Mehmet Fahri Sertkaya  - 10 Temmuz - 2014




Işıktan hızlı gitmek yerine geminin önündeki uzayı katlayan ve arkasındaki uzay boşluğunu yufka gibi açan Warp motorları ışıktan 10 kat hızlı yolculuğa izin veriyor. Hem de Evren’in trafik polisi Einstein’ın ışık hızı sınırını aşmadan!
Ancak bir sorun vardı: Uzay boşluğunu bükmek için en az Jüpiter kütlesi büyüklüğünde yakıt kullanmak gerekiyordu. NASA Gelişmiş İtki Çalışma Grup Müdürü Dr. Harold White ve ekibi, yeni Warp motoru tasarımıyla bu sorunu büyük ölçüde çözdü.
Artık sadece 500 kg egzotik madde yakıtıyla yakın yıldızlara 6 ayda gitmek kağıt üstünde mümkün. Güneş Sistemi’nin dışına çıkan Voyager 1’in (doğru yönde gitseydi) bize en yakın yıldız sistemine 77 bin yılda ulaşacağını düşünürsek bu olağanüstü bir gelişme.

Geriye Evren’de gerçekten egzotik madde olup olmadığına ve pratikte bir Warp gemisi inşa edip edemeyeceğimize bakmak kalıyor. Harold White bunun üzerinde çalışıyor.




Gerçek Atılgan

Warp motorlu uzay gemileri geliştirmeyi başarırsak 50 ışık yılı mesafeye kadar olan yıldızları, insanları buzdolabında dondurmadan veya gemide doğup büyüyen torunlarımızı görmeden, Mars’a gider gibi kısa sürede keşfedebileceğiz. 
Böylece Kepler uzay teleskopu ile Dünya’daki diğer teleskopların bulduğu 1795 gezegenin büyük kısmını insanlı yıldızlar arası uçuşlarla bizzat ziyaret edeceğiz.


NASA’nın yeni tasarımı şaşırtıcı derecede Atılgan’a, daha doğrusu Uzay Yolu tarihindeki ilk Warp sürücülü keşif gemisine benziyor. Bu da Uzay Yolu’nun üreticilik açısından önümüzdeki 50 yıl boyunca marka değerini koruyacağı anlamına geliyor.
Bilim adamları kusursuz bir kuantum kütleçekim kuramı geliştirdiği zaman, ışıktan hızlı yolculuk etmek büyük ihtimalle çocuk oyuncağı olacak. Ancak gelin biz acele edelim ve gerçekçi hayal gücünün kanatlarıyla yıldızları şimdiden keşfe çıkalım.


Uzay kaşifleri

Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson; meslektaşı ve manevi öğretmeni olan Carl Sagan’ın 80’lerden bu yana 600 milyon kişiye ulaşan ünlü Kozmos belgeselinin yeniden çevriminde uzayı keşfetmek için “Hayal Gücünün Gemisini” kullanıyordu.
Oysa NASA’nın warp motorlu yıldız gemisinin resimlerine baktığımızda, gerçek teknolojinin çoktan hayal gücüne yetiştiğini görüyoruz. Teknoloji Evren’de ışıktan hızlı yolculuk ederek uzak yıldızlara erişme hayalimizi gerçekleştirmek üzere ve NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’ndeki gizli Eagleworks çalışma grubunu yöneten Dr. Harold White ile ekibi bunu başarmaya yeminli.


İlk bakışta bu sayfalardaki resimleri hazırlayan grafik sanatçısı Mark Rademaker’in boş hayal peşinde koştuğunu düşünebilirsiniz (sanatçı Uzay Yolu Gelecek Kuşak dizisindeki bilgisayar konsollarının grafiklerini hazırlayan Mike Okuda’nın danışmanlığından yararlanarak hazırladı bu görselleri). Oysa ışıktan 10 kat hızlı yolculuk etmeye izin veren yeni Warp motoru için gereken yakıtın 500 kg’a düşürülmesi Amerikalıların doğru yolda olduğunu gösteriyor.


Nasıl çalışıyor?

Uzayda ışıktan hızlı yol almakta kullanılabilecek teknolojileri NASA’dan Warp Drive Projesi adlı yazımızda ve Popular Science Türkiye dergisinin Ekim 2013 sayısında anlattık.
Başka gezegenlere solucan delikleriyle ve yıldız geçitleriyle ulaşma konusunu da Kuantum Fiziğinde Uzaktan Etki Solucan delikleriyle Açıklanabilir mi? yazımızda ele aldık. Bu makalede ise yeni Warp sürüşlü yıldız gemisiyle ilgili güncellemeleri aktarıyoruz.

Resimde gördüğünüz gibi yıldız gemisi iki metal halkayla sarılmış durumda. Bu halkaların içindeki bobinlerden geçen elektrik akımları uzay gemisinin çevresinde bir Warp köpüğü üretiyor.

Bu görünmez enerji alanı, geminin uzayı bükerken yanlışlıkla kendisini de ezip parçalamasını önlüyor. Warp köpüğünün hemen dışında, geminin burnunun az ötesinde, halka şekilli Warp motorları uzayı halı gibi katlıyor. Geminin kıç tarafında ise uzayı yufka gibi açıyor.
Böylece gemi uzayda hızlanmadan, uzayda tek adım atmadan boşlukta yol alıyor. Aslında uzay gemisi hiç kımıldamıyor; fakat uzay boşluğu tıpkı bir fabrikadaki taşıyıcı bant gibi hareket ederek gemiyi beraberinde ışıktan hızlı bir şekilde taşıyor. Bu etkiyi Warp gemisinin motorları oluşturuyor.


Ne yakıtı?

Warp motorlarının uzay-zamanı bükmesi için muazzam miktarda enerji gerekiyor. Ne benzin, ne roket yakıtı ne nükleer enerji ne de füzyon enerjisi buna yeterli. Nitekim Uzay Yolu’nda yakıt olarak antimadde kullanıyor. Ancak iş uzay-zamanı bükmeye gelince mesele sadece yüksek enerji üretmek değil. Bize bir de uzay-zamanı bükme kabiliyetine sahip alışılmadık bir yakıt lazım.


Her ne kadar antimadde maddeyle temas ettiğinde büyük bir patlamayla yok olsa da antimadde Evren’i bükmeyi başaramıyor. Bunun için sıra dışı özelliklere sahip egzotik madde kullanmak gerekiyor.


Evren’de egzotik madde olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu. Egzotik madde varsa bu albenili resimleri gerçek hayata dökebilir, kâğıt üzerindeki hesaplamaları kullanarak tersanede gerçek bir warp motoru inşa edebiliriz. Yine de teorik gelişmeler sevindirici.1


Dr. White ve ekibi, ışıktan 10 kat hızlı gitmeyi sağlayan 10 metre çapındaki bir warp köpüğü oluşturmak için sadece 500 kg egzotik maddenin yeterli olduğunu gördüler. En yakın komşumuz yaklaşık 4 ışık yılı uzaktaki Proxima Centauri olduğuna göre bu hızla oraya 5 ayda gidebiliriz!


Düşünün, 1500′lerde Avrupalılar Kuzey Amerika’ya 3 ayda gidiyordu. Biz ise warp sürücüsü ile James Cameron’un Avatar filmindeki Venture Star gemisinden çok daha kısa sürede yakın yıldızlara erişebiliriz.


Yeni dünyalara yerleşmek

Bu durumda Dünya’dan 20 ışık yılı uzaktaki Gliese 581g adlı ötegezegene de iki yılda ulaşacağız. Macellan’ın yelkenli gemisiyle Dünya’nın çevresini 3 yılda dolaştığını düşündüğümüzde müthiş bir yolculuk bu.

Gliese 581g Dünya’ya benzeyen bir gezegen ve belki de bu gezegende hayat var. Bu bağlamda, ışıktan hızlı yol alan yıldız gemileri uzayda hayat olan başka dünyalar bulmamızı kolaylaştıracak (Her ne kadar Gliese 581g’nin yerçekimi Dünya’dan 4 kat kuvvetli olsa da bu durum gezegende hayatın gelişmesine mani değil).


Nasıl yakıt tasarrufu sağladılar?

Bilim adamları warp köpüğü için gereken yakıt miktarını warp köpüğünü titreştirerek azalttı. Kağıt üzerinde yapılan hesaplamalarda, warp köpüğünü titreştirmenin uzay-zamanın “sertliğini aldığını” ve uzay boşluğuna tıpkı sıcak suda yumuşayan sakal gibi esneklik kazandırdığını görüyoruz.


Peki ne zaman ışıktan hızlı yolculuğa çıkıyoruz? Belki 50 yıl içinde. Çünkü warp sürüşü için iki şeye ihtiyacımız var. 1) Fizikçilerin araştırdığı kuantum kütleçekim kuramı warp motorlarına izin vermeli (Görelilik Teorisi izin veriyor). 2) Evren’de warp motorlarında kullanılacak egzotik madde olmalı.


Bilim adamları soruların yanıtı bilmiyor ama söz konusu şartlar yerine gelmiyorsa ve kuantum kütleçekim kuramıyla normal maddeyi egzotik maddeye dönüştürmeyi başaramıyorsak, ışıktan hızlı yolculuk eden uzay gemileri inşa edemeyeceğimizi söylüyorlar.


Ancak Harold White warp motorları için egzotik madde kullanmaya bile gerek olmadığı görüşünde ve bunu yeni bir tür warp motoru geliştirerek kanıtlamaya çalışıyor!
Dr. White ve ekibi Kuantum İticiler denilen yeni bir motor geliştiriyor. Kuantum İticiler laboratuar testlerinde başarılı olursa, warp gemileri varlığı tartışmalı egzotik madde kullanmadan, yani bildiğimiz fiziğin dışına çıkmadan uzayda ışıktan hızlı yolculuk edebilecek. İşte bu yüzden warp gemileri önümüzdeki 50 yılda gerçek olabilir. Kuantum iticilerin nasıl çalıştığını yazımızın ikinci bölümünde anlatacağız.
-------------------------------------------------------------------------------------------------

NASA IŞIKTAN HIZLI GİDEN UZAY MEKİKLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR


Oğuz Sezgin - 07 Ekim 2012

Yıldızlar arası yolculuk için ilk adımlar atıldı ama yine de yıldızlar halen çok uzak. Voyager 1 dünyadan 17 ışık saati uzakta ve ışık hızının yüzde 0,006’ sı kadar bir hızla seyahat ediyor . Hesaplandığında 17,000 yıl , bir ışık yılına denk geliyor. Neyse ki, ışık hızında yolculuk için geçmişte yaşanan zorluklar yeni teorik gelişmelerle evrildi ve NASA’ nın test donanımlardaki gelişmeyle sanal olarak uzay-zaman eğrisinin bükülmesi ölçülebildi. Işık hızı 1994’ e kadar tümüyle kurgusal bir konseptti.

Fakat Miguel Alcubierre’ in öngördüğü ışıktan daha hızlı yolculuk (faster-than-light,FTL) teorisiyle bunun mümkün olduğunu gösterdi. Bunun içinse uzay- zamanın düzlemin içinde bir warp balonu yaratarak, süperluminal hızda hareket etmek mümkün olacak.Kulağa sanki bir uçan halıda yolculuk etmek gibi geliyor. Genel kanaat hiçbir madde ışıktan daha hızlı yolculuk yapamaz, uzay-zamanda ışık hızına erişebilecek bir cismin olamayacağı idi. Elimizdeki tek ipucu ise evren yaratılırken, kozmik şişme gerçekleştiğinde uzay zaman genişleme hızının ışık hızından 30 milyon kat daha hızlı olduğu.



Alcubierre teorisine göre öndeki konumsal sıkışma ve arkada kalan konumsal genişleme

Warp etkisi yerçekimsel etkiler kullanarak, uzay gemisinin önündeki uzay-zamanı sıkıştırarak, gerisindeki uzay-zamanı genişletiyor. Bir miktar uzay-zaman warp balonu ile düzleşerek, böylece uzay gemisi sıfır yerçekiminden genişleyen ve sıkışan uzay-zaman dalgasında yüzebiliyor.

Bu etki sörf yapmaya benziyor fakat biraz farklı. Sörf yaparken dalgayı neredeyse durağan bir şekilde bekler gibi düşünürsek ama dalgayı beklerken siz de dalgayla aynı hızda gidiyorsunuz gibi düşünün. İşte net etki buna benziyor. Bazı teorik çalışmalara göre, warp balonunun ışık hızından 10 kat daha hızlı gidebileceği söylense de halen potansiyel hızın limiti bilinmiyor. Aslında prensipte subliminal( ışık hızından daha yavaş) bir warp balonu yaratılarak, yolculuk yapılabilir ise de , ışık hızında yolculuk yapmak varken bu gerçekten zekice bir seçim değil. Buna karşın ışık hızını % 90’ ına bile yakın bir hızda seyahat etmek, halen ancak kitaplarda yazılandan öte değil.


Süperluminal warp motorları negatif enerji gerektiriyor ve warp balonunu basınçla şekillendirerek yönetmesi gerekiyor. Bu tarzdan özelliklere sahip maddeler klasik fizikte yer almıyor.

Bununla beraber; kuantum fiziğinde negatif enerji fenomenine ilişkin kayda değer bazı olasılıklar olmasına rağmen, gerekli warp balonunu üretecek kadar uygun gözükmüyor.

Diğer bir problem warp balonu yaratmak için çok büyük bir negatif enerji gerekiyor. Alcubierre orijinal modelinde ise,küçük bir uzay gemisini ışık hızından on kat daha hızlı yol aldıracak kadar bir negatif enerji yaratmak için evrenin tüm kütlesinden daha fazla enerji yaratmak gerekiyor. Fakat model üzerinde yapılan düzeltmelerle enerji gereksinimi birkaç yüz kilogramlık negatif enerjili maddeye düşürüldü. Halen bu maddeyi nasıl elde edeceğimiz bilinmiyor fakat teorinin olabilirliği oldukça arttı. Negatif enerji ve negatif basınca sahip maddeler genellikle egzotik madde olarak adlandırılıyor ve haklarında hiçbir şey bilinmiyor. Buna rağmen, diğer bir olasılıkta karanlık enerji kullanarak uzay-zamanı genişletmek. Artık karanlık enerjinin varlığı kabul ediliyor. Karanlık enerjinin evreni genişleten en büyük enerji olduğu biliniyor.

Evrenin yaklaşık dörtte üçü karanlık enerjiden oluşuyor ve bir litre karanlık enerjinin gücü on hidrojen bombasına denk geliyor. Böylece karanlık enerjiyle çalışan warp motorları kolaylıkla bu görevin üstesinden gelebilir. İşte bu nedenle imkansız olduğu anlamına gelmez. Bütün her şeyi bir persfektife koyarsak, manyetizmayı düşünmek lazım.

Yıldızlararası manyetik alan bir nanoTesla kadar yani, dünyanın manyetik alanının binde ellisi kadar. Bütün bunları bilsek bile, manyetizmayla pratik açıdan mücadele etmek oldukça farklı. Buna karşın, ufak bir nadir dünya mıknatısı, yıldızlararası alandan 100 milyon kat daha güçlü olabilir.

Fakat bu olasılıkları göz ardı etmek pek mantıklı değil.

Warp Balonu Simetri Problemi

Bütün warp balonlarını açmak ve kapamak halen bilinmeyen zorluklar içeriyor. Sadece bu prosesi birleştirmek değil, modelleri analize etmekte oldukça komplike.

Ayrıca warp balonları simetrik olduğundan, hangi yöne hareket edileceğine karar vermek lazım. İşte bu ikileme warp balonları için olan rölativistik teoriyi yeniden düzenleyerek çözüm getirilebilir fakat teorik analiz yanlış olacaktır. Fakat hataların sonucu kaybetmeden düzeltilebileceği yeterince açık değil.

Diğer problemlere gelecek olursak,superluminal warp motorları warp alanını ön tarafta oluşturmalı ki, ışıktan daha hızlı seyahat edilebilsin. Eğer mekiği süperluminar warp balonunun içinde kontrol etmek imkansızlaşırsa, bu uzay mekiğinin sonsuza kadar yolculuk etmesine neden olabilir ta ki bir şeylere çarpana kadar. Warp balonu dışarıdan herhangi bir nesneye çarparsa ne olacağı hakkında hiçbir fikir yok.

Pek çok modelde süperluminar warp balonların ayrıca görünmez olay ufukları (normalde kara deliklerde olur) yaratarak, yüksek derecede Hawking radyasyonu üreteceği belirtiliyor. Bazı bilim adamları mekiğin bu radyasyon nedeniyle yanacağını bazıları ise problem teşkil etmeyeceğini düşünüyor. Bu tarz problemler aşılacağa benziyor.

NASA's White-Juday Warp Alan İnterferometresi 1 cm 'lik alanda uzay-zaman bükülmesini inceleyebilir. 

 

Warp balonu yapılmadan önce , farklı türden fiziksel girdilerin uzayı gerçekten nasıl bükeceğini bilmek iyi olurdu. İşte bu niyetle NASA yeni White-Juday Warp Alanı İnterferometresi (WFI) kullanıyor.

WFI sıradan bir interferometre , nanometreye kadar uzunluk değişimlerini ölçebilecek kadar hassas. Bu durumda aynaları hareket ettirmekle yol uzunluğu değişmezken, çok küçük deneysel bir boyutta uzay-zaman bükülebiliyor. Uzunluk değişimlerinde milyonda bire kadar hassaslıkla değişim ölçülebiliyor.



Pozitif uzay bükülmesinin işareti

Pozitif uzay bükülmesinin işareti Cihaz ilk olarak ekstrem yüksek voltaj halka elektrotunda yaratılacak elektrik alanda olan bükülme olup olmayacağını test edecektir. Eğer gerçekleşirse, sonuç olarak, yukarıda soldaki optik sinyalin benzeri görülecektir. Sinyal analiz edilir edilmez, yüklenen halkanın bükülme miktarıyla oluşturduğu konum fonksiyonu görülecektir.

Pratik açıdan warp hızı hakkında oldukça çok efor sarfedilip, mümkünlüğü küçük çapta da olsa kesinleştirilmelidir. 2022 ‘ ye doğru Alcubierre-stili ışık(warp) hızında yolculuğun mantıksal açıdan mümkünlüğü büyük oranda kesinleşecek.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Farklı bir bakış açısı..

IŞIKTAN HIZLI YOLCULUK HAYALLERİ...

7 Ağustos 2012

Işık, atom altı bir parçacık olan "foton"lardan oluşur. Bu fotonların bizim gözümüz tarafından algılanabilen dalgaboyuna sahip olanlarına biz ışık diyoruz.

Devam edelim o zaman. Aynen foton gibi "ışık hızı"nda yol alan başka kütlesiz atom altı parçacıklar da var. mesela "graviton" ve bazı "bozon"lar gibi. Dolayısıyla, ışık hızı dediğimizde aklımıza gelmesi gereken şey; "kütlesiz parçacıkların ulaşabileceği maksimum hız" olmalı.

Şu ana kadar, ışıktan (yani fotondan) daha hızlı hareket eden kütleli bir atom altı parçacığın varlığı ispatlanmış değil. Bazı nötrinoların ışık hızından bir miktar daha hızlı yol aldığına yönelik yapılan bir takım açıklamalar vardı fakat bu açıklamalar "hata mı yaptık acaba, gelip bir el atın şu işe de doğrusunu öğrenelim" minvalindeki bir yan açıklama ile birlikte sunuluyordu. Zaten daha sonrasında hata yapıldığı, nötrinoların asla ışık hızına ulaşamadıkları ortaya çıktı.

Bilinmesi gereken başka bir şey daha var ki, bazı atom altı parçacıkların ışıktan "az veya çok" daha hızlı hareket ettiği günün birinde gözlemlense bile, bu durum ışık hızında hareket edilebileceği anlamına hiçbir şekilde gelmiyor. Çünkü, "kütleli" cisimlerin bu hıza ulaşması "konvansiyonel yöntemlerle" mümkün değil. Bunu biz değil, Einstein'ın o anlı şanlı E=m.c2 formülü söylüyor.

Konvansiyonel yöntemden kastımız şu: Çalışma prensibi ne olursa olsun; çok güçlü, hayvani güçlü, öküz gibi güçlü süper mega ultra bir roket kullanarak ışık hızına erişemezsiniz. Bakın ışıktan hızlı gidebilirsiniz demedim; "erişemezsiniz" dedim. Niye? Çünkü roket, aynen sen ben gibi kütleli bir cisimdir ve ışık hızına erişmesi mümkün değildir. Bunun nedenleri uzun uzun yazılabilir ama uğraşmayalım.

Dahası var: Işık hızını aşınca öyle zamanda geriye gideceğiz, ileri uçacağız, şu olacak, sonuç nedenden önce gelecek vs gibi şeylerin de tamamı "fantazi"dir. Eğer bir gün ışıktan hızlı hareket etmenin yolu bulunursa, bunun getireceği tek sonuç; "ışıktan hızlı gitmek" olur. Zaman yolculuğudur, uçmaktır kaçmaktır geçin bunları...

Bu kısmı anladık sanırım. Bir cismin (burada uzay gemisi olması lazım) daha hızlı iterek, daha hızlı ve güçlü roketler kullanarak bu hıza ulaşması fiziksel olarak mümkün değil. Bildiğimiz fizik yasaları buna izin vermiyor. Dolayısıyla ışık hızını aşmak veya ışık hızına ulaşmak için daha farklı yöntemler gerek.

Bugün bilebildiğimiz ve hayal edebildiğimiz kadarıyla ışık hızını aşmanın 2 yolu var: Warp Drive ve Solucan Deliği. Warp Drive dediğimiz şey; Einstein'ın "uzay zaman eğridir" öngörüsüne dayanarak, madem biz ışıktan hızlı gidemiyoruz, o halde biz hareket edeceğimize çevremizdeki uzay hareket etsin düşüncesiyle ortaya atılmış bir yöntem. Solucan deliği de malumunuz; uzay-zaman düzlemini eğip bükerek çok uzun bir mesafe için kestirme bir yol oluşturmak...

Warp drive, solucan deliği fenomenine göre yapılabilirlik adına 100-200 adım önde duruyor. Fakat, bunu başarabilmek için gereken teknolojiye dair bilgimiz olmadığımız gibi, bu teknolojinin teorik altyapısına bile sahip değiliz. Solucan deliği meselesi ise, başlı başına zaten bir efsane. Henüz teorisini bile tam anlamıyla oturtamadık.

Hatta, şu sıralar denenen plazma motorları ile gayet yüksek hızlara ulaşmamız mümkün fakat dediğim gibi, bu yöntemle kütleçekimi etkilemek, zayıflatmak, yönlendirmek falan gibi bir durum yok. Plazma motorlarıyla elde edilebilecek hız, en iyimser ihtimalle mars'a 1 ay civarında varmamıza yarıyor. Bu arada, 1 ay diyoruz ama, göndereceğimiz o ultra hızlı aracı nasıl durduracağımız hakkında pek bir fikrimiz yok, onu da söyleyeyim.

Bilimle bir biçimde ilgili olan herkesin bilmesi gereken o ki; bugünkü teknolojimizle bırakın ışın hızını geçmeyi, ona ulaşmamız veya yakınlaşmamız dahi söz konusu değil. Önümüzdeki 100 yıl içinde gerçekleşebilecek keşiflerle ışık hızına yaklaşabilmemiz mümkün olabilir fakat, günümüz fiziği ışık hızının geçilemeyecek olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Fiziksel olarak geçilemeyeceği ispatlanmış olan ışık hızını ancak warp drive benzeri yöntemler yahut bugünkü fizikle açıklayamadığımız ve aklımıza gelmeyen yöntemlerle geçebiliriz. Onun haricinde bir cismi "daha güçlü", "daha hızlı" iterek ışık hızına ulaşmamız mümkün değildir. Bunu aklınıza bile getirmeyin.


Yeri gelmişken, ışıktan daha hızlı hareket etmeyi başarırsanız, çeşitli gökcisimlerine "dünyadaki sabit bir gözlemciye göre" ne kadar sürede ulaşırsınız bir bakalım:

• Işık hızının iki katı bir hızla yol alırsanız, bize en yakın yıldız Proxima Centauri'ye ulaşmanız yaklaşık 2 yıl sürer.

• Işık hızının on katı hızla yol alırsanız, Kutup Yıldızı'na ulaşmanız 43 yıl sürer.

• Işık hızının yüz katı hızla yol alırsanız, en parlak yıldızlardan biri olan Deneb'e ulaşmanız 32 yıl sürer.

• Işık hızının bin katı hızla yol alırsanız, en yakın küresel yıldız kümesi M80'e ulaşmanız 28 yıl sürer.

• Işık hızının on bin katı hızla yol alırsanız, en yakın cüce galaksi Büyük Macellan Bulutu'na ulaşmanız 16 yıl sürer.

• Işık hızının yüz bin katı hızla yol alırsanız, en yakın sarmal galaksi Andromeda'ya ulaşmanız 25 yıl sürer.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Warp Teknolojisi ve Işıktan Hızlı Yıldız Gemisi Projesi

15-05-2016

İnsanoğlunun Dünya dışındaki ilk adımı Ay'a oldu. Sırada ise Mars beklemekte. Ancak bu adımlar, biz Dünya insanları için çok büyük olsa da, Evrensel boyutta, yan komşumuzun kapısını çalmak bile olmayabilir. Ancak ne olursa olsun, bilim adamları araştırmalar yapmakta ve Evren'i keşfetmek için daha uzaklara yolculuk yapabilmek adına çalışmalarına devam etmektedirler. Bildiğiniz üzere Evren'deki nihai hız sınırı olarak ışık hızı gösterilmektedir ve hiçbir hızın ışık hızını geçemeyeceği de düşünülmektedir. Peki o zaman ışık hızına ulaşırsak ve ışık hızında yolculuk yapabilecek uzay gemileri yaparsak, o zaman Evren'i keşfedebilecek miyiz ? Kesinlikle hayır. Çünkü ışık hızı denen ve saniyede yaklaşık 300.000 km'ye ulaşan bu hız Evrensel boyutta bizlere kesinlikle yetmeyecek ve karınca misali ilerlememizi sağlayacaktır.


O zaman biz Dünya insanı olarak Evren'i nasıl keşfedeceğiz ? Uzaklara nasıl ulaşacağız ? Bu soruların 2 adet yanıtı olabilir. Bunlardan biri; ışık hızı bizim bildiğimiz gibi Evren'deki en yüksek hız değil ya da yolculuk yapmak için kullanılan, bizim bilmediğimiz başka varyasyonlar da bulunmakta. İşte bilim adamları ve araştırmacılar burada devreye girerek hem ışık hızı, hem de başka varyasyonlar üzerinde çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalardan en önemlisi Warp teknolojisine bu konuda değineceğim. Evren'de yolculuk yapmamızı kolaylaştıracak ve çok daha uzak galaksilere ulaşmamızı sağlayacak olan Warp teknolojisi hemen hemen herkesin düşündüğü gibi ışık hızından daha hızlı gidecek bir teknoloj değildir. O halde ışıktan daha hızlı değilde ve ışık hızı da evrensel boyutta zaten karınca yürümesiyle eşit seviyede ise Warp teknolojisinin ne anlamı var ? Warp teknolojisi ışıktan hızlı olmasa da ışıktan daha hızlı gitmemizi sağlamaktadır. Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, NASA'da bulunan araştırmacılar, Warp motoru teknolojisini labaratuvar ortamında geliştirmeye başladılar. Yapılan bu çalışmaların ve araştırmaların başında Harold Sonny White bulunmaktadır.


Warp motorlarının çalışma prensibinde ışıktan daha hızlı gitmek yatmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda yapılacak olan uzay gemisi bir şekilde 2 adet halka benzeri metal ile çevrelenecek ve bu halkalar uzay gemisinin etrafında dönecektir. Bu halkaların dönmesi ile oluşan elektrik akımları uzay gemisinin etrafında bir "Warp Köpüğü" ya da "Warp Balonu" oluşturacaktır. Oluşturulan bu köpük ya da balon adı verilen enerji alanı, uzay gemisinin uzayı büktüğü sırada hasar almamasını ya da parçalanmamasını önlemek içindir. Warp teknolojisi ile yerçekimsel etkilerin kullanılmaması düşünülmektedir. Warp gemisinin hemen dışında bulunan, Warp köpüğünün de dışındaki halka şeklindeki Warp motorları uzayı halı gibi bükmekte, geminin arka tarafı ise uzayı tekrardan çarşaf gibi açmaktadır. Burada bir kafa karışıklığı olmaktadır. Daha basit anlatmak gerekirse; uzay gemisinin önü uzay-zamanı sıkıştırmakta, arkası ise uzay-zamanı genişletmektedir. Bu şekilde uzay gemisi sıfır yerçekiminden dolayı genişleyen uzay-zaman dalgası içerisinde yüzebilmektedir. Daha da basite indirgeyip Dünya'dan bir örnek vermek gerekise; sörfçüler, dalganın üzerinde dengelerini koruyarak, dalga hızıyla karaya doğru ilerlerler. Aslında sörfçü hiçbir şekilde yer değiştirmez, olduğu yerdedir. Sadece dalganın etkisiyle karaya doğru ilerlemektedir.


İşte Warp teknolojisi de buna benzemektedir. Uzay gemisinin önü uzayı sıkıştırırken, arkası da uzayı açmaktadır. Uzayı sıkıştırma ve açma etkisinden dolayı, uzay-zaman bir nevi dalga etkisi yaparak geminin hızın 10 katı daha hızlı gitmesini sağlayacaktır. Yani ışık hızından daha hızlı gidiyor olmayacak fakat üzerinde bulunduğu ve sıkıştırdığı uzay dalgaları ışık hızından daha hızlı olduğundan dolayı uzay gemisi de bu sayede ışıktan daha hızlı yolculuk yapabilecektir.


Zaten görelilik teorisine göre hiçbir madde ışıktan daha hızlı gidemez. Ancak bu kuram uzayın kendisi için geçerli bir kuram değildir. Ayrıca uzay gemisi için hiçbir roket ya da ateşeleme sistemi kullanılmamaktadır. Yani uzay gemisi kendi başına bir hızlanma gereksinimi duymamaktadır. Bunun nedeni Warp balonu veya Warp köpüğü sayesinde uzayda dalgalanma oluşturmaktadır. Birçok bilim adamı bu konuda çalışmalar ve araştırmalar yapmaktadır. Warp motoru fizik kurallarına göre mümkün müdür ? Fiziksel yaasalarına göre mümkün görünmektedir. Fakat böyle bir gemiyi yapıp amacına ulaştırmak mümkün müdür ? Bu soru şuan için muammadır. Deneyip görmekten başka bir şans yoktur. Ancak böyle bir projeyi denemek için bilinen fizik kurallarını bir kenara bırakarak, çok daha üstünde, yeni bir fizik geliştirilmesi de gerekmektedir. Ortaya atılan teorilere göre Warp balonu sayesinde yerçekimsiz ortamda sörf yapar gibi ilerleyen uzay gemisinin hızı en az ışık hızından 10 kat daha fazla olacaktır. Ayrıca yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya atılan başka bir teoride ise anti madde ve maddenin birbirlerini bir füzyon reaktörüyle yok etmesi sonucunda ortaya çıkacak olan muazzam enerji ile Warp-8 hızına ulaşılacağı da düşünülmektedir. Warp-8 hızı, ışık hızının 512 kat daha fazlasına (300.000 km x 512) eşittir. Fakat konu galaksiler arası seyahet ise bu hızlar bile yetmemektedir. Galaksiler arası seyahati bir kenara bırakıp, bize en yakın yıldız sistemi Alpha Centauri'ye bakmak gerekir. Dünya'dan uzaya gönderilen Voyager 1 uzay sondasının hızı saatte 62.136 km'dir. Bu hızla Dünya'ya en yakın yıldız sistemi Alpha Centauri'ye yolculuk yapacak olsaydık, 67.000 yıl geçmesi gerekmekteydi. Kısa bir bilgi vermek gerekirse, Alpha Centauri bize sadece 4 ışık yılı uzaklıktadır. Yani ışık hızıyla 4 yılda gidilebilecek en yakın yıldız sistemine Warp teknolojisiyle yaklaşık 5 ayda ulaşılma şansı vardır. Tabii ki bu durum ışıktan 10 kat daha hızlı gidildiği varsayılırsa geçerlidir. Hatta 15 gün içinde gidilebilir diyen bilim adamları da bulunmaktadır.


Her ne kadar bilim adamları Warp tekonolojisi üzerinde çalışmalar yapıyor olsalar da, önlerinde onları bekleyen çok büyük sorunlar da bulunmaktadır. Çünkü bu hıza çıkmak için kullanılacak olan enerji miktarının Jüpiter büyüklüğünde olması gerekmektedir. Bu da imkansızdır. İşte bu imkansız durumda bilim adamlarının imdadına Evren'de bulunduğu söylenilen egzotik madde devreye girmektedir. Egzotik madde nedir ? Egzotik maddenin birçok türü bulunmaktadır. Mesela fiziksel özelliklere sahip kuramsal parçacıklar egzotik madde olabilir. Bu parçacıklar fiziğin temel kurallarına aykırı olan parçacıklardır. En belirgin aykırılığı ise negatif kütleye sahip olmalarıdır. Negatif kütle, teorik fizikte normal kütlenin zıt işaretlisi olan varsayımsal madde kavramıdır, örneğin -2 kg. Kuramsal parçacıklar egzotik madde olabilir.


Örneğin; baryonlar, karanlık madde veya yüksek basınç altında bulunan sıra dışı madenler. Yani birçok seçenek bulunuyor. Ancak bu seçenekler bile bize teknolojik olarak çok uzaktalar. Her ne kadar böyle bir uzay gemisi yapılıyor olsa bile enerjiyi sağlayacak egzotik madde büyük sorun oluşturacaktır. Gerçekten uzay gemisi yapılır ve gerekli enerji de elde edilirse, o zaman bize 50 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlara ve gezegenlere bir şekilde ulaşılacak demektir. Bu arada 50 ışık yılı denilen uzaklık birimi, hâlâ bizim yan komşumuz denilebilecek bir uzaklıktır. İçerisinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi'nin büyüklüğü 100.000 ışık yılıdır. Yani Samanyolu Galaksisi'nin içinde bile rahat rahat gezmeyi ve keşifler yapmamızı sağlayamayan bu teknoloji ile diğer galaksilere gitmek hâlâ imkansızdır. Ancak 50 ışık yılı denen mesafe küçük görülmemektedir. Çünkü bugüne kadar keşfedilen birçok Kepler ve Gliese gezegenleri 50 ışık yılı içerisindedir. Yani Warp tekonolojisi ile yaşanabilecek birçok gezegene ulaşılabilir ve oralar kolonileştirilebilir.

Bilimadamları her yıl yeni fikirler üretmekte ve üzerilerinde birçok çalışmalar yapmaktadır. Bunları tek tek anlatmaya ve makaleyi matematik formülleriyle doldurmaya gerek yok. Çünkü matematik formülleri kafaları karıştıracaktır. Buraya kadar her şeyin sorunsuz gittiği varsayılsın; gemi yapıldı, enerji bulundu fakat bunların dışında zorlayan bir durum daha bulunmaktadır. Yolculuk sırasında eğer uzay gemisinin önüne bir engel çıkarsa ne olacak ? Bu konuda bilim adamları, otobanda 200 km hızlı giden bir acaın camına yapışan böcekleri örnek göstermektedir. Zaten bilindiği üzere Warp köpüğü ya da Warp balonu, gemiyi parçalanmaktan veya ezilmekten korumaktadır.

Fakat uzay gemisinin karşısına büyük bir cisim çıkarsa ne olacak ? Mesela bir gezegen. O zaman ne olacak ? İşte sorunlar burada başlıyor. Çünkü Warp motorlarının uzayı sıkıştırarak oluşturduğu dalgalanmada ilerlerken yön değiştirmenin imkanı yok deniliyordu. Ta ki, Kras Nikov'un Warp motorları için gereken enerjiyi çok küçük boyutlara indirilebilir demesine kadar. Şuanda bu konu üzerinde yapılan araştırmalar, mikroskobik büyüklükte bir gemi için denenmektedir. Ya içerisinde 1000 kişinin olabileceği bir uzay gemisi için nasıl bir enerji gereksinimi duyulacak ? Tabii ki dalgalanma sırasında dalgalanmaların yönünü değiştirmek için devasa bir enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır.


Uzay gemisine devasa bir enerjiyi sağlayacak olan bir teknoloji bulunmamakta ama üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalar bu enerjiyi sağlayabilecek olan maddenin takyonlar olduğunu göstermektedir. Takyonlar, ışıktan daha hızlı gittiklerinden dolayı Warp motorlarına gereken enerjiyi sağlayabilir diye düşünülmekte. Ancak teoride olduğu düşünülen, varlığı kanıtlanmamış sanal parçacıklar olması nedeniyle öncelikle takyonları bulmamız gerekmektedir. Bu parçacıkların bulunduğu düşünülürse, bu seferde ışıktan hızlı giden bu parçacıklar Evren'de bulunan neden-sonuç ilişkisini bozacaktır. Yani ışıktan bile hızlı olan bu parçacıklar yaşanmamış, yaşanacak olayların erkenden yaşanmasına neden olabilir denmektedir. Diğer bir sorunda Einstein'ın görelilik kuramına göre ışık hızına çıkıldığında zaman durur. Peki takyonlar ışıktan daha hızlıysa, o halde zamanda geriye gidilebilir diye görüşler de ortaya atılmaktadır.


Bu anlatılanlar fazlasıyla kafa karıştıracaktır ama ne olursa olsun bilim adamları vazgeçmemekte ve çalışmalarını sürdürmektedirler. Geminin bir inşasının bir sorun olmayacağını ancak enerji konusunda çok büyük sorunlar yaşayacaklarını düşünen bilim adamları bu tür bir yolculukta enerji sorununu ortadan kaldıracak son bir teori daha ortaya atmışlardır. Bu teoriye göre; böyle bir yolculuk yapmak için öncelikle ışık hızından daha yavaş ilerleyecek olan uzay gemilerinin yapılması ve bu uzay gemileri sayesinde gidilecek yere doğru uzanan bir enerji tünelinin inşa edilmesidir. Tabii ki bu teori çok masraflı ve imkansızdır. Çünkü Dünya'ya 10 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir gezegene doğru uzayda yapay bir enerji tünelinin oluşturulması binlerce yıl alacaktır.

Bu teori ortaya neden ve hangi amaçla atıldığı bilinmemektedir. Her ne kadar uçuk bir teoride olsa anlatmakta fayda var. Yapılacak bu uzay gemisinde başka ne gibi özellikler bulunacak ? Yansıtıcı kalkanlar, bilgisayarlar tarafından otomatik devreye girecek olan bu kalkanlar gözle görülemeyecek olan güç alanlarıdır. Warp köpüğü ya da Warp balonunun gemiyi dış etkenlerden koruyacağından bahsetmişti. Yansıtıcı kalkanlarda, Warp köpüğüne ya da Warp balonuna artı bir destek vermesi amacıyla düşünülmektedir. Saptırıcı ışınlar; uzay gemisi seyir halindeyken önüne çıkan küçük engelleri geminin önünden çekmeye yarayacak diye düşünülmektedir. Ancak bu ışınların gücünün yetmeyeceği yerde ise uzay gemisinin yönünü değiştirme planı devreye girecektir. Çekici ışınlar; çekici ışınlar, saptırıcı ışınların tam tersi çalışma prensibine dayanmaktadır. Yani uzay gemisinin önüne çıkabilecek maddeleri, uzay gemisinin önünden çekmeye yaramaktadır. Labaratuvar ortamında mikroskobik maddeler üzerinde başarılı bir şekilde uygulandığı da söylenmektedir. Tabii ki uzay gemisi üzerinde uygulanabilmesi için yine muazzam bir enerji gerektirmektedir. Yaşadığımız zaman içerisinde Evren'de her ne kadar büyük bir bilinmez olsa da, Dünya'nın birçok yerinde bulunan bilim adamları ellerinden geleni yapmakta ve Evrensel boyutta adım atabilmek için çalışmaktadırlar.

Bu makalede bulunan teoriler ve yapılması düşünülen projeler gerçekten çok büyük projelerdir. Belki günümüzde yapılabilecek projeler değildir. Ancak ileride elde edilecek teknolojilerle birlikte yapılabilirliği sağlanırsa temel oluşturacaktır. Ayrıca, Uzay Yolu dizisini ve bu dizide anlatılanları hatırlayanlar vardır. Günümüzde yapılması düşünülen Warp teknolojisine sahip uzay gemisinde, Uzay Yolu dizisindeki teknolojiler bulunmaktadır. Zaten >Warp-8 hızı ilk defa Uzay Yolu dizisinde duyulmuştur. Yapılanları ve yapılması düşünülenler yıllar öncesinden filmlerde ve dizilerde görülmektedir. Bu da demek oluyor ki, günümüzde izlediğimiz Hollywood filmlerinde gösterilen çoğu şey, belki de 50-60 yıl sonra gerçekleşecek projeler olarak karşımıza çıkabilir.
----------------------------------------------------------------------------------

 IŞIKTAN HIZLI OLACAK BİR UZAY GEMİSİ TASARLANIYOR-NASA

Bora SARAÇ , Süleyman KAYA

Nasa Bilim İnsanları, adeta bir Bilim Kurgu filminden çıkmış bir Uzay gemisi Tasarımladılar. Nasanın Johnson Uzay Merkezinden Dr. Harold “Sonny” White ve ekibindeki bir grup Bilim İnsanı 2010 yılından bu yana üzerinde çalıştıkları, Işıktan hızlı gidebilecek bir Uzay Gemisi tasarımını bir konferansla açıkladılar. Sanatçı Mark Rademaker tarafından illüstre edilen Gemi, oldukça şaşırtıcı ve bir Bilim Kurgu filminden çıkmış etkisi yarattı. Dr. Harold, dış Halkaların arasında kalan ve geminin ana hareket bölümününü oluşturan kısmının esas itici güç bölümü olduğunu ve yakıtının muhtemel olarak Nükleer olacağını belirterek, dış Halkaların bir Zaman/Uzay Bükücü işlevi görecek donanımı içereceği ve bükülen zamanın içinde ana hareketin itiş gücü, yerel bir hız seviyesiyle sağlanarak Einstein'in Işık Hızı aşılamaz prensibine ters düşmeden Işık Hızından çok daha hızlı bir hareketle Uzayda yolculuk yapılabileceğini açıkladı. Teorik fizikçi Miguel Alcubierre'in, Alcubierre Sürücüsü adını verdiği teoriksel kavrama dayanan tasarım ışık hızının belirli koşullar altında aşılması prensibine dayanıyor. Buna göre Dünyaya 4.36 ışık yılı uzaklıktaki en yakın Yıldız Alpha Centauriye ulaşım iki haftalık bir sürede gerçekleşecek...


Temel nokta bütünüyle Zaman/Uzayın bükülmesine dayanmakta. Bunun nasıl başarılacağının ise halihazırda üzerinde çalışılan bir konu olduğu belirtiliyor. Kuşkusuz zamanın bir boyut olarak kabulü bu işlemin işlevselliğini artırarak gerçekleşmesinin önünü açabilecektir. Bu da ancak, Karadelikvari çekimsel alanlar yaratabilecek bir kısım Manyetik Alanların yaratılması ile olanaklı görünüyor. Kuşkusuz bu sorunu çözebilecek donanımlar ise halihazırda deneme safhasında gibi duruyor. Bu noktada Philadelphia deneyi akıllara geliyor. Resmiyette inkar edilen o yıkıcı deneyin bir Tesla Tasarımı olduğu ve bu Tesla dökümanlarının hala onları çözmeye çalışan Amerikalı Bilim İnsanlarının elinde olduğu düşünülürse hızlı Uzay yolculuğunun bir Kurgudan çok, gerçekleşmeye doğru giden bir gelişme olduğu farkedilebilecektir. Gerekli olan ise sadece zaman...


Yine de herşeyin gerçekleşmesinin Dünya İnsanlığının ve Bilinen Evrenin yararına Olması en büyük temenni olmalı ve Barış ve Özgürlükçü, Bolluklu, Refah dolu Mutlu ve Adil bir Paylaşımın yolunun açılmasıdır...

 

Bilim kurguda Işıktan Hızlı Seyahat Yöntemleri