirdiği bu roman, ülkemizde de çok beğenildi. Filmi de dünyanın dört bucağında büyük yankılar uyandırdı. Bu romanın başarısında, yazarın Ortaçağ konusunda derin ve dolaysız bilgisinin kuşkusuz büyük payı var.

Tam anlamıyla Ortaçağ dünyasını yansıtmakla birlikte Gülün Adı, kesinlikle çağdaş bir roman: Çağdaş edebiyata yepyeni ve uzun soluk getiren özgün bir yapıt. Bir anlamda Ortaçağda geçen, Hristiyanlık düşüncesini tartışan tarihsel bir roman. Bir anlamda da ustaca kurulmuş sürükleyici, polisiye bir roman.

Bu yapıtından sonra Umberto Eco, iki roman daha yazdı:Foucault Sarkacı ve Önceki Günün Adası adını taşıyan bu iki dev romanından başka Umberto Eco 'nun, birbirinden ilginç deneme kitaplarını da yine Can Yayınları arasında bulabilirsiniz.
 

GÜLÜN ADI
Üstüne
Umberto Eco’nun açıklaması

Umberto Eco, Alfabeta dergisini Haziran 1983 tarihli 49. sayısında, Gülün Adı’nın yazılış sürecini anlatan, romana çeşitli yönlerden açıklık getiren Sonrası adlı bu yazıyı yayımlamıştır. Eco’nun bu ilginç yazısı Şadan Karadeniz çevirisiyle kitabın sonuna eklenmiştir.

Polisiye metafizik
Kitabın bir polis romanı gibi başlaması rastlantı değildir (sonuna dek de saf okuyucuyu kandırmayı sürdürüyor; öyle ki saf okuyucu, insanın oldukça az şek keşfettiğinin ve dedektifin bozguna uğradığının farkına bile varmayabilir). Kanımca, polisiye romanın insanların hoşuna gitmesinin nedeni, içinde cinayete kurban gidenlerin olması değil,düzenin (düşünsel, toplumsal, yasal ve ahlaksal düzeninin) sonunda suçun yarattığı kargaşaya baskın çıkması da değil. Gerçekte polisiye roman, katıksız durumda bir varsayım öyküsünü yansılar. Ama aynı zamanda, tıbbi bir tanı,bilimsel bir araştırma, metafizik bir soruşturma da bir varsayım durumudur.

Temelde, felsefenin soru bazı (ruhsal çözümlemede olduğu gibi) polisiye romanınkiyle aynıdır; suçlu kimin! Bunu bilmek (bunu bildiğini sanmak) için bütün olguların bir mantığı, onlara suçluluğu dayatan bir mantığı olduğunu varsaymak gerekir. Her varsayım ve kestirim öyküsü, her zaman yanıbaşında durduğumuz bir şey anlatır bize (sözde Heidegger’ce alıntı). Bu noktada benim temel öykümün (katil kim!) tümü de böyle bir varsayımın yapısı çerçevesinde yer alan birçok başka varsayımlara kök salmasının nedeni açık.

Varsayımsallığın soyut bir örneği labirenttir. Ama labirentin tipleri vardır. Bunlardan biri, Yunan labirentidir; Theseus labirenti. Bu labirent, içinde hiç kimsenin kaybolmasına izin vermez; içine girilir, merkeze ulaşılır, sonra merkezden dışarı çıkışa varılır. Bu yüzden merkezde Minotaurus vardır; yoksa öykünün hiç tadı kalmaz, basit bir gezinti olurdu. Burada korku, kesinlikle, nereye varacağınızı ve Minotaurus’un ne yapacağını bilmemenizden doğmaz. Ama klasik labirenti geliştirirseniz, elinizde bir ip bulursunuz; Ariadne’nin ipini. Klasik labirent, Ariadne’nin ipinden başka bir şey değildir.


Sonra, dolambaçlı (maniyeristik) labirent vardır; bunu geliştirirseniz elinizde bir tür ağaç bulursunuz; birçok çıkmaz sokakları, kökleri olan bir yapı. Çıkış tektir; ama yanılabilirsiniz. Kaybolmak için bir Ariadne ipine gereksiniminiz vardır. Bu labirent, bir trail-and-eror process’tir (Sınama ve yanılma süreci).

Son olarak, ağ, ya da Deleuze ve Guattari’nin köksap dedikleri labirent vardır. Köksap öyle bir biçimde yapılmıştır ki, her yol, tüm öteki yollara bağlanabilir. Merkezi yoktur, çevresi yoktur, çıkışı yoktur, çünkü potansiyel olarak sonsuzdur. Varsayım alanı, bir köksap alanıdır. Benim kitaplığımın labirenti bir dolambaçlı labirenttir, ama William’ın içinde yaşadığının farkına vardığı dünya, köksapa göre kurulmuştur: daha doğrusu kurulabilir, ama hiçbir zaman kesinlikle kurulmamıştır.

Onyedi yaşında bir genç bana, tanrıbilimsel tartışmalardan hiçbir şey anlamadığını, ama bu tartışmaların, uzamsal labirentin uzantıları gibi işlev gördüklerini söyledi (bir Hitchcock filmindeki thrilling müziği gibi). Sanırım bu tür bir şey oldu: saf okuyucu da bir labirentler öyküsüyle karşı karşıya bulunduğunu sezdi, bir uzamsal labirentler öyküsüyle değil. Diyebiliriz ki, tuhaf bir biçimde, kitabın en safça okunuşları, en “yapısalcı” okunuşlar olmuştur. Saf okuyucu, içeriklerin aracılığı olmaksızı, bir öykünün varolamayacağı gerçekliğiyle doğrudan temasa geçmiştir.

 


Foucault Sarkacı

Umberto Eco'nun ilk romanı olan Gülün Adı gibi, bu ikinci romanı Foucault Sarkacı da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. Belki de en uygununu, onu bir 'bilim-roman' ya da 'Eco-roman' diye nitelemek.
Foucault Sarkacı, çok-katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. Bu da, romana değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor.
Foucault Sarkacı, kısaca, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüveni: Pozitif bilimin yanı sıra, uzantıları günümüze dek süregelen, gizli bilimlerin, Ortaçağı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. Okuyucuların, bu çetin ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla...

Yazar: Umberto Eco
Yayınevi: Can Yayınları
Çevirmen: Şadan Karadeniz
Sayfa sayısı: 656
ISBN: 9755104348
Basım tarihi: Ocak 1998
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler


Aforizmalar

Bu kitapta "Günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine aforizmalar" ve "O: 1920 günlüğünden aforizmalar" başlıklarıyla iki ayrı bölümde yayınlanan aforizmaları Franz Kafka, Ekim 1917 ile Şubat 1920 arasında, kısa süre iki yaratıcılık döneminde yazmıştır. O tarihlerde Kafka'nın iç dünyası büyük yıkımlarla karşı karşıyaydı: vereme yakalandığını daha yeni öğrenmiş; uzatmalı nişanlısı Felice Bauer'den ayrılmış; 1908'den 1922'ye kadar çalıştığı İşçi Kaza Sigortası Şirketi'nden hastalandığından ötürü uzun süreli bir izin almış ve 'tek oğullarının' ailesine ne evliliğini ne de ünlü biryazar olarak kabul edildiğini görme mutluluğunu tattıramayacağını artık kabullenmişti.

Yazar: Franz Kafka
Yayınevi: Altıkırkbeş Yayınları
Çevirmen: Sergül Ogur
Sayfa sayısı: 61
ISBN: 975846767-0
Basım tarihi: İstanbul / 2003 - Ocak
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler




Dünyanın Bütün Sabahları
Pascal Quignard

Can Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı

Pascal Quignard 1948 yılında doğdu. 1976'dan bu yana Gallimard Yayınevi okuma kurulu üyesi. Yaşamı kitaptan, kitabı da yaşamdan ayırmadığı için yazma ve okuma, yaşam ve insan'ın sorunlarıyla yakından ilgilenen bir yazar. Pascal Quignard'ın sorunlarıyla yakından ilgilenen bir yazar. Pascal Quignard'ın son romanı olan Dünyanın Bütün Sabahları yalın ve saydam bir roman; yalnızca soyadı anımsanan besteci ve viyola sanatçısı Sainte-Colobe ile öğrencilerinden en ünlüsü olan Marin Marais'nin (1657-1728) ilişkilerini ele alıyor. Kralın sunduğu olanakları ve ünü reddeden usta ile ün, kadın, para ve kolay yaşam peşinde koşan, sanatsal yaratının mistik derinliğini farketmeyen öğrencisinin çelişen kişilikleri, bir çağın (17.yy) entelektüel yaşamına ışık tutarken, 'sanatçının kimliği ' sorunsalına da tanıklık ediyor. Okurlarımızın bir solukta, tutkuyla okuyacağına inandığımız bu benzersiz romanı Alain Corneau, sineyaya aktardı; Jean-Pierre Marielle'nin usta (Monsieur de Sainte-Colombe), Gerard Depardieu ile oğlu Guillaume Depardicu'nün öğrenci (Marin Marais ) rolünü oynadıkları ve romanla aynı adı taşıyan film, 1992 yılında yedi dalda Cesar Ödülü kazandı.

Çeviren: Sevim Akten - 88 sayfa, Ciltsiz. hamur, ISBN: 975-510-451-8; Boyut: 12cm x 19cm; Baskı Tarihi: 1993
Özgün Dili: Fransızca; Özgün Adı: Tous les matins du monde

 

Dönüşüm

Franz Kafka'nın 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm adlı anlatısı, yazarın anlatım sanatının gerçek anlamda doruklarına varmış olduğu bir yapıttır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen anlatı, aynı zamanda genelde toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. Gregor Samsa'nın başkalaşma, bir böceğe dönüşmesi, salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca boyun eğen bir toplum tepki olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşenin yazgısı elbet toplumcu dışlanmaktır. Kafka'nın en kalıcı yapıtları arasında yer alan ve Nobel ödülü sahibi Elias Canetti'nin "en yetkin düzeydeki anlatım sanatının tipik örneği" diye nitelendirdiği Dönüşüm'ü Ahmet Cemal'in kaleminden yeni bir çeviriyle sunuyoruz.

Yazar: Franz Kafka
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9755100210
Basım tarihi: Ocak 1999
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler

Ernest Hemingway - Seçme Öyküler

Bu Kitaptaki Öyküler:
Deniz Havası
Aydınlık ve Temiz Bir Yer
Bir Şeyin Sonu
Sıradan Bir Soruşturma
Yağmur Altındaki Kedi
Michigan'da
İzmir Rıhtımında
Çok Kısa Bir Hikâye
Mevsim Dışı
On Kızılderili
Tek Kişilik Kanarya
Dünyanın Işığı
Kumarbaz, Rahibe ve Radyo
Bir Okuyucu Mektubu Bay ve Bayan Elliot
Başka Bir Ülkede

Yazar: Ernest Hemıngway
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Çevirmen: Mehmet Harmancı
Sayfa sayısı: 112
ISBN: 975-331-132-X
Basım tarihi: İstanbul / 1998 - Mart
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler


Gerçeği Arayış

Aşık bir kadının özverisinin sınırı var mıdır? Bilgi'nin aşk karşısındaki gücü nedir? Bir adam hem biliadamı hem iyi bir aşık olabilir mi? Aşkları başlangıçtaki yoğunluğunda tutmak olanaklı mıdır? gibi sorular hep sorulmuştur ve dünya durdukça da kuşkusuz sorulacaktır...
Gerçeği Arayış, işte bunlar ve benzeri soruları soran ve okuru da tartışmaya, aynı soruları sormaya kışkırtan bir roman... Alabildiğine özveri, aşk ve trajik örgüsüyle okuru sarıp sarmalıyor, düşündürüp hüzünlendiriyor. Balzac'ın bu yapıtını okurlarımıza ulaştırdığımız için sevinçliyiz.

Yazar: Honore de Balzac
Yayınevi: Oda Yayınları
ISBN: 975-385-270-3
Basım tarihi: Şubat 2000
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler


Aç Yol
 
Kategorisi :  Edebiyat > Dünya Edebiyatı   
Yazarı :  Ben Okri   
Çeviren :  Berrin Karayazıcı Aksoy   
Yayınevi : İmge Kitabevi Yayınları   
Basım Yeri/Tarihi : İstanbul / Mayıs / 2000   
   
 
Bir peri çocuktur Azaro, peri dostlarının pastoral dünyasına dönmeden önce kısa bir süre bu dünyada yaşamak için doğan. Ama yaşayanların dünyasında kalmayı seçer o. Aç Yol, İnsanı büyüleyecek denli lirik ve özgün bir anlatıma sahiptir. Roman, Azaro'nun hayal dünyası içinde art arda sıralanan imgelerle epik bir destan havasında akıp gider. Ben Okri Aç Yol sayesinde tüm eleştirmenlerin de dediği gibi bugüne kadar eşi benzeri yazılmamış bir başyapıt kazandırmıştır dünya edebiyatına. Azaro'nun hayal, hareket, heyecan, umut ve süprizlerle dolu, zengin ve kışkırtıcı bir dünyası vardır. Bu dünya aynı zamanda Nijerya'yı ve oradaki yoksulluğu, ezilmişliği ve bunların evrensel boyutlarını şiirsel ve son derece dokunaklı bir dille aktarır bize. Küçük Azaro gelmiş geçmiş roman kahramanlarının en sevimlisi ve bir o kadar da duyarlısıdır. İmgeler hayal-gerçek karşıtlığı içinde tüm masumiyetiyle bir çocuğun bakış açısını yansıtırken öykü, insani ve siyasi çağrışımların ötesine taşar ve bizi harika bir anlatım ve olay örgüsünün içine çekiverir."Savaş sonrası romanlarının en iyilerinden biri."- The Times"Okri'nin tek bir sıkıcı satır yazması mümkün değil. Bu kitabın yanında, tüm modern İngiliz romanı kuru ve yalın anlatımın en kötüsüne mahkum oluyor. Okri siyasetin önemsiz ve kestirme bir yol olmadığını anımsatıyor bize... Kitabı bitirip evden dışarı çıktığınızda sanki tüm ağaçlara melekler konuyor."- Independent(Arka Kapak
 

Beyaz Geceler Başkasının Karısı
 
Kategorisi :  Edebiyat > Dünya Edebiyatı   
Yazarı :  Fyodor Mihailoviç Dostoyevski   
Çeviren :  Nihal Yalaza Taluy   
Yayınevi : Varlık Yayınları   
Basım Yeri/Tarihi : İstanbul / / 1994   
 
Beyaz Geceler, büyük romancı Dostoyevski'nin bütün dillere çevrilerek çok sevilmiş en ünlü yapıtlarından birisidir. Gençlik yıllarının ürünlerinden olan bu kitapta yazar, ancak genç ruhlarda yaşayabilen saf ve büyük aşkların unutulmaz örneklerinden birini veriyor. Şiirsel bir hava içinde geçen öyküde, artık çağımızın malı olmaktan çıkmış, bununla birlikte, yeryüzünde insanlar yaşadıkça varolacak ateşli bir ruh çoşkunluğunun canlı bir anlatımını bulacaksınız. (Tanıtım Yazısı'ndan) 
 

 

Tanrıların Masalları Mitolojinin Öyküsü
 
Kategorisi :  Mitoloji   
Yazarı :  Michael Köhlmeier   
Çeviren :  Atilla Dirim   
Yayınevi : Yurt Kitap Yayın   
Basım Yeri/Tarihi : Ankara / Haziran / 2001   

Batı uygarlığı kaynağı antik çağ söylenceleri ve eros içeri girdi. Yavaşça uyumakta olan kızın yanına yaklaştı. Lambayı yakmamıştı. Gelinini yavaşça okşadı, dudaklarından öptü. Psykhe daha önce hiç kimse tarafından dudaklarından öpülmemişti. "Sen kimsin?" diye sordu ona. "Ben senin kocanım" dedi Eros. "Kendini bana gösteremeyecek misin?" "Hayır.""Geceleri geleceğim sana" diye devam etti konuşmaya tanrı, "geceleri seveceğim seni. Beni asla göremeyeceksin. Bununla mutlu olabilir misin?""Evet" dedi aşık genç kız.(Arka Kapak) 
 

 


Bir Çift Yürek

Yayınevi : Klan Yayınları
Yazarı : Marlo MORGAN
Çevirmen : Eren CENDEY
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 1999 - Haziran
Sayfa Sayısı : 224
 

KİTABIN YAYIM MAKSADI..........  Tüm Varlıkların, Aynı Evrensel Birliğin Bir Parçası Olduğunu, Var Olan Her Şeyin İnanılmaz Derecede Güzel Ve Hassas Bir Karşılıklı Bağımlılık Dengesinde Bulunduğu Anlatılmaktadır.
 

"Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan... Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız."
Gree kızılderilinin kehaneti

Kitabın en etkileyici yanlarından biri hiç kuşkusuz okuyucuyu okumaya hırslandırması. Asıl olay kitap bittikten sonra başlıyor.Mesajı alabilmenin önemini de belirtmiş ayrıca Morgan.

Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız.Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas karşılıklı bir bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirse ama ulaşılmıştır.

Kitap kurgusal bir yapıt. Olaylar akışını bölümlere ayırmış; fakat bu bağ gerginliğini asla kaybetmemiş, oldukça sürükleyici ve beyinlerde bir yer edinecek bir eser.

"Bir Çift Yürek" de önemli olan kurguyu özümsemek değil, kurguyla birlikte verilmek istenen insanların farklı özelliklerini, ruhsal durumlarını, çevreyle olan ilişkilerini kavraya bilmektir.

Bu kabilenin insanlarının gerçekleri gizlemek, minik ve zarsız yalanlar söylemek gibi dertleri yoktur. Hiç yalan söylemedikleri için saklayacak bir şeyleri de yoktur. Onlar birbirlerini algılamak için zihinlerini açık tutmaktan ve başkalarına bilgi vermekten çekinmeyen insanlardır. Onlara göre insan, yüreğinde veya zihninde saklayacak bir şey olduğuna inandığı sürece bir gelişme gösteremez. İnsan kendini her şeyle uyum içinde hissetmelidir. Bu kabile, saklanacak bir şeyleri olmamaları sayesinde zihinsel terapi yoluyla anlaşıyorlar ve bu yüzden yolculukları çok sessiz geçiyor. Aborjin kabilesi sesin varoluş nedeni olarak konuşmayı görmez. Konuşmak yürek ve akılla yapılır. Ses konuşma amaçlı kullanıldığı zaman ortaya dökülen boş sözlerdir. Ruhsal içerikli olamazlar, ses şarkı söylemeye, kutlamaya yapmaya ve şifa vermeye yarar.


Kabile tanrısal birliğin planına göre hiçbir canlının yaşarken acı çekmemesi gerektiğine inanıyor, eğer bir yaratık ıstırap çekiyorsa, bunu kendi istemiştir diye düşünüyorlar. Onların bu inancı hem insanlar hem de hayvanlar için geçerli.

Kitap hakkındaki bazı görüşler:

"Bu hayatımda okuduğum en etkileyici kitaplardan bir tanesi. Bu olağan üstü eserin her sayfasında öğrenilecek bir şeyler var."
Og Mandino

"Batıyı sarsan yürek!.. Çevrenize yabancılaşmaya başladınızsa okuyum derim, bir kapı mutlaka aralanacaktır."
Ayça Atikoğlu

"İnsanlığın çoktan yitirdiği geçmişini merak edenler için."
Füsun Özbilgen

"Bu hafta sonu bu kitabı okuyun, Pazartesi hayata yeni 've daha iyi ' bir insan olarak başlayın."
Murat Birsel
 

1. KİTABIN KONUSU:
Amerikalı kadının Avustralya’da yaşadığı ve tüm değer yargılarını değiştiren ruhsal yolculuktan bahsetmektedir.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Gerçek olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.
Avustralya’da çalışmalarını sürdürürken;Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi davranarak onların sorunları ilgilenmeye başlar ve yerli halkın yaşantısına olan merakı gitgide artar.
Morgan’ın onların sorunları ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören grup aborjin kabilesi onu toplantıya davet ederler. Morgan Anakaranın diğer tarafında yaşayan ve kendi benliğini kaybetmemiş, böyle Aborjin kabilesi tanışacağı ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağı için bu toplantıya özel şekilde hazırlanır. Ayrıca şehirde yaşayan Aborjinlere yaptıklarından dolayı taktir bekleyen yazar için bu toplantı hiçde beklediği gibi gerçekleşmez. Oota adında Aborjin eski jiple gelerek Morgan’ı toplantı yerine götürmek için alır. Uzun süre çölün ortasında gittikten sonra toplantı yerine geldiklerinde yazar kendisini grup yerli ıssız çölün ortasında bulur.
İlk olarak tüm eşyaları çıkartılan Morgan’a kuşanacağı bez parçası verirler. Tüm eşyaları ve kendisi birlikte kutsanır.Yerlilerin arasına kabul edildikten sonra tüm eşyaları yakılır. Birbez parçası yalın ayak kalan Morgan’dan kendileri birlikte yapacakları yürüyüşe gelmelerini isterler. Bu teklifi kabul eden Morgan için çölü boydan boya katedeceği ruhsal yolculuk burada başlar.
Bu kabilede insanlar isimlerini hayatları süresince yapmış oldukları işlere olaylara göre almakta ve değiştirebilmektedir. Bu nedenle; modern toplumdan geldiğinden ve insan olarak sahip olması gereken değerleri köreldiğinden Morgan’a “mutant” adını takarlar ve onun tekrar yaşamın gizemini görmesini sağlayarak değişime uğratırlar. Kabilede kendilerini “gerçek insanlar” olarak adlandırırlar.
Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç olayı kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.
Dört ay süren bu uzun yolculuk süresince, ilk günden itibaren bu çetin yolculuğun zorlukları mücadele etmek zoruda kalır. Karşılaştığı her zorlukta dayanıklılığının sınanması birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborjinler onu kendilerinden biri olarak kabul ederek ona hertürlü zorlukla nasıl mücadele edeceğini, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla nasıl uyum içinde yaşanacağını öğrenir.
Morgan yerlilerin yaşamı kendi yaşamını, iki tarafın yaşam felsefelerini karşılaştırır. Aborjinlerden öğrendikleri birlikte insan olarak sahip olması gereken değerleri tekrar kazanır. Bunun üzerine kabilenin şefi soylu Kara Kuğu tarafından her iki toplumun kültürünü anlaması ve içinde barındırmasından dolayı “Bir Çift Yürek” ismi verilir.
Yürüyüşün sonu yaklaşırken yürüyüşün asıl hedefi olanbüyük sırlarını Morgan’a gösterirler. Aborjinler için kutsal olan mekanı gördükten sonra bu insanların ellibin yıllık kültürlerinin felsefesini anlar. daha sonra Moragan’a yolculuğun asıl sebebini açıklarlar: Morgan’ı mesajcı olarak seçmişler ve tüm sırlarını açıklamışlar. İnsanların uygarlık, gelişim adı altında doğanın dengesini bozduklarını ve herşeyi tüketmekte olduklarını bunun için dünyada ki varlıklarını bitirmeye karar verdiklerini açıklarlar. Çünkü kendilerinden sonra gelecek nesile yaşam için fazla birşey kalmadığını söylerler, Morgan’da kabilede niçin genç insan olmadığını anlar.
Morgan dan bu son mesajlarını iletmelerini isterler. Morgan insanların dünyaya verdikleri zararı açıklamak ve önlem alınmasını iletmek üzere onlardan ayrılır.
Avustralya’da ki işi biter bitmez Amerika’ya döner. Amerika’da bu serüveni anlatarak, bu serüvende öğrendiklerini uygulayarak ve en önemlisi yazdığı kitaplarla bu serüveni herkesle paylaşmaya, mesajı herkese iletmeye çalışmıştır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ :
Tüm insanlığa eşsiz, zamanın derinliklerinden gelen güçlü mesaj iletilmiştir. Eğer tüm varlıkların, aynı evrensel birliğin parçası olduğunu anlarsak, dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız. Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas karşılıklı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır. Eğer bu mesajı alabilirsek bizim yaşamlarımızda Gerçek İnsanlar’ınki gibi yücelir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Marlo Morgan : Hayatın monotonluğundan sıkılmış, değişiklik arayan, hırslı kafasına koyduğunu yapan, yardımsever, çocuk ruhlu biri.
Oota : Kabilede ingilizce bilen tek kişi Morgan’a kendilerini tanımasına elinden geldiğince sorulara cevap vererek yardımcı olmuştur.
Kara Kuğu : Kabilenin şefidir. Bilge insan olarak tüm sırlarının sırası Morgan’a açıklanmasını sağlamıştır.
Bunun dışında şifacı gibi yeteneklerine göre isimlendirilen birçok kabile üyesi var. Çölde, insanın yaşamını zorlayan birbirinden ilginç olaylar oluyor.

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap insanın, günümüz toplumun gereği olarak getirdiği roller ve görevler nedeni unuttuğumuz kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Ayrıca dünyamızın günden güne azaln kaynakları ve bozulan doğanın dengesi nedeni önlem almazsak gelecekte bizi bekleyen sonada dikkat çekmektedir. İyi niyetin insanı yücelttiğini nesnel şeylerin peşinde koşmamamız gerektiğini; insanı farklı kılanın yürek ve niyet olduğunu açıklayan; hayat felsefemizi tekrar gözden geçirmemize etkili olan öykü olarak görüyorum.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Marlo morgan emekli sağlık uzmanıdır. Lee’s summit, Missouri’de yaşamaktadır. İlk kitabı “ Bir Çift Yürek” Amerika’da otuzbir hfta boyunca New York Times Bestseller listesinde zirvede kalmış ve yirmidört dile çevrilmiştir.
 

KİTABIN KONUSU

Aborjin yerlilerinin yaşamlarını ve bu yaşantının aslında bütün insanların ortak bir yaşantısı olduğunu fakat bizim buna ne kadar yabancı olduğumuzu anlatıyor.

KİTABIN ÖZETİ

Amerikalı bir tıp doktoru olan Marlo Morgan gerçek bir olaya dayanan bu kitabında Avustralya’da yaşadığı ruhsal bir yolculuktan bahsetmektedir. Yazar, göçebe bir kültüre sahip Avustralya yerlileri olan Aborijinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle ” Gerçek İnsanlarla” birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar. Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı bu yolculukla Morgan, bu insanların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliği ile tanışır.

Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Macerasının ilk gününden itibaren bu çetin yolculuğun zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Dayanıklılığının her gün sınandığı bu zorlu yolculukta, karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborijinler onu, büyük bir alçak gönüllülükle kendilerinden biri olarak kabul ederler ve onun şefkat dolu öğretmenleri olurlar. Öğretmenlerinden, her insanın eşsiz niteliklerini ve içsel ruhunu takdir etmeyi ve kutlamayı öğrenirken bir yandan da güçlü şifa yöntemlerine tanık olup onların canlılarla ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Yazarın bu kabile ile tanışması bir süreliğine çalışmak için gittiği Avustralya’da, yerlilerin sorunları ile ilgilenmesiyle başlar. Yazarın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup yerli onu bir toplantılarına davet ederler. Ancak, bu toplantı hiç de yazarın beklediği gibi bir toplantı değildir. Bu toplantı için çok özel bir şekilde hazırlanan ve onlar için yaptıklarından dolayı özel bir taktir bekleyen yazar kendisini almaya eski bir jip ile gelen bir yerli ile toplantı yerine gitmek üzere yola çıkar. Çoğu çölün ortasında olmak üzere dört saat süren bir yolculuk sonrası yazar kendini ıssız çölün. ortasında bir grup “ilkel” yerlinin yanında bulur. Kendisinden ilk istenen şey üzerindeki her şeyi ama her şeyi çıkartmasıdır. Bir peştamala sarılı ve yalın ayak kalan yazar ve tüm eşyaları kutsanır. Kendisi yerlilerin arasına kabul edilirken o anda sahip olduğu tüm eşya yakılır. Çünkü, “maddi nesnelerden ve bazı önyargılardan kurtulmak ‘varolmaya’ doğru yapacağı o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı”. Bundan sonra yazar bu kabile ile çölü boydan boya geçeceği ve bambaşka bir hayat felsefesi ile karşılaşacağı bir yolculuğa başlar.

Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.

Yazar tüm yolculuk boyunca kendi kentli yaşamı ile yerlilerin yaşamını, hayata bakışını ve felsefelerini karşılaştırdıkça onların bilgeliklerine hayranlık duymaya başlar. Batı toplumlarının aksine hiç bir nesne ve eşyaya bağlanmayan ve mülkiyetçilik bilmeyen bu insanlar yazarda büyük bir saygı uyandırırlar. Çünkü, Tanrısal “Birlik”‘e inanan bu insanlara göre ” sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın, birine yardım edersen, kendine yardım edersin.

KİTABIN ANAFİKRİ

Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Marlo Morgan bilmeden atıldığı bu serüvende dünyanın başka bir yüzünü öğrenmekten mutlu ve bir o kadar da meraklı.

Gezide yazarımıza eşlik eden yerliler bizim bildiğimiz dünyadan kendilerini soyutlamış ve atalarından öğrendikleriyle, zor şarlara rağmen hayatlarını sürdürmeyi başarmışlardır.

Hikayede geçen olayların genel itibariyle maksadı yazara elindekilerle neler yapabileceğini göstermek.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Bu kitabı ilk elime aldığımda isminden dolayı bir aşk hikayesinin anlatıldığını düşündüm. Okumaya başladığım zamanda gerçekten bir aşk hikayesi olduğunu fakat bu aşkın insanın kendi güçlerine karşı olan güven ve saygıdan oluştuğunu anladım.Gerçekten şaşırtıcı olaylarla yazar sizi size anlatıyor. Üzerimde bu kadar gücün olması beni etkiledi. Bütün arkadaşlarıma tavsiye ederim.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

Marlo Morgan

Paris’te doğmuş ve eğitimini ailesinin de maddi katkılarıyla en iyi okullarda gerçekleştirmiştir. Avusturya yerlileri ,Aborjinler , hakkında yazdığı makaleler ve son iki kitabıyla büyük beğeni kazanmış ve en çok satanlar arasında uzun süre yer almıştır.


 

İlahi Komedya

Öfke, sürgün ve dehayla geçen bir hayat yaşamış olan Dante'nin yapıtları İtalyan edebiyatının kaynağını oluşturur. Dante'nin kendi adlandırmasıyla "Kutsal Bir Manzum" olan İlahi Komedya, tarihsel çelişkilerinin arkasındaki gizli düzenin araştırılması ardında koşar.

Cehennem, Araf ve cennet olarak üç bölüme ayırdığı bu yapıtında Dante, öbür dünyaya yaptığı yolculuğunda sadece Tanrı'nın ışığıyla aydınlanmış; bir dünya görüşünün bilançosunu çıkarır. İnsanların hatalarının ve tarihsel çelişkilerinin arka planında kendisini hissettiren Ortaçağ'a has retoriği tamamlar ve bununla beraber, onu da alegorik bir dizgeyle varılabilecek nihai gerçeği arar.

İlahi Komedya, yazarını yalnızca İtalya'da ünlendirmekle kalmamış, bütün dünyaya tanıtmış ve çevirildiği tüm dillerde uluslararası bir önem kazanmıştır.

Klasik yapıtların en yükseği ve en değerlisi olan İlahi Komedya sizi müthiş bir yolculuğa çıkaracak.

Yazar: Dante Alighieri
Yayınevi: Oda Yayınları
ISBN: 9753852835
Basım tarihi: Haziran 2001
Kategori: Dünya Edebiyatı / Klasikler

 

KİTABIN ADI : SEFİLLER
KİTABIN YAZARI : VICTOR HUGO
YAYINEVİ : VARLIK YAYINLARI
BASIM YILI : 1992

1. KİTABIN KONUSU:
Bu romanda Jean Valjean adlı bir köylünün, 19. yy.’un ilk 30 yılındaki serüvenleri anlatılır.
Valjean aç ailesini doyurmak için ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekmeye mahkum edilmiştir.

2. ESERİN ÖZETİ:

Birkaç kez kaçma girişiminde bulunduğundan mahkumiyet süresi 19 seneye çıkarılır 1815’de serbest bırakılır. Valjean Güney Fransa’da D kasabasına gider. Bir kürek mahkumu olduğundan kimse onu barındırmak istemez. Sonunda yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabanın piskoposu onu yanına alır ve ona çok iyi davranır. Valjean onun bu konuk severliğine piskoposun yemek takımlarını çalmakla karşılık verir. Polis kısa bir süre sonra Valjean’I yakalar ve piskoposa getirir piskopos Valjean’I hayrete düşürürcesine, yemek takımını Valjean’a hediye verdiğini söyler. Valjean’ın karşılaştığı bu durum onu derinden etkiler. Ondan sonra piskoposun güvenine layık olmaya mümkün olduğu kadar erdemli ve dürüst bir hayat sürmeye söz verir.
Valjean yıllar sonra takma bir adla Kuzey Fransa’da mücevherat üreticisi olarak devam ediyordur. Üretimde bir iki basit gelişme gerçekleştiğinden şimdi varlıklı bir insandır. Kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta belediye başkanı bile seçilmiştir. Kasabanın müfettişiJavert, tam bir dedektiftir ve amirinin kişiliğinden şüphe eder. Onu tam yakalattıracağı sırada adının Valjean olduğu bir diğer insanın başka bir suçtan yakalandığını ve tekrar kadırgaya gönderileceği haberini alır. Çok mahçup duruma düşen polis müfettişi belediye başkabıbdan özür diler, onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır. Valjean kendi adını taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesinden ötürü vicdan azabı duyar. Kahramanca bir hareketle mahkemeye gider, kendisini tanıtır ve kendi isteğiyle kürek mahkumluğuna döner. Birkaç yıl sonra tekrar kaçar ve kuzeye gider. Üretici olarak iş yaptığı yılların karşılığı olan parayı buraya gömmüştür. Para onu rahatça geçindirebilecek ve çevresinede yardım etmesine de imkan verecektir. İlk işi Cosetta adında bir kızı aramak olur. Kız bir zamanlar yanında çalışan Fantina’nın kızıdır. Fantina kızına bakmak için fahişelik yapmıştır. Fantina artık ölmüştür ve onu yetiştiren üvey anne ve babası ona kötü muamele etmektedir. Valjean onu evlatlık alır ve ona derin bir sevgiyle bakmaya başlar. Beraberce Parise giderler. Valjean bir rahibe manastırında bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve Cosette da manastırın okuluna gider.
Cosetta büyüyünce Parisli bir öğrenci olan marius Pontmercy adında bir genç onunla ilgilenir. Cosette ve Marius, Paris’in Luxenburg Gardens adındaki parkında tanışırlar ve Valjean’ın kendisini ve Cosette’yi gizli tutmasına rağmen gizliden gizliye mektuplaşırlar.
Olaylar, ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında doruğa ulaşır. Sosyalistler 1832’de, Paris’te hanedanlığa karşı başarısız kalan bir baş kaldırma hareketine girişirler Marius ve arkadaşları bu isyanda yer alırlar ve sosyal adalete bağlılığından ötürü kim olduğunun meydana çıkmasına bile aldırış etmeyen Valjean da isyana katılır. Sokak çatışmalarının ortasında eski düşman Javert ile karşılaşırlar. Onun bütün hayatı şimdi ellerindedir.Gerçi bir tek kurşun Javert’I ortadan kaldıracaksa da Valjean Jvert’ı serbest bırakır. Valjean’ın bu davranışı Javert’in, kesin meşruiyet ve hukuka dayanan ahlaki dünyasını alt üst eder. Hayatında ilk defa olarak bir mahkumun kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşünür ve kendini öldürür.
Bu arada barikatlar ardına çekilen isyancılar çevrilir. Karşı tarafın kuvvetleri daha fazladır. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Valjean Marius’u, sırtında taşıyarak yer altındaki lağım kanallarına götürür. Burası hoş bir yer olmasa da, çatışma alanından uzaktır. Kendisini tamamen kaybetmiş ve hemen hemen ölü olan Marius, büyükbabasının evine getirilir. Marius hayatını kimin kurtardığını bilmemektedir.
Valjean, Cosette ile Marius arasına girmemeye karar verir. Cosette’nin Marius’u sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini anlar. Cosette’ye büyük miktarda para verdikten sonra inzivaya çekilir. Marius önceleri bunu kabul eder fakat hayatını kurtaranın Valjean olduğunu öğrenince Cosette ile birlikte son bir defa görmek için ihtiyar adamın yatak ucuna giderler. Valjean ölüm yatağında, seneler önce, evliya gibi biri olan psikopozun inanılmaz bir jestle kendisine hediye ettiği ve böylece Valjean’ın ruhunu kazandığı gümüş şamdanlığı Cosette’ye hediye eder.

3. ANAFİKRİ:
Kendisine her zaman kötü davranılan bir mahkumun, kendisine iyi davranan biriyle
beraber olduğu zaman kişiliğinin ve davranışlarının iyiye doğru gidişatı gözlenmiştir.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
JEAN VALJEAN: Romanın kahramanı. Önceleri basit, çalışkan bir köylüyken sonradan bir mahkum olarak hayata küskünlük duyar.
JAVERT: Hiç bir zaman satın alınamayacak kadar namuslu bir polis memuru.
MARIUS PONTMERCY: Albayın oğlu. Kendisini babasının anısına adıyan bir genç.
COSETTE: Fantine’nin kızı, Valjean’ın evlatlığı. Sevimli bir kız.
FANTINE: Karakteri bakımından iyi bir kız ise de şartlar onu bir fahişe olmaya zorlar.

5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Eserde tarihsel olaylar, kişilik çözümlemeleri, siyasal düşünceler, insanlar arasındaki günlük ve basit ilişkiler iç içe ve büyük bir ustalıkla anlatılmıştır.

 



Ölmek Başıma Gelen En Güzel Şeydi
Hayat Yolculuğunda Bilgelik Hikayeleri
William E. Hablitzel, Yasemin Bozbeyoğlu


"Aklımdan bir türlü çıkmayan başlığı ve içerdiği anlamın bende yarattığı merak, tüm diğer işlerimi bir kenara bırakıp okumaya başlama sebep oldu. Ve böylece, kendimi yepyeni ve muhteşem bir maceranın içinde buldum. Aralıksız okuyabilecek kadar kendimi kaptırdığım kitabın son sayfasını çevirdiğimde sabah olmuştu. Umutlandıran, özgürleştiren, hafif de olsa insanı hüzünle saran bir güzelliği vardı. Kitabı okuduğum sürece umudu ve özgürlüğü yaşadım, kitap bittiğindeyse içimi tatlı bir hüzün kaplamıştı. Kitabın sonuydu ve okuyacak başka bir yeri kalmamıştı!

İtiraf etmeliyim ki şu anda size birazını anlatmamak için kendimi zor tutuyorum. Ama bunu yapmayacağım. Çünkü sizi, sayfaları çevirirken yaşayacağınız keşfetme duygusundan mahrum etmek istemem. Ne de olsa, ben bu çok özel kitaptaki tüm güzellikleri ve öğretileri, keyif ve hüznü, gizem ve sihri kendi kendime keşfedecek kadar şanslıydım."
- John Harricharan, yazar


270 sayfa, 2. hamur, ISBN: 975-8992-14-7; Boyut: 14x20 cm; Baskı Tarihi: Ekim 2006
Özgün Dili: Türkçe; Özgün Adı: Dying Was The Best Thing That Ever Happened To Me
 

 

KİTABIN ADI Suç ve Ceza
KİTABIN YAZARI : F.M. DOSTOYEVSKİ
BASIM TARİHİ 1994

kitap hakkında:
Dostoyevski'nin kendi dünyasının kurduğu en sevilen, en çok okunan, en unutulmaz ilk büyük romanı Suç ve Ceza'yı büyük çevirmen Ergin Altay'ın İletişim Yayınları için yeni yaptığı güçlü çevirisiyle ve Murat Belge'nin önsözüyle sunuyoruz.


"Aşkı ilk yaşamak, denizi ilk görmek gibi, Dostoyevski'yi de keşfetmek bir tarihtir. Bu genellikle ilk gençlik çağında olur; yaşlılıkta daha huzurlu yazarları okuruz. 1915'te Cenevre'de Suç ve Ceza'yı okudum. Kahramanları bir katil ve bir o.... olan bu roman bana çevremizdeki savaştan da yıkıcı ve etkileyici geldi... Dostoyevski'yi okumak bilmediğimiz büyük bir şehrin içine ya da bir savaşın gölgesine girmek gibidir."
J.L. Borges

KİTABIN ÖZETİ :
Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.
Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. RaskolnikovMarmeladov ‘un evine gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup. Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediğini yazıyordu.
Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.
Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.
“2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu, endişelendiğini hiç hissettirmedi.
Ertesi gün eve geldiğinde annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.
Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya çalışarak geçirdi vaktini.
Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.
Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını beraber hayal etmeye başladılar.
 

Yazar: Maksim Gorki

1868-1936 yılları arasında yaşayan, doğduğu kente sonradan Gorki adı verilen büyük Rus-Sovyet yazarı Maksim Gorki´nin en ünlü yapıtını sunuyoruz: Ana. Gorki, 1907 yılında yayımlanan Ana romanında, Pavel adlı bir işçinin anası olan Pelage´yi anlatırken, o yılların 1905 devrimi öncesi Rusya´sının toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtmıştır. Ülkemizde de yayımlanan çok sevilen bu romanı Ayda Düz´ün Türkçe´siyle sunuyoruz.

Ana odanın içinde gidip geliyor, pencerenin yanında oturuyor, sokağı izliyor, kaşlarını çatıp yeniden yürüyordu. Titriyordu. Kafası bomboştu. Ortalığa bakınıyordu bir şey arar gibi. Su içti, ama hep susuyordu. Göğsünü yakan kaygıyı, alçalma duygusunu söndüremiyordu. Gün iki bölüme ayrılmıştı; birinci bölümün bir anlamı, bir içeriği vardı, ama ikinci bölümü akıp gitmiş, yerine kahredici bir boşluk kalmıştı. Karşılıksız bir soru zonklayıp duruyordu kafasının içinde...
(Kitap'tan sf. 169)

Gösterim: 184 | 416 Sayfa | ISBN: 9789753790017 | Basım Yılı: 1999 |

 

Kitaplığım:  Sayfa-1   Sayfa-2   Sayfa-3  Sayfa-4   Sayfa-5
 

Hiçbir yazı/ resim  izinsiz olarak kullanılamaz!!  Telif hakları uyarınca bu bir suçtur..! Tüm hakları Çetin BAL' a aittir. Kaynak gösterilmek şartıyla  siteden alıntı yapılabilir.

 © 1998 Cetin BAL - GSM:+90  05366063183 -Turkiye/Denizli 

Ana Sayfa  / Index  / Roket bilimi / E-Mail / Rölativite Dosyası

Time Travel Technology / UFO Galerisi / UFO Technology/

Kuantum Teleportation / Kuantum Fizigi / Uçaklar(Aeroplane)

New World Order(Macro Philosophy) / Astronomy