Tarih: 15 Mayıs 2016  |

Işık Yılı Nedir? Işık Yılı Kaç Km, Işık Hızı kaç kilometredir?

Işık hızı ve ışık yılı...   Işık hızı, ışığın ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızı olup 299.792.458 metre/saniyedir (yaklaşık 1.079.252.850 km/saat). Daha kolay hatırlamak için kitaplarda genellikle 300.000 kilometre/saniye şeklinde ifade edilir. Işığın hızı saatte 1.080.000.000 km/saat, günde 26.000.000.000 km/gün, yılda ise 9.460.800.000.000 km/yıl olarak verilebilir.

Şüphesiz ışık yılı birimini duymayan kalmamıştır; astronomların uzaydaki uzaklıkları ölçmek için kullandıkları ve cm, km gibi birimlerin ağabeyi olarak bakabileceğimiz o birim. Özet olarak bir demet ışığın bir yılda tamamladığı uzaklık -on trilyon km- olsa da, astronomiyi takip edebilmek için bu ölçüm birimini iyi anlamak çok önemli.

Günlük hayattan bir örnekle başlayalım. Arkadaşlarınızla buluşacaksınız ancak biraz geciktiniz. Onları arayıp, örneğin 10 dakikalık mesafede olduğunuzu söylersiniz. Bu sizin açınızdan kalan mesafeyi kat etmek için bir tahmindir. Astronotlarda aynı şekilde yıldızlara ve galaksilere olan uzaklığı tahmin ederler; ama kendi yürüme ve sürüş hızları yerine, bir ışık demetini referans olarak alırlar.



Bu yöntemin kullanılmasının birinci sebebi elbette ki ışığın tüm evrende sahip olduğu eşit hız: saatte 1 milyar 78 milyon kilometre. Bu hızda yolculuk etmek demek, Dünya etrafında bir saniye içinde 8 tur atmak demektir. Gerçekten etkileyici değil mi?

Dünyadan ışık hızıyla yola çıktığınızda aynı süre içinde uzun bir mesafe gideceğinizi düşünebilirsiniz ama uzayın genişliğini unutmamak lazım. Ay’a ulaşmak için bile ışık hızında iki buçuk saniyelik bir yolculuğa ihtiyacınız var. Işık hızıyla Güneşe yapacağınız yolculuk yaklaşık 8 dakika sürer. İnanabiliyor musunuz, saniyede yaklaşık 300.000 km mesafe ilerlediğiniz ışık hızındayken bile 8 dakika ancak sizi güneş sistemimizin merkezine ulaştırabiliyor.

Işığın sahip olduğu inanılmaz hıza rağmen ihtiyaç duyduğu yolculuk zamanının her zaman bir yan etkisi olmuştur. En güzel örneği Güneş'e baktığımızda, aslında onun 8 dakika önceki haline bakıyor olmamız. Bu duruma tanıdık olduğumuz birçok örnek verebiliriz aslında. Havai fişeklerde patlamaları gördüğümüzü biliriz; ama ses daha sonra gelir. Gözlerimizi kapattığımız takdirde yaşanan gösteriye birkaç saniye geriden tanık oluruz. Aynı olay ışık için de geçerli: olayın olduğunu ancak ışık bize ulaştığı zaman görürüz. Odanın bir ucuna bakarken, gecikme saniyenin birkaç milyarda biri olsa da yeterince büyük uzaklıklarda ışık birden havai fişek örneğindeki ses yerine geçiveriyor.

Buna karşın ışık yılını kullanmamızın ana nedeni uzayda iç içe olduğumuz uzaklıkların muazzamlığı. Eğer kilometreye bağlı kalmaya ısrar edersek en yakın yıldıza olan uzaklığı hesaplamaya kalktığımızda bile uzun rakamlara boğuşuveriyoruz: sönük kırmızı cüce Proxima Centauri 38.600.000.000.000 km uzakta! Uzun bir çubuk, yani daha büyük bir ölçüm birimi kullanmak sayıların daha kontrol edilebilir kalmasını sağlıyor. Bir astronot için Proxima Centauri sadece 4 ışık yılı uzaklığında. Diğer deyişle yan komşumuzdaki yıldızdaki ışığın bize gelmesi 4 yıl alıyor.

Gece gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızlara ev sahipliği yapan Samanyolu galaksimizin bir ucundan diğerine olan uzaklığı 100.000 ışık yılıdır. Bunu bir diğer perspektifte incelersek, kayıtlı insan tarihi kabataslak 5.000 yıldır. Yani bir uçtaki yıldızdaki ışığın diğer uca ulaşması bu kayıtlı tarihin 20 katı kadar sürer.

Galaksimizden öteye gidersek, en yakın Adromeda Galaksisi'ne 2 milyon ışık yılı isteriz. Şuan gördüğümüz ışık orayı, atalarımızın ilk taşlı aletleri kullanmaya başladığı zamanda terk etmişti bile.

Son durağımız ise görünür evrenin ucu. Sürekli genişlemekte olan evrenin uzaklığını ölçmedeki ustalık isteyen nokta burası işte. Gördüğümüz en uzak noktadan gelen o ışık, Evren'de Dünya’nın varoluşlundan 3 katı kadar zamandır ilerliyor! Yaklaşık 14 milyar yıl! Ama burada bir nokta var: Evren'in uzak noktasının bizden 14 milyar ışık yılı uzakta olduğunu söyleyemeyiz.

Neden peki? Çünkü bu zaman içinde evren daha da büyüyor! 14 milyar yıl uzaktaki bir galaksiden gelen ışığın bizim küçük gezegenimize ulaşmasına kadar geçen o tarif edilmez zamanda galaksi çoktan uzaklaşmıştır. O bilinmez bölgeye olan fiziksel uzaklığımız, evrenin genişlemesini durdurduğumuz ve bir mezura çektiğimiz takdirde, şuan yaklaşık 46 milyar ışık yıl tutar! Işık yılında bile bu uzaklığı ölçmek çok büyük rakamlar gerektirirken tanıdık bir birimde ölçersek, ortaya çıkan rakamı algılamakta güçlük çekeriz.

Anlayacağınız, genişleyen evrende ışık yılı birimi bile kâğıtlara sığmamaya başlarken dünyadaki birimleri kullanmak akıllıca olmaz. Akıllıca olmaz demişken, Evren bu hızla genişlerken ve yakın gelecekte sahip olduğumuz görünür evrenin ufkuna ulaşma düşüncesini ele alırsak başka birimlere ihtiyaç duyabiliriz.



Işık Hızını Aşan Şeyler Neler?

Evrenin başlangıcından beri var olmasına rağmen bilim insanlarını şaşırtmaya devam eden ışık, neredeyse bilinen tüm şeylerden daha hızlıdır. Sadece bir saniyede 299.792.458 metre yol katedebilen (boşlukta, ilerlediği konuma göre hızı farklılık gösterebiliyor) ışık, sahip olduğumuz en gelişmiş araçlardan çok daha hızlı olmasına rağmen evrenin büyüklüğünde göz önüne alındığı zaman yavaş kalıyor. Bu nedenle ışıktan daha hızlı olabilecek şeyleri araştıran bilim insanları, bazı teorilere göre geçilmesi imkansız olan ışık hızını geçmeyi başarmış veya başarabilecek olan şeyler keşfetmişler.

Big Bang

Evrenin başlangıcı olarak kabul edilen Big Bang, uzayın ışıktan çok daha hızlı bir şekilde genişlemesini sağlamıştır. Bazı bilim insanları bu genişlemenin ‘nothing can go faster than light’ (hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez) sözüyle uyumlu olduğunu söyler. Big Bang ile genişleyen uzay, kütleye veya hacme sahip olmadığı için ünlü cümlede yer alan ‘nothing’dir (hiçbir şey). Bundan ötürü ışık hızını hiçbir şeyin aşamayacağını belirten teoriler Big Bang ile ters düşmez.

Işığın Görüntüsü

Bu çok ilginç bir tartışma konusudur. Bazı bilim insanları, ışığın görüntüsünün ışıktan çok daha hızlı hareket ettiği durumların olabileceğini söyler. Bu duruma örnek vermek adına elinde lazer olan bir adam ve A, B isimli 2 farklı gezegen hayal edelim. Adamın bulunduğu yer, A gezegeni ve B gezegeni birbirinden 100 ışık yılı uzaklıkta olsun. Son olarak da A ve B gezegenleri arasında dev bir platform olduğunu düşünelim (lazeri belli eden türden bir platform). Sabit bir konumda bulunan ve hiçbir şeyden etkilenmeyen lazerli adam, A ve B gezegenlerine lazeriyle ışık tutsun. İlk olarak A gezegenine ışık tutan adam, bir süre sonra B gezegenine lazer tutmak ister ve iki gezegenin arasında bulunan platform üzerinden lazerin ışığını yürüterek lazerini B gezegenine kaydırır. İşte olay bu noktada ilginçleşir. Sıradan bir bilek hareketiyle lazerini A gezegeninden B gezegenine, yani 100 ışık yılı uzağa kaydıran adam ışık hızını algısal olarak aşmayı başarmıştır. Adam, ışıktan daha hızlı hareket ettiği düşünülen ‘ışık görüntüsü’ sayesinde lazerinin anında B gezegenine vardığını görür ancak bu olay aslında sadece algılarında böyledir. Işığı oluşturan fotonlar ışık hızında ilerlerler. Lazer ne kadar hızlı şekilde, ne kadar çok döndürülürse döndürülsün, fotonların düştüğü konumlar lazerin A gezegeninden çıkarak platfomdan geçmesini ve B gezegenine ulaşmasını gösterecektir. A ve B gezegenlerinde bulunan gözlemciler de lazerin en fazla ışık hızında ilerlediğini görebilirler ancak ışık hızı asla aşılmaz.. Bazı bilim insanları ışık görüntüsünün de ‘nothing’ (hiçbir şey) olarak algılanması gerektiğini savunurlar çünkü ışık görüntüsü ne enerji, ne veri, ne de net bir bilgi taşıyabilir. Tüm bunlara rağmen ışık hızını aşmayı başarmak, bu sıralamada yer almak için yeterli.

Kuantum Dolanıklığı

Einstein’ın ‘ürkütücü’ olarak nitelendirdiği kuantum dolanıklık teorisi, birbiriyle eşleşmiş olan iki farklı parçacığın birbirine bağlı şekilde hareket etmesidir. Örneğin ilk olarak iki elektronu yan yana getirelim. Birbirlerini etkileyecek olan elektronlar, bir süre sonra uyumlu bir şekilde hareket etmeye başlayacaklardır. Bu noktadan sonra elektronlardan birisini bulunduğumuz konumun milyonlarca ışık yılı uzağına yerleştirelim ve eşleşmiş olan elektronu titreştirelim. Titreşen elektronun eşi, çok uzakta olmasına rağmen gerçekleşen titreşim hareketini anında fark edecektir ve titreşim hareketinin tam tersini uygulayacaktır. Eşi aşağı doğru yöneliyorsa yukarı, sağa doğru yöneliyorsa sola, ileri doğru yöneliyorsa arkaya doğru hareket eden elektron, ışık hızından çok daha hızlı (bazı bilim insanları 10.000 kat daha hızlı olduğundan bahsediyor) şeylerin olduğunun en büyük kanıtlarından birisidir.

Solucan Deliği

Uzay-zaman bütünlüğündeki kısa yol olarak adlandırabileceğimiz solucan delikleri, ışığın milyonlarca senede katettiği yolu sadece birkaç saniyeye indirgeyebilir. Bu nedenle belki solucan deliğinin değil ama solucan deliğinden geçen her şeyin ışıktan daha hızlı olduğunu söyleyebiliriz.